Skip to content

Bir Yazarın Öğleden Sonrası

1. FC Nürnberg, 25 Ağustos 2018’de sahaya nasıl dizilecek?

Geçtiğimiz Mayıs ayında, daha önemli sayılabilecek birkaç şeyin yanında, 1. FC Nürnberg’in ilk ve tek Bundesliga şampiyonluğunun da 50. yıldönümü kutlandı.1 Ondan dört ay önce de, bir Peter Handke şiirinin. Die Aufstellung des 1. FC Nürnberg vom 27. 1. 1968’in.

***

Söz Handke’nin futbola uğrayan metinlerinden açıldığında, evvela Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi’nin anılması doğal karşılanabilir. Romanı tekrar okudukça, bu müsrif değiniler sonunda elimizde kalan hor kullanılmış başlığın ötesine açılan bir yol keşfederiz. Daha ilk cümleden, eski tanınmış kaleci/yeni işten çıkarılmış montör olarak takdim edilen Josef Bloch “olay yerine” geri dönüp tribünde yanında duran adamla laflamaya başladığında, onun sesini ilk kez duyduğumuzu fark ederiz. Bloch ilk kez kendi sözcükleriyle konuşuyor gibidir ve bu sözcüklere, bir futbol seyrini ya da bir penaltı anını tarif etmek için başvuruluyordur.

Handke’nin yazınında futbol zaman içinde önemli bir uğrak yerine dönüşür; öğleden sonraları çıktığı meşhur yürüyüşlerini cumartesi günleri kısa kesmesine neden olan oyuna hürmet gösterirken cimri davranmaz. Graz’daki üniversite yıllarının hemen sonrasına denk düşen ve ilk olarak 11 Ocak 1966’da bir radyo yayınında okunan Die Welt im Fußball2 gibi estetize metinlerden (Handke burada futbol topunun fiziksel gerçekliği içinde bir ruh aramaya koyulur), geçtiğimiz yıl yayımlanan Die Obstdiebin’de öylece beliren Javier Pastore referansına değin genişleyen bir futbol haritası çıkarabilirsiniz Handke evreninde. Toprak sahalarda kaleci kazağıyla hayal etmekte güçlük çekmediğiniz Josef Bloch’un aksine, Javier Pastore sanki oraya Handke metinlerine çok uzak bir gelecekten bırakılıverilmiş gibidir: “Devre arasında kız kardeşine, kantindeki televizyonda bir anlığına rastladığı bir görüntüsüyle dahi kalp atışlarının hızlanmasına yol açmaya muktedir bir futbolcudan bahsetti. Bu oyuncunun adı Javier Pastore’ydi ve şu anda Paris Saint-Germain forması giyiyordu.”

Gelgelelim Handke’nin 1969’da yayımlanan, tek şiir kitabı Die Innenwelt der Außenwelt der Innenwelt’te karşımıza çıkan bir şiir, diğerlerini geride bırakır ve edebiyat öğrencilerinin sınavlarda en sık karşılaştıkları Handke metinlerinden birine dönüşür. Handke, 1. FC Nürnberg’in 27 Ocak 1968 tarihinde Federasyon Kupası ilk tur maçında Bayer Leverkusen karşısında sahaya çıktığı takım tertibini, tıpkı bir gazete haberinde görüneceği şekliyle kâğıda geçirir.


Die Aufstellung des 1. FC Nürnberg
vom 27. 
1. 1968

 

Wabra

Leupold – Popp

L. Müller – Wenauer – Blankenburg

Starek – Strehl – Brungs – H. Müller – Volkert

 

Spielbeginn:
15 Uhr


Şiir nedir, neye benzer? Tanınabilir bir şey midir? Onu tanımlayan müellif ile muhayyel arasındaki ilişki midir, yoksa muhatabın (yani okurun) metinle kuracağı ilişki mi? Bunun gibi sorular, Aufstellung’u edebî bir objet trouvé (buluntu nesne?) örneği ilan eden akademisyenlerin ilgisini çeker. Diğer yandan, Handke’nin şiiri son büyük Nürnberg takımına bir saygı duruşu değeri de taşıyor olabilir – Bavyera’dan çıkan ilk şampiyonlara, Der Club’a ithaf edilmiş bir mezar yazıtı.

Bir masanın öğleden sonrası

1967-68 sezonuna iki galibiyet, bir beraberlikle başlayıp Bundesliga’da ilk kez liderlik koltuğuna oturan 1. FC Nürnberg, bu başlangıca rağmen son şampiyon Braunschweig, Köln, Frankfurt, Dortmund ya da iki kuvvetli Münih temsilcisiyle rekabete girebilecek düzeyde görülmüyordu. Önceki sezon küme düşmeme mücadelesi veren takımın iyi başlangıcı, daha ziyade, sert antrenman metotlarıyla bilinen teknik direktör Max Merkel’in Tirol kampında yaptığı fiziksel kondisyon yüklemelerine yorulmuştu. Nürnberg’in Bundesliga çağında da şampiyon bir takım çıkarabileceği düşüncesini tazeleyen karşılaşma, Aralık ayında oynandı. Şehir Stadı’nın köhne tribünlerini dolduran 65 bin taraftarın önünde, “Altın Kafa” Franz Brungs’un beş golüyle önderlik ettiği 7-3’lük Bayern zaferi akıntının yönünü değiştirmeye yetecekti. Bitime bir hafta kala Bayern karşısında –bu kez deplasmanda– alınan 2-0’lık galibiyet, Nürnberg’in şampiyonluğunu mühürlüyordu. Bugüne kadar tekrarlanmamış bir manzara…

Çöküşün başlaması fazla uzun sürmedi. Nürnberg, şampiyon unvanıyla giriş yaptığı 1968-69 sezonunun sonunda –lig ikincisi Aachen’ın yalnızca 9 puan gerisinde– 17. sırada yer alıp küme düştü. Bundesliga tarihinde tekrarı görülmemiş başka bir manzara.

Kimileri bu olağanüstü başarısızlığı Merkel’in antrenman metotlarının doğal sonucu olarak gördükleri sakatlıklarla açıklıyordu, kimileriyse şampiyonluktaki önemli figürlerin, kaleci Roland Wabra’nın, August Starek’in ve en önemlisi de Hertha’ya giden Altın Kafa’nın yitirilmesine dikkat çekiyordu. Kulağı kesik 1. FCN taraftarlarının bugün söylediklerine bakılırsa, “ters gidebilecek her şeyin muhakkak ters gittiği” bir kulüp tarihinde böylesi bir sezona rastlamakta şaşılacak bir şey yok. Yine de, bu benzersiz çöküşte Handke’nin şiirine pay biçmeyi ihmal etmeyenler de vardı. Zira Die Innenwelt der Außenwelt der Innenwelt matbaadan çıkıp Nürnberg’e ulaştığında şiirdeki oyuncuların çoğu başka takımlara transfer olmuş, kulüp de çoktan ucu ikinci kümeye çıkacak bir tünele girmişti. Ayrıca edebiyat fakültelerinde Handke’nin dehasını alkışlamak için sıraya girenlerin gözden kaçırdığı bir şey vardı; şiirde sahaya (kâğıda) dizilen Nürnberg onbiri, gerçeği yansıtmıyordu! Filvaki Horst Leupold o maça yedek kulübesinde başlamış, sakatlanan takım arkadaşı Horst Blankenburg’un yerine son 15 dakikada oyuna dâhil olmuştu. Şiirde unutulan oyuncu, 90 dakika boyunca Fritz Popp ile birlikte savunma tandeminde görev yapan Helmut Hilpert’ti.

***

Horst Leupold, şimdilerde 76 yaşında ve şehirde bir piyango dükkânı işletiyor. Şampiyon ’68 kadrosundaki birçok oyuncunun geçmişinde bu dükkânlara rastlıyoruz: Hayatta işler yolunda gitmediği takdirde, hiç değilse gidip bir piyango dükkânı işletmek için belediyeye başvurabilirsiniz. Şehrin gerçek sahipleri olarak, özlük haklarınızdan biri sayılır bu. Ama bununla yetinemezsiniz; şehrin işlek sokaklarında olabildiğince fazla dükkâna girip çıkmalı, o parıltılı günlerin bir sanrı olmadığını seyirciler için (dünün taraftarları, bugünün şehir halkı için) belirli aralıklarla teyit etmelisiniz. Stadyumun 10 numaralı blokunun üstünde yazan ismi, şık bir kıyafet olarak taşımayı sürdürmelisiniz.

Leupold, 13 Mayıs 2018’de, yeniden ve nihayet kulüp tarihine yakışır biçimde isimlendirilmiş Max-Morlock-Stadion’un zemininde de bunu yapıyordu. Bir hafta önce küme yükselmeyi garantilemiş Nürnberg takımı kutlamalara kapanış maçından önce başlamıştı. Rakip üst lige terfi hakkını almış diğer takım, yani ikinci sıradaki Fortuna Düsseldorf’tu ve 2. Bundesliga şampiyonunun kim olacağı gibi o gün için önemsiz bir meseleyi çözmek için karşı karşıya geleceklerdi. Ama başlama vuruşu biraz daha bekleyebilirdi. Sekizinci kez Bundesliga’ya yükselmeye hak kazanan ve çalkantılı kulüp tarihiyle kafiye yapan böyle bir rekoru da elinde bulunduran Der Club’un yeni üyeleri, 402 kez bu formayı giyen Leupold,3 Altın Kafa Brungs, Ferschl ve son şampiyon Nürnberg takımının yaşayan diğer efsaneleriyle yan yana dizildiler.

