Skip to content

NBA Başlarken: Atlantik

Orkun Çolakoğlu, sezon öncesi grup değerlendirmelerini NBA’in alacakaranlık kuşağından başlatıyor.

Belki de yazma konusundaki sicilimi hatırlayarak işe koyulmam gerekiyordu. Temmuz başında, epey hareketli geçmeye namzet NBA transfer dönemini bölümlere ayırarak yazmaya kalkışmıştım ama araya bolca işyeri görevi, biraz tatil, biraz başka şeyler ve elbette tembellik girdi. Şimdi ligin dönüşü vesilesiyle hesabı kapatmak istiyorum. Biraz transferlere, biraz eldekilere bakarak ve Atlantik’ten başlayıp grup grup ilerleyerek…

Toronto Raptors (Geçen sezon: 49-33)

Gelen: DeMarre Carroll, Anthony Bennett, Bismack Biyombo, Cory Joseph, Luis Scola, Delon Wright, Norman Powell

Giden: Amir Johnson, Greivis Vasquez, Tyler Hansbrough, Chuck Hayes

Rotasyon:

Lowry / Joseph / Wright
DeRozan / Ross / Powell
Carroll / Johnson / Caboclo
Patterson / Scola / Bennett
Valanciunas / Biyombo / Nogueira

Derecesinin bir ara 37-17 olduğu normal sezonun sonunu, kalan maçlarda 12-16 yapıp zor getirdikten ve buna rağmen saha avantajıyla girdiği play-off’ta tek maç bile kazanamadan, fena tokatlanarak eve döndükten sonra Raptors’ta taş üstünde taş kalmamasını değil ama en azından koçun değişmesini bekliyordum. Hatta kesin olarak görüyordum. Sorun sadece sezonun sonuna doğru takımın çakılması ya da saha avantajına sahip olduğu play-off’ta, ciddi bir eksiği de yokken süpürülmesi değildi. Kadrosunda Kyle Lowry, DeMar DeRozan, Terrence Ross, James Johnson, Amir Johnson gibi atletleri, Jonas Valanciunas gibi uçan kaçan değilse de hareketli, iyi fizikli ve kaliteli bir uzunu barındıran takımın, savunma verimliliği kategorisinde ligin en kötü sekizinci takımı olabilmesi ve bununla bağlantılı da olarak pozisyon sayısında 30 takım arasında sondaki 10 arasında yer alması, eldeki malzemenin kullanılamadığını zaten gösteriyordu. Genel menajer Masai Ujiri ise koç Dwane Casey’yi değil, bazı oyuncuları değiştirmeyi tercih etti.

Kadroya eklenen en önemli parça, nihayet hem dış savunma yapıp hem de boş dış şutu sokabilecek bir opsiyon sunan DeMarre Carroll. Eski üç numara seçeneklerinden Ross şut sokup başka pek bir şey yapmıyor, Johnson şut sokamıyor, ikisi de Casey’yi delirtiyordu. Carroll ekstrası fazla olmayan ama ondan beklediğiniz işi iyi yapan, tecrübeli bir profesyonel. Menüsünde meşhur köftesinden ve salata-piyazdan başka bir şey bulunmayan bir sokak arası köftecisi gibi. O köftecilerden hep doymuş ve memnun şekilde kalkarsınız. Hesap adam başı 40 lira gelmezse… Raptors’ın Carroll transferindeki sorun ya da sorun olabilecek taraf, bu tip bir oyuncuya çok ihtiyaç duydukları için 4 yıllığına 60 milyon dolarlık kontratı vermiş, yani köfteyi 40 liraya yiyecek olmaları. Neyseki salary cap’in gelecek sezondan itibaren önce 70’ten 90’a, bir sonraki sezon da 108 milyon dolar civarına çıkacak olmasıyla Carroll’a verilen para biraz daha makul bir hal alacak.

