Skip to content

Birkaç Soruda NBA: Doğu Konferansı

Sezon başlarken zor bir görevin altına giriyoruz ve yuvarlak masada bu kez Doğu Konferansı'nı çekiştiriyoruz.

Batı Konferansı ile açtık yeni sezon dosyalarımızı. Sıradaki rotamız Doğu Konferansı. Belki Batı kadar kuvvetli takımlara, son güne kadar süren kaliteli bir yer kapma mücadelesine sahip değiller. Lâkin NBA’in her anlamda şu andaki en güçlü figürü burada ve yaz aylarında takım değiştirdi, daha doğrusu evine döndü. Kimden bahsettiğimizi biliyorsunuz. O ve daha fazlası için, rehberimiz başlıyor.

LeBron James’in dönüşü ile bir kez daha manşetlere yerleşen Cleveland Cavaliers nereye kadar gidebilir? Şampiyonluk kapıda mı?

Alp Akbulut: Doğu Konferansı’nın şu anki durumuna bakıyorum da, LeBron’u hangi takıma koyarsanız Doğu’nun en iyi takımı haline geliyor.1 Cleveland, son derece dağınık, ne yaptığı belirsiz, yıldız denilen oyuncuları ilgisiz ve bencil bir takım olarak yoluna devam ederken, kucaklarına birden tarihin en iyi oyuncularından biri düştü. Kevin Love takası olmasa, Wiggins’li kadroyla da devam edilse Cleveland yine Doğu’nun en güçlü adayıydı bence. Üzerine bir de tüm basketbol otoritelerinin saygı duyduğu ve NBA’de başarılı olmasına kesin gözüyle bakılan David Blatt2 ile anlaştılar. Savunma soru işareti, rotasyonlar henüz belirsiz, bench bana yeterli gelmiyor, yine de en önemli rakipleri Chicago’ya üstünlük kurmaları kuvvetle muhtemel. Finalde ise Thunder veya Spurs’ü yenebileceklerini zannetmiyorum. Sürpriz bir takım gelirse işler değişir. Sürprizi yapan Dallas olursa Nowitzki, LeBron’dan bir yüzük daha çalar.

Orkun Çolakoğlu: LeBron’un eski takımı son olarak finale kadar geldiğine göre bu takımı onlarla kıyaslamak gayet mantıklı. Bunu yaparken de çoğunluk “Irving&Love, Wade&Bosh’tan daha iyi” demeye eğilimli gibi geliyor. Aslında sahanın iki yönündeki oyunculuklarını ve kazandıklarını göz önünde tutarken bunu söylemek ayıp olur. Her şeyden önce denklemin bir tarafında toplam sıfır play-off maçı var. Ama o sıfır play-off tecrübeli ikilinin LeBron’u hücumda çok daha iyi tamamlayacak gibi gözüktüğü de bariz ortada. Şut atmak alternatif tercihlerinden biri olan ve toplayken daha verimli Wade’in yerine, pekala boş kalmayı bekleyebilecek Irving ve ligin belki de en iyi şutör dört numarası Love… Yardımcı rollerde pek fark yok, hatta Miami’nin bile şu anki Cleveland’dan daha iyi olduğu iddia edilebilir ama kendi oyununa daha uyumlu ve daha taze iki ortakla LeBron’u durdurabilecek çok fazla takım yok.

Atlas Sepet: LeBron’un Miami’ye gitmesiyle beraber Cleveland’da basketbol komaya girdi. Yalnızca teknik sebeplerle açıklayamayacağımız bir felaket yaşayıp ligin dibine çakıldılar.3 Ohio’da 23 numaralı formalar yakılırken LeBron sırasıyla hain, nefret objesi, şampiyon ve en nihayet basketbol tanrısı oldu. Bugünlerde “just a kid from Akron, Ohio” unvanıyla gazetelere manşet oluyor.

LeBron’un dönüşü, The Decision gibi korkunç bir PR faciasıyla değil, zarif bir SI mektubuyla dünyaya duyuruldu: “In Northeast Ohio nothing is given. Everything is earned.” Cavs’in son 4 senede 3 kere lotarya kazandığını biliyorduk. Gelecekte Cavs’in Heat’ten çok daha fazla ümit vaat edeceğinin farkındaydık. Fakat hep beraber LeBron’un gravitasyonuna kapıldık. Yalnızca kendi varlığıyla NBA’deki tüm dengeleri altüst edebilen bir oyuncunun tekraren takım değiştirmesi ve David Blatt gibi bir koçla yollarının kesişmesi, basketbol tarihindeki kutlu anlar arasında. Ne zaman olur bilemem ama İkinci LeBron Dönemi’nde Cavs’in şampiyonluğa ulaşamaması için hiçbir sebep yok.

Sedat Koç: şu an kağıt üzerinde her şey iyi gözüküyor, daha tek resmi maça çıkmadan doğu’nun en iyi iki takımından biri haline geldiler ama şampiyonluk için biraz daha temkinli olmak lazım. cleveland bir şekilde playoff’a girecektir ama koçunun ve lebron dışında takımın en iyi üç oyuncusunun playoff tecrübesinin olmaması, en azından bu sene için biraz daha şüpheli bakmama neden oluyor. cleveland sahada bir şeyler kanıtlayana kadar benim doğudaki favorim hala chicago.

ct-spt-0929-bulls-chicago
Chicago Bulls yeni transfer Pau Gasol ve sağlıklı bir Derrick Rose ile Doğu’yu kazanabilir mi?

Alp: Cleveland için geçerli olan durum Chicago için de geçerli, keza finale çıkmak için önlerinde yalnızca tek bir zorlu engel var. Engelsiz 3000 metre ama sadece su engeli var gibi düşünün. Derrick Rose şöyle bir 20+ sayı ortalamayla 30 maç oynamadan Chicago’nun Doğu’yu kazanma şansından bahsetmek mümkün değil. Şüphesiz ki Boozer’ın gidişi ve Gasol’un gelişiyle o pozisyonda korkunç bir sıçrama yaşandı. Sadece Boozer gitseydi bile güzel hamleydi. Çaylaklar da iyi, koç zaten iyi. Derrick Rose efsane bir dönüş yaparsa şampiyonluk gayet mümkün. Efsane dönmeyip oyununu mevcut fiziksel durumuna göre ayarlayarak farklı bir oyuncuya evrilirse yine Chicago şampiyonlukta söz sahibi olacaktır. Sağlıklı olmasına karşın hayal ettiğimizden çok daha kötü bir dönüş de yapabilir Rose. Bu ihtimalde bile yine Doğu finali oynar herhalde Bulls. LeBron’un görkemli dönüşüne çomak sokmak Noah ve Thibs’in rüyalarını süslüyordur.

Orkun: Doğrusu Gasol bu takım için çok ideal bir uzun tipi değil. Birincisi, Bulls bir savunma takımı olduğu ve NBA’de en son 2010 yılında savunmada çaba gösterdiği için. İkincisi, dış şut konusunda zaten sorunlu bir takım bir de çift pivotla oynamak durumunda kalacağı için. Ama Gasol-Noah-Taj-Mirotic rotasyonuna toplu bakıldığında değişik kombinasyon seçenekleri sunan bir dörtlü görülüyor. Ayrıca belki Bulls ve Thibodeau disiplini Gasol’ün fiziğinin savunmada tekrar işe yaramasını sağlayabilir. Takımın iddiası ise hep olduğu gibi yine Rose’un sağlığına bağlı. Buna olumlu yanıt verildiği müddetçe Bulls en büyük 3-4 şampiyonluk adayından biri zaten.

Atlas: Doğu’da iki şampiyonluk adayı var: Bulls ve Cavs. Kevin Love’dan Dion Waiters’a dek Cavs kadrosundaki pek çok oyuncu henüz playoff’larda oynamamış olduğu için ister istemez Bulls öne çıkıyor. Thibodeau kumandasında müdafaanın müthiş olacağı aşikar. Çift uzunlu line-up’larda hücum edecek alan bulamayacaklarına dair şüpheleri yok etmeleri de mümkün. Noah ve Gasol mükemmel pasörler. Şutörlerin istikrar sağlaması halinde alan paylaşımından sınıfta kalmayacaklardır. Esas mesele 2,5 seneden beri kafaları kurcalayan soru: Derrick Rose. Bulls’un elindeki tüm parçalar, sağlıklı bir Derrick Rose’un etrafında makine ahengiyle çalışmaya başlarsa durdurulamayan bir takıma dönüşecekler. Aksi halde sezon boyunca kendimizi avutmaya devam edeceğiz: “Acaba yılbaşından sonra performansı yükselir mi?.. Acaba All-Star sonrası NBA temposuna alışır mı?.. Acaba playoff’larda eski haline döner mi?..”

Sedat: kesinlikle. gasol dünya kupası’nda ve hazırlık maçlarında çok iyi gözüktü, joakim noah gibi bir başka iyi pasör uzunla çok iyi bir ikili olabileceklerini düşünüyorum. carlos boozer’ın yerini alacağı düşünülürse savunma konusundaki defektinden söz etmek doğru olmaz. taj gibson ve jimmy butler gibi beraber savaşa girebileceğiniz rol oyuncuları, kenardan gelip hücumda farklı seçenekler sunabilecek nikola mirotic ve doug mcdermott gibi yeni parçaları ve thibodeau gibi bir koçları var. rose sağlıklı kalırsa 55-60 civarı bir galibiyet sayısı ile doğu’yu kazanmalarını bekliyorum.

Chris Bosh ve Dwyane Wade’in kontrolündeki yeni Miami Heat enseyi karartmalı mı? Tünelin ucunda ışık var mı?

Alp: Wade ve Bosh burada kafayı çalıştırmalılar. Aynı şekilde Erik Spoelstra. LeBron gitmiş olabilir ancak elde kalan kadro hiç fena değil. Luol Deng ve Josh McRoberts gayet iyi eklemeler. Geçen sezon Doğu’yu üçüncü bitiren takımın 48 galibiyet aldığını unutmadınız değil mi? İsimler değişti ama tepede yine iki büyük baş var. Batı takımlarında herhangi bir geriye gidiş söz konusu değil. Bu da demek oluyor ki, 48 bir kez daha yeterli olabilir. Chalmers-Wade-Deng-Bosh-McRoberts 48 galibiyet alamaz mı şu konferansta? Raptors yine oralarda olacaktır ama tavanları aşağı yukarı belli, Wizards ve Hornets ileri adım atma potansiyeli bulunan takımlar ama 50 galibiyet alabileceklerini sanmıyorum. Wade sağlıklı kalırsa Miami hepsinden iyi görünüyor benim gözüme. Final dışında Doğu play-off’unda sizi heyecanlandırabilecek tek serinin Cleveland-Miami olduğunu tahmin etmek zor değil. İlk turda da olabilir ama sekizinci olmuş bir Miami’yi LeBron karşısında mucize kovalarken izlemekten ziyade, ilk turda Atlanta’yı 4-1 geçmiş, kendine güveni yüksek bir şekilde seriyi 7. maça taşırken izlemek isterim.

Orkun: Play-off yeterli bir ışıksa, tünelin (Doğu Konferansı) kısa olmasının da payıyla evet, var. Ama bu takım bir daha şampiyonluğa oynadığında çekirdeği Bosh-Wade-Luol Deng olmayacak.

