Skip to content

NBA All-Star: Nasıl Olacak Bu İşler?

All-Star bu kez farklı bir sezonun ortasında bizi bekliyor. Kimileri için nefeslenme süresi, kimileri için yakınma...

Son zamanlarda NBA izleyen çoğu kişinin ağzından aynı cümlelerin döküldüğüne şahit olmuşsunuzdur. 2014-2015 NBA sezonunu övmelere doyamıyor kimse. Atlanta Hawks ve Golden State Warriors’ın, San Antonio Spurs’ten ilham alarak yarattıkları düzenler tarihin belki de en keyifli sezonlarından birini geçirmemizi sağlıyor. All-Star da bu farklı sezonun ortasında bizi bekliyor olacak. Kimileri için nefeslenme süresi, kimileri için “Ne güzel basketbol izliyorduk, ne gerek vardı şimdi buna?” yakınması. Siz hangi taraftasınız? All-Star öncesi biz yerimizi belli edelim dedik. Değişen basketbol düzeninde, yeni NBA’de eski dostumuz All-Star ile aramız nasıl?


Doğu Konferansı kadrosuna baktığınızda “Bu niye kadroda var?” dediğiniz bir isim var mı? Bir de sizin gözünüzde kimler kadroya girmeyi hak etmesine rağmen alınmadı?

Orkun Çolakoğlu: Niye kadroda olduğunu sorgulamasam da, kendi anlayışımca bu sezon All-Star olamaması gereken bir oyuncu var: Carmelo Anthony. Bana göre All-Star en iyi oyuncuların değil, o yıl en iyi performans gösterenlerin maçı olmalı. Ve 50’yi aşkın maçta, üstelik iki konferansın çok daha zayıf olanında oynarken sadece 10 galibiyet alabilmiş lig sonuncusundan bir oyuncu, sıradışı şeyler yapmadığı sürece orada olmamalı. Evet, Doğu zayıf ama o kadar da değil. (Tabii tüm bu laflar boşa çünkü Melo oylamayla ilk beşe seçildi. Konu popülarite olunca onu geçebilecek az oyuncu var.) All-Star olmayı daha çok hakettiklerini düşündüğüm iki adam, Kyle Korver ve Nikola Vucevic. 13 gibi mütevazı bir sayı ortalamasıyla oynayan ve ligin en iyi savunmacılarından olmayan Korver’ın isminin buralarda gezinmesi, sadece konferanstaki seviyenin Batı’ya kıyasla düşüklüğüyle ilgili değil. Box score’larda gözükmeyen fakat Hawks maçlarını izlediğinizde hissedebildiğiniz bir etkisi var Korver’ın. Topa dokunmuyorken bile başındaki adamı olay mahallinden uzaklaştırmış olarak katkı veriyor. Vucevic ise kötü ama Knicks kadar kötü olmayan bir takımda maç başına 19 sayı 11 ribaund bırakıyor. Neyse ki bu adamların en az biri (muhtemelen Korver) Dwyane Wade’in sakatlığı nedeniyle maça dahil edilecek. Hatta dizi kendisini rahat bırakmayan Melo’nun çekilmesi halinde, yerine diğerinin de davet alması olası.

Sedat Koç: Öncelikle, All-Star ilk beşleri izleyiciler tarafından belirlendiği sürece mutlaka popülariteye bağlı olarak ara sıra adil olmayan seçimlerin olacağını ve her şubat ayında bu tartışmaların yapılacağını baştan kabul edelim. Bu organizasyon da nihayetinde izleyenler için yapılıyor. Bu nedenle ilk beşlerin, adil veya değil, izleyiciler tarafından belirleniyor olması da güzel bir gelenek. Bir oyuncudan bahsederken mesela, “5 kez All-Star” deniliyor, “5 kez All-Star, ama yedekten ya da ikinci öğretim” denilmiyor.

