Skip to content

İnsanlığın Sonu

niewieder1

İnsanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanmıştı. Almanya’nın arka bahçe olarak kullandığı Polonya, milyonlarca Yahudiye mezar olmuştu. Şüphesiz Auschwitz, bu soykırımın sembolüydü.

Adorno’nun ondan sonra şiir yazmanın barbarlık olduğunu söylediği Auschwitz, aslında üç büyük, kırk beş küçük uydu kampın birleşmesinden oluşuyordu. Nürnberg Mahkemeleri’nde yargılanan ölüm havzasının komutanı Rudolf Höss üç milyon dese de, ölü sayısı sonradan bir milyon üç yüz bin olarak düzeltilmişti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce yarısı Yahudi olmak üzere yaklaşık 14 bin kişinin yaşadığı Oświęcim, Almanya’nın Polonya’yı işgalinden sonra Auschwitz adını almıştı. 1942’den itibaren Avrupa’nın dört bir köşesinden gelen kara trenler, on binleri getiriyor, son metreler yürünüyordu…

Her yol ölüme çıkıyordu. Naziler, soykırımın en ince ayrıntısını planlamıştı. Kampın kapısında her ne kadar Arbeit macht frei (Çalışmak özgürleştirir) yazsa da çalışmak acı dolu bir yolculuğun adıydı. En ağır koşullarda çalıştırılan tutsakların bedenleri erirken, saç kesme, ceset toplama, yakma gibi işleri yapmışlardı.

Çalışmak değilse de tam 68 yıl önce Kızılordu hayatta kalanları özgürleştirmişti. Auschwitz’in kurtarılmasının 60. yıldönümünden bu yana 27 Ocak’ta soykırım kurbanları dünyanın dört bir köşesinde anılıyor. Almanya’da da dokuz yıldır yeşil sahalarda 27 Ocak etrafında “bir daha asla” inisiyatifi örgütleniyor. Ve o karanlığın bir zamanlar propaganda unsuru olarak kullandığı futbol, bugünlerde o karanlığın anılmasında bir araç oluyor.1

niewieder2


  1. http://www.yazihaneden.com/2012/07/golgeden-gunisigina/