Atlas: Wade ve LeBron 20’li yaşlarındayken Miami’nin savunması rakipleri terörize ediyordu. Chris Bosh’un hızlı ayakları, yeteri kadar methedilmemesine rağmen bu savunmanın hala en kritik parçalarından biri. Fakat LeBron’un Cleveland yollarına düşmesi, Wade’in yarım yamalak dizlerle kariyerine devam etmesi sebebiyle alışkanlıklarını değiştireceklerini, çemberi kapayan bir center bulacaklarını düşünmüştüm. Oysa şok etkisini üstlerinden atamadılar ve 2014 Heat’in çok silik bir versiyonu olmayı tercih ettiler. LeBron’un yerine Deng’i getirmek, kadronun çehresini baştan aşağı değiştiriyor. Kendilerini başarıya ulaştıran sisteme sadık kalmak istemelerine rağmen yeni bir hayata adapte olmak zorundalar.

Sedat: lebron james’i kaybeden her takım zorlanır. miami de zorlanacaktır. ama onları 2010 cleveland cavaliers’tan ayıran şey, halihazırda bir sistemlerinin ve aklıbaşında bir koçlarının olması. spoelstra’nın tuzak dolu savunma oyunları ve topu iyi dolaştıran hücum anlayışına, lebron sonrası dönemde nasıl bir adaptasyon uygulanacağını merak ediyorum. doğu’nun halini oturup değerlendirmişlerdir mutlaka, önlerinde playoff için uygun bir ortam var aslında. wade’in sakatlanmaması halinde playoff dışı kalmaları sürpriz olur.

Bosh Wade

Paul George sakatlandı, Lance Stephenson takımdan ayrıldı. Bu sezon Indiana Pacers nasıl sayı atacak?

Aras Keser (Konuk Sanatçı): Bu sene Paul George’un durumu malum. Sanırım sakatlandığı anın videosunu ikinci kez izleyebilen kimse yoktur. Geçen yıl playoff maçlarında Roy Hibbert ile birlikte daha ziyade bir sitcom performansı sergileyen Lance Stephenson’ın ise Charlotte’ta çok acayip şeyler başaracağına inanıyorum. Hatta Charlotte ve Stephenson playoff’a yürürken eski takım arkadaşlarının onu evlerinden izleyeceğini düşünüyorum. Neyse. Gelenler kim diye bakınca da Anadolu Efes sendromunun belirtilerini görüyoruz Pacers’ta. Kısa forvet pozisyonu için sadece Indiana’ya değil herhangi bir NBA takımına niye gittiği sorgulanabilecek C.J. Miles var mesela. Draft edilen Shayne Whittington, en son Çin civarlarında gezinen Arinze Onuaku, Zaragoza dolaylarından gelen ve kafası karışık bir adam olan Damjan Rudež ve ne yapacağından emin olamadığım Rodney Stuckey yeni gelen isimlerden bazıları. Hangisi sayı yükünü sırtlayacak derseniz cevap basit: Hiçbiri. Kalanlardan kim sayı atabilir diye bakınca da David West ve George Hill’i görüyoruz. West geçen yılın ikinci yarısından itibaren yavaşça şalteri indirmişti. Hill ise playoff öncesi soktuğu şutlarla yarattığı beklentiyi playoff maçlarında yaptığı çember zayiatı ile heba etmişti. İkisinin de yeni sezon öncesinde Pacers taraftarı için herhangi bir umut ışığı yarattığı söylenemez.

Sezon öncesi hazırlık maçlarında Pacers özenle koruduğu “dengesizlik” stilini yitirmedi. Hibbert’ın baya baya çabaladığı hatta takımın liderliğine soyunduğu ilk hazırlık maçlarının sonunda ortak olan tek görüş Pacers’ın geçen seneye nazaran biraz daha fazla koştuğuydu. Ama asıl soru gözden kaçıyordu: İyi de nereye koşuyorlar abi? Hazırlık maçlarının “Paul George olmadan da takım olabiliriz belki” havası günler ilerledikçe yerle bir oldu ve takip edebildiğim son maçında Pacers, Minnesota’ya 18 sayı farkla yenildi. Tabii bunlar hazırlık maçlarıdır dikkate almayalım muhabbeti döndü yine ama içten içe herkes bu hazırlık sezonunun normal sezonun habercisi olduğunu ve Pacers’ın bu sene de bekâr gezeceğini biliyor. Sonuç olarak Indiana Pacers’ın sezonu büyük ihtimalle 1 Ağustos günü Paul George’un ayağı kırıldığında bitti. Fakat onlar bu haberi 6 ay sonra, playoff’a kalamadıklarında alacaklar.

