Skip to content

Ne Oldu Şimdi?

Dün düşündüm. Ben istemiyor muyum İstanbul olimpiyatı alsın? Kafayı yemiş olmam lazım. İstiyor muyum peki? Onun için de kafayı yemiş olmam lazım. Olimpiyat için en iyisini istedim, oldu. Olimpiyat “alalım, düzenleriz biz” diyebileceğin bir şey değil.

*

Soru: Olimpiyat nasıl bir şey?

“Akdeniz Oyunları’nda tecrübe kazandık” diyebileceğiniz bir şey de değil, başta onu söyleyeyim. Beş bin sporcunun gelip, yarışıp gideceği bir olaydan bahsetmiyoruz. 2020’de belki de yirmi bin kişinin yarışacağı, Londra’da “sadece okyanus ötesinden gelen” yarım milyon insanın belki de ikiye katlanacağı bir şeyden bahsediyoruz. Hallederiz demekle güven verilmiyor. En ufak bir soru işaretinin seni kovalayacağı bir süreç bu, çünkü IOC’nin malı değil, insanlığın mirası. Hesabını dünyadaki sporseverlere veriyorsun, sadece komiteye değil. Büyük değil, devasa bir şey olimpiyat.

Soru: Olimpiyatı nasıl istemezsin?

Şimdi, baştan söyleyeyim, ben değilim istemeyen. Ama “mantıklı sebeplerden dolayı” olimpiyatın İstanbul’da düzenlenmesini istemeyen insanlar var ve maalesef haklılar.

Dünyanın en büyük spor organizasyonunu, sporun nirvanasını bir spor insanının şehrinde istememesi mümkün değil. Ancak o bahsettiğim spor insanlarının hepsi İstanbul ve Türkiye’nin spor konusunda nerede olduğunu biliyor. Benim kafamda hala 15-16 yaşındayken iğrenerek girdiğim soyunma odaları, maç içinde sakatlanan arkadaşımın maçın sonu beklenerek taksiyle hastaneye götürülüşü (bağları koparmış, sonradan öğrendik, ama acelesi yoktu) var. Dediğim yedi yıl önceydi. 2020’ye daha çok var ya hani…

Araya giriş: Ama şimdi olimpiyata hazırlanırken farklı olacak…

E niye illa olimpiyatı bekliyoruz? O çocuğun spor hayatı bitti işte.1 İşte bunu anlatıyordum, işte bunu anlatıyordum. Bir şeyler beklemeden spor bilincini yakalamış bir yer düzenleyecek 2020’yi. Zorunda olduğu için değil, sporu sevdiği için.

Ha olimpizm ruhu saracaksa etrafımızı bundan sonra, emin olun adaylığın getireceği uyanış 2020’yi almaktan çok daha öte. 2024 adaylığı zamanı gelince Japonya seviyesine çıkmış oluruz sporda, eğer o parayı hala spora yatırmayı düşünüyorsak…

Sonuç, sırf hükumet karşıtlığından dolayı olimpiyatı istemeyen, sonuçla eğlenen insanlarla, mantıklı çerçeveye oturan sebepleri savunan insanları aynı kefeye koymayın, hatta onlardan fikir alın. Onlar olimpiyatın dostu, ihtiyacınız var.

Soru: Neden olmadı?

Böyle yazıp cevaplayınca insanın egosu gıdıklanıyor. Ego demişken, daha önce hiçbir sportif skandal yaşamamış2, plazalarında bile her gün iş öncesi toplu spor seansları yapılan3, özel yeraltı bisiklet parklarının olduğu4, lise ve üniversite liglerini ortalama yirmi bin insanın izlediği5 bir yerden bahsediyoruz. İnşaata bağlı projeye enjekte ettiğiniz egoyla bunu yenebilmeniz mümkün değil.

Soru: Bundan sonra ne lazım?

Bunu anlatan çok fazla yazı yok Türkiye’de. Anlatanlar benden daha iyi anlattılar tabii, orasını tartışmam.

Olimpiyatın ne olduğunu tam olarak anlamamış hiçbir ülkenin olimpiyat düzenleyememesi lazım. IOC her ne kadar diğer üst düzey spor kurumları gibi yavaş yavaş erozyona uğrayan bir kurum olsa da, en azından olimpik ruhu en iyi özümseyen adayı seçmeye çalışıyor yıllardır.

Ülkedeki insanların çoğu olimpik branşların üçte birini hiç duymamış, diğer üçte birini günlük hayatta cümle içinde kullanmamış, kalanını da “ya öyle spor mu olur” düşüncesiyle karşılarken, neyin olimpiyatı? İstanbul’daki insan haftaya okullar açılınca trafiğin düşeceği durumdan deli gibi korkarken, neyin projesi?

Hazır olmak gerek, zihnen. Rio’daki olimpiyat için özel çalışmak, şimdiden olimpik branşlar için heyecan aşılamak, sporcu hazırlamak, yayınlar yapmak, haberler geçmek gerek.

Hazır olmak gerek, bedenen. Japonya “Ana Basın Merkezi şurada, on dakikalık yürüme mesafesiyle şuraya ulaşabileceksiniz” gibi bir plan sunabilir, bunu gösterebilirken “suyun üstüne stadyum yapacağız, çok güzel olacak” demek yetmez. Siz de farkındasınız.

Hazır olmak gerek, tamamen.

Soru: Hayır, kim seyredecek abi saat 5’te kalkıp?

Sinan Engin’i kim aldı içeri…

*

Dün sunumlardan sonra, oylamaya kadar kendimi oyalayamadım. İlk oylamadan sonra sonuç açıklanıncaya kadar midem havadaydı. Rogge’un ağzından Tokyo çıksa da tuhaf hissedecektim, İstanbul çıksa da. Hala daha tuhaf hissediyorum.

“Bizim çabamıza rağmen, “sizin yüzünüzden” deyince olmayacak, bir şey değişmeyecek. “Ahaha #aldınızmıolimpiyatı” deyince hoş görünmeyecek, daha iyiye gitmeyecek. Bir ülkede olimpiyat adaylığı süreci sonrasında zafer kazandığını düşünen bir taraf ve büyük darbe yediğini düşünen bir taraf varsa, olimpiyatı düzenlemeye hakkı yok.

Ya hepsini geçtim, bir ülkede olimpiyat adaylığı sürecinde iki taraf varsa o ülkenin hiçbir şeye hakkı yok…


  1. Okay Karacan mode on
  2. 30 kişilik doping skandalı
  3. %8, Türkiye’de çalışanların spor yapma oranı
  4. bisiklet yoluna park eden araçlar
  5. ya spor ya üniversite tercihi