Skip to content

Ekim 22, 2018

Ligue 1 Notları S02E10

  • N’oldu Henry gelince bi izlemeye başladınız Ligue 1 falan?

  • “Samuel Grandsir beni çok heyecanlandırıyor çünkü ilk dönemlerime benzetiyorum” – Thierry Henry, takımla ilgili fikri sorulduğunda. Grandsir Henry’nin ilk maçında oyuna girdikten 1 dakika 51 saniye sonra kırmızı kart gördü. 
  • Yeni hocayla başlayayım. Ben Henry’nin televizyonda çok iyi olduğunu düşünüyorum. Yorumcu olarak değil, televizyoncu olarak. Sempatiklik ve karizma arasındaki çizgiyi harika buluyordu, anlamadığım bir şekilde Martinez’in yanına Belçika’ya gitti. Orada ne yaptı, ne öğrendi çok emin değilim. Monaco’ya gelişini ise hiç anlamlandıramadım. Birincisi Jardim’in gidişi Monaco’nun gözümde zerre değerinin kalmamasını sağladı, o açıdan taraflı bakıyorum. Uzun uzun yazmayacağım, buradan bakabilirsiniz. Bununla beraber Henry benim futbolu sevme sebeplerimden. Başarısız olmasını bırakın, mutsuz olmasına bile çok üzülebilirim ki, hem Monaco’nun kadrosu, hem içinde bulunduğu hal, hem de Fransa Ligi’nin bu sezonki yapısı içerisinde kariyerinin başındaki bir teknik direktör yok olup gidebilir. Ha şu var, “Oldu oldu, olmadı zaten Londra’ya döner Sky’a yorumculuğa başlarım tekrar” diyorsa, o zaman Monaco bu sene düşebilir bile. Yok “Ben bu yola baş koydum, en zorundan başlayacağım, Zidane etkisi yapacağım” diye giriyorsa, hakikaten kendisine olan saygım acayip artar. Şimdi saha içine geleyim, Evet Strasbourg deplasmanı ama, Jardim’in topu rakibe bırakan oyunu yoktu. Evet daha ilk maçı ama sistem değişikliği kırılgan gençleri bir arada tutabiliyor ve daha akışkan bir hücum getirmiş. Belki de ilk maç gazı o tabii, bilemiyorum. Falcao-Jovetic-Golovin kağıt üstünde çok iyi, ancak onların arkasını toplaması gerekenler çok gençti ve işlemiyordu bu üçlü. Zaten çok fazla da bir arada oynamadılar. Bu üçlünün arkasına Ahoulou-Tielemans-Chadli’yi merkezde tutmuştu Henry. Thierry Laurey merkezi Monaco’dan daha sert ve kalabalık tutunca aslında maç çok ölü başladı. Gole kadar da, golden sonra da maçta hiçbir şey yok. Lala’nın 20 dk arayla engellediği goller olmasa, belki de Monaco öne geçip daha başka bir oyun izletecekti, olmadı. Erken yorumlamak çok mümkün değil ama, Henry için sorun idare etme. Nası bir idareci olduğunu göreceğiz. Ha direkt tehlike çanının üstüne oturdu, onu hepimiz biliyoruz. Monaco tarihinin en kötü ikinci başlangıcı, 1953/1954 sezonundan sonra. 
  • Son not, hoca şu Ahoulou’yu kes de Pele’yi koy.
  • Lyon bu geçiş oyunu şeysini çok abarttı ya. Nimes deplasmanda Lyon’a nası 23 şut çekiyo, Lyon neden 1-0’ı garanti skor gibi oynuyo, Lyon neden tamamen bir kontra takımına dönüştü falan bunları anlayamıyorum pek. Bence bu maçta gol yememiş olmaları büyük bir şans, hele ki son 35 dakika. Yani ikinci yarının ilk 10 dakikası hadi git-gelli de, 55’ten sonra 13 şut Nimes’ten, Lyon sürekli pas hatasında, özellikle direkt oynamaya çalışırken kaptırılan toplar falan… Hafif bi rotasyona yoralım hadi bunu, kabul, fakat Monaco’nun yokluğuna rağmen bu sene Şampiyonlar Ligi çekişmesi bu kadar sertken böyle kırılgan kırılgan gitmek olmuyo. Ha gene Genesio hoca Mart’tan sonra dizer 10 tane galibiyet diyorsanız bilmem.
  • Nice’in özeti ektedir. Ben daha “Ayrılmak istiyorum” diye yazın kulüp dolaşıp sonra mecburen kalan adamın iyi performans çıkardığını görmedim. E ne işe yaradı şimdi Balotelli? Balotelli bir süredir Nice’i taşıyan oyuncuydu, şu an dibe çekiyor. Marsilya maçı öncesi onunla kazanma oranları %48’ken, onsuz sadece 3 maç kazanmışlardı. Şimdi 5 maçtır gol atamayan Balotelli’nin çıktığı 4 maçta sadece 1 kez gol atarken, 3 puan alabildiler. Balotelli de takımına 3 sarı kartla katkı yaptı. Hayır herkesi frenliyor, moral bozuyor, dağıtıyor ki, her an takımı 10 kişi bırakma tehdidini hepimiz biliyoruz. Çok zor hakikaten. Marsilya 19 Ocak 2018’den sonra ilk kez deplasmanda gol yemedi. Helal olsun. Nice’ten gol yememek çok haber niteliği taşımıyor ama, yine de önemli tabii. Skoru aldıktan sonra ikinci yarıda saha içinde birçok değişiklik yapıp, maçı 4 stoper, 2 bek, 3 orta saha ve 1 forvetle bitirdi Rudi Garcia. Aman başımıza bir şey gelmesin Adil Rami bey taktiği olarak tarihe geçiyo bu olay.
  • Lille’de Nicholas Pepe gol attı. 7 gol 4 asist. Bu bir haber değeri taşımıyor. Ha ama Zeki de asist yapmış. Valla muhteşem ya.
  • PSG’de artık Tuchel-Di Maria işbirliğine bir parantez açacağım. Di Maria anlama veremediğim bir şekilde Real Madrid’i Şampiyonlar Ligi şampiyonu yaptığı sezondan beri tam anlamıyla sürgünde. United’a gitti, korkunç bir döneme denk geldi. Arjantin milli takımı daimi hüsran. PSG’ye geldi, başlarda rotasyon, sonra orta oyuncu falan oldu, şimdi nihayet Tuchel ona gereken önemi veriyor, saygı gösteriyor. Yani öyle acayip sevdiğim falan bir adam diyemem ama kendinde olduğunda çok başka izlemesi. Underrated demiyorum, underratedlaştırıldığını düşünüyorum. Bunu da bir kelimeymiş gibi yazıyorum. Neyse, bu kadar yıldızın içinde takımın beyni olarak Di Maria’yı seçmesi Tuchel’e duyduyuğum saygıyı acayip artırdı. Maçı yazmıyorum, Amiens’a 5 atmaması garip olurdu PSG’nin de, güzel bir test geliyor şimdi. Önce eski hoca Ancelotti geliyor, sonra Marsilya deplasmanı, sonra Lille. Buradan çıkacak 3’te 3’ten sonra ligde Şubat’a kadar tatile çıkabilir herkes. Lig kapalı.
  • Emiliano Sala 12 yıl sonra hat trick yapan ilk Nantes’lı oldu. Vahid Hoca hızlı toparladı. Limbombe-Sala-Boschilia yeter zaten bi takıma galiba.

  • Caen – Guingamp maçında demişler ki madem gol olmuyo tren yapalım eğlenelim.
  • Montpellier de Şampiyonlar Ligi potasına girdi. Konuşmaya konuşmaya der Zakarian’a Die Besten dinleticez.
  • Hoffenheim – Lyon maçı aşırı zevkli geçmeli, çok gollü olmalı. PSG – Napoli tam Ancelotti’nin uyuzluk çıkaracağı maç, Avrupa Ligi’ndeki temsilcilerime hiçbir şey dilemiyoruz.

Ekim 8, 2018

Ligue 1 Notları S02E08-09

  • Şimdi sevgili Tuchel, oyuncumuz 10 dakika civarında 3-5 gol falan atıyorsa böyle tepki veriyoruz. Geçen haftadan başlayayım, Nice’i mektebe yollamıştı PSG, Kızılyıldız’la da maytap geçti. 3 maçta 14 gol attılar 7 gün içinde ve sadece 1 gol yediler. Her şeyi bir kenara bırakacak olursak, Cavani-Mbappe-Neymar şu anda Real’in veya Barcelona’nın zirve dönemindeki üçlüsü kadar iyi durumda. Lyon’un neden Morel’le çıktığını hadi Marcelo’dan daha hızlı olmasıyla açıkladık diyelim, hadi ileriye Memphis’i de saf kontra sebebiyle koyduk diyelim, 10 kişiyken dahi topu alıp %60’la falan oynamışsın. Topu bırakamıyorsan hızlı takım çıkarmanın, komple kontracı olmanın falan amacı nedir sevgili Bruno Genesio? Bence kötü plan ve kötü uygulamanın üstüne Fekir sakatlanıp Tousart kırmızı görünce bu maçın skorunun bir garipliği kalmıyor. Lyon bu maçı unutabilir, PSG zaten şampiyon, bunu daha en başta yazdım. İki takım da Şampiyonlar Ligi’ne odaklansın. Lyon ligde Şampiyonlar Ligi potasında olmaya, PSG Şampiyonlar Ligi’ni almaya. İstatistikten gelelim, 13 dakikada 4 gol bir rekor. 9’da 9’la lige başlamak Ligue 1 tarihinin rekoru. 9 maçta da 2’den fazla gol attılar, bu seri bir Ligue 1 rekoru. Neymar-Mbappe 8 gol 3’er asist. Şu Avrupa’nın en iyileri. Valla bu yatırım onlarca takım, teknik direktör ve rekor gördü, Tuchel’in en büyük şansı bu kadar kötü rakiplere denk gelmesi. Evet, elindekinden normal bir oyun çıkarıyor şu anda, olması gerekeni, ancak PSG dışındaki büyüklerin böylesine felaket başlaması PSG’yi esas inanılmaz gösteren etken. Yoksa 9’da 9 falan tabii müthiş olaylar.

Luiz Gustavo Pepe’den çalım yememek için kaçarken

  • Bakın bu Lille alev aldı. Artık şey geyiği var ya, bireysellik yavaş yavaş ölüyor, takım oyunu olmadan kimsenin maç kazanması mümkün değil geyikleri falan var. Aha, geçen hafta Lille Pepe’yle Luiz Gustavo’yu öldürüp Marsilya’yı darmadağın etti, bu hafta da St. Etienne’i 3’lediler. Nicholas Pepe Avrupa’da Mbappe ve Neymar’dan sonra 10 gol katkısı yapan üçüncü futbolcu. Ha üçü de Ligue 1’dan yanlış olmasın bak. Bi kanatta Bamba, diğer kanatta Pepe, biri 8 gol, diğeri 10 gol üretti. Skor yükünü çekmeleri için onları serbest bırakan Christophe Galtier’nin huyudur bu, adam St. Etienne’deyken Romain Hamouma’ya, Monnet-Paquet’ye falan skor yaptırmış bi insandır, bunları mı kullanamayacak. Şimdi neyse onu geçtim, Lille’in Şampiyonlar Ligi potasında olması bu ligde bayağıdır görmediğimiz bir şey. Yapılanmasıdır, altyapısıdır, başkanı falandır güzel bi kulüp Lille, e nihayet hocayı da buldular. Milli araya ikinci giriyorlar, dönüşte PSG maçına kadar iki tane temiz maçları var Dijon ve Caen’le, onları alırlarsa PSG’ye karşı kafaları rahat çıkarlar. Monaco yok, Marsilya ve Lyon da Avrupa’yla cebelleşirken bu takımın yürüyebilmesi lazım ilk 3’te.
  • Baştan söyleyeyim, deplasmanda 4 maçta 12 gol yiyen bir takımın bence ilk 3’te olma şansı yok bu ligde. Marsilya sana diyorum. Evet iç sahası hayvan gibi gidiyo, evet takımı taşıyan Thauvin ve Payet durmuyolar ama arkası felaket. Yani Rudi Garcia’nın elinde öyle bi savunma var ki, adam en iyi defansif orta sahasını stopere çekip Lille karşısında sirk maymunu gibi kalmasına mecbur. E n’oldu, hafta arası Apollon’u da yenemedin, oldu sana 2 maçta 1 puan. Ha taraftar sana der ki ya sen Şampiyonlar Ligi’nde kal seneye, ligde ilk 3’ü bırakma, o bize yeter. Ama ben bu savunma sorunlarının ileride daha büyük rezillikler getireceğini düşünüyorum. Lyon’un PSG deplasmanında yaşadığı gibi. Bak şimdi Caen maçında 2-0’a kadar Caen zaten sahada yok. İkinci yarıya geliyoruz Crivelli XG’si 5 milyon olan bir pozisyonu kaçırıyo, sonra Mandanda’nın iki tane net kurtarışı var, bir de sayılmayan gol. Crivelli atsa o maç net 2-2’ye gidecek. Rudi Garcia’nın buna bir çözüm üretmesi lazım. Her şey stoper ikilisi değil yani. Lille-Apollon-Caen maçlarında maç başına 12 şut görmüşler kalelerinde. Bu ne?
  • Kombouare hocamı iki maçtır Benezet taşıyor. Adamsın Benezet. Thuram’ların oğlan maçı sattı ama gene de 1-1 bitti. 3 maçtır namağlup Guingamp hehe.

  • Nantes’ın başına Mr. Burns geçti. Senin bu lige niye geri döndün Vahid hoca ya. Gidin 65’ten sonra emekliliğinizi yaşayın lütfen. Yani Montpellier Michel der Zakarian ikilisinden özür diliyorum, daha korkunç bir birliktelik oldu Halilhodzic-Nantes. Ha evet kulüp efsanesi falan da, son işi olan Japonya Milli Takımı’ndan sıkıcı futbol oynatıyor diye Dünya Kupası öncesi kovulan bir teknik direktörü takımın başına getirmek……………………………………….
  • Monaco’yu uzun uzun konuşalım. İlk yazıda var, böyle olmaz. İkinci yazıda da var, böyle olması çok zor. Üçüncü yazıda da demişim ki olmuyor. Maç sonu Leonardo Jardim “Kulübün bu hafta alacağı karar herkesin geleceğini etkileyecek, her şeye saygı duyacağım” demiş. Evet, bu takımla gerçekten çok zor, ancak eğer birileri bir şey yapabilecekse o da Jardim. Gençleri parlatma ve yetenekleri serbest bırakıp sonuç alma konusunda ondan iyi birkaç tane adam var sadece. Yalnız bu Raggi ısrarını gerçekten çözemiyorum. Raggi de çözememiş olacak ki attı Grenier’ye yumruğunu yedi kırmızıyı. Neyse problem şu, Monaco’nun an itibariyle bir a planı yok, Jardim’in elinde ilk 11’e gözü kapalı yazılacak oyuncu sayısı 2-3’ü geçmez, formda oyuncu sayısı ise sıfır. 2 aydır maç kazanamayan bir takımın hocasının çırpınışını izliyoruz her 11 açıklandığında. 2000’li çocuk ilk kez 11 görüyo, sonra rezerv takıma dönüyo, Falcao 11 çıkıyo, yanında sabit bi oyuncu yok, oyunu kim kuracak, geriden kim top alacak, bu takım nasıl gol atacak falan derken Monaco düşme hattında. Düşmezler devre arasında takımda kalan babalar gitmezse de, Ruslar “Ulan takım zaten düşüyo, sat hepsi toplayalım parayı gidelim” derler mi, bilemem. Ha bu arada Rennes de 23. lig maçında da gol atmış üst üste. Hatem ben Arfa, ip gibi şutlarını özlemişiz abi.

  • Sıradaki parça sadece 4 gol atabilmiş ve gol atmayı düşünmeyen tüm Reims’lılara gelsin…
  • Yann Karamoh ne gol attı be.
  • Artık yeni nefret objem Halilhodzic, o yüzden Montpellier’yi yazacağım. Yeteneklerin ligi diye tanıtıyor Fransa Futbol Federasyonu artık bu ligi ve genellikle o yetenekler hep hücumcu. Fakat Montpellier, Toulouse, Reims veya Strasbourg gibi takımların savunmacıları parlatan oyunları hakikaten değerli. Nicholas Cozza, üçlünün solunda oynadı, tertemiz ayağı var, acayip sorumluluk alıyor, topların nereye gidebileceğini hızlıca sezip araya girebiliyor, dripling kabiliyeti var ve özgüvenli. Der Zakarian’ın 3-4-1-2’si hem savunma yaparken rakibi öldürüyor, hem de öne geçince çok hızlı öne gidebiliyor. Ben ilk 3’te kalabilmelerini mümkün görmüyorum ama, geçen seneki Rennes veya Bordeaux olma ihtimalleri az değil.
  • Milli araya gidiyoruz, bi de milli takım şeyapayım. Fekir sakatlanınca Payet girdi. Rami’nin korkunç performansı devam edince Zouma geri döndü. Oynatmıyor olsa da Thauvin’in yeri sabit ve Ndombele nihayet kadroda. Galiba ilk kez itiraz edecek bir şeyim yok Döşana. Rabiot annesine şikayet etti mi acaba hocayı?

Eylül 27, 2018

Ligue 1 Notları S02E06-07

  • Beyler sakin ya. 4 günde 8 kırmızı kart çıktı. Lig sıkıcı diyenlere çift dalın, birbirinize değil.

Eğleniyor muyuz gençler?

  • Önce deplasmanda Rennes, sonra içeride Reims. Bunlar PSG için maç değil deniyor, doğrudur. Kimse Monaco’nun yaptığı gibi bir şey beklemesin demiştim ilk yazıda, Tuchel’in bocalaması halinde bile PSG’nin “çok rahat” şampiyon olmaması mümkün değildi zaten. Şimdi bununla beraber PSG gol yiyor. Sürekli bi deneme var Tuchel’de. Sağ-sol beklerin sürekli gençlere verildiğini görüyoruz, Bernat’ın çok geç gelişi sol tarafın aksamasını sağlıyor ve Meunier neredeyse artık bir hücum opsiyonuna dönüştü. Bence en büyük ilüzyon şu, biz her yerde, herkese atarız ve maçı alırız düşüncesine boğuldu PSG. Aha işte, Reims atıyor, sonra 0-1’lik skor 4-1 oluyor. Ama Liverpool’a atıyorsun 2 tane, yine de yeniliyorsun. Bilmiyorum bu orta sahayla nasıl olacak. Verratti’nin temposu da düşer, bi yerde sakatlanır da, sorun yaşanır yani. Hadi Marquinhos’u ön liberomsu yaptın, Verratti görevini kime verebileceksin? Lig şampiyonu PSG şimdiden. 7’de 7, ikinci Lyon lidere 8 puan, 19. Nantes’a 5 puan uzakta daha yedinci haftadan. Ama olay o değil, büyük düşünün, di mi? 61/62 Monaco’don sonraki ilk 7’de 7 bu arada. 