Alp: Indiana Pacers önceki yıllardaki savunma konsantrasyonunu gösterebilecekse, sayı atmadan da bir şekilde play-off’a kalır. Ama takımda kalanlar konsantrasyon konusunda NBA sonuncusu Roy Hibbert ve artık ununu elemek üzere olan West. Bu adamlar play-off’a girip ilk turda elenmek için uğraşırlar mı bilemiyorum. Sezona kötü girerlerse kafalarda hep lotarya tilkisi dolaşacaktır. 1996’da David Robinson sakatlanıp tüm sezonu kaçırmasa, NBA’in uzunca bir dönemine damga vuran Popovich ve Duncan asla bir araya gelemeyecek ve tarih sayfaları bambaşka yazılacaktı. Tüm Indiana taraftarlarının aklının bir köşesinden bu senaryo geçiyordur elbet.

Orkun: Bence önce yememeyi düşünmeliler. Bunu başarabilirlerse 48 dakika içerisinde nasılsa bir tane atarlar. Ama geriye düşen Pacers’ın oyunu çevirmesi zor. Ve Indiana’nın şu durumunda bütün bu saçmalık, Rodney Stuckey’ye yeşil ışık yakmak gibi opsiyonları içeren olası gerçek hayat planına göre çok daha tuhaf değil.

Atlas: https://twitter.com/araskes/status/460948147506659328

Sedat: indiana zaten kolay skor yapabilen bir takım değildi, başarıyı getiren de vasat hücumları değil, savunmaları idi. işler sıkıştığında sorumluluk alan iki ana yaratıcı ve skorer oyuncuyu da kaybettiler ama george ve stephenson sadece hücumda go-to-guy olacak adamlar değil, aynı zamanda çok da iyi bireysel savunmacılardı. george hill’in de sezona sakat girdiğini düşünürsek indiana’nın önemli hücum opsiyonları arasında geçen sezon kabus bir sezon geçiren roy hibbert, indiana’ya gelmeden önce şehirde geçirdiği süre boyunca tüm detroit halkının hayat enerjisini sivrisinek gibi emen rodney stuckey ve kara delik luis scola gibi isimler görüyoruz. oyunun her iki yönünde bu kadar büyük bir handikapla sezona giren vogel’in ne yapacağını merak ediyorum. indiana’yı ise merak etmiyorum, zor bir sezon olacak onlar için.

Play-off mücadelesinde sürpriz yapabilecek adayınız var mı? Daha doğrusu Doğu’da bir play-off mücadelesi olacak mı?

Alp: İlk 2′yi ayırdık zaten. Gerisi tamamen muamma. Üçüncü Miami diyorum, cesur tahminler yapmanın zamanıdır. Sonraki dört sıra Wizards, Raptors, Hornets, Hawks arasında paylaşılacaktır. Son bilet ise ortada. Yedi galibiyet üst üste alarak son anda play-off’a giren bir Knicks geçiyor aklımdan. Nets ve Pacers buranın diğer adayları. En tatlı sürpriz Van Gundy’nin bir şekilde play-off’a kapağı atması olur. 1-2 için, 3-7 aralığı için ve 8. sıra için oldukça çetin ve sürprize açık mücadeleler göreceğiz.

Orkun: Geçen sezon play-off yapamayan Cleveland, New York ve Detroit’in muhtemelen daha iyi sezon geçirecek olmalarıyla play-off yarışı biraz daha bir şeye benzeyebilir. Ama Doğu’nun şu seviyesinde sürpriz kelimesini kullanmamız için Boston ya da Philadelphia gibi takımların play-off’u zorlaması gerekiyor. O kadar da değildir diye tahmin ediyorum.

