Skip to content

NBA Başlarken: Güneydoğu

Güneydoğu'nun beş benzemezi için sezonun sonu nereye çıkacak? Orkun Çolakoğlu'nun grup değerlendirmeleri devam ediyor.

Beş takımın toplamında, kimin ne yapacağının kestirilmesi en güç grup bu olabilir. Atlanta’nın geçen yılki başarısı sürdürülebilir mi yoksa tek seferlik mi? Yeni Miami ne kadar iyi? Washington nihayet John Wall’un iplerini bırakacak mı? Genç Orlando ne kadar gelişecek? Charlotte dandik bir play-off takımı olmaktan ne keyif alıyor? Bu takımların hangileri play-off’a girer?

Atlanta Hawks (Geçen sezon: 60-22)

Gelen: Tim Hardaway Jr, Tiago Splitter, Justin Holiday, Walter Tavares, Lamar Patterson

Giden: DeMarre Carroll, Pero Antic, John Jenkins, Elton Brand

Rotasyon:

Teague / Schröder / Mack
Korver / Hardaway Jr / Holiday
Bazemore / Sefolosha / Patterson
Millsap / Scott
Horford / Splitter / Tavares / Muscala

Bir NBA acı gerçeği: Play-off, normal sezonda olduğundan daha iyi gözüken takımları affetmez. Jeff Teague ve Dennis Schröder’in yönlendirdiği ikili oyunlar ve uzunlar dahil iyi şutörlerle 82 maçı rahat geçebilir, konferansı zirvede bitirebilir, bir eşik olarak gözüken 60 galibiyeti bile bulabilirsiniz. Sonra play-off gelir ve rakipleriniz tedirgin şut atan guardlarınıza giden perdelerin altından geçmeye, onları skorer olmaya zorlamaya başlar, şutları sokamadıklarında dengeleri bozulur ve bum!

Aslında Hawks’ın muhtemelen 2014-15 başlarken Doğu’da zirve gibi bir hedefi yoktu. Biraz konferansın durumu, biraz kendi formlarıyla kendilerini bir anda tepede buldular, sonra da play-off’ta daha “o kadar” olamadıklarını gördüler. Bu sebeptendir ki, takımın çok önemli bir parçası olan Carroll’a Toronto Raptors kadar yüksek bir ücret sunmadılar, çünkü bu kadroyu ne pahasına olursa olsun korumanın onları şampiyonluğa taşımayacaklarını anladılar. DeMarre Carroll’a yol verdiler, zararlı bir kontratı olmayan Tiago Splitter’ı ve Avrupa’dan Walter Tavares’i alıp pivot rotasyonunu zenginleştirdiler ve geleceğe yönelik hamle şanslarını sınırlamadan oltayı salladılar. Bu esnada, ancak 19’uncu sıra olsa da ilk tur haklarını Tim Hardaway Jr gibi sıradan denebilecek bir oyuncu karşılığında neden gönderdiklerineyse pek aklım ermedi. Herhalde kalan oyuncuları beğenmediler.1 İyi bir guard olan ama 2015 play-off’larında gözüktüğü gibi sadece iyi bir guard olan Teague’in de, herhangi bir takım karşılığında ilk tur hakkı sunduğu anda takas edilmesi muhtemel çünkü artık Dennis Schröder’in önünü tıkayan adam konumunda.

Splitter ve Tavares’in gelişi Hawks’ın biraz daha potaya yakın uzunlarla oynayacağını, Horford’ın 4 numarada eskiye göre daha sık süre alacağını ve takımın biraz daha fiziksel hale geleceğini işaret etse de, oyunlarında büyük bir değişiklik olmayacak. Ancak oyunlarını çeşitlendirmek isterken eskiye göre daha sıradan hale gelmeleri gibi bir tehlike var. Üstelik rakipleri geçen yılki gibi ters ayakta yakalayacak konumda değiller. Ve Doğu da daha güçlü. Bu kez normal sezon dereceleri daha gerçekçi olacaktır. Ve o derecedeki galibiyet sayısı 50’nin de altında kalabilir.

wall-porter

Washington Wizards (Geçen sezon: 46-36)

Gelen: Alan Anderson, Jared Dudley, Gary Neal, Ish Smith, Kelly Oubre

Giden: Paul Pierce, Kevin Seraphin

Rotasyon:

Wall / Sessions / Temple
Beal / Neal / Anderson
Porter / Dudley / Oubre / Webster
Humphries / Gooden
Gortat / Nene / Blair

John Wall belki de basketbolun en hızlı oyuncusu. Açık sahada tutulması neredeyse imkansız. Peki Wall’un oyun kuruculuğunu yaptığı Wizards geçtiğimiz sezon NBA’in maç başına hücum sıralamasında kaçıncı sıradaydı dersiniz? 16. Yani ligin yarısından daha yavaş oynadılar. Bu, günümüzün basketbolla alakalı en büyük yetenek ziyanıdır.

