Skip to content

Şafak 14: I Have a Need for Sheed

90’ların sonlarına doğru NBA rüyasına iyice kapılıp da Portland’ın kötü çocuklarına gönlünü kaptıranlardan değilseniz, Rasheed Abdul Wallace, size kendisini sevmeniz için hiç de yardımcı olmadı, kariyeri boyunca. (Bill Walton dönemlerinden beri kırmızı beyaz siyaha aşık olan okuyucuları tenzih ediyorum.) Hatta bunu umursamadığını düşündürmek için elinden geleni ardına koymadığı da defalarca olmuştur. Potansiyelli bir takım kapıyı birkaç kere tıklattıktan sonra gözlerinin önünde eriyip giderken sergilediği kötü liderlik yüzünden Blazers taraftarlarının bir kısmı dahi bu adamı sevmezken, benim niye favori oyuncularımdan biri Mr. Wallace?

Sheed tarzı oyunculardan genellikle ya nefret edersiniz ya da onları ailenizden bir parça gibi görürsünüz. Bu tip; sözünü sakınmayan, sokak kültürünü salona taşıyan adamları sevmeden edemiyorum. Basketbola bir Sırp koçmuşsunuz gibi yaklaşabilirsiniz; sebebi ne olursa olsun, bir oyuncunun aldığı teknik faulü aklınızdan hiç çıkarmazsınız, erken kullandığı bir şutu asla unutmazsınız ve mükemmel oynadığı bir maçtan sonra dahi aklınıza ilk gelen şey o erken kullanılan şut olur, o oyuncuyla ilgili. Lakin, böyle maç seyretmek yorucu olur, özellikle de yaşadığımız yerle NBA’in oynandığı yer arasındaki kilometrelerce fark düşünülürse. Gecenin bir saati; double screen’miş, back cut’mış, transition’da adam bulmakmış falan zorlar bünyeyi, denedim de oradan biliyorum.

Sheed’i hep kanımdan biri gibi gördüm, ’05 playoff’larında, o anda en boş bırakılmayacak adamlardan birini boş bırakıp, saçma sapan bir yardıma gittiğinde, benim de aklıma, gittiğim abuk sabuk yardımlar geldi. Lise maçında hakeme küfredip maçtan atılmıştım, hâlâ pişman olduğum nadir yaptıklarımdandır; ancak Sheed de atılırdı. Kimi zaman o da ağzını bozardı, kimi zaman bir şey yapmasına gerek dahi kalmazdı.

Hakemler hakkında yıllarca yaptığı açıklamalarla da duygularımıza tercüman oldu, Sheed. Tim Donaghy’i, David Stern “muhtelif bir olay” olarak nitelendirirken, çıktı ve buna katılmadığını söyledi. Süperyıldızlara arka çıkıldığını, büyük market takımlarının kollandığını, hakemlerin bahis oynayıp oynamamalarından bağımsız olarak, maçların gidişatlarını dikte edebilmelerinin ne kadar kolay olduğunu ve bunu yapanların da olduğunu net bir şekilde, defalarca söyleyen tek oyuncuydu, Sheed.

Mr. Wallace lige geri döndü. Yine sevmediğim takımlardan birine dahil olma becerisini gösterse de kendisi için olumlu bir ortama gittiğini düşünüyorum. Melo’ya 4 numaradan süre verme saçmalığı sona erecek ve Marcus Camby de kendine yakışanı yapıp bir kısım maçta oynamayınca,1 15-20 dakika süre alacaktır, Sheed. Tim Donaghy2 denen kansız da Florida’nın ıssız köşelerinden birinde ecelini beklediğine göre, Ken Mauer ya da Joe Crawford’un yönettiği ilk Knicks maçını iple çekmekten başka yapacak bir şey yok, ne yazık ki.


  1. Allah korusun.
  2. Bu mevzuyu, Aralık’ta askere gitmeden önce açmış ve kapamış olacağımın müjdesini vereyim, lafı geçmişken.