Skip to content

Londra 2012’nin Müziği: "Sen mi, Ben mi Melis?"

Klasik müzik hakkındaki bilgim çim hokeyi, Cobb-Douglas üretim fonksiyonu veya Hollanda peynirleri ile ilgili bilgim kadar. Neredeyse sıfır. Fakat Olimpiyat”ın müziğine can vermiş besteciler arasında diğerlerinden sıyrılan, içinde bulunduğu her ortamda olduğu gibi Philip Glass oluyor. Los Angeles 1984’te Olimpiyat ateşinin yakılması sırasında çalınmak üzere bestelediği The Olympian, 75. yaşı yedi düvelde coşkuyla kutlanmakta olan Glass’ın Olimpiyat ile ilk dirsek teması.

“Bize paylaşmakta olduğumuz insanlığı ve ortak kaderimizi hissettirmekte, Olimpiyat oyunlarının etkisiyle yarışabilecek bir şey düşünemiyorum. Meşale seremonisi ise benim için bunun, yani bu yöndeki ortak bilincimizin ikame edilemez bir sembolü. Elbette bir sanatçının böyle bir organizasyona kişisel bir katkı yapmak için teklif alması çok özel bir durum. Bu da benim için bu tecrübeyi, eşsiz biçimde zorlayıcı ancak bir o kadar da ilham verici kılıyor.”

Minimalizmin kralı Glass’ı anlatırken anahtar kelimelerden biri ‘tekrar’ malum, 2004’te evine dönen oyunlar için bir kez daha kapısı çalınıyor. Dünyaya George Harrison tarafından tanıtılan, doksanlarla birlikte ortak çalışmalara giriştiği sitarın dahi çocuğu Ravi Shankar gibi birçok ustanın elinin değdiği Orion ile Atina 2004’te de izini bırakıyor.

Oyunlar üzerinde güneş batmayan ülkeye dönünce, müzikal vaatler de tavan yapıyor haliyle. Peki açılış ve kapanış törenlerinde neler dinleyeceğiz? Olimpiyat klasiklerini üç aşağı beş yukarı biliyorsunuz. İlkokul koroları için Vardar Ovası ne ise, açılış töreni için de Spyridon Samaras’ın yazdığı Olympic Hymn o mesela. Cuma günü duyduğumuzda tanıdık gelecek ve 2016’da tekrar görüşmek üzere vedalaşacağız. Boşlukları doldurma işi bu seneki seremoninin sanat yönetmeni Danny Boyle’un sorumluluğunda. Ünlü yönetmenin en büyük yardımcıları ise yine -2007’de One Love’da insan gibi çalmayan- electronica ikilisi Underworld olacak. Daha önce Trainspotting başta birçok filminde olduğu gibi. Tabii bu yardım için acayip paralar da alacaklar. Zaten Olimpiyat’ın olayı bu değil mi?

Olimpik müziği klasik çizgiden uzaklaştırmak çok kolay bir iş değil, popüler şeylerin Olimpiyat’a özgü o asalet için fazla ucuz kaçacağı endişesi sanırım bunun sebebi. Barcelona 1992’yi açan Freddie Mercury güzel istisnalardan biri. Boyle’un basına sızan 86 şarkılık listesinde de vatanseverlik temalıları ayıklayınca güzel şeylere ulaşıyoruz: Britpop Tribute Night, 10 TL artı bir yerli içki! Sahura kadar çalıp ortamı ısıtacak Underworld’ün listesi , Sugababes’i falan görmezden gelin.