Soruya gelirsek, Doğu kadrosunda varlığını sorguladığım veya bu adam neden burada dediğim bir isim yok. İlla bir snub isterseniz, Brandon Knight derim. Bu çocuk lige girdiğinden beri başına gelmeyen kalmadı.1 All-Star haftasonunda çaylak maçında Kyrie Irving ile bir streetball düellosuna girişti, Pepsi’nin Uncle Drew reklamlarındaki figüranlardan beter hale geldi. Daha sonra bir Clippers maçında, yıldızından rol oyuncusuna bütün NBA oyuncularının postere girmemek için kaçacağı yerde, kendisinden 20 cm daha uzun, daha atletik ve ligin en fazla smaç vuran oyuncularından biri olan DeAndre Jordan’ı engellemek için zıpladı ve yere yapıştı. Twitter’ın da yardımıyla pozisyon viral haline gelmişti. Hustle yapmak isterken Gatorade kovasını devirdi, en son mesela bu sezon Brooklyn deplasmanında uzatmada skor eşitken son 3 saniyede rakibinden çaldığı topla maçı bitirecekken bomboş bir turnike kaçırdı. Kendisini sürekli bir sakarlık hikayesinin içinde buluyor ama hiçbir zaman geri adım atmıyor. Bu sezon çok istikrarlı olmasa da gayet iyi oynuyor ve geçen sezon ligi en az galibiyet sayısıyla bitiren takımı Milwaukee de şu an Doğu altıncısı. Dwyane Wade veya Carmelo Anthony’nin sakatlık nedeniyle çekilmesi halinde umarım davet alır. Dışarıda kalanlar arasında diğer adı geçenler bana biraz zorlama adaylar gibi geliyor.

Carmelo Anthony demişken, hiç bu kadar kötü bir dereceyle All-Star’a girdi mi hatırlamıyorum ama New York’un bu berbat halinin günahını sadece ona kesemeyiz. Onun oynamadığı maçlarda takımının 0-12 olması da sorunun çok daha büyük olduğunu gösteriyor zaten.

Kubilay Kahveci: Seçimlere “Bunun ne işi var kadroda” diyecek kadar tepkili değilim ama koçların başarılı takımları All-Star haftasonuna taşıma gayreti pek hoşuma gitmiyor. Zamanında Detroit Pistons beşinden dört oyuncuya yapılan kıyak bu kez sezonun en güzel hikayelerinden birini yazan Atlanta Hawks oyuncularına yapıldı.2 Takım başarısını tamamen ikinci planda bırakma taraftarı değilim; fakat orada dengeyi iyi tutturmak gerekiyor.

Mike Budenholzer ve Hawks harika işler yapıyor. İlk beşte sahaya çıkan Al Horford, Paul Millsap, Jeff Teague ve Kyle Korver’dan hangisini çıkarırsanız çıkarın dişliler dağılacakmış gibi, hepsi vazgeçilmez parçalar. Takıma sağladıkları şeyler gibi bireysel performansları da kendi kariyerlerine oranla benzer yükselişlerde. Kimi dışarıda bıraksanız ayıp olacak durumu var yani. Fakat bu dörtlünün performanslarının kendi aralarında ayırt edilemez olması, topyekün All-Star olmalarını gerektirmiyor. Bu dörtlü –ya da Korver’ı saymazsak üçlü– koçların oylamalarına blok halinde girip çıktıkları için Vucevic gibi üst seviye performans sergileyen isimler resmin dışında kalıyor.

Benzer bir durum son Ayın Oyuncusu ödülü seçiminde de gerçekleşti. Batı’da ödülü James Harden alırken Doğu’da ödül Hawks beşine verildi. Ödülün ismi izaha gerek duymayacak kadar açık aslında. Ligin sezon içinde, takım başarısını ödüllendirecek bir mekanizmasının olmaması diğer ödülleri de bağlamından uzaklaştırıyor. Lig yönetiminin bunu bir jest olarak görmesi durumun komikliğini değiştirmiyor maalesef.

Batı Konferansı kadrosuna baktığınızda “Bu niye kadroda var?” dediğiniz bir isim var mı? Bir de sizin gözünüzde kimler kadroya girmeyi hak etmesine rağmen alınmadı?

Orkun: Linç tehlikesine rağmen: Kobe Bryant. Sebebi yukarıda açıkladım. Neden alındığını biliyoruz, ona diyecek bir şey yok. Oylama sisteminin kaldırılmasını savunuyor da değilim. Ama %37’yle isabet bulabildiği bir sezonda All-Star seçilmesi bence Kobe’nin kariyerine hakaret gibi.

İkinci olarak Tim Duncan’ın DeMarcus Cousins ve Damian Lillard önüne saygıdan geçirildiğini düşünüyordum. Fakat Cousins’ın son dönemdeki memnuniyetsizliğine bağlı tripleri ve Lillard’ın bir aydır çakılan formu Duncan konusunda iki hafta öncesine göre daha farklı düşünmemi sağlıyor.

Sedat: Batı kadroları daha zengin yetenek havuzu sayesinde her zaman Doğu kadrosundan daha tartışmalı olur. Örneğin, koçlar daha geçen sezon Batı kadrosunu belirlerken, belki de tüm zamanların en büyük haksızlıklarından birini yapmış ve Stephen Curry’yi dışarıda bırakmıştı. Bu sezon Curry, All-Star oylamalarında Kobe Bryant ve LeBron James’in önünde en fazla oy alan isim oldu. Tarihte bu şekilde kenarda bırakılan ve ertesi sezon en fazla oyla All-Star seçilen başka oyuncu var mı bilmiyorum ama zor gözüküyor. Golden State’in bu sezonu en iyi dereceyle bitirme ihtimali gayet yüksek, Curry de en ciddi MVP adaylarından biri. Yine tarihte bir sezon önce All-Star seçilmeyen bir MVP var mıdır? Benim aklıma gelmiyor. (Curry 2014’te All-Star oldu. Hızlı mı geçti 2014 nedir, kafam nedense 2013’e gitti. Uyarı için teşekkürler. –SK)

Favori oyuncumu da yeterince övdüğüme göre, soruya geri dönebiliriz. Batı’da All-Star olmayı hakeden oyuncu sayısı yine kontenjandan fazla olduğu için dışarıda kalanlar oldu. Kobe Bryant ve Blake Griffin’in sakatlığıyla kadroya giren Damian Lillard ve DeMarcus Cousins gayet iyi seçimler. Sacramento uzun yıllardır ilk kez sezona övgülerle başlamasına rağmen, koçunu değiştirerek takımı sabote etti. Bu yüzden Cousins gibi bir karakteri All-Star’da göremeseydik bir şeyler eksik kalacaktı. Yine sevdiğim adamlardan Mike Conley’nin dışarıda kalmış olması hoşuma gitmiyor ama kadroda Curry, Westbrook, Paul ve Lillard’ın olduğunu düşünürsek, Conley için ancak Tarkan – Kış Güneşi melodisiyle “yanlış zaman, yanlış konferans” demek zorundayız.

Kubilay: Batı Konferansı seçimlerinde DeMarcus Cousins’ın dışarıda kalması sıkıntılıydı ama sakatlıklarla eğrisi doğrusunu buldu. Damian Lillard’ın koç oylarıyla All-Star seçilemediğini öğrendiğinde verdiği tepkilerden sonra kendisine mesafeliyim. Karar mercii ben olsam Mike Conley’i önden buyur ederdim ama bu davetin altında yatan rasyonel sebepler tartıda hafif kalıyor.

Kobe Bryant’ın ise bu sezonki oyunuyla bu apoleti ne kadar hakettiği sorgulanır elbette ama kariyerinin bu noktasından sonrasına ipi ve kuşağıyla devam ettiği için o iş bize düşmez.

NBA çok farklı bir sezon geçiriyor. League Pass sayesinde son yıllarda farklı takımları izleme fırsatı yakaladık. Küçük pazar takımları ulusal televizyona çıkmamalarına rağmen evlerimize konuk oluyor. Bu ortamda All-Star haftasonunun değeri arttı mı azaldı mı?

