Skip to content

Invictus

Atlı araba yarışları, asırlar boyunca Konstantinopolis’in en çok rağbet gören sporuydu. Bronz zırhlı ahşap karyotları ve rengarenk atlarıyla Konstantinopolis Hipodromu’na (bugünkü Sultanahmet Meydanı) çıkan yarışçılar, onbinlerce insanın tezahürat ve çığlıkları altında imparatoru selamlar, alkışlarla ve Güneş ışıklarıyla yıkanırken altunî rüzgarlar halinde zafere koşarlardı. Asırlar boyunca hipodrom sahnesine pek çok muzaffer sporcu çıktı. Fakat hiçbiri Porphyrios gibi ilahî bir hüviyet kazanamadı.

Porphyrios, beşinci yüzyılın son çeyreğinde muhtemelen Kuzey Afrika’da doğmuş ve Konstantinopolis’e gelmişti. Şehirde iki büyük takım vardı: Maviler ve Yeşiller. Porphyrios, önceleri mavi flamayla yarıştı. Hemen her mücadeleyi galibiyetle tamamladığı için efsaneleşmesi gecikmedi. Henüz ‘sakalları bile çıkmamışken’, imparatorluğun en meşhur sporcusu oldu. Hatta hipodroma, kendisine ithafen bir anıt dikildi.1 Seneler sonra çark edip Yeşiller’e geçti ama yarışların neticesi değişmedi. Süratle arabasını sürüyor, ihtişamlı zaferlere uzanıyordu. Hatta bazen mağlup olan rakiplerine atları değiştirmeyi teklif ediyor ve farklı atlarla yine galip geliyordu. İmparatorun izniyle Porphyrios’un bir heykeli daha hipodroma yerleştirildi. Bu defa heykel, Yeşiller’in sembolleriyle süslenmişti.

Bronz abideler, mermer sütunlar, altın varaklara hakkedilmiş epigramlar… Artık yarı-tanrıymışçasına tasvir ediliyordu. İlahî bir süratin hazinedarıydı. Herkesten daha güçlü ve zekiydi. Güzelliğiyle tanrıçaları cezbederdi. Asalet ve zarafeti, güzellik ve kuvveti aynı potada eritmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan Eski Zamanlar, Porphyrios’u, hakikat ve hayalin içiçe geçtiği mucizevî bir varlık haline getirmişti.

Son defa taraf değiştirip kariyerini Maviler’in bayrağıyla tamamladı. Emekliye ayrıldığında şehir tarihinin en büyük sporcusu olmuştu. Binbeşyüz sene boyunca İstanbul’daki en popüler sporlar (atlı araba yarışları, cirit, futbol…), yüzlerce efsaneye daha hayat verecek ama hiç kimse Porphyrios’un şöhretine erişemeyecekti.

Zaman içinde Porphyrios için İstanbul’a yedi anıt dikildi. Bu anıtlardan ikisi hâlâ İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde duruyor. Birinin kaidesinde efsanevî atlarının isimleri yazıyor: Nicopolemos (Muzaffer), Radiatos (Çeviknal), Pyrros (Âteş-reng), Pelorios (Fevkalâde)… Hemen üstündeyse Porphyrios tasvir edilmiş; arkasında Tyche, etrafında iki zafer meleği ve elinde galibiyet çelengiyle hâlâ quadriga’sını sürüyor.2

Porphyrios_Hippodrome_Istanbul_(3)


  1. Bizans tarihinde hayattayken hemen hiç kimsenin heykelini veya abidesini yapmazlar. Porphyrios’u, henüz emekli olmamışken Hall of Fame’e takdim edilen bir basketbolcuya benzetmek mümkün.
  2. Quadriga: Dört atın çektiği araba