Nürnberg’in Bundesliga’dan uzak geçirdiği dört yıla bir göz atınca, Der Club’un kadim taraftarlarının ne demek istediğini daha iyi anlıyorsunuz: Küme düştükten sonra bütün kadroyu yenilemek zorunda kalıyorlar, ilk sezonu Valerien Ismael yönetiminde vasat bir 2. Bundesliga takımı görüntüsünde geçirdikten sonra, artan borçlar nedeniyle, 2004’ten beri kulüpteki sportif kararlardan neredeyse tek başına sorumlu olan Martin Bader’e yol veriyorlar. Görevi devralan sportif direktör Andreas Bornemann, önce iyi bir teknik direktör tercihi yapıyor (Rene Weiler), takıma Relegationsspiel oynatan4 bu teknik direktörü Anderlecht’e kaptırdıktan sonra kötü bir teknik direktör tercihi yapıyor (Alois Schwartz) ve nihayet 2017’nin Mart ayında cesur bir teknik direktör tercihi yapıyor. İşi altyapı takımlarının başındaki Michael Köllner’e veriyor. A takım seviyesindeki tek sezonunu, 16 yıl önce bir dördüncü küme takımıyla geçiren bu çaylağa duyduğu güvenin karşılığını hemen alamasa da sabır gösteriyor. En önemli gol ayağı Guido Burgstaller’i kış transferinde Schalke’ye kaptıran Nürnberg, tam 64 yıl sonra bir futbol sezonunu yerel rakibi Greuther Fürth’ün arkasında (12. sırada) bitiriyor.

2017-18 sezonuna girilirken Bornemann için Köllner’in arkasında durmak da, transfer yapmak da hiç kolay görünmüyor. Futbolu bırakan Raphael Schäfer’in tavsiyesiyle eldivenleri 3. Liga’dan gelen 22 yaşındaki bir kaleciye teslim ediyorlar, Burgstaller’in yerine sezon ortasında Randers’ten transfer edilen ama yarım sezonu yarım gol atamadan bitiren bir İsveçliye bir ikinci şans sunmaktan başka bir yol göremiyorlar, genç takımdan yükselen Lukas Mühl, Eduard Löwen ve Patrick Erras gibi oyuncuları rotasyonun önemli birer parçası haline getiriyorlar ve kaptanlığı aldığı sezonda orta sahadan Gustavo Poyet düzeyinde skor katkısı veren Hanno Behrens’in sırtında yeniden Bundesliga’ya yükseliyorlar.

Bu terfiye rağmen finansal açıdan henüz düzlüğe çıkmışa benzemeyen ve yaz aylarında onbire yalnızca iki kiralık ekleme yapabilen Nürnberg’in ilk maçta beklentileri aştığı söylenebilir. Kiralık oyunculardan Robert Bauer savunmaya kalite, Yuya Kubo ise hücuma çok değerli olabilecek bir “tahmin edilemezlik” katmış gibi göründü ve 85. dakikada, zorlu Berlin deplasmanından puan çıkarmanın 11 metre kadar yakınına geldiler. Kulağı kesik 1. FCN taraftarlarının bugün söylediklerine bakılırsa, bir yıl önce bir ikinci şans bulan İsveçli Mikael Ishak’ın penaltıyı özensiz bir şekilde kaçırmasında şaşılacak bir şey yok.


  1. 1963’te Bundesliga’nın kurulmasından önce sekiz birinci lig şampiyonluğu daha kazanmışlardı.
  2. 1972’de denemelerini topladığı Ich bin ein Bewohner des Elfenbeinturms’ta, aynı radyo programında okunan iki metinle birlikte kendine yer bulur.
  3. Leupold’ün kulüp tarihindeki yerini düşününce, ister istemez, Handke’nin Hilpert’i kasıtlı olarak dışarıda bırakmış olup olamayacağını soruyorum kendime. Wikipedia’nın, Transfermarkt’ın, futbol arşivcilerinin ve işgüzar gazetecilerin olmadığı bir gelecekte, bu tür şeylerin mesele olmaktan çıkacağını ümit etmişti belki. Şampiyonluk sezonundaki 34 maçın tamamında (3060 dakika ve uzatmalar) sahada olan Hilpert, Merkel’in onu dinlendirmeyi tercih ettiği basit bir kupa maçı yüzünden cezalandırılmalı mıydı yani? Ama Handke, o gün rotasyon nedeniyle kenarda olan diğer as oyuncular Karl-Heinz Ferschl ve Zvezdan Cebinac’ı bu ayrıcalıktan mahrum bırakmıştı.
  4. Eintracht Frankfurt’a olması gerekenden daha fazla zorluk çıkarmışlardı aslında. Bundesliga’nın kurtulması gereken ilk şey olarak görüyorum bu tuhaf maçları.