Wall gibi bir hız delisinin varlığına rağmen Wizards’ın ligin en tempolu takımlarından biri olmaması, koç Randy Wittman’ın oyun kurucusuna kenardan “Koşma çocuğum, terlersin” demesi yüzünden değil. Ama ilk beşi iki pivotla kurduğunuz zaman zaten söylemeseniz de takımı koşturmuyorsunuz. Birkaç yıl öncesinin atletik uzunlarından Nene, standartların değiştiği bir dönemde, 4 numarada kendisinden çok daha hızlı oyuncularla birlikte gitmeye çalışan, 33 yaşında ve ağır kalan bir oyuncu artık. Yanındaki de Marcin Gortat… Takım koşmaya yeltense bile bu uzunlarla o oyunu en iyi şekilde oynayamayacağı ve oynayamadığı açık. Üstelik hücum yarı sahaya kaldığında da iki pivot potaya giden yolda trafik sıkışıklığı yaratıyor. Kimin yolunda? Ligin en hızlı oyuncularından Wall’un…

Bu saçmalığa rağmen Wizards için bir umut varsa, o da Wittman’ın yavaş yavaş da olsa ders alıyor gibi gözükmesinden ileri geliyor. Play-off’un ilk turunun ilk maçında Toronto Raptors’a karşı tek uzuna dönüp, forvet pozisyonlarını Paul Pierce-Otto Porter’a teslim eden Wittman maçı alıp, seriyi de süpürmüştü. Keza Wittman, Hawks’a elenip sezonu kapatmalarının ardından da şunları söylemişti: “Bradley Beal ve John Wall uzun yıllar bu takımda olacaklar. Onların etrafına doğru oyuncuları yerleştirmeli ve oyunlarının güçlü yanlarını öne çıkarmalıyız. Bu sayede, bu play-off’larda oynadığımız tarzda basketbol oynayabiliriz. Ne yapmamız gerektiğini ve bu takıma ne gibi parçalar eklememiz gerektiğini biliyoruz.” Doğru teşhis, doğru açıklamalar… İşaretler iyiydi, üzerine bu sezon Nene’nin kenardan geleceği de açıklandı. Çok güzel, devam et! Yerini kim aldı? Kris Humphries. Haydaa!

Humphries, Nene’ye göre şut mesafesi daha geride ve biraz daha alan açabilecek bir oyuncu. Ama sadece biraz daha. Humphries’in bir LaMarcus Aldridge olmadığı malum. Açık saha oyununa yatkınlığı da Nene’den çok ileride değil. Oysa Otto Porter’ın play-off’larda hiç de fena performans göstermemesi ve Wittman’ın Hawks serisi bitiminde yaptığı açıklamalar, Nene’den nihayet vazgeçilebilmesi halinde 4 numaranın ona verileceğini işaret ediyor gibiydi. Porter biraz ince kalsa da (yazın kuvvetlendi mi, bilmiyorum), 2.06’lık boyu ve uzun kollarıyla hemen hemen hiçbir rakip 4 numaraya karşı kısa değil. Dış şutu ve hareketliliğiyle de tam olarak bu takımın guardlarının aradığı parça. Üstelik 4 numara oynamak, daha ağır oyunculara karşı hücum etmesini sağladığı için Porter’a da ferahlık sağlıyor. Pierce’ın gidişi sonrası 3 numara pozisyonunun zayıfladığı ve Porter’ın orayı doldurması gerektiği gibi bir mazeret de sunulamaz çünkü Wizards’ın yazın yaptığı en önemli üç transferin ikisi (Alan Anderson, Jared Dudley) ve drafttaki ilk tur seçimi (Kelly Oubre) 3 numara. Porter’ın 3 numarayı doldurması gerekmediği gibi, bilakis orada yer açılması takımın hayrına. Daha ne?

Wizards’ın gerçekten güzel bir kadrosu var. Wall giderek hızlanan bir ligin belki de en hızlı oyuncusu, Bradley Beal hala sadece 22 yaşında ve müthiş bir şutörden fazlası, Gortat/Nene gayet iyi bir pivot rotasyonu, Porter geçen yıl kıpırdanıp play-off’ta iyice kendini gösterdi ve o da henüz 22 yaşında, transferlerle birlikte bench de zenginleşti. Bu takımın ihtiyacı olan kendi kendisine taktığı zincirleri kırmak. Konferansta zirveye oynamanın anahtarı koşmak.

dragic-wade

Miami Heat (Geçen sezon: 37-45)

Gelen: Gerald Green, Amar’e Stoudemire, Justise Winslow, Josh Richardson

Giden: Shabazz Napier, Henry Walker

Rotasyon:

Dragic / Chalmers / Johnson
Wade / Green / Richardson
Deng / Winslow / Ennis
Bosh / McRoberts / Haslem
Whiteside / Stoudemire / Andersen

Geçen yılın en içi geçmiş takımlarından Miami Heat, yeni sezonun en merakla beklenenlerinden biri. Bunun sebebini salt bu yazın transfer listesine bakarak göremezsiniz. Sezonun ikinci yarısında akciğer embolisi yüzünden takımdan uzak kalan Chris Bosh ve takas dönemi sonunda gelen ama ayarları bozulmuş takıma tam adapte olamayan Goran Dragic de birer yeni transfer gibi ilgi uyandırıyor. Justise Winslow birçoklarınca, seçildiği sıraya göre draftın en büyük kazancı olmaya aday. Gerald Green ve Amar’e Stoudemire, geçen sezon Billy Walker’lara, Shawne Williams’lara kalan bench için gayet iyi transferler. LeBron dönemindeki gibi şampiyonluk favorilerinden olmadıkları açık, ama Heat tekrar Doğu’nun tehlikeli takımlarından biri olmaya aday.

Dragic-Wade-Deng-Bosh-Whiteside beşi ilk bakışta kağıt üzerinde nefis görüntü sunuyor. Hem delici hem şut atabilen bir oyun kurucu, lig tarihinde hatrı sayılır yer sahibi bir skorer, çok iyi bir dış savunmacı ve joker, modern 4 numara profilinin en baba örneklerinden biri ve geçen yıl acayip çıkış göstermiş, büyük blok tehdidi yaratan bir pivot. Birbirini tamamlayan, dengeli, önemli eksiği olmayan bir beşli gibi geliyor kulağa. Tabii her zaman ilk bakışın ardından daha dikkatli incelemek gerek.

Her şeyden önce takımın guard ikilisi savunma konusunda ciddi bir açık doğuruyor. Dragic zaten kariyeri boyunca savunmacı olmadı, Wade ise 34’e yaklaşan yaşı ve sorunlu dizleriyle artık John Wall’ların, Derrick Rose’ların karşısına koyabileceğiniz birisi değil. Deng-Bosh-Whiteside üçlüsü gayet iyiyse de, birebir ya da ikili oyun üzerinden penetrelerin çoğu hücumun temelini oluşturduğu bir ligde, sürekli delinebilecek guardlarla oynamak savunma için kapatması kolay olmayan bir açık. Ve bu sadece savunma kısmı. Dragic ve Wade hücumda da birlikte oynamak için ideal bir ikili olmaktan uzak çünkü her ikisi de top elindeyken daha verimli. LeBron ile birlikte oynadığı dönemden bu tip durumlara alışık olsa da, Wade gibi bir adamdan LeBron James için topu bırakmasını istemekle Dragic için bırakmasını istemek farklı şeyler. Ayrıca şut atamayan Wade’in son dönemde LeBron için bile kötü bir partnere dönüştüğünü gördük ve bana göre LeBron’un Miami’yi bırakmasında önemli etkenlerden biri de buydu.

Dragic ve Wade’in sahada olduğu dakikaların mümkün olduğunca birbirinden ayrı tutulması ve 3-4 numaralardaki Deng, Bosh, Green, Winslow gibi oyunculardan istikrarlı dış şut katkısı alınmasıyla hücumdaki potansiyel sıkışıklık sorunları aşılabilir. Deng-Winslow ve uzunlarla savunmada en azından lig ortalaması yakalanabilir. Fakat Heat’in iki tarafta da en iyilerden biri olması zor. Bu da şimdilik, izlemesi ilginç, keyifli play-off takımı klasmanında kalacakları anlamına geliyor.

batum-pistons

Charlotte Hornets (Geçen sezon: 33-49)

Gelen: Nicolas Batum, Jeremy Lin, Spencer Hawes, Jeremy Lamb, Frank Kaminsky, Aaron Harrison, Tyler Hansbrough

Giden: Mo Williams, Gerald Henderson, Lance Stephenson, Bismack Biyombo, Noah Vonleh, Jason Maxiell, Jeff Taylor

Rotasyon:

Walker / Lin / Roberts
Lamb / Daniels / Harrison
Batum / Hairston
Williams / Zeller / Hansbrough
Jefferson / Kaminsky / Hawes

2004’te lige Charlotte Bobcats ismiyle giren şimdiki Hornets, o günden beri draftların ilk turunda şu sıralarda şu seçimleri yaptı:

2004: 2- Emeka Okafor
2005: 5- Raymond Felton, 13- Sean May
2006: 3- Adam Morrison
2007: 8- Brandan Wright (Jason Richardson karşılığı Golden State’e takas edildi), 22- Jared Dudley
2008: 9- DJ Augustin, 20- Alexis Ajinça
2009: 12- Gerald Henderson
2011: 9- Kemba Walker
2012: 2- Michael Kidd-Gilchrist
2013: 4- Cody Zeller
2014: 9- Noah Vonleh
2015: 9- Frank Kaminsky

Yukarıdaki tablonun berbat bir draft performansı gösterdiğini benim söylememe gerek yok. Dışarıda olduğunuz için katılamadığınız Fantasy NBA draftında sizin yerinize seçim yapan ve NBA’i ancak ucundan takip eden bir arkadaşınızın kurduğu takım gibi bir şey bu. İşin içinde kura şanssızlıkları da olduğu muhakkak. Mesela en içe oturanı, ligin en açık en kötü dereceli takımı olarak girdikleri 2012 kurasından ikinci sırada çıkabilmeleri ve Anthony Davis’i kaybetmeleri. Yine de karne feci.

Drafttan oyuncu alarak yapılanmak Charlotte gibi büyük transfer yapacak çekiciliği bulunmayan takımlar için en geçerli yol. Bobcats/Hornets bu konuda iki büyük hata yaptı: Üst üste başarısız seçimler nedeniyle takımın üzerinde kurulabileceği oyuncuları bulamadılar, ve belki de daha kötüsü, bulduk zannedip yanlış atlara oynadılar. Bugün, play-off oynama hevesiyle, bir kez daha aynı hataya düşüyorlar.

Geçen sezon ligin en kötü üçlük yüzdesine sahip takımı olan Hornets’ın transferde bu problemi çözmeyi öncelik haline getirmesine kimse bir şey diyemez. Nitekim örneğin Jeremy Lamb çok doğru çünkü hem genç ve hava değişikliğinin iyi gelebileceği bir oyuncu, hem de karşılığında hemen hiçbir kayıpları olmadı. Fakat dokuzuncu sıra draft hakkınızı kullanırken, sadece o günkü en önemli sorunlarınızı değil, uzun vadeli şekilde oyuncuların potansiyelini ve birkaç yıl içinde gelebilecekleri noktaları da düşünmelisiniz çünkü siz ligin en iyi takımlarından biri değilsiniz. Charlotte ise sırf şut atan bir uzun diye, kolejde 4 yıl geçirmiş ve ancak son iki yılında bir şeyler gösterebilmiş, 22 yaşındaki ve atletizmi sınırlı Frank Kaminsky’yi seçti. Arkasında Justise Winslow, Myles Turner, Kelly Oubre gibi tavanı çok daha yüksek oyuncuları bırakarak…

İşin komiği, Kaminsky takımın halihazırdaki en önemli oyuncusu gözüken Al Jefferson’ın yanına iyi bir eş de değil. Dış şut tehdidiyle alçak post skoreri Jefferson’ı tamamlıyor gibi gözükse de, NBA 4 numaraları için ağır kalacak ayaklarıyla, zaten iyi bir savunmacı olmayan Jefferson’ın yanında oynaması takımın savunmasını mahvedebilir. Michael Jordan soruyor: Peki ya kenardan gelecekse? Cevap veriyorum: Geçen sezon 33 maç kazanabilmiş takımda kenarda bekleyecekse neden 22 yaşına gelmiş adamı seçtiniz abi?

Diğer taraftan, takımın bugünkü ihtiyaçları doğrultusunda gayet iyi transfer gibi gözüken Nicolas Batum da aslında Hornets için pek de iyi olmayan bir takasla buraya geldi. Evet, Batum’u aldılar ama geçen yıl dokuzuncu sırada seçtikleri, daha 20 yaşındaki Noah Vonleh’i harcayarak.2 Vonleh ilk sezonunda pek bir şey gösteremedi, biliyoruz. Yine de beklemek zorundaydı Charlotte. Batum yerine Vonleh’i, Kaminsky yerine Turner’ı beklemek zorundaydı.

Oyun kurucuları Kemba Walker ve Jeremy Lin olan takım zaten nereye kadar gidebilir ki?

NBA: Indiana Pacers at Orlando Magic

Orlando Magic (Geçen sezon: 25-57)

Gelen: Mario Hezonja, Jason Smith, CJ Watson, Scott Skiles

Giden: Kyle O’Quinn, Luke Ridnour, Maurice Harkless, Ben Gordon, Willie Green

Rotasyon:

Payton / Watson / Napier
Oladipo / Hezonja / Fournier
Harris / Marble / Ejim
Gordon / Frye / Nicholson
Vucevic / Smith / Dedmon

Orlando Magic genel menajeri Rob Hennigan takımın başına 2012’de geçti ve kısa bir süre sonra Dwight Howard’ın takas edilmesiyle takım resmi olarak yeniden yapılanma sürecine girdi. Oklahoma City Thunder’dan gelen Hennigan, üst üste üç draftta Durant-Westbrook-Ibaka-Harden seçen eski takımını model almaktaydı ve yeni kadroyu drafttan gelecek oyuncularla oluşturmanın gerekliliğinin farkındaydı. O günden beri Magic ilk tur haklarıyla Victor Oladipo, Aaron Gordon, Elfrid Payton ve Mario Hezonja’yı draft etti. Nikola Vucevic’i Dwight Howard’ı içeren dört takımlı takasta, Tobias Harris’i de JJ Redick’i Milwaukee’ye gönderdikleri bir başka takasta kadroya kattılar.

Seçim yapılan sıraları da göz önüne alırsak bu oyuncu grubunun hiç fena bir dönüş olmadığını söyleyebiliriz. En yaşlıları Vucevic 25, Harris ve Oladipo 23, Payton 21, Gordon ve Hezonja ise 20 yaşındalar henüz. Özellikle son üçü bugün bulundukları noktalardan çok ötesine geçebilecek potansiyele sahip oyuncular. Her şey güzel gözüküyor. Tek sorun ise şu: Bu gençlerin hiçbirini “İşte takımın önümüzdeki yıllarının lider oyuncusu bu” diye işaret edemiyorsunuz. Ne öyle bir oyun kurucu var aralarında, ne de o karakterde bir skorer. Şart mıdır? NBA tarihi, “Siz bilirsiniz ama olsa iyi olur” diyor. Belki Payton şut atmayı öğrenecek ve çok daha tehlikeli bir oyun kurucuya dönüşecek, belki Hezonja hızlı bir olgunlaşma yaşayacak, belki böyle birisine ihtiyaç bile duymayacaklar, belki de o oyuncu henüz Orlando’da değil; bilmiyoruz.

Şimdilik Magic’in ilk meselesi o adamı bulmak değil, savunma verimliliği istatistiğinin geçen sezonki en kötü altıncı takımı olarak daha iyi savunma yapmak ve Doğu’da play-off’a oynamak. Bu işi kim halleder diye düşünüp, savunma hususunda eli gittiği takımlara çabuk değen bir koç olan, aynı zamanda oyunculuğu kısa Magic tarihinde mühim bir yer tutan Scott Skiles’ı getirdiler. İlk anda cuk oturan bir koç-takım evliliği gibi geliyor. Öyle mi acaba? Hatalara tahammül göstermesiyle ünlü bir koç olmayan Skiles’ı, bu kadar genç bir takımın başına koymak bence pek de iyi bir tercih değil. O takıma apayrı bir rahatsız bünye Hezonja’yı draft etmek hiç değil.

Yine de Skiles’ın başlangıçtaki iticiliği takımın çoğu pozisyondaki atletizmiyle birleşince Orlando, karşısında sayı atması eskisi kadar kolay olmayan bir takıma dönüşmeye başlayacaktır. Guardları şut atabilecek mi, Hezonja uslu duracak mı, Gordon yazın gösterdiklerini sezona taşıyabilecek mi, Skiles bolca yaşanacak gençlik hatalarını tolere edebilecek mi… Seyretmesi ilginç bir takım olacak, onu biliyorum.


  1. Oysa hiç kimse değilse bile Bobby Portis oradaydı ve Hawks’a cuk otururdu.
  2. Gerald Henderson’ı saymıyorum.