Şu ana kadarki kısa kariyeriyle tarihin en büyük draft patlaklarından olma yolunda ilerleyen Anthony Bennett’a memleketi Kanada’da oynamak iyi gelir mi bilemiyorum ama o pozisyonda müthiş dolu diyemeyeceğimiz Raptors için zararsız bir deneme. Cory Joseph da Spurs tedrisatından geçmiş, rolünü bilen, iyi savunma yapabilen, henüz 24 yaşında ve en önemlisi Spurs tedrisatından geçmiş olduğu için alındı. 4 yıl için 30 milyon dolar verilir miydi? Dedik ya, NBA ekonomisi değişiyor.

Çaylaklardan Delon Wright (Dorell Wright’ın kardeşi) bir oyun kurucuya göre epey uzunsa da, skor tehdidini geliştirmediği müddetçe ligde sağlam yer edinmesi kolay gözükmüyor. Üstelik 92 doğumlu ve örneğin Joseph’tan sadece 1 yaş küçük. İkinci turdan alınan diğer çaylak Norman Powell, kuvvetli ve atlet ama şutu iyi olmayan ve 2 numara için biraz kısa kalan oyun tipi. NCAA’deki gibi omzu koyup sarsacak rakipleri kolay bulamadıkları için NBA’deki ömürleri kısa kalır.

Gidenlerin en önemlisi Amir Johnson yanında yeterince şut tehdidiyle oynamadığı için, devrilen uzun olarak Raptors’ta kendisi için ideal bir ortamda yaşamıyordu. İlk beşteki yerini alan Patrick Patterson belki daha iyi oyuncu değilse de, mevcut kadro için daha uygun parça. Tabii sadece bu değişiklik Raptors’a sınıf atlatacak ve iddiasız bir play-off takımı olmaktan ileriye taşıyacak değil. Ciddi kilo vermiş olarak kampa gelen ve hazırlık maçlarının tozunu atan Kyle Lowry’nin gelişimi de yetmez. Bunun için Raptors’ın atletizmini, birkaç smaç ve bloktan öte, uzun soluklu olarak hissettirmesi gerekiyor.

smart-stevens

Boston Celtics (Geçen sezon: 40-42)

Gelen: David Lee, Amir Johnson, RJ Hunter, Perry Jones, Jordan Mickey, Terry Rozier

Giden: Brandon Bass, Phil Pressey, Luigi Datome

Rotasyon:

Smart / Thomas / Rozier
Bradley / Hunter / Young
Turner / Crowder / Jones
Lee / Johnson / Jerebko / Sullinger
Zeller / Olynyk / Mickey

Yukarıdaki kadroda, NBA takımlarına normal sezonda izin verilen 15 kişiden bir fazlası var, farkındayım. Celtics’in hazırlık kampında denediği diğer oyuncuların kadroya giremeyecekleri kesin ama bu 16 oyuncudan birinin de kesilmesi gerekiyor. Ama hangisi? Geçen sezon genelde D-League’de takılan ve hazırlık döneminde de pek parlak gözükmeyen James Young, geçen yılın 17’nci sıra hakkıyla seçilmişti,1 yani vazgeçmek öyle kolay değil. Dizleri hakkında iyi haberler gelmeyen Perry Jones sağlıklı kalırsa hem 3 hem 4 oynayabilecek, çok önemli bir potansiyel. Jordan Mickey ve Terry Rozier taze çaylaklar ve onlardan beklentiler var. Jared Sullinger şansını zorluyor gibi ama üstü bir anda çizilemez. Evet, hangisi?

