Skip to content

50 Maç

Playoff ilk turundan rastgele notlar, garip hikayeler, muhtelif gevezelikler.

50 maç. 7 maça uzayan 5 seri. 8 uzatma devresi. 5 sayı veya daha az farkla biten 20 küsür maç. Yetmedi mi? Son saniye basketleri, hafızalara kazınan bireysel performanslar, rakibin stratejisini felç eden koç hamleleri… Playoff’lar muhteşem başladı ve ilk turun son anlarına dek hız kesmeksizin devam etti. Her zevke hitap eden rengarenk seriler seyrettik. OKC ve Grizzlies’in ayı güreşine benzeyen epik mücadelesini heyecanla takip ediyor, yalnızca birkaç saat sonra Mavericks ve Spurs’un dahiyane hamlelerine şahit oluyorduk. Rockets vs Blazers, damarlara adrenalin zerkeden bir aksiyon filmine benziyordu. Kıtanın diğer yakasında insanı buhrana sürükleyen bambaşka bir film sahneleniyordu: Pacers vs Hawks. Playoff basketbolunun fizikî ve fikrî zirvelerine çıktık, zarif ve vahşi çehrelerini gördük.

Sahadışında irili ufaklı hikayeler vardı; Toronto tribünleri, müstakbel koçlara dair dedikodular, Donald Sterling’in tapeleri, oyuncuların boykot planları… Sahada Al Jefferson’la üzüldük, Nene’yle sevindik, Vince Carter’la on yılların kefaretini ödedik. Önümüzdeki turların neler getireceğini şimdilik kestiremiyoruz ama 16 gün boyunca yakın tarihin en acayip ilk turunu seyrettik.

San Antonio Spurs ve Dallas Mavericks arasındaki seri, ardı arkası kesilmeyen teknik hamlelerle bambaşka bir seviyeye çıktı. Rick Carlisle takımını mükemmel hazırlamıştı. Spurs’un mekanikleşmiş hücumunu, makinenin motoruna çomak sokarak durdurdu. Evvela Marion’ı Parker’ın başına dikti –ki Tony Parker, Spurs hücumu için akım kapasitörü gibi bir parça. Oyuncularına sürekli switch yapma talimatı verdi. Hemen her perdede adam değişince Spurs mismatch imkanı yakalayabiliyordu ama Carlisle bu riski göze almıştı. Hedefine ulaşmış, San Antonio’nun temel planlarını boğmuştu.

Spurs seri boyunca maç başına köşelerden yalnızca 4 küsür 3’lük deneyebildi (Normal sezon ortalamalarından ~2,5 daha az). Carlisle boyalı alana agresif yardımlar getirmek yerine yay etrafındaki Spurs şutörlerinin başında beklemeleyi tercih etti.

mavsd

Ellis ve Calderon, Green ve Leonard’ın başında bekliyor. Marion ve uzunlar Parker’ı switch’lerle boğup orta mesafeli şuta zorluyor. Boyalı alana girse bile boş 3’lük vermemek için köşelerden yardım gelmiyor.

Mavericks’in hamlelerine Popoviç geç de olsa cevap verdi. Parker’ın etrafına belli noktalarda boş şut bekleyen oyuncuları dizmek yerine topu yere vuran (Manu), emprovize şut seçenekleri sunan (Mills), paslarıyla hücumun akışını değiştiren (Diaw) isimleri yerleştirmeyi tercih etti. İbre Spurs’e döndü.

Mavericks hücumunda eksik parça Nowitzki gibi görünebilir ama kendisi lig tarihinin en büyük eşleşme kabuslarından biri olduğu için Monta Ellis, José Calderón ve Devin Harris gibi oyuncuların ball handling, pas ve şut tehditleri daha da verimli oldu. Eğer Mavericks ilk maçı kazanabilseydi Popoviç’in kariyerindeki en büyük mağlubiyetlerden birini konuşacaktık. Olmadı, sönük bir yedinci maçı takiben Spurs tur atladı. İki hafta boyunca “Playoff Teague” veya “Playoff Nene” gibi hikayeler dinledik ama ligdeki en korktucu alter-ego “Playoff Carlisle” olabilir.

Damian Lillard son saniye 3’lüğüyle Rockets serisini bitirdi. Elbette Rockets savunmasına laflar hazırlayabiliriz.1 Fakat Lillard’a şapka çıkarmak lazım. Normal sezon buzzer-beater’ları haftalarca konuşulur, playoff’larda maç kazandıran basketler yıllarca konuşulur, seri kazandıran basketler ise asla unutulmaz.

Clutch basketler NBA’deki en overrated muhabbet. İlk çeyrekte beş sayı atmakla, son çeyrekte beş sayı atmak arasında istatistikî bir fark yok. Eğer ilk çeyrekteki sayılar olmazsa, son çeyreğe gelmeden maç bitmiş olur zaten. Fakat özgül ağırlığı altında ezildiğimiz saniyeler, en ciddi matematisyenleri bile epik bir hikayenin heyecanıyla sarar. Damian Lillard bu heyecanı taşıyan bir tavırla oynuyor. Savunmasından başlayıp turnike isabet yüzdesine dek eleştirilebileceği pek çok alan var. Fakat kariyeri boyunca buna benzer birkaç özel âna daha şahit olacağımızı tahmin etmek güç değil.

Pacers playbook’undan bir oyun:

Sürenin bitmesine 15 saniye kala Paul George tepede Lance Stephenson’la pick & roll oynuyor ve tutarlı bir planı takip ediyormuşçasına köşede bekleyen Hibbert’a pas veriyor. Pacers’ın yaşadığı akıl tutulmasına küçük bir örnek.

Muhtelif koçlar hakkında pek çok dedikodu çıktı. İnternet forumlarında bazıları kovuldu, bazıları göreve geri döndü. Ağzımız torba değil, tartışıyoruz. Tartışmalıyız da. Takımların başarısızlığını yalnızca birkaç ismin omuzlarına yükleyemeyiz. Başarıda ve başarısızlıkta menajerlerden koçlara, süperyıldızlardan rol oyuncularına dek herkesin hissesi var. Fakat playoff’ların kaderini belirleyecek maçta dakikalar boyunca Reggie Jackson’ın izolasyonlarını seyretmek, Thunder’ın koçu hakkında net bir fikir veriyor. Scott Brooks, Mark Jackson, Kevin McHale… NBA’deki profesyonel koçlar için “toptan anlamıyor” denemez ama bazı isimlerin eldeki kadroyla maksimum seviyede başarı yakalayamadığı aşikar.

Bir de başka türlü hikayeler var. Mesela Frank Vogel. Bariz gedikleri olan bir kadroyu playoff takımı seviyesinden şampiyonluk adayları arasına çıkaran ve lig tarihinde benzerine az rastlanır bir depresyonun ortasında kalan Vogel, Pacers’ın gidişatına dur diyemedi. Seri boyunca uzun rotasyonunda inat etti ve Atlanta Hawks’un, yani playoff’a yakışmayacak kadar vasat bir takımın oyunu dikte ettiği gerçeğine gözlerini kapadı. Son anda elenmekten kurtuldu ama beş maç sonra sezonu bitirmesi muhtemel. Evet, Frank Vogel 2014’te başarısız oldu ve sık sık eleştirilmesi normal. Fakat Pacers yönetiminde Frank Vogel’ın görevine son verecek bir jamesdolan yok. Pasifik sahillerinden Atlantik yakasındaki şehirlere dek Vogel kalibresinde kaç koç var? İki elin parmaklarını belki geçer, belki geçmez. Indiana Pacers kadrosunu vaat edilmiş başarılara taşıyabilecek koç sayısı daha da az.

