Skip to content

Zirbes Raus!

fleming-brose

Maik Zirbes, nihayet bu sezon şeytanın bacağını kırıp Euroleague’de Top 16’ya kalan Brose Baskets’in en istikrarlı oyuncularından, üstelik genç yaşında, ilk kez bu seviyelerde yer almasına ve alışılmadık şekilde bu sezon çok fazla değişikliğe gittiği için aradığı istikrara bir türlü kavuşamamış bir takımda. Sürekli oyununun üzerine koyan biri olarak gelecekte de Alman milli takımının değerli parçalarından biri olmaya aday görünüyor. Yine de bunlar Avrupa’da parmakla gösterilen bir taraftar topluluğuna sahip bir takımın taraftarlarının yirmi sayı farkla kazandıkları bir maçta “Zirbes raus!” (Zirbes dışarı) tezahüratlarını yapmasına engel olamayabiliyor. Takımın en çalışkan ve iyi performansa sahip bir oyuncusuna karşı oldukça şaşırtıcı bir tutum. Olayın bir yönü, başarıya endeksli olmayan, her koşuldaki destekleriyle tanınan bir taraftar grubunun bile takımları Bundesliga’yı domine etmeye başlayınca, daha fazlasını istemenin ötesine geçip böylesine nankör bir tutum içerisine girebildiği. İnsana ve hayata dair her şey elbette tribünün de bir parçası.

Konunun bir başka yönü koç Chris Fleming’in konuya yaklaşımı. Zirbes’le ilgili olarak söylediklerinin bir kısmı şu şekilde:

“I would hope that our fans support Maik. I have never had a player here who has received as little support. And that’s disappointing because the kid is the first who’s at training and he’s the last to leave. He works so incredibly hard. We signed him for three years because we believe in him. And we do. He will make mistakes. And he can make mistakes. And we will have his back.

Maik must grow up as part of this process. When you think about how long he was in Trier with a protected surrounding. He’s a classical late starter. He played for a team that was more worried about staying in the league. It’s understandable that he also has to take a big step off the court. But he has done that. He’s working on that. I think that Wolfgang supports that off the court. And it was taken wrong by the fans. I saw some games by Tibor from the past where he didn’t look good and I never heard anyone say “Tibor raus” (Pleiss). I cannot understand that.”

Chris Fleming’in, genel menajer Wolfgang Heyder’in özensiz açıklamalarını toparladığı, taraftara doğru mesajı verdiği ve taraftarların aklında pek çok soruya aklı selim yanıtlar verdiği, kulübün kendi platformundan yayınladığı röportajın içeriğini şurada bulabilirsiniz. Yıllardır pek çok oyuncuyu daha yukarıya taşıyan bir organizasyon olarak bu işin nasıl başarıldığını da anlatıyor aslında biraz. Geçen sezon iki oyuncusunu NBA’e, bir diğerini Real Madrid’e yollamış bir organizasyon ve koç sonuçta.

Bir başka nokta da üst seviyede koçluk yapmanın taraftarlarla araya çok mesafe koymayı gerektirmediği, samimi bir şekilde pek çok şeyi de onlara ilk ağızdan açıklayarak, onların bu teknoloji devrinde artan bilgi talebini karşılamaya çalışarak, aynı yolda yüründüğünün daha da fazla hissettirilmesi. Medyanın söylenenleri saptırmaya çok daha meyilli olduğu ülkelerde belki bu daha da gerekli bir durum. Düzenli ve aktif olarak kullanmasa da mümkün olduğunca bir şey söylememeye çalışan, en ketum isimlerden biri olan Oktay Mahmuti’nin profesyoneller vasıtasıyla kullandığı bir twitter hesabına sahip olması ya da Efes şartlarında gerçekçi bir şekilde taraftarın gururunu okşarken, standardın dışına çıkarak biraz daha detaylı bilgi vermeye çalışan yardımcısı Emir Alkaş’ın Cedevita maçı öncesi açıklamaları,1 ya da fırsat buldukça samimiyetle taraftarlarla iletişim kurmaya çalışan Gençlerbirliği teknik direktörü Fuat Çapa, Türkiye’den aklıma gelen nadir iyi örnekler. Bu arada taraftar kavramına hazırladığı videoların aksine yıllardır takındığı tutumla pek değer vermediğini gösteren Anadolu Efes’ten böyle örnekler çıkması ayrı bir ironi.

Taraftara önem vermek, onları gerçekten ciddiye almanın kulüpler ve ligler için nasıl fark yaratacağını ilerleyen yıllarda göreceğiz sanırım. Taraftarlarını merkeze koyabildiği için 70,000 nüfuslu bir şehirdeki bir takım taraftarlarına web sitesi üzerinden video aboneliğini 25€’ya satabiliyor Brose Baskets Bamberg. Gerçi bu örneklerin çoğunlukla Almanya’dan çıkması da şaşırtıcı değil elbette. Futbol liginin promosunda başrolleri taraftara verirken, basketbol liginin yayın haklarını da ürünün değerini arttırmak için paradan çok daha önce daha geniş kitlelere doğru şekilde ulaştırmayı kendine dert edinebiliyor. Umut Sarıkaya’nın devrin en vizyon sahibi adamlarından biri olduğuna şüphe yok.


  1. Geçen sezon Galatasaray’da çalışırken de taraftarların sorularını detaylı analizlerle cevaplamaları bu ülke için oldukça uç ve güzel bir örnekti. http://www.gsbasket.org/forum/soru-cevap/