Skip to content

Atlanta Hatırası

ali-meşale

Ali’nin ağır sıklet boksu ve ağır sıklet medyayı domine ettiği zamanlardaki en sevilen yönü şüphesiz ki sıradan insanların ağzı olabilmesiydi. Evet, çoğunlukla şov yapıyordu ama ana fikir hep tutarlıydı. 1960 Olimpiyatları’nda Roma’da kazandığı altını, Louisville’de bir restoranda kendisine siyah olduğu için ona servis yapılmadığı ve bir motor çetesi tarafından saldırıda bulunulduğu için nehre atma hikayesinin doğruluğu tartışılır,1 ama gerçek olsun olmasın böyle bir şeyi yapabileceğine herkesi inandırdı hayatının devamında. Burada daha güzel olan ise, hani şu hep bahsettiğimiz Olimpiyat ruhunun en somut örneklerinden birini Olimpiyat’ın kendisinden görebilmekti. Tam 36 yıl sonra, Atlanta’da Ali önce meşaleyi yaktı, sonra madalyasını geri aldı. Olimpiyat ve Ali görkemli bir barış yaptılar.

Ben çok küçük yaşta Muhammed Ali’nin bazı maçlarının bulunduğu bir beta kasede sahip olabildiğim için şanslıydım. 1996’da o zamana dek babamdan duyduğum nadir en güzel hikayelerden biri olarak aklımdaydı Olimpiyat altınının (kahvedekiler ınının diyor) nehri boylaması. Boksu çok severdim ve en sevdiğim boksör, ben doğmadan çok önce boksu bırakmış olmasına karşın, Ali’ydi. Ortada bir Parkinson durumu olduğunu biliyordum ama Parkinson’un ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Muhammed Ali’nin titreyen elleriyle yaktığı cismin göğe yükselip meşaleyi ateşlemesi müthiş bir andı benim için.

Açılış törenine bir gün kala Ali’yi anmaya bir vesile işte.


  1. www.courier-journal.com/article/20100830/ALI/308300041/Was-medal-thrown-river-Tales-still-vary