Frank Vogel’ın kariyer eğrisinde önemli bir menzildeyiz. Yirmi sene sonra Vogel’ın neler yapmış olacağını bilemiyoruz. On yıllara yayılacak bir kariyer onu belki şampiyonluklara, belki de yüzüksüz maceralara sürükleyecek. Fakat yirmi sene sonra yazılacak hikayelerde bile 2014 performansı anekdot olarak yer alacak.

Brooklyn cephesindekiler, Bulls ve Pacers ile kavga etmek yerine Raptors ve Heat ile eşleşmeyi tercih ettiler. Fizikli oyunculardan kaçarken yedi maçlık bir seriye kapıldılar ve yalnızca bir günlük istirahatin ardından Miami’ye gidecekler. Kadrodaki ihtiyarlar bitkin. Genç ihtiyarlardan Joe Johnson, Raptors serisi boyunca maç başına 286 kere post-up teşebbüsünde bulundu. Sırtı dönük top aldı, Raptors’ın ikili sıkıştırmalarında pas dağıttı ve bazı dönemlerde takımın yegane hücum planına dönüştü. O da South Beach’e yorgun argın gidenlerden.

Normal sezon mücadelelerinde Nets tek maç dahi kaybetmemişti. Fakat three-peat peşinde koşan LeBron’a karşı direnmeleri kolay değil. Miami Heat oyuncuları ve taraftarları, Doğu’dan zaferle çıkacaklarını düşünüyorlar.

Donald Sterling depremi tüm gündemi işgal etti ve spor camiasında yılın hikayesine dönüştü. Sponsorlar Clippers’la ilişkilerini geçici olarak durdurdu, oyuncular kapalı kapılar ardında boykot kararı aldı, Obama açıklama yaptı… En nihayet Adam Silver mecburî bir kararlılıkla yangını söndürdü.

Aslında ilk saatlerde slippery slope teşhisinden bahsedenler vardı. Fakat TMZ’nin körüklediği tartışma, twitter devrinde bir çığ haline geldi ve itiraz edenleri tamamen susturdu. 2014 senesinde NBA gibi bir ligin Donald Sterling’i hazmedemeyeceğini öğrenmiş olduk. Vivek Ranadivé ve Leslie Alexander gibi yeni nesil takım sahiplerinin başını çektiği milyarderler, ırkıçılığa karşı kahramanca bir duruş sergilemek için değil, ligin imajını kurtarmak için sözbirliği ettiler.

Zihinlerinin ücra köşelerinde cılız korku alevleri filizlenmiş olsa gerek: Söylediklerimiz sebebiyle takımlarımızı kaybetmemiz mümkün mü? Lüzum yok. Eğer sevgililerinin Staples Center’da Magic Johnson’la beraber görünmesinden şikayet etmiyorlarsa şimdilik mümkün değil. Özel muamele beklemesinler. (…) AIDS, onların eylemleri sebebiyle yaygın bir hastalık. Hepimiz yaptıklarımızın sorumluluklarını üstlenmeliyiz. Richard DeVos aynı telden konuşmaya, homofobik kampanyalar için milyonlar harcamaya devam edebilir. Clay Bennett, Dan Gilbert, Mikhail Prokhorov… Kulüpteki diğer milyarderler cepleri delinmeyecekse hep bir ağızdan aynı sloganı söyleyeceklerdir: We Are One!

İkinci tur bu akşam başlıyor. Ne Donald Sterling, ne David Stern. Playoff heyecanıyla kaburgalarımıza dek titriyoruz. Clippers ve Thunder kafa kafaya çarpışacak. Wizards gözünü yükseklere dikecek. Heat eski rakipleri ağırlayacak. İlk turun heyecanı bizimle olsun.

  1. Laflar yalnızca bu pozisyona değil. İki senedir Rockets kısalarının müdafaadaki problemleri herkesin malumu. Sezon boyunca James Harden’ın savunma maceralarını gösteren pek çok video YouTube’da binlerce defa izlendi. Mesela şu. Blazers serisinde ikinci maç biterken Wes Matthews’un attığı turnike twitter’ı kasıp kavuran bir shitstorm’a dönüştü. []
[fbcomments]