Skip to content

Psinoza’ya Ne Oldu…

Bu toprakların gördüğü en nev-i şahsına münhasır insanlarından biriydi Ulus Baker. Pasaklı zeka küpü. Birileri rica etmese senelerce yıkanmayacak bir garip. Gözlüğünün camı düşmüş değiştirsene diyenlere “O benim sağlam gözüm zaten niye değiştireyim” cevabını yapıştıran bir usta.

Tam beş yıl önce İstanbul’dan gelmişti acı haber. Duyduğumuza inanamamıştık; gitmişti hiçbir zaman ait olmadığı dünyadan. İnsanların ilgilendikleriyle ilgilenmeden yine bir Temmuz günü başlayan 47 yıllık serüveni.

Lobanovski’nin arkasından yaktığı ağıtta, kedisi Psinoza’ya ilham kaynağı olacak Spinoza’yı futbolseverlere takdim etmişti: “Valery Lobanovski niçin önemlidir? Birincisi, futbol adı verilen bir oyuna ilk kez bir ‘geometri’ uygulamaya kalkıştığı için… Ona, futbolun Spinoza’sı desek yeridir. Tarihte ilk kez futbol sahasını tam anlamıyla ‘parselleyerek’ (öyle derler ya; ama terim yeterli değildir çünkü bir durağanlık anlamı içerir) geometrik işleyen ‘önermeler’ yaratabilen kişi odur. Bu yüzden yaz-kış sezonlarının kaprisi yüzünden az sayıda dünya ölçekli başarıya kavuşmuş olmasına rağmen (unutmayalım ki, Rusya’da ve eskiden Sovyetler Birliği’nde ligler yazın oynanıyordu), takımı, en az üç kupa sürecinde mutlak olarak ‘durdurulamaz’ bir hüviyetteydi.”

Son söz tayfanın. Bandista’nın Her Şeyin Şarkısı varken aslında yukarıyı okumasanız da olurdu ya neyse. Sahi Psinoza’ya ne oldu…