Atlas: Batı Konferansı’nda ilk 10’a giremeyecek takımlar, Doğu Konferansı’nda ilk 4’e dek yükselebiliyor. Batı’daki iyi takımlar lotaryaya girip üst sıralardan oyuncu seçmesine rağmen Doğu’daki kötü takımlar ucu ucuna playoff’a girip lotarya şansını kaçırıyor. Haliyle draft mekaniği, iki konferans arasındaki uçurumun genişlemesine sebep oluyor; yıldızlardan rol oyuncularına dek kadrolar arasında temel bir kalite farkı var. İki konferans arasındaki dengeler onbeş senedir değişmiş değil. Batı Konferansı’ndaki bazı büyük yıldızların Doğu’ya gitmesiyle birkaç şampiyonluğa şahit olduk. (Shaq Miami’ye, Garnett&Allen Boston’a… Kevin Love Cleveland’a?) Fakat yeni nesil menajerler, onbeş senelik enkazı temizlese bile kısa vadede manzara değişmeyecek. Doğu hiçbirimizi kesmeyecek.

Sedatgeçen sezon konferansı ilk ikide bitiren indiana, miami ve hatta brooklyn’in de zayıflamasını da dikkate alırsak yakın bir mücadele olacak ama öne çıkan bir sürpriz adayım yok. charlotte, washington ve atlanta hala playoff seviyesinde4 takımlar. geçen sene playoff dışında kalan takımlardan cleveland favoriler arasına girdi, new york da tekrar o seviyeye çıkmak istiyor. sürpriz olarak adı geçen detroit ve milwaukee ise her ne kadar yetenek ve potansiyel barındıran yıldızlarının yanına yüksek beklentilerle yeni koçlar getirseler de kadro yapılarını dengesiz buluyorum, sürpriz olarak öneremem.

Lance

Yaz aylarını en iyi geçiren takım hangisiydi? Aynı şekilde, en kötü hamleleri kim yaptı?

Alp: Cleveland yaz aylarını film senaryosu gibi geçirdi. Şu an kafalarda normalleşse de hakikaten akla hayale sığmayacak bir eve dönüş hikayesinin rüzgarına Kevin Love’u da katarak bir anda korkunç bir hücum takımı haline geldiler. Potansiyel hücum varyasyonlarını iyi değerlendirebilecek akıllı bir koç da getirdiler başa. Acaba mucizevi biçimde lotaryadan birinci sırayı çekmeseler bütün bunlar olacak mıydı, ömrüm boyunca merak edeceğim. Yaz aylarını film gibi geçiren bir başka takım da Philadelphia. Ama onlarınki B-film. Bol kanlı, revanlı, kötü efektli bir zombi filmi. Kendince başarılı ve özel hayran kitlesi var. Tüm kadroyu boşaltmayı başardılar ve daha maç oynamadan lig sonunculuğunu garantilediler diyebiliriz. İstedikleri de buydu.

Eldeki sayısız uzun forvete rağmen Channing Frye’a çuvalla para ödeyen Orlando’nun ne yapmaya çalıştığını anlayan çıkmadı. Ben Gordon’a gerek var mıydı? Arron Afflalo niye gönderildi? Aaron Gordon doğru seçim miydi? Doğruysa bile nasıl süre alacak? Ne zaman büyük bir takasla eldekileri bütünletecekler? Malzeme fena değil ancak yapılan hamleler bir “master plan”ın parçaları olmaktan ziyade, rastgele yapılmış hamleler gibi duruyor.

Orkun: NBA’in en iyi oyuncusunu ve belki de en iyi 4 numarasını birlikte aldıklarına göre bu sorunun NBA genelindeki yanıtı belli. Charlotte’ın da yaptıkları ilginç ve getiri potansiyeli yüksek ama Marvin Williams’ı kadroda gördükçe boş bakmaya başlıyorum. O hamle tek başına en kötüler listesinde zirveyi zorlar. Miami’nin LeBron’un kararı belli olmadan Danny Granger’a para harcaması, Orlando’nun 31 yaşındaki Channing Frye’a sarılması, Washington’ın tarzı Trevor Ariza’yla alakasız Paul Pierce’ı alması da tuhaf işler. Ama tek başına kötü hamlelerle sivrilen bir takım yok gibi. Ya da belki de Doğu’da artık hiçbir şey yeterince kötü gelmiyor.