Orkun: NBA’i arada bir eğlenmek için değil de sıkı sıkıya takip eden çoğu kişi için All-Star, futboldaki milli maç araları gibi bir şey. (İtiraf edelim, bütün o goygoy fırtınasının arasında, milli maçlar nedeniyle liglere ara verilmesine bozulmayan 4-5 kişi falan kaldı.) Kendi adıma, hemen hiçbir oyuncunun ciddi oynamadığı, hatta ciddi oynayıp savunma yapmanın neredeyse ayıp olarak algılandığı bir maçtan, smaç yapılıyor ve Dwight Howard esprileriyle kırıp geçiriyor diye keyif almam zor.3 Fakat League Pass çağında olsak da, ABD’de ulusal kanalda maçlarının yayınlanması, Toronto, Atlanta gibi takımlar için hala önemli bir olay ve All-Star da hala bir çeşit ödül töreni gecesi. Ve NBA’in değeri sürekli artıyorken All-Star’ınkinin azalması mümkün değil.

Sedat: Üniversitede kurulun önünde bitirme projesi sunumunu yaptıktan sonra profesörlerden biri, değişik şartlar ve değerler vererek, detaylarını şu an hatırlamadığım ama artar mı azalır mı ile biten teknik bir soru sormuştu. Sunum sabahından yaklaşık 5-6 saat önce, bir müzik festivalinde biraz fazla kaçırmıştım ve kafam sorulan soruyu yorumlayacak bir halde değildi. Sonuç olarak salladığım cevap doğru çıktı ve üniversite hayatımda ilk kez tam not aldım.

Şimdi bu soruyu okuyunca o ana geri döndüm. Ne yalan söyleyeyim ben bir bağlantı kuramadım. LP hayatımıza girmeden önce de her takımı legal veya illegal yollarla izleyebiliyorduk. All-Star haftasonu ligden çok bağımsız, başka bir ortam.

O yüzden bu soruya, sunumda verdiğim cevabın aynısını vereceğim. Azalı..artar?

Kubilay: Kafayı NBA’le bozan güruh için ligdeki tüm maçlar bir şekilde ulaşılabilirdi aslında uzun süredir. Şu anki duruma göre çok daha sancılı adımlardan geçiyordunuz ama izlemek istediğiniz şeyi elbet elde ediyordunuz. Bu ekip için All-Star’ın bir süredir çok özel bir anlamı yok zaten. Onlar için değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Zaten vitrinde sunulan şeylerden daha derindekilerden haberdardılar. Şimdi vitrine daha fazla malzeme çıkıyor; fakat bilmeyen biri için en parıltılısı hala bu haftasonu oluyor. Lig yönetiminin konuya harcadığı mesaiye bakılırsa,4 bu organizasyonun ana sahnede kalmasına çabaladıklarını söyleyebiliriz.

kyrie3pt

Cumartesi yarışmalarına baktığınızda nasıl beklentileriniz var? Son günlerde Üç Sayı Yarışması üzerine çok yazılıp çizildi, eskiden Smaç Yarışması’nda kimlerin olduğunu merak ederken artık üçlükteki yıldızlar daha heyecan veriyor. Ligin değişimiyle alakalı mı bu?

Orkun: Ligde bir değişim olduğu, şutörlerin giderek daha fazla önem kazandığı ve kazanmaya devam edecekleri açık. Ancak ilginin üç sayı yarışmasına yoğunlaşması bununla değil, katılanların profiliyle alakalı. Smaç yarışmasında, üç tanesi küçük pazar takımlarından olmak üzere, çaylak ya da ikinci yılını yaşayan, şöhreti sınırlı dört oyuncu varken, diğer tarafta NBA sayı kralı, All-Star maçının en çok oy toplayan adamı ve kendi takımındaki ortağı, lig tarihinin en acayip şut performansı, Uncle Drew falan var. Bunun smaçtaki karşılığı, LeBron, Durant ve Anthony Davis’in birlikte katılması gibi bir şey.

Sedat: Bu sene üç sayı yarışmasının smaç yarışmasından daha fazla konuşuluyor olmasının sebebi, katılan oyuncuların daha yüksek profilli olması. İki eski şampiyon (Irving ve Belinelli), şu an ligde en fazla üç sayı isabeti bulan ilk beş oyuncu (Splash Brothers, Korver, Matthews ve Harden) ve ilk kez yarışacak bir veteran (JJ Redick, ne ara 31 oldun sen?) gayet iyi kadro.

Takımların gelişmiş istatistikler ve analitiğe önem vermeye başlamasıyla beraber, ligde üç sayılık atışların lehine bir değişim trendi olduğu doğru. Ancak All-Star izleyicisi analitikle veya köşe üçlükleriyle ilgilenmez. İlgilenenler de genelde All-Star haftasonunu pek sevmez. Üçlük yarışması yapılırken de kimse kamerasını hazırlamaz. Smaç yarışmasında daha az popüler oyuncular yer alsa da, görülmemiş bir şey görme ihtimali her zaman daha çekicidir. Zach LaVine ve Greek Freak de görmediğimiz yeni bir şeyler gösterebilirler. Yıllardır bekleneni veremese de, yıldızlar gelmese de hala ana aktivite özelliği duruyor.

Yeri gelmişken senelerdir gelenekselleşen önerimi tekrarlıyorum. Skills Challenge’da “Ben normalde çok yetenekliyim ama burada kasmıyorum” vücut diliyle yarışan cool guardlar yerine mesela Kendrick Perkins, DeAndre Jordan, Ömer Aşık ve Andre Drummond’ı izlemek daha keyifli olmaz mı?

Kubilay: Oyunun geçirmekte olduğu değişim sürecinin bir yansıması olarak görmek fazla heyecanlı bir analiz mi olur bilmiyorum ama ortada farklılaşan bir şeyler olduğu kesin. Ocak ayı NBA tarihinde serbest atıştan fazla üçlük kullanılan ilk ay olarak tarihe geçti. Oyun yayın gerisine kayarken yüksek profilli oyuncuların hemen hemen hepsinin üç sayı tehdidi oluşmaya başladı. Cumartesi gecesi Üç Sayı Yarışması’na katılan ekibin ligin en önemli yüzlerinden oluşması tesadüf olabilir fakat o oyuncuların bu kadar iyi birer üçlükçü olmaları değişen oyuna adaptasyonun bir sonucu. Sözün özü, bu yarışmanın çekici hale gelmesini5 ligdeki değişimin direkt bir sonucu değil ama derinlerde fitili ateşleyenin bu başkalaşım süreci olduğunu düşünüyorum.

Yine de Smaç Yarışması’yla farklı kulvarlarda koşuyorlar. Biri sistemin, sıkı çalışmanın gösterisiyken ötekinde yaratıcılık ve bedenin fiziksel sınırları sergileniyor. İkisinin verdiği heyecanlar çok farklı.

NBA Rising Stars Challenge hakkında düşünceleriniz neler? Amerika Takımı ile Dünya Takımı karşı karşıya gelecek. Özellikle ABD dışından gelen oyuncuların hem çaylak, hem sophomore olarak bu kadar etkili olmasını bekliyor muydunuz? Yeni format ligin dünyaya daha fazla açıldığının göstergesi mi? Ve kalıcı bir format olur mu?

Orkun: Bir kere bu değişiklik, düğün başlamadan pistte koşuşturan çocukların eğlencesine benzeyen maçı çok daha anlamlı ve rekabet potansiyelli hale getirdi. Sadece dış ülkelerden değil, NCAA’den de NBA’e sürekli bir “yabancı” oyuncu akışı yaşandığını düşünürsek, formatın kalıcı olması yüksek bir ihtimal.

ABD dışı oyuncuların bazıları (Mirotic, Bogdanovic) yıllardır Avrupa’da üst düzeyde oynadıkları ve şu anki takımlarında yükleri çok fazla olmadığı için, gösterdikleri performans normal denebilir. NCAA’de uzun süre kalarak lige görece hazır gelen ve bol dakika bulabildikleri takımlarda oynayan Olynyk ve Dieng’in durumu da şaşırtıcı değil. Beklenenden hızlı gelişen ve bu maçta yıldızlaşabilecek oyuncularsa Greek Freak ve Dennis Schröder. 2013 draftı bugün tekrar yapılsa Antetokounmpo’nun 1 numarada seçileceği kesin. Schröder de 2 numarada gidebilir.

Sedat: NBA bu tip yan aktivitelerde genellikle yeniliklerden yana ve enteresan fikirleri denemekten pek geri kalmıyorlar. All-Star maçları çekişme açısından ne kadar yerden yere vurulursa vurulsun, eski Rookies vs Sophomores maçlarının yanında Euroleague finali gibi kalmaya başlamıştı. Eski oyunculara takım seçtiren daha sonraki format, 2013’te Kyrie Irving ve Brandon Knight, 2014’te Dion Waiters ve Tim Hardaway Jr’in maç içerisindeki sokak basketbolu düellolarıyla beraber daha izlenir hale gelmişti.

ABD vs. Dünya Karması aslında ilk kez uygulanan bir format değil. Ülkenin en parlak liseli oyuncuları 20 senedir önemli oyuncuların katıldığı Nike Hoop Summit kapsamında yaş gruplarının dünya karması ile karşılaşıyorlar. Kısacası iyi bir fikir ve tutacaktır. En azından ‘bize karşı onlar’ konsepti, maça biraz daha rekabet kazandırabilir.

Uluslararası oyuncuların profillerine dikkat ederseniz, eskilerin kolunda altın bilezik diyeceği, onları bu lige kadar getiren bazı uzmanlık yetenekleri var. Amerikalı yaşıtları ise çok daha büyük potansiyel barındırsa da lige artık çok daha ham geliyorlar. Sezon içerisinde Kobe Bryant’ın bu konuda manşetlere pek çıkmayan yorumları vardı. Avrupa’dan gelen oyuncuların daha “yetenekli” (genel fundamentaldan bahsediyor) olduğunu, sebep olarak ise kendi oyuncularına genç yaşlardan itibaren oyunun inceliklerinin öğretilmemesini gördüğünü söylemiş; AAU gibi berbat basketbol oynandığını düşündüğü organizasyonları ve o çocukları rant kapısı olarak gören koçları suçlamıştı. Son yıllarda lige gelen uzunların önemli kısmının elle tutulur bir alçak post oyununun bile olmadığını göz önüne alırsak, Bryant’ın haklı olduğu noktalar olduğu açık.

Elbette çok iyi AAU koçları da var ama Bryant’a inanmıyorsanız, Youtube’a girin; Dwight Howard veya Amare Stoudemire gibi atletik yetenekleriyle ligde kısa sürede yıldız mertebesine ulaşmış uzunların, lige girdikten seneler sonra Hakeem Olajuwon’la yaptıkları bireysel antrenmanları izlerken suratınızda ister istemez hafif bir tebessüm belirecektir. Türk altyapılarında dahi küçük yaşlarda öğretilen temel uzun alçak post hareketlerine çok aşina olmadıklarını, vücut dillerinden rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.

Kubilay: Bugüne kadar denenen formatlar arasında en heyecan verici olanı bu kesinlikle. Ve yıllar önce facia olacak bu fikrin bugün uygulanabilecek durumda olması harika. Avrupa’dan gelen gençlerin lige ve oyuna daha çabuk uyum sağlamaya başlamasının yanında, erken yaştan itibaren Amerikan düzeninin içinde yer almış uluslararası oyuncuların sayısındaki artışın da bu dengedeki etkisi büyük. Ki bu oyuncuların sayısı da yakın zamanda azalmanın aksine giderek aratacak. Bu sayede rekabeti de bir miktar körükleyen yeni formatın kalıcı olması muhtemel.

All-Star haftasonu ilk defa oyuncular için de yaklaşık bir haftalık bir nefeslenme arası olacak. Perşembe gününe kadar sezonun ikinci yarısı başlamıyor. Oyuncuların sağlığını düşünerek sezonu daha az yoğun hale getirmeye yönelik adımlardan ilki olarak görülebilir mi bu?