Bu bol seçenekli, geniş kadro Celtics’in en önemli avantajı ve kadro jonglörlüğünü seven koç Brad Stevens’ın elinde daha da kıymetli hale geliyor. Fakat basketbol 15 değil, 5 kişiyle oynanıyor ve en iyi beş oyuncunuzun ortalama kalitesi her zaman kadronuzun tamamından daha belirleyici. Kaldı ki, Celtics’in en iyi beşinin hangisi olduğunu da kimse bir çırpıda söyleyemez. İlk beşte yer bulamayan Isaiah Thomas takımın en önemli birebir yaratıcısı. David Lee-Amir Johnson birbirlerini yedekleyecek, belki de beraber oynayacaklar ama bir tanesinin savunması, Golden State’te rotasyon dışı kalmasına sebep olacak kadar zayıf, diğerinin teknik özellikleri atletizmi kadar keskin değil. İlk beşteki Evan Turner’ın, Thomas ile aynı anda sahada olduğu dakikaların mümkün olduğunca kısılması en hayırlısı gibi. Tyler Zeller’ın fiziği, Kelly Olynyk’in şutu, Lee’nin hücum çok yönlülüğü, Johnson’ın atletizmi güzel çeşitlilik sunuyor ama bunlardan ikisini en iyi uzun ikilisi diye ayırmak neredeyse imkansız.

Danny Ainge’in fırıl fırıl takas kovaladığını biliyoruz. Elinde ihtiyaç fazlası bir genişlik olduğunun o da farkında ve draft gününde Charlotte’ın dokuzuncu sırasını alabilmek için birkaç ilk tur hakkını birlikte teklif etmiş, başaramamıştı. Bozukları bütünletmek, iki-üç iyi oyuncuyu paket yapıp bir tane çok iyi oyuncu alabilmek için arayışları sürecektir. Bu esnada Stevens da elindeki oyuncağı kurcalayacak ve takımı tekrar play-off’a sokmaya çalışacak. Rotasyonu geniş kullanmayı sevdiğinden, yine hemen her oyuncunun süre bulduğu, bu sayede sürekli enerjik, yorgunluktan diğerleri kadar etkilenmeyen bir Celtics izleyeceğiz.

Lee ve Johnson’ın gelişleri takıma dramatik boyutta değilse de bir güç katacak. İlk turun sonunda seçtikleri çaylak şutör RJ Hunter da, elinde pek şutör yokken bile varmış gibi davranarak alanı açmaya çalışan Stevens’ın kadrosunda epey dakika alabilir. Ancak Celtics play-off için mücadele eden bir takımdan biraz daha fazlasına dönüşebilecekse, bu iki ilk beş guardının gelişimlerine bağlı. Marcus Smart ligdeki ikinci yılına giriyor ve çoğu oyuncu ilerleme emarelerini bu noktada gösterir. Celtics’in Smart’ın kaslı bir savunma silahından fazlası olmasına ihtiyacı var. Beş yıldır ligde oynayan Avery Bradley’nin ne olduğu ve ne olamadığı daha net ama onun da yazın meşhur uzak mesafeli ikiliklerini biraz daha geriye çekip üçlüğe dönüştürme yolunda sıkı çalıştığının işaretleri görülüyor. Hazırlık maçlarındaki şut performansını sezona da taşırsa belki bir süperstara dönüşmez ama takımın hücumundaki birçok kapalı kapıyı açar.

jay-b-nets2

Brooklyn Nets (Geçen sezon: 38-44)

Gelen: Andrea Bargnani, Thomas Robinson, Wayne Ellington, Rondae Hollis-Jefferson, Chris McCullough, Shane Larkin, Ryan Boatright, Quincy Miller, Willie Reed

Giden: Deron Williams, Mason Plumlee, Mirza Teletovic, Alan Anderson

Rotasyon:

Jack / Larkin / Sloan / Boatright
Bogdanovic / Ellington / Brown
Johnson / Hollis-Jefferson / Karasev / Miller
Young / Robinson / McCullough
Lopez / Bargnani / Reed

NBA’in tüm takımlara yarışma şansı sunmaya dayalı düzeninde bir takımın sürekli zirve civarlarında kalması imkansız; arada bir sahneyi gerilerden izlemek zorunda kalabilirsiniz. Bir takımın sürekli eğlenceli, güzel basketbol oynaması da mümkün olmayabilir. Veya