Atlas: Doğu Konferansı içler acısı halde olduğu için lotarya peşinde koşanlar gerçekten korkunç oynamak zorunda. Oysa ortalamanın üstünde bir kadroyla ilk 4′e girebilmek bile mümkün. Taraftarlarıyla küsmüş olan, acilen başarıya ihtiyaç duyan camialar için bugünden daha uygun bir zaman olamaz. Charlotte Hornets, Al Jefferson ile playoff yaptıktan sonra aynı yoldan devam ederek takımı güçlendirmeli ve playoff tecrübesiyle NBA tarihinde kendine bir yer edinmeliydi. LeBron veya Durant gibi süperyıldızları free agent olarak cezbedemeyecekleri için Charlotte’a getirebilecekleri en büyük potansiyele yatırım yaptılar: Lance Stephenson. İstatistik kağıdında her departmanı dolduran, oyunu değiştirebilen bir oyuncu Hornets için bulunmaz fırsat. Elbette ki Kemba Walker ve Lance Stephenson guard ikilisi olarak soru işaretleri oluşturuyorlar. Elbette ki ellerindeki pek çok oyuncu yüzdeli 3′lük atamıyor. Fakat şu anki Doğu Konferansı’nda rahatlıkla playoff yapma fırsatını tepmeyerek camiayı rehabilite etmeyi tercih ettiler. Yolun sonunda büyük başarılar gelmeyecek ama ideal zamanda kendileri için ideal yolda yürüyorlar.

Hornets’in tam tersi istikamette ilerleyen Sixers ise draft sistemini trolleyerek geleceğe müthiş yatırım yaptılar. Fakat 2014/15 sezonunda seyredenleri kanser edecekler… veya sezonu şampiyonlukla noktalayacaklar ve Sam Hinkie’nin yerine şu adam gelecek!

Sedat: cleveland sadece doğu konferansı’nda değil, tüm dünyada herhangi bir spor dalında bu yaz döneminden en çok güçlenerek çıkan takım olabilir. chicago da nispeten daha alçakgönüllü ama iyi eklemeler yaptı. en kötüleri ise philadelphia ve indiana olarak görüyorum. philadelphia “dibe vurduysan geri kalan tek yol yukarıdır” lafını çürütürcesine daha kötü bir takım haline gelmeyi başardı. topladıkları pickler veya sakat oyuncular umrumda değil, üstüste üçüncü sezonuna ligin en kötü takımı hangisidir sorusunun en popüler cevabı olarak giriyorsan sempatiyi haketmiyorsun. indiana ise zaman zaman aptalca hareketler yapsa da bir playoff serisi boyunca oyunun her iki tarafında lebron gibi ligin en dominant iki oyuncusundan birinin kafasına girebilip, meydan okuyabileceğini gösteren lance stephenson’ı takımda tutamadı. yerine detroit taraftarlarının 1 temmuz 2014 gününü “detroit’in rodney stuckey’den kurtuluşu” olarak hatırlayacağı bir oyuncu getirdiler. öte yandan koç vaughn’u yaz boyunca kovmayan orlando magic de bu paragrafta bahsedilmeyi hakediyor.


  1. 1- Philadelphia hariç tabi, onlara Scottie Pippen ve Dennis Rodman’ı da koymak gerekiyor.
    2- Derrick Rose sakatlanmayacaksa bu argüman değişir.
  2. Şampiyon olma baskısıyla NBA kariyerine başlamasa iyiydi aslında. Finale çıkamazlarsa kendisine şüpheyle bakanların sayısı artacaktır.
  3. 2010 Cavs: 63-19; 2011 Cavs: 19-63. En azından simetrik sıçtılar.
  4. en azından doğu için