Skip to content

Biraz Özgüven

Mark, Monaco’da zaten daha önce kazanmıştın, tam 9 sene önce. Bu sefer fark neydi ve 2001 yılında bu büyük yarışı kazanabileceğini hayal ediyor muydun?

Dün akşam yakınlarıma anlattığım gibi, burada en son pol pozisyonunda olduğum zaman kız arkadaşım, babam ve başka biri ile aynı odada kalıyorduk. Odada çok kişiydik çünkü herkes için oda tutacak paramız yoktu. Babam bütün gece boyunca horladı ve onun yüzünden hiç uyuyamadım. Gecenin bir yarısı kalkıp yatağımı ters çevirdim ve kendime ‘Yarın pol pozisyonundan başlayacağım, uyumam lazım’ dedim. Buraya yakın, sanırım eskiden genelev olan bir yerde kalıyorduk.”

Artık tepedeki pilot olmak bir proje meselesi. Mark Webber, Vettel ve Hamilton gibi ergenlikten beri bir grup ile sağlam köprüler kuramadı. Alonso’nun aksine1 Minardi’de piştikten sonra onu bekleyen büyük bir takımı yoktu. Jenson Button’ın yaptığı gibi kariyerinin ikinci bölümünde bir takımla bütünleşemedi. Webber, padokta tek başına bir adamdı. 2012 senesinde hala tek başına bir adam ve bu çok zor bir iş.

Adınız Sebastian Vettel değilse, Red Bull’da var olabilmek kolay değil. Özellikle yönetim katındakiler tarafından hor görülüyorsanız hayat çok zor. O en tepede duran, arkası sağlam pilotların arasında yoksanız kendinizi korumalısınız. Gerekirse polemiklere cevap vererek, gerekirse kendi takımınıza karşı tavır takınarak2. İşte Webber, 2009’dan beri pist dışında başka cephelerde de mücadele etmek zorunda. En büyük düşmanı, ona dört senedir tek sezonluk kontrattan fazlasını göstermeyen, aynı zamanda bir gözünü Webber’in yerine pilot bulmak için Toro Rosso’dan ayırmayan kendi takımı. Red Bull Racing’teki geçmişi, aldığı sonuçlar veya kovaladığı şampiyonluk bu takımda kimseye bir şey ifade etmiyor. Onların gözünde Webber, uygun an geldiğinde takımdan gönderilecek bir adam.

Bazı durumlarda özgüven, formdan daha önemlidir. Hatta formun ta kendisidir. 2010’da Webber, biraz destek ve inanç ile neler yapabileceğini gösterdi. Monaco, Silverstone, Spa gibi klasikleri kazandı. Şampiyonluğu ve özgüvenini ise Kore ve Abu Dabi’deki iki duvarda bıraktı. O gün bugündür de kendini tekrardan toparlamaya çalışıyor. Dün, kucağına düşen pol pozisyonu şu ana kadar önüne gelen en büyük şans.

En nihayetinde, sırtını dayadığı bir kontratı, pist dışında güvendiği “büyükleri” olmayabilir ancak o şu anda yarışan en hırslı pilotlardan biri. Ne kadar eleştiri gelirse gelsin, ne kadar kötü sonuç alırsa alsın, yaşı ne kadar ilerlerse ilerlesin Mark Webber en tepeyi düşünmekten, şampiyonluğu hayal etmekten vazgeçmeyecek. En azından Red Bull, onun yerini dolduramayacak genç bir pilot getirene kadar.


  1. İki pilot da menajerleri Flavio Briatore sayesinde Minardi’de koltuğa oturdu ama Alonso’yu bekleyen müthiş bir Renault takımı vardı.
  2. 2010 Silverstone’un hikayesini baştan anlatmaya gerek yok ancak bu videoyu tekrar izlemekte fayda var: http://www.youtube.com/watch?v=q1PmM7lkUt0&t=36s