Skip to content

Yuvarlak Masa: David Blatt

Cleveland'da Blatt dönemi sona erdi. Bu önemli değişikliği üç soru üzerinden yorumladık.

Dün gece Cleveland Cavaliers, David Blatt’in görevden alındığını açıkladı. Bir saat sonra asistan koçlardan Tyronn Lue ile 2018’e kadar (son sezonu takım opsiyonlu) geçerli olacak bir kontrat imzalandı. Bu kararı yuvarlak masaya yatırdık.


Haberi nasıl karşıladınız? Sizce mantıklı bir değişiklik mi, zamanlamasını nasıl buluyorsunuz?

Kaan Kural: Spor dünyasında hiçbir şeye şaşırmamak lazım ama buna gerçekten çok şaşırdım. Aslında Blatt’in kovulmasına neden olan ortamı vs biliyordum ama sonuçta kazanmak her sorunun üzerini örter normalde. Konferans lideri durumdaki bir takımın koçunun kovulacağına ihtimal vermezdim. Yazın kovulsa bu kadar şaşırmazdım açıkçası. Ama aşırı beklenmedik zamanlaması hariç, aslında gayet normal bir durum. NBA, bir oyuncular ligi. Daha doğrusu yıldızlar. Eğer takımın yıldızı sizi istemezse, geçmiş olsun. Onlarca örneği var bunun. Magic, Kidd en bilinen örneklerdir. Pek su yüzüne çıkmayan başka örnekler de olduğu ortada. LeBron hiçbir zaman benimseyemedi Blatt’i. Bu takım eğer LeBron’un takımıysa, onun istediği düzeni oynatacak, benimseyeceği bir koç getirmek mantıklı. Ha verimli olur mu, o ayrı. Ama Cavaliers’a bakınca, Blatt’in oynatmayı sevdiği oyuna uygun bir şey zaten oynamıyorlardı. Blatt orada ikinci asistan gibiydi. Lue da bir şeyi değiştirmeyecektir. Umarım Blatt sözünü dinleyecek, felsefesini anlayacak bir oyuncu grubunun başına geçer. Washington ve Minnesota ideal gibi. Özellikle Minnesota.

Orkun Çolakoğlu: Sürpriz oldu. Cavaliers geçen hafta evinde Warriors tarafından fena tokatlanmış ve bu sezon Warriors-Spurs ikilisine, yani şampiyonluktaki en ciddi rakiplerine karşı üç maçı da kaybetmiş olsa da, Kyrie Irving ve Iman Shumpert’ın sakatlık nedeniyle ciddi bir süre takımdan uzak kalmalarına rağmen Doğu Konferansı’nda rahat biçimde lider durumdalar. Üstelik geçen yıl final oynamayı başarmış, orada da en önemli ikinci ve üçüncü oyuncusunun sakatlıklarına rağmen Golden State’i belli bir noktaya kadar zorlamayı başarmış bir takımdan bahsediyoruz.

Blatt’in tabutuna çiviyi geçen haftaki Golden State maçının çaktığı ortada. Sahalarında ezildiler. Belli hataları da var Blatt’in; örneğin, geçen yılki final serisinde Warriors’ı başta durdurmalarının en önemli sebebi olan, perdeyi getiren oyuncunun Curry’nin üzerine çıkarak ona boşluk vermemesi ve sahanın kalan bölümünde gerekirse 4’e 3 kalmayı göze almalarının artık Warriors tarafından çözüldüğünü ve bu savunmaya karşı tıkır tıkır hücum ettiklerini görmüş olmalı ama vazgeçmedi ve Warriors’ın ekmeğine yağ sürdü. (Başka bir şey denese işe yarayacak mıydı ya da maç içinde yaradı mı, o da ayrı konu.) Fakat o maçı ve sezon bütününde Cavaliers’ın Warriors ve Spurs kadar iyi olmamasının sorumluluğunu Blatt’e yıkmak haksızlık, dahası ayılık olur. Blatt’in elindeki kadro çok ışıltılı gözükse de, parçaların birbirine uyumu bakımından Warriors ve Spurs’ün gerisinde kalıyor. Warriors’ta Curry-Thompson-Green üçlüsü birbirlerini ve takımın bütününü, sipariş edilmişçesine tamamlayan adamlar. Spurs zaten yıllardır buna dikkat ederek kadro oluşturuyor ve LaMarcus Aldridge de tam aradıkları gibi bir yıldızdı. Cavaliers’ta ise takımın en büyük üç yıldızının oyunlarının birbirlerine olan tamamlayıcılığı çok düşük seviyede. LeBron da, Irving de topla oynamayı seven isimler. Onlar topu birbirleriyle paylaşabiliyor olsalar bile, bu defa Love toptan uzak kalıyor ve bunun ritmini olumsuz etkilediğini görüyoruz. Diğer taraftan ne Irving ne de Love iyi savunmacılar ve özellikle Love’ın savunma zaaflarını örtmek güç. Bunlar, Blatt’i gönderince çözülmeyecek sorunlar.

Kubilay Kahveci: Habere şaşırmadığımı söyleyemem. Blatt ve oyuncular arasındaki kopukluğun rahatça seziliyor olmasına rağmen beklenmedik bir zamanda geldi. Cavaliers, Blatt göreve geldiğinden beri ideal senaryonun dışına çok fazla taşmadı. Hiçbir şey Warriors hücumları kadar pürüzsüz olmasa da geçen sene NBA Finali’ndeydiler, kazanmaktan çok uzak değillerdi, bu sene Doğu Konferansı’nın zirvesindeler. Ve bu süreçlerde çoğunlukla ekibin önemli parçaları eksikti. Algılarım bu yılki esas rakipleriyle (Warriors ve Spurs) aynı seviyede oynamadıklarını göremeyecek kadar kapalı değil ama bundan daha iyi bir yerde de olamazlar. Yakın zamandaki Warriors ve Spurs maçlarını kazansalar da farklı bir yerde olmayacaklardı. Bu yüzden bu mağlubiyetlerin idare katının aksiyon almasını (en azından bu kadar keskin) tetikleyen unsurlar olduğunu düşünmüyorum. Ama bu maçlar LeBron’un eline koz vermiş oldu. En büyük rakiplerine karşı kaybedilen üç maç. Koçu için oynamak istemeyen ve takım arkadaşlarını kendine sadık olanlardan seçen bir oyuncunun, sözüne çok da karşı gelemeyecek bir organizasyon yönetimini ikna etmesi için yeterli kozlar.

Blatt ile yollar yazın ayrılmış olsa değişikliği mantıklı bulabilirdim. Altı maçlık Warriors serisinin tavan olduğunu düşünüp farklı bir yöntem denemek istemeleri anlaşılabilir. Fakat muhtemelen tekrar karşılaştıklarında ellerinin daha güçlü olacağını (daha sağlıklı ve motive bir ekip) düşünüp rotadan sapmadılar. Bugün yapılanlar ise ne sonuca farklı bir yoldan gitmelerini sağlayacak ne de uyguladıkları yöntemde ustalaşmalarını. Cavaliers’ın en büyük silahlarıyla ve en ciddi motivasyonla çıkması gereken sadece bir seri var.1 O da NBA Finali. Ona kadar oynanacak olan yaklaşık yüz maçın hazırlık dışında hiçbir önemi yok. Hazırlıklar normal seyrindeyken yapılan değişikliğin doğru bir yanını göremiyorum.

LeBron’un sevmediği bir koç, oyuncuların çok iyi bir arkadaşıyla değiştiriliyor. İşler ters gitmeye başladığında Lue’yu da trenin altına atmak kolay olacak.

İsmail Şenol: İdeal dünyanın doğrularını bir kenara bırakıp değerlendirmek lazım bu hareketi. Cleveland Cavaliers organizasyonunun öncelikleri düşünüldüğünde mantıklı. Birinci hedefiniz esas oğlanı mutlu etmekse, o doğrultuda yapılmış bir hamle. Sonuçta LeBron olduğu sürece –şampiyonluk kazansın ya da kazanmasın– Cavs kar eden bir şirket olmaya devam edecek. Saha içi değerlendirilirse, bundan sonra suçlanacak kimse kalmadığı için de, oyunculardan tam performans alınması muhtemel. Cleveland açısından en büyük zarar, uzun vadede süper yıldızın oyuncağı olmuş bir organizasyon haline dönüşmeleri. Ancak bunu umursamadıkları ortada. Günlük düşününce, kısa vadeli plan işliyor. Zamanlamayı özel bir olayın tetiklediği ortada. Bir süredir devam eden LeBron-Blatt gerginliğini zirveye çıkaran ne oldu, bunu zamanla öğreneceğiz.

Boğaç Soydemir: LeBron’un döneceğini açıkladığı ilk andan itibaren konuşulan bu konu, zamanlaması itibariyle sürpriz oldu. David Blatt’in, en önemli oyuncularının saygısını hala kazanamadığı aylardır konuşuluyordu.  LeBron James’in bench’teyken kendisini kafasına göre oyuna alması, oyuna girecek bazı oyunculara izin vermemesi (final serisinin son maçındaki Tristan Thompson olayı gibi), çizilen oyunu sallamayıp kendi set oyunlarını oynatması gibi büyük ihtimalle iyice abartılan bu tarz olayları okuyup durduk. Bu örnekler abartılmış olabilir ama maalesef LeBron James’in takımın genel menajeri gibi davrandığı yorumunu yapmak abartı olmaz.

Bu kararın sportif başarıdan çok (mutlaka etkisi var), LeBron James’in hiç değişmeyen özelliği olan kendisini rahat hissedeceği ve arkadaş olabildiği insanlarla çalışma isteğinden (en masum şekilde ifade ettim) geldiğini düşünüyorum. Kovulma haberinin yayılmasından sonra, bu kararı alırken LeBron James’e danışılmadığı haberleri de geldi. Buna katılıyorum. Bence de danışılmamıştır. Çünkü menajeri Rich Paul ile birlikte ilk andan itibaren bu konu için çalışan James’e bunu sormak, dünyanın en gereksiz sorusu olurdu. Blatt’i saha içindeki problemler için suçlayabileceğimiz noktalar olsa da, konferans lideriyken kovulan ilk koç olma unvanını da almış oldu. Ayrıca Cavs, takımın yaşadığı sakatlıklara rağmen NBA’de en iyi derecesi olan üçüncü takım pozisyonunda. Yani şu an bu takımın Warriors ve Spurs kadar iyi olmamasının sebebini Blatt’te aramak hata olur, bu daha çok hem Warriors ve Spurs’ün çıtayı çok üstlere koyması ile hem de Cavs’in elindeki oyuncular ve onların uyumu ile ilgili bir konu.

blatt-inline

LeBron James ve menajeri Rich Paul’un bu fikri uzun süredir destekledikleri söyleniyor. Karar sürecini nasıl yorumluyorsunuz? Tyronn Lue, LeBron’ın sekiz buçuk yıllık Cavs kariyerindeki beşinci koçu olacak. Bu anlamda MJ ve Kobe gibi geçmişteki süper yıldızların kariyer gelişimleriyle bir kıyas yapabilir misiniz?