“Sana Demedim Mi? – Mansur Ark”

  • Dedi. Jardim dedi ki, “Beyler sat sat sat olmaz, bu kadar gençlere kalibre düşeriz, lütfen doğru düzgün topçu alın.” Almadılar. Ocak’a kadar da almayacaklar. Ocak’a Monaco’nun elinde bir şey kalır mı, onu bilmiyorum. Nimes maçını anlarım. Çünkü Monaco hiçbir zaman bir iç saha takımı olmadı, Jardim’in anlayışı kontraya kontra olmaya devam etti yıllardır. Ama ev baskısı kurmasalar bile çok güzel geçiş setleri vardı, bitirenler ya da en azından getirenler hakikaten büyük oyunculardı. Şimdi ne var? Falcao’ya iyi pozisyon hazırlayamayan bir Monaco’nun gol atma şansı yok. Savunma hiçbir zaman önemli olmadı ama, öndeki kanatlar koşmak dışında bir şeyler yapabiliyorlardı. Silva buradayken içe kat edip savunmanın dengesini mahvediyordu, sonra Lopes onu yapmaya başladı. Lemar bir 10 numaradan kanata dönüşmüştü, şut, orta, zeka tehdidi vardı. Şimdi 18-20 yaşında çocuklar var, koşuyorlar. Karşıda Angers gib ayı savunma varken istedikleri kadar koşabilirler. 8 sene sonra ilk kez isabetli şut çekemediler. Jardim kaçıp kurtulmalı da, giderse Monaco düşer mi, o enteresan soru.
  • Marsilya önce Lyon’a yenildi, ki hala büyük maçta problem çekmeye devam ediyorlar, sonra Strazburg’a karşı felaket bir savunma performansıyla son dakikalarda puan kaybedecekken Germain tarafından kurtarıldılar. Şu ana kadar oynadıkları 8 resmi maçta 15 gol yediler. Stoperler sürekli değişiyor. Rotasyonda Kamara, Rami, Caleta-Car ve Gustavo dönüyor, ki bunların ikisi genç, biri ölü, diğeri de stoper olmayan bir stoper, Rolando ve Abdennour kenarda. Olabilir, stoperlerin sorunu değildir, hadi takım sıkıntılıdır dersin, e bireysel bakıyorsun ayıptır söylemesi VIP’deki Pamela Anderson’a bakarken top kaptırıyor ya Rami. Bu kadar yatırıma şu komedinin alemi yok bence. Thauvin ve Payet durduğu an ilk 4’ün de dışına atarlar valla adamı. Söyleyeyim ben.
  • Şöyle Lyon’a bi bakalım; domine ettikleri maçta Nice’e içeride yenildiler. 9 kişi Caen’le 2-2 berabere kaldılar, dört gün sonra deplasmanda City’yi yendiler. Marsilya’ya 4 attılar, Dijon’a yarım saatte 3 atıp aktif dinlendiler. Şimdi bu takım son maçında Memphis ve Fekir’i oynatmadı ki, orada bi potansiyel 100 milyon euro var. Onlar olmadan Dembele’nin takıma ısınmasıyla akarak gidiyolar rakip kaleye ama, son iki maç için şunu söyleyeyim, Lyon kalesine 39 şut çekildi. Şimdi Tousart ve Ndombele’yi överiz ederiz de, her akını çat diye stoperlerin kucağına bırakırsanız da biraz sıkıntı var. Lyon’un oyunu evet Liverpool’a benziyor ancak şöyle bir sorun var; Klopp’un ilk yıllarındaki Liverpool’a benziyor. Henüz savunma güvenliğiyle o City’yi boğan ilk 25 dakikayı nasıl dengeleyeceklerini bilmiyorlar ve bu bir sorun. Diyeceksiniz ki Genesio kaç yıldır burada ya halletsin bi zahmet, o zaman da diyeceğim ki böyle bi oyuncu sirkülasyonu yok Liverpool’un. Neyse, Dembele güzel oldu.

  • Dante Montpellier’ye 1-0 yenilince soyunma odasında Balotelli’ye, millete söylenmeyi bırak da top oyna demiş. Şimdi esas olması gereken şu, biliyosunuz Arsenal soyunma odasında Vieira çıkarıp Anelka’nın suratına vurmuştu. Balotelli’ye onu yapacaksın esas. Yaz boyu Nice’i delirtti oraya gidicem buraya gidicem diye, kimse almadı. Suçu Raiola’ya attı, yemediler. 3 resmi maç oynadı şu ana kadar, 2 sarı kart gördü, %75 pas başarısı, 1 hava topu kazanma, 8 faul, 0.5 top çalma. Bu adam pahalı bir adam ve bunun yüzünden Nice transfer yapamıyor adam akıllı. Balotelli yeniden kariyerini borçlu olduğu Nice’e bu muameleyi reva görüyosa, 20 yaşındayken altpasta durup dururken topukla topu dışarı atan gerizekalı asla değişmemiş demektir. Kendi bilir.
  • Hatem Ben Arfa 596 gün sonra 11’de maça başladı. Onun ve Emery’nin inadı iki yıla mal oldu neredeyse. Büyük salaklık. Ama yeniden görmek güzel.
  • Montpellier ve St. Etienne’in varlıkları üst tarafı karıştırmaya başladı. Yenilmiyorlar. St. Etienne atıyor ve akıyor, Montpellier tamam hiç sevmiyorum ama Der Zakarian’la gerçekten taş gibi bi halde. Aynı geçen seneki Ranieri Nantes’ı gibi anlamsız bir şekilde öğütüyorlar ki bu da geçen sene gösterdi, Avrupa için yeterli olabilir bir durum bu.
  • Lille Bordo’yu yense 16 puan. Yine oyunu kazandılar, ancak 16 şutun 7’sini kurtaran Costil’i geçemediler. Briand’a şişirelim diye oynayan Bordo’yu yenmek çok mümkündü bu oyunla ancak esas güzel olan şey, sezon başından beri uçan kaçan Pepe ve Bamba sayesinde oynuyorlar düşüncesinin dışına çıkabilmiş olmalarıydı. İkone ve Toure’nin ön plana çıktığı bir oyunda %68’le topla oynatıp 16 şut çekmek 1-0 kaybetseler de ileride kazandırır. Sana helal olsun Christophe Galtier be.
  • Kombouare hoca 1 puan aldı. Coco demiş ki, biz her türlü hocamızın arkasındayız, adam gibi adamdır. Bravo Coco. Şimdi biraz top oynayın :/
  • Yarınki St. Etienne – Monaco maçında Monaco galibiyeti bekliyorum, 5-6 kişi kesik yiyecek deniyor. Yalnız haftanın maçı olan Pazar 22 maçı gerçekten muazzam olacak. Lille zaten çok iyi de, Marsilya’nın dramasever hali bu maçı saçma sapan bi hale dönüştürebilir. Hadi bakalım.

Eylül 18, 2018

Ligue 1 Notları S02E05

  • Caen – Lyon maçını böyle izlemişler. Hangimiz sevmedik, çılgınlar gibi? Lyon sezona harika girdi, Fekir’siz oynıyor olmalarına rağmen hem de ama ciddi bir saçmalık dönemine girdiler. Mariano’nun gidişi ve son anda Dembele’nin gelişiyle bi süredir gerçek bir forvetle oynamayan ön taraf bi anda feleğini şaştı. Denayer’in gelişi iyi sonuç verse de orta saha düştü bu sefer. Yani bi taşı çektiler, jenga çöktü gibi bi şeyler oldu. Fakat zamanla oturacaklar, eminim. Ndombele kendi yarı sahasında 4 top kaybı yapmış. Geldiğinden beri en kötü performansı olabilir. Toparlan çabuk hocam.
  • Patrick Vieira’yı Lyon öldürebilirdi, öldürmeyen şey güçlendirdi. Lyon maçında da aynı anlayış vardı, ver Saint-Maximin’e, arkadan ötekiler gelsin yetişsin, kontrayı tamamlamadan gelmeyin. 7 tane başarılı dripling ama daha önemlisi Lyon’dan gelen Maolida’yla anlaşmaları bayağı dikkat çekiyor. Maolida biraz erken gelse şu Balotelli ağlaklığına sebep kalmayacaktı. Neyse, Nice’in kadrosu yine de tek yönlü. Hız içeriyorlar, başka bi şey yok. İte kaka kazanmaktan başka bir şeyler yapabilmeleri lazım. Durun bakalım.
  • Ya esas Tuchel bu Cavani’ye naptı? Cavani dediğin adam %20’lik pozisyonu gole çevirme yüzdesiyle oynayıp 30 atan bi adamdı. Adam sezon başından beri 3 şutta 3 golle oynuyor. Korkutucu bi şey bu yani. Bunun yanında Mbappe’nin kart cezası sebebiyle Draxler oynadı, bayağı da sağlam oynadı. Maçın oyuncusu oldu, şık gol attı, durun dedi, yapmayın, ben de iyi oyuncuyum, satmayın dedi. Bi işe yarar mı? Bence hayır. Öndeki üçlü sabit, Draxler anca kart cezası veya sakatlıkta oynar. Ne olursa olsun gitmek zorunda. Hatta Arsenal diye bi takım varmış orada bayağı ihtiyaç var diyolar…
  • Valla Lille’de herkesi överiz, Zeki’yi de ayrı bi överiz çünkü ikinci kez haftanın 11’ine girdi de, Mike Maignan nihayet potansiyelini gösteriyor. Son 10 penaltıdan 4’ünü kurtarmış, diğer üçünü de dışarıya atmışlar. 10 penaltıda 3  gol yemek de çok acayip bi şey. Mike Maignan yapınca bi şey yok, La Liga’da Alves yapınca OOOooooaaaaoo. Lütfen. Lille gereğinden fazla heyecan vermeye başladı. Amiens ligin en güçlü takımı değil kabul, ancak Lille’in atak bitirme özeni ve kanat kullanımı çok acayip. Böyle giderse Pepe’yi de devre arası alacaklar. İyi foto koyuyorum aşağı, keyiflenin.

  • Umut Bozok bir gol bir asist. Hele şükür valla ya. Maç gerçekten taktiksel açıdan felaket. Alan uzun vurdu, çizgiye inen içeri salladı falan. 65 kafa topu olmuş maçta. Bu nası bi sayı valla anlamadım. Bordeaux yönetimi teknik direktör olayına müdahale etmezse Bordo maçları acayip eğlenceli geçecek, bunu her şekilde görmek mümkün. Ancak esas keyif Nimes’te. İki hafta önce teşekkür etmiştim kendilerine, oynadıkları 5 maçta 24 gol oldu. Bi de her şeyleri var yani. Frikikçi, atlet kanat, ayı stoper, bizim milli takımda oynayan oyuncu falan… Ha gerçi Lucescu falan görmüyor henüz. U21’de de sonradan oyuna giriyor, bazen alınmıyor Umut. Hani haberiniz olsun, yarın öbürgün Fransa’yı falan seçerse..
  • Leonardo Jardim’in eli kolu bağlıymış, sonradan fark ettim. Yani Monaco öyle bi çaptan düştü ki, kim sakat kim değil 11’i görüp “Bu nasıl 11 lan” deyince farkına vardım 50 kişinin sakat olduğunu. Ait Bennasser oluyor, onu iyi oynarken görmek güzel. Tielemans da aynı şekilde, ki geçen sene kocaman bi çöptü performansı. Yalnız tabii şu var, Jardim’in son üç sezondaki başarısı golle geldi. Ön taraf yeterince gol atmadığında taktiği, enerjisi, atletizmi falan çöp olur bu takımın. Adama Diakhaby’ye falan bile gol attıran bu taktiğin ön taraftaki oyuncunun skoruna ihtiyacı var. Bu maça iki tane  18’lik oyuncuyla çıktılar. Ha şimdi diyeceksiniz ki ötekiler sanki 30 yaşında, e değil. Ama A takımda ilk maçını oynayan adamlarla maç kazanmak, hele ki durum iyi değilken büyük zorluk. 5 maçta 1 galibiyet Monaco’dan ve en zor maç da içerideki Marsilya maçıydı. 3 sezon önceymiş ilk 6 maçta 2 galibiyet aldıkları kötü dönem. O sezonu da üçüncü bitirdiler. Heyecana mahal yok şimdilik.
  • Marsilya maçının özetini buraya koyuyorum. İçim kaldırmadı Kombouare hocamın paramparça edilişini. Yazamayacağım.
  • Avrupa maçları için diyorum ki; PSG kazanamaz, Monaco yenilir, Lyon’a geçmiş olsun, Marsilya rahat alır, Rennes tokat atar, Bordo taraftarına kolaylıklar…

Eylül 3, 2018

Ligue 1 Notları S02E04

  • Burada Genesio ailesine küfreden bir Lyon taraftarını kovalıyor denmiş ama görüntülere dikkat ederseniz 9 kurtarış yaparak Lyon’u mahveden Nice kalecisi Walter Benitez’i şeyapıyor. 29 şut, gol yok. 2011 yılında St. Etienne deplasmanında PSG 30 şut atmış, gol atamamış. O da Ruffier’nin hayvanlığı. O dönemden beri böyle bir istatistik yok. Ben rencide olabilir Vieira demiştim ama Benitez ve Saint-Maximin götürmüş işi. İki üç kontra, sinir bozan bir kaleci performansı ve Lyon’un beceriksizliği. Şimdi Dembele geldi, bitiricilik konusunda Lyon’un en iyisi olacak kağıt üstünde ama şu istatistikleri bir şeye çevirmesi gerekiyor bir şekilde Lyon’un. Öyle 100 tane vurayım ama gol olmasın falan…

                                                      “Neymar kendisiyle dalga geçen Nimes taraftarına ağlayın ağlayın diyor.”

  • Şimdi bir şeyi karıştırmayalım, bu adam karakteri rezalet bir adam. İğrenç. Fakat bu adam hayvan gibi bi yetenek. Durmuyo, rencide eder adamı. Böyle maytap geçebileceği bir yere pankartı asıp mehehe yaparsanız atar 39 kişiye çalımı, atar golünü gelir rezil eder. Öncelikle sizi mantığa davet ediyorum Nimes taraftarı. Şimdi 4’te 4, ötekiler de iyi değil, geçti bitti PSG şampiyon falan diyebiliriz, hakkımız da vardır. Fakat daha önce de söylediğim bu savunma kırılganlığı Tuchel’in Dortmund’unda da vardı. 10 dakikada 2 gol yediler, pat 2-2 oldu. N’Soki’yi 10 dakikada harcamış Sada Thioub. İki gol de oradan. Şimdi bununla beraber şu var, Di Maria kornerden atıyor, Mbappe kafasının üstünden geleni çat indirip yarı vole atıyor, Cavani Ligue 1’da karşılaştığı 30. takıma da gol atmış oldu falan filan… Evet, bunlar Ligue 1’da rahat şampiyonluk demek de, 10 dakikada Nimes’den 2 gol yiyen takım Şampiyonlar Ligi’nde bunu çevirebilir mi? Tuchel’e onu soralım. Nimes’e teşekkürler, 4 maç, atılan 9, yenen 9. İşte Ligue 1 bu. (Değil)
  • Her yıl bir kez olan doğa olayı, Nantes’ın deplasmanda 3+ atması durumu gerçekleşti bu hafta.
  • Clement Grenier son 12 Ligue 1 maçında 10 gol katkısı yapmış oldu. Rennes’i iyi oynarken görmek güzel, çünkü en sağlam taraftarlardan birine sahipler. Kuzeyli takımların en azından içerideki maçlarda rakiplerini boğduğunu görmek hoşuma gidiyor. Benjamin Andre de öttürüyor valla. Ha bu arada, Bordo’yu da allah kurtarsın artık.
  • Nolan Roux, abi, n’apıyon. Kombouare hocam 4 maçta 58 şut çekip, 4 gol atıp 0 puan alabildi. Hocam :(
  • Haftanın hayvani sürprizi tabii Nice de, Amiens’ın 1-0’lık galibiyeti, Dijon’un 3’te 3’le gidip evinde Caen’e kaybetmesi ve St. Etienne’in 0-0 berab… Yok hayır St. Etienne’in 0-0’ı haber değil pardon.
  • Michel der Zakarian Montpellier’ye şampiyon oldukları sezondan sonra ilk kez 4 maçta 7 puan aldırdı. Ama ben hala onun hakkında konuşmak istemiyorum. Not: Takım  4 gol attı, 4 gole 6 oyuncu gol-asist katkısı yaptı, 6 oyuncunun sadece 1’i ön alan oyuncusu, o da asist yapan Delort. 
  • Ne dedi Jardim, öyle boyuna satarak bi şey olamayız, arada doğru düzgün kariyere sahip, tecrübeli oyuncular alarak seviyemizi korumalıyız. Ne yaptınız sevgili Rybolovlev? Tamam scoutlar sayesinde yardırıp parlatıp satma taktiği kötü bir şey değil, kabul ama sen sadece 3 takımı olan ve Şampiyonlar Ligi’ne gitmesi garanti olan bir Portekiz Ligi takımı değilsin ki abi. Marsilya’yı alır bi Amerikalı, basar transferi, sonra gelir sana basar. İstatistikler Marsilya tarafından. Payet 5 büyük ligdeki 100. asistini yaptı. Payet 2018’deki 11. asistini yaptı. Adil Rami de 4 haftada 4. kez direkt gole sebebiyet veren bi hata yapmış oldu. Dikkatini dağıtan bi şey mi var özel hayatında nedir yani… Neyse Monaco diyorum. Marsilya artık kağıt üstünde daha iyi bir kadroya sahip, sen onlara karşı 18’de 13 u23 oyuncuyla çıkıyorsun, maçı kurtarsın diye Mboula ve Pellegri oyuna giriyor, ikisinin A takım maçı 12. Evet bunlar sapık potansiyeller de, bir maç atar, öteki maçta maça ısınana kadar yenilirsin abi. Ben bu kadar kontrolsüz gençleşmeyi anlayabilmiş değilim gerçekten. Şimdi bi tarafta Payet 100. asistini yapıyo, Thauvin 2018’deki 17. golünü atıyo ki Messi ve Ronaldo’dan sonra takvim yılında en fazla gol atan üçüncü oyuncu olmuş beş büyük ligde, sen 5 sene sonra 100 kağıda satma planıyla aldığın oyuncuyu sahaya sürüyorsun. Olmaz. Ben Monaco’nun patlayacağını düşünmüyorum, ilk 3 savaşı devam eder de, bu kadar değişen bir takıma, hele ki genç takıma daha fazla zaman lazım. Umarım Jardim eeeh lan deyip bırakmaz.
  • Milli arada milli takımı değerlendirmeyeceğim. Ama Döşam hocam daha neyin Adil Rami’sini seçiyosun allahaşkına ya.