Skip to content

Haziran 1

Şehrin Interpol ile tanıştığı günün üzerinden 1 sene geçmiş. O günün hatıralarını çağırmak, benim için her zaman çok kolay olmuyor. İlk Interpol albümü “Turn on the Bright Lights” ise birkaç ay içinde resmen 10 seneyi devirmiş olacak. Zaten o gün geldiğinde haber verecek bir dolu saygı duruşu olacaktır, sadece bir ön gösterim yapmış olayım.

Ryan Schreiber: NYC için ilhamı nereden aldın, hayatında neler oluyordu?

Paul Banks, 2002: Metroda bir poster gördüm, New York Cares adında bir oluşumla ilgiliydi. O sırada bir dergide çalışıyordum ve gerçekten haftada 80 saat falan çalıştığım dönemlerdi, sonrasında da provalara gidiyordum. Ailemle de bir sürü boktan şey yaşamıştım. Kısacası bir bataklığa saplanmış gibiydim ve gerçekten felaket durumdaydım. Kış aylarıydı –bu beni mahvediyordu. Mevsimlere tepki veren insanlardanım sanırım.

Gregg LaGambina: Interpol müzik piyasasında coşkulu bir ‘merhaba’ ile karşılanmıştı. Geride kalan on yıla ve çıkardığınız dört albüme baktığınızda, insanların “Turn on the Bright Lights”ı gereğinden fazla fetişleştirdiğini düşünüyor musunuz?

Paul Banks, 2012: Hayır, bunu hiç sorun etmiyoruz. Hatta bundan büyük bir gurur duyuyoruz. Eğer şanslıysanız, müzik onu yaratanlardan kopar ve bizatihi bir canlılık kazanır. Biz de insanları, müziğimizi istedikleri bağlamda yakalamakta özgür bırakıyoruz. Ağızlarından ilk olarak dökülen ilk albümümüz olabilir, bu bizi rahatsız etmez. Her kaydımız bizim için birer övünç kaynağı. Ama insanların özellikle bir tanesinin peşinden koşuyor olması, neden kötü bir şey olsun ki?