Kaan: Sonuçta yıldızlar beraber çalışmaktan memnun olacakları, doğru iletişim kuracakları koçları isterler. Kobe ve MJ, Phil Jackson dışındaki koçlarla çok da uyumlu olamamışlardı. Herkesin beklentisi vs. farklıdır. LeBron, uzun süre Spoelstra ile de pek anlaşamadı. Ama orada Wade’in varlığı belki daha önemliydi. Burada mutlak karar verici. Aynı Miami’ye gidişinde olduğu gibi, bence yine felaket bir zamanlama ve PR açısından çok kötü bir tercih yaptı. Ama her ne kadar Blatt’e büyük haksızlık olduğunu düşünsem de, kovulma bir sürecin sadece son halkası. İlk günden itibaren saygı göstermedi ki Blatt’e. Dinlemedi de. Bu açıdan kovulması geç bile oldu. Öte yandan bu güce sahipse LeBron, bunun kendisi için en uygun olduğunu düşünüyorsa da yapsın. Doğrusu, yapmasıdır. Ama bu durumda yetkinin sorumlulukla birlikte el ele yürüyeceğini unutmamalı. Bundan sonra durumdan sorumlu olan o. Beraber çalışacağı en iyi koçu bulmakta zorlanıyorsa o zaman biraz da kendinde aramalı sorunu.

İşin en ilginç yanı, NBA tarihindeki hemen hemen tüm oyuncular belli başarı eşiklerini aştıkları zaman belli başlı tüm eleştirilerden muaf olmaya başlıyorlar. Kobe ve Jordan en önemli örnekler ama daha onlarca sayabiliriz. LeBron nasıl oluyor da NBA tarihindeki en önemli oyuncular arasına girdiği halde, bu denli kutuplaştırıcı, itici, kendini sorgulatıcı kalmayı başarıyor, inanamıyorum. Çoktan belli eşikleri aşıp efsane statüsünde “Ne yapsa kabulümüzdür, reyiz o” denilecek kıvama gelmesi gerekirken, halen kendi imajını, algısını örseleyici saçmalıkların içine girebiliyor.

Orkun: Cleveland Cavaliers’ın LeBron James ve etrafı tarafından yönetildiği, NBA’i biraz yakın takip eden herkesin görebileceği bir gerçek. Bugün kulüp tarafından basına sızdırılan “James’in bu karardan haberi bile olmadı, ona hiçbir şey sorulmadı” haberleri gülünç bir çabaydı ve kimseyi inandıramadı. James ve kampının Lue ile daha yakın olduğu da biliniyordu ve istediklerini yaptırdılar.

MJ ve Kobe ile kıyaslarsak, LeBron koçlarına karşı onlardan daha asi, yönetilmesi daha zor bir adam değil. Söz konusu isimlerin sicili malum. LeBron’un farkı, Cavaliers’ın gayrıresmi genel menajeri olması. Ne kadar güçlü oyuncular olsalar da, ne MJ ne de Kobe takımlarında bu seviyede güç sahibi olamadılar.

Kubilay: Haberin aksine, olayın gelişimi ve idaresi ise hiç şaşırtmadı. Çoğu oyuncu hayran olduğu ya da gıpta ettiği oyuncularla/koçlarla birlikte çalışmak ister. LeBron kariyeri boyunca arkadaşlarıyla bir arada oynamak istedi. Onların sadakatini görmek, ağızlarından LeBron’un liderliğine dair dökülen methiyeleri duymak bizi bir süredir yanıltıyor. LeBron çok güçlü bir karakter ve kötü bir lider. Takım arkadaşlarını –ve kendisini– mutlu etmeye çalışıyor olabilir ama onları kazanmak için motive edemiyor. Saha dışında çok iyi bir insan olabilir ama saha içinde ilk kaygısı onların açıklarını kapatmak değil. Hatta tam tersine kendisine muhtaç olduklarını hissettirmek için çoğu kez sahada onları yalnız bırakıyor. Bu konuda Jordan ve Kobe ile yakın cümlelerde anılması ayıp olur.

İsmail: LeBron James’i geçmiş dönemlerdeki süper yıldızlarla kıyaslamak yanlış olur. Birincisi, artık nesil değişti ve Whiplash filminde kusursuzca tartışılan eğitim tarzı, yeni jenerasyona uygun değil. Bu jenerasyon, mutlu olduğu yerde bulunmak istiyor. İkincisi, LeBron’ın geçmişini bilmek lazım. LeBron büyürken neredeyse hiç antrenör görmedi. Hep yetenekleriyle, hep en iyi olduğu için tavizler verilerek sahada kaldı. LeBron James, liseye kadar çoğunlukla en yakın arkadaşı Dru Joyce III’ün evinde yaşadı. Baba Dru Joyce II, antrenörlük öğrenip LeBron ve oğlunun olduğu takımı çalıştırıyordu. Babasız büyüyen LeBron için, Joyce önemli figürdü. Bu yüzden LeBron ortaokulu bitirip liseye geçeceği zaman, Dru Joyce II’yi yardımcı antrenör olarak işe alan, Ohio’nun en iyi basketbol lisesi John R. Buchtel Lisesi’ne gideceği düşünülüyordu. Hatta sezon öncesi idmanlarına bile gitmişlerdi. Fakat Buchtel Lisesi’nde Dru Joyce III boyu çok kısa diye kadroya giremeyince, duruma çok kızan LeBron karar değiştirdi. En iyi basketbol lisesini bırakıp, ortaokuldaki arkadaşlarını toplayarak, beyazların ağırlıkta olduğu St. Vincent-St. Mary Lisesi’ne gitti. Hem de baba yerine koyduğu Dru Joyce II’yi ardında bırakarak… Benzer kararı Cleveland’ı bırakıp, yakın arkadaşları Dwyane Wade ve Chris Bosh’la olmak için Miami’ye giderken vermişti. Cleveland’a dönüş kararı da öyle. Kısacası ilk gördüğü koç “en yakın arkadaşının basketbolu seven babası” olan LeBron’ın bakış açısına göre antrenör ya da takım önemli değil. LeBron’ı hayatı boyunca ilgilendiren temel şey, kendisini mutlu ve huzurlu edecek, kişisel krallığının mutlak olduğu bir ortamda yer almak. Bu huzuru bozacak kişi ya da şey neyse, onu elemeyi düşünüyor. David Blatt’in kovulmasına bu açıdan bakmak daha doğru olur.

Boğaç: Lebron’un MJ ve Kobe’den daha çalışması zor, çekilmez, coach-killer falan olduğunu iddia etmem ama LeBron’un takımının kararları üzerinde diğer iki süper yıldızdan daha fazla etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun da bu yıldızların karakterlerinden çok dönemle alakası var. Malum, bu lig artık yıldız oyuncu odaklı bir lig. Bir takımın yıldız oyuncusuna danışmadan kritik bir karar almasına şaşırır durumdayız ve burada dünyanın en iyi oyuncusundan bahsediyoruz. James’i mutlu etmek ve kararını biraz olsun etkileyebilmek için Pat Riley, draft’ta kimi seçeceğini bile değiştirdi. (İşe yaramadı, o ayrı.) Tüm zamanların en iyi oyuncusu sorusunun cevabını hala tartışıyoruz ama tüm zamanların en GM oyuncusu gibi bir soruda James lider gibi gözüküyor.

Bu hamle sizce Cavs’in 2015-16 için şampiyonluk şansını nasıl etkiledi?

Kaan: Bu hamle Cavs’in şansını fazla değiştirmedi bence. Belki bir-iki küçük Blatt hinliğinden uzak kaldılar. Tecrübesi ile bir-iki ölü top oyunu bulurdu. Yedekleri de hazır tutması ve ilginç şekilde kullanması ile ünlüdür. Örnek; Dellavedova. Belki oradan biraz örselenirler. Ama öte yandan, Lue ile belki daha rahatlar takım. Artı LeBron daha motive olabilir. Elbette bir-iki fark olacaktır ama ne getirisi ne götürüsü, öyle önemli bir etki yaratmaz.

