Skip to content

Albüm Notları: Şubat ’16

Biraz sessiz geçen Şubat ayının öne çıkan albümleri.

Frøkedal – Hold On Dreamer

Vokalisti olduğu Harrys Gym’in 2013’te dağılmasının ardından yoluna tek başına devam etme kararı alan Norveçli müzisyen Anne Lise Frøkedal’ın ilk solo albümü “Hold On Dreamer”. Kişisel projesi olması nedeniyle de farklı şeyler denemekten çekinmiyor Frøkedal. W.O.Y ve Cherry Trees gibi albümün ilk bölümündeki şarkılarda Kelt müziği elementlerine rastlamak mümkün. The Sign ve albümden gelen ilk single Kid, “Hold On Dreamer”ın bir pop albümüne en çok yaklaştığı anlar. Don’t Look Back ve Demented Times’da ise Frøkedal’ın Natasha Khan’ı andıran sesi spot ışıklarını üzerine çekiyor. Kapanış şarkısı Eclipse’te de gördüğümüz gibi Frøkedal’ın hayalperest sesi dâhil albümdeki her parçanın minimalist bir havası var ve bütün bu küçük parçaların kusursuz uyumu da “Hold On Dreamer”ı senenin şu ana kadarki en güzel sürprizlerinden biri yapıyor.

Flowers – Everybody’s Dying to Meet You

Discover Weekly’nin olmadığı, yeni grup keşfetmek için ‘Related Artists’i kullandığımız o karanlık dönemlerde denk geldiğim gruplardan Flowers. Spotify sayfalarının en üstünde bulunan Young bir süre en çok dinlediğim şarkılardandı ama Flowers’ın 2014’te yayınladığı “Do What You Want To, It’s What You Should Do” senenin biraz arada kaynayan ilk albümlerindendi. Benim de o senenin sonunda yaptığım 2014’ün en iyi ilk albümleri playlist’inde yoktu ve muhtemelen aklıma bile gelmemişti. Bu, albümün kötü olduğu anlamına gelmiyor. “Do What You Want To…” fena bir albüm değildi ama hepsi buydu. Flowers yeni bir gruptu ama Rachel Kenedy’nin biraz farklı (hatta bazıları için biraz itici gelebilecek) vokali dışında kendilerini öne çıkaran bir özellikleri de yoktu. Bu yüzden albümün o sene çıkış yapan Glass Animals ve Banks gibi isimlerin ilk albümleriyle birlikte anılmamasının bir sebebi vardı. Grubun ikinci albümü “Everybody’s Dying to Meet You” ise bazı noktalarda ilk albümü andırsa da daha olgun bir sound barındırıyor. Kenedy’nin tiz vokali yine başrolde ama ona eşlik eden gitarlar bu kez daha belirgin şekilde karşımıza çıkıyor. “Everybody’s Dying to Meet You”da prodüksiyon bakımından da ilk albümün acemiliğini üzerinden atmış Flowers ve bu sefer ne yapmak istediklerinden daha emin oldukları ortada.

DIIV – Is the Is Are

DIIV’ın 2012’de yayınlanan ilk albümü “Oshin”, hem eleştirmenlerin hem de dinleyicilerin ilgisini epeyce çekse de grubun vokali Zachary Cole Smith’in kişisel hayatı albüm öncesi ve sonrasında sallantılıydı. Cole, grubun 2013’te New York’ta sahne alacağı bir festival öncesi kız arkadaşı Sky Ferreira ile ruhsatsız araba kullanmak ve uyuşturucu bulundurmak suçlarından tutuklanmıştı. Grupta başı uyuşturucu ile dertte olan sadece o değildi. Geçtiğimiz sene gruptan ayrılan davulcu Colby Hewitt’in de bağımlı olduğu için yeni şarkıları ezberleyemediği ve bu nedenle gönderildiği söyleniyor. Bütün bunların üzerine DIIV’ın yeni bir albüm yayınlamasının bu kadar uzun sürmesi şaşırtıcı değil; hatta ilk albümün son albüm olmamasına da şükredebiliriz.

DIIV, yeni albüm “Is the Is Are”da kayıp zamanı telafi etmek istercesine 17 şarkı sunuyor. İlk albümdeki gitar ağırlığı yine belirgin olsa da bu sefer ‘dream pop’a daha yakın bir sound var. Yine ilk albümle benzer noktalardan biri de melankoli. Albümdeki şarkıların çoğunun teması Zachary Cole Smith’in geçirdiği sorunlu günler ama bazı şarkılarda umut izlerine rastlamak da mümkün. “Etrafımda çok kötü durumda olan insanlar vardı, aynı zamanda da hayatları çok güzel olanlar. Ben de hangi tarafta olmak istediğimi biliyordum.” Bir röportajında bunları söyleyen Cole albüme adını veren Is the Is Are’ın sözlerinde sanki bunu açıklamak istiyor: “Ölmek istemiştim / şimdi ise çabalıyorum / hayata tutunmak için…”

Önerilen Diğer Albümler:

  • Wild Nothing – Life of Pause
  • Kula Shaker – K2.0
  • Massive Attack – Ritual Spirit (EP)

Playlist: