Skip to content

Ve Kara Görünür

12 Ekim 1492’de Pinta gemisindeki Rodrigo de Triana ya da nam-ı diğer Juan Rodriguez Bermeo sabah iki sularında bağırıyordu, kara görünmüştü. Durumun hemen haber verildiği Kristof Kolomb, sonradan hafiften çamura yatıyordu; ne de olsa Kral Ferdinand ve Kraliçe Isabella karayı ilk görene yaşamboyu maaş vaat etmişti.

Bugünün Bahamalarına San Salvador adını veren İtalyan kâşif, not defterine şunları yazıyordu: “Gördüğüm insanların vücutlarında yaralar var. Bunların nasıl olduğunu işaretle sordum. Civardaki adalardan gelenlere karşı kendilerini savunduklarını anlattılar. Onları köle olarak götürmek istediklerine inanıyorum. Onlara ne söylüyorsak hemen tekrarlayabiliyorlar. İyi hizmetkârlar olabilirler. Bir dinleri yok gibi duruyor, Hristiyan yapılabilirler.”

Bulduğu kara parçasını Hindistan zanneden İtalyan kâşif, aslında Yeni Dünya’ya ayak basmıştı. İşte 12 Ekim’in bu yüzden anımsanması gerekiyordu. 18. yüzyıldan itibaren gayrıresmî olarak başlayan kutlamalar, ancak geçen asrın başında resmiyet kazanıyordu. Colorado’dan tüm ülkeye yayılan Kolomb Günü, 1930’ların ortasında resmî tatil olmuştu.

12 Ekim 1931’de Brezilya’da büyük bir heyecan yaşanıyordu. Bir önceki yüzyılda ortaya atılan Corcovado’ya büyük bir heykel yapılması fikri gerçek oluyordu. Heitor da Silva Costa tasarlıyor, Fransız Paul Landowski yontuyor, Rio’nun sembolü hayat buluyordu.

2008’de yıldırım çarpan Kurtarıcı İsa Heykeli, seksen yıldır dimdik ayakta duruyor. 700 metre yüksekliğindeki bir tepede kollarını açan 30 metre yüksekliğindeki anıt, artık dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor. Cristo Redentor’un arkasının varoşlar, önünün ise zengin mahalleleri olması dikkat çekiyor. Yoksa İsa Peygamber Yeni Dünya’da sadece zenginlere mi kucak açıyor; kıtanın O’nun uğruna katledilen asıl sahiplerine kol kanat geremediği kesin gibi duruyor.