Orkun: Lue’nun koçluğunu henüz bilmiyoruz ama yukarıda da bahsettiğim gibi, bana göre sorun Blatt değildi ve bu sebepten olumlu etkileme şansı yok. Cavs, Kevin Love’ı takasta kullanmadığı ya da hem Spurs hem de Warriors’ta ciddi sakatlıklar yaşanmadığı sürece, bu takımlarla aynı seviyeye gelemezler. Problem oyuncu malzemesiyle ilgili.

Eğer Lue, LeBron ile iyi ilişkisini kullanarak onu 4 oynamaya ikna ederse bu bir adım olur ama hem bunu yapacağını pek sanmıyorum, hem de o zaman Love’ı koyacak bir yer yok. O yüzden her şeyden önce Love’ın takas edilmesi gerekiyor. Bu takım onun iyi yaptığı şeylere değil, yapamadıklarına ihtiyaç duyuyor.

Kubilay: LeBron bugüne kadar sevdiği hiçbir koçla başarılı olamadı. Bundan sonra da olabileceğini düşünmüyorum. Tyronn Lue’nun koçluk meziyetleri hakkında konuşmak için yeterli verimiz yok ama oyuncu ilişkilerini düşünerek sözleşmesinin sonuna kadar kaldığı takdirde, LeBron’un Cleveland’da şampiyonluk görebileceğini sanmıyorum. Şampiyonluk için yapması gereken fedakarlıkları Miami’de yaptı. Wade ve Bosh ile birlikte oynamaya çalıştı. Pat Riley ve Erik Spoelstra’ya karşı aşamayacağı sınırları vardı. Cleveland’da ise Kevin Love ile birlikte oynamaya çalışmıyor, yakın arkadaşı için direttiği parayla takımın gelecek planlarını baltalamaktan çekinmiyor, koçunu kendi seçiyor… Sadece şehre geri döndü ve günah çıkarıyor.

İsmail: Bir etkisi varsa, olumsuzdur. Gerçi Golden State ve San Antonio bu seviyede oynarken başka bir takımın şampiyonluk şansından bahsetmek bir hayli zor görünüyor zaten.

Boğaç: Bu haberi okuduğumda aklıma Blatt geçen yaz Cleveland koçu olmak yerine Warriors’ın asistan koçu olmayı tercih etseydi ne olurdu sorusu geldi. Belki de şu an Luke Walton yerine o geçen sene bir şampiyonluk yaşamış olacaktı, Kerr’ün yokluğunda takımın başında olup iyi bir derece yapacaktı ve gelecek sezon bir takım çalıştırması en muhtemel asistan koç olacaktı. Belki de Cavs gene koçunu kovacaktı ve o sırada en revaçta olan Blatt ile anlaşacaktı ve Blatt, Cavs’in koçu olacaktı?! (mindblown)

Ty Lue’nun koçluğunu henüz görmedik ama Blatt’in takımın kilit oyuncuları ile iletişim eksikliğinden dolayı NBA’in en aktif asistan koçlarından biri olduğunu biliyoruz. Oyuncuların birçoğuyla arası iyi deniliyor ve hepsinden önemlisi Cavs kadrosunun artık bir bahanesi kalmadı. Yine istenen seviyeye gelinemezse görülecek ki sorun bu oyuncularda. Sırf bu sebeplerden (ve iletişimi kötü koçlarla ilgili her koç değişiminin klişesi olarak) kısa vadede daha çok hırs, istek vs. görebiliriz. Ama sezon geneli için konuşacak olursak, eğer çıta Warriors ve Spurs ise ben bu kadrodaki oyuncuların ve uyumlarının o seviyeye hiçbir zaman çıkamayacağını düşünüyorum.

Bu arada James ve menajeri Rich Paul’un, Warriors’tan kovulan Mark Jackson’ı geçen seneden beri çok istediği ve yönetimi zorladığı konuşuluyor. Mark Jackson yönetimindeki bir Cavs izlemeyi çok isterdim. Ama saha içi sebeplerden değil. (gülüşmeler)


  1. Çok iyi gitmeyen bir sezonda bile Doğu Konferansı’nı rahatça alıyorlar.