Orkun: Bir haftalık ara oyuncular için önemli bir nefeslenme arası gibi gözükse de, ligin başlangıç ve bitiş tarihi önceki yıllarla hemen hemen aynı günlerde olduğu için, fikstürde bir rahatlama yaratmadı, bilakis fikstürü daha da sıkıştırdı. Bununla ilgili çok tartışma dönüyor ve bilim insanları, doktorlar, NBA’deki back-to-back’lerle bezeli yoğun takvimin oyuncularda sebep olduğu uyku bozukluklarının sakatlık riskini arttırdığını söylüyor. All-Star vesilesiyle verilen bir haftalık aranın gerçekten anlamlı olabilmesi için, ligin başlangıç ve bitiş tarihlerinden tutup çekilerek esnetilmesi gerekiyor.

Sedat: Sezon ortasında verilen bir haftalık ara nereden baksan en fazla 2-3 günlük dinlenme demek, en azından koçların herkese bir haftalık tatil yaptırmayacağına eminim.

Sakatlık ve fikstür yoğunluğu doğal olarak ilişkili şeyler olsa da, bu tam anlamıyla birebir doğru orantılı değil bana kalırsa. 82 maçlık normal sezon traşlansa bile yine bol bol sakatlık olacağını zannediyorum. Üstelik, örneğin 66 maça düşürülmüş bir normal sezonun da yine 5. viteste oynanmaması, play-off sıralamalarına göre nisan ayı civarında yıldızların bol bol “dinlendirilmesi” olası. Hem sadece NBA’de değil, oyuncuların artık daha az süre geçirdiği NCAA seviyesinde de son yıllarda oldukça fazla sakatlık yaşanıyor. Profesyonel oyuncuların fiziksel özellikleri güçlense de, erken yaşlardan itibaren vücutlarına bindirdikleri yük de artmış durumda.

Ortalama profesyonel olma yaşının düşmüş olması, genellikle oyuncuların lige fundamental olarak hazır gelmemesi bakış açısından işlenir. Doğrudur da, ancak bunun fiziksel olarak da oyuncuların kilometresini artırıyor olması gözardı edilmemeli. Oyuncular ise doğal olarak basit bir mantıkla, daha az oynayarak daha az sakatlanmak ve daha uzun süre para kazanmak istiyorlar. Kısacası, ben sezonu kırparak oyuncu sakatlıklarında dramatik bir azalma yaratılabileceğini sanmıyorum.

Kubilay: Aslında sezon ortasında bir haftalık bir ara kalan kısmı biraz daha yoğun hale soksa da oyuncuların yarı yolda biraz olsun nefeslenebilmeyi tercih edeceğini düşünüyorum. Fakat bunun normal sezon performanslarına ya da sporcu sağlığına etkisine dair veri edinmek çok zor olduğundan fikirlerin de sağlam bir dayanağı yok. Oyunculardan huzursuz seslerin fazlaca çıktığı bir konu bu ve yeni komisyonerin mevzuya eskisine göre daha ılımlı yaklaştığı kesin. Belki normal sezonu kısaltmaya yönelik daha büyük adımlar da atılacaktır ama ben bu konuda geleneksel kafalı kalmayı seçiyorum. Bugüne kadar kötü sonuçlar doğurmayan –var olan– düzeni tercih ederim.


  1. https://www.youtube.com/watch?v=wj1–j4fi4U
  2. Ben bu satırları yazarken sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecek olan Dwyane Wade’in yerine de Kyle Korver seçildi.
  3. Alakasız ama, NBA izlemeden NBA’de savunma yapılmıyor, sadece şov basketbolu oynanıyor hükmüyle dolaşan abiler vardı di mi?
  4. Sürekli denedikleri yeni formatlar, Toronto ya da New York gibi evrensel anlamda önemli lokasyon seçimleri bunun göstergesi.
  5. Antoine Walker ne kadar kötü şu atacak merakının da çekiciliği ayrıydı tabii.