Skip to content

Şafak 15: Popovich Kitap Kulübü

 “Buy a coat and a tie, and get a job…”

Arkadaşlarınızı kendiniz seçemiyorsunuz, şanssızlık. Seçseydim listenin başına Gregg Popovich’i koyardım. Ezelden beri Yiğiter Uluğ’nun “Arkadaşım Popovich” konulu yazılarını büyük bir iştah ve kıskançlıkla okur, iki ustayı rakı masasında düşünür, Pop’un “Balığa limon sıkmayacaksın. Limon balığın ruhunu öldürür” deyişini hayal ederim.

Arkadaşım olsa Popovich’le ne konuşabilirdim? Bu yaza kadar sorunun cevabını gerçekten bilmiyordum. Craig Sager ile maç arasında yaptığı kısa röportajlardaki tavrı bana hiç yardımcı olmuyordu. Ters, aksi ve belki biraz da ukala bir adam olabileceği düşüncesi sarmıştı dört bir yanımı. Antrenmanda Tony Parker’ın yaptığı kötü bir taklide gülümseyen Ginobili’ye “Arkadaşlar anlatın biz de gülelim” dediğini düşünürdüm sık sık. Korkardım biraz da. Muhtemelen akşam eve gidince ceket ve gömleği çıkarmadan altına eşofman giyiyordur.

İmdadıma Spurs’ün internet sitesindeki bir röportaj yetişti. Pop’un taraftarlardan gelen sorulara verdiği yanıtlar, bu yaz NBA’in başına gelen en güzel şeydi. Benim için herkesin sabah akşam konuştuğu Dwight Howard, Steve Nash ve Ray Allen gibi isimlerin takım değiştirmelerinden bile daha önemliydi.

Pop’la ne konuşamazsınız ki? Ulysses’e her üç yılda bir başlamak istediğinden ama romanın ona çok büyük ve devasa geldiğinden bahsediyor. Muhtemelen bitiremeyecek. Hangimiz bitirebildik ki? James Joyce’un anıtsal eseri Nevzat Erkmen’in çevirisiyle ilk kez piyasaya sürüldüğünde Türk okuyucusundan IKEA muamelesi görmüş, “Bunu alalım, eve koyalım, bir gün okuruz…” felsefesiyle duvarlardaki yerini almıştı. Yalnız değiliz hiçbirimiz. Borges de Ulysses’i okumamasına rağmen üniversitede üzerine bir yıl ders verdiğini itiraf eder sık sık. Pop’tan da aynısını bekleyebiliriz…

Sonra Stephen Jackson’ın rap albümünden açardım sözü. Ron Artest ve Allen Iverson’ın burun kanatan eserlerinden sonra, Jackson’ın albümü “ünlülerin yaptığı anlamsız rap şarkıları” listesinde Natalie Portman’ı bile geride bırakmıştı. Pop albümü oyuncusundan aldığını, önce hangi dilde olduğunu anlamadığını, arkasından sözleri duyar duymaz geri verdiğini söylüyor. O görüntüyü hayal edebiliyor musunuz? Pop evde, müzik çaların başında, şu şarkıyı dinliyor:

Yaz aylarında başka neler yapmış Pop? Stalin ve Putin biyografilerini almış. Geç kaldığını söyleyebiliriz. Olsun, her kitapçıda büyük ciltlerle sarmalanmış kitapları alan insanların yanındaki arkadaşına söylediği gibi: “Bunlar kaynak kitap, ara ara açıp okuyacaksın.” Bu söz sizi tatmin etmedi mi? O zaman Slavoj Zizek’e bağlanalım. Sloven filozof, yaşlandıkça daha çok Stalinist olduğunu söylerken, bunun açılımını da şöyle yapıyor. “İnsanlık fena değil. Bazı güzel sözler, bazı güzel sanat eserleri. Peki ya yaşayan insanlar? Yok, yüzde 99’u aptal gerizekalılar.” Zizek’le Pop’un anlaşacak en azından bir konusu var. Bu arada Vladimir Putin’in 60. doğumgünü kutlu olsun.

San Antonio Spurs ile çıraklık ve kalfalık dönemlerini bitiren, ustalık dönemine giriş yapan Popovich’in yaz dönüşü sezon başlamadan Putin ve Stalin’i bitirip, Marx’a girmesini ve okuduktan sonra kitapları Stephen Jackson’ın kütüphanesine bırakıp kaçmasını istiyorum. Sonuç ne olabilir? Aklıma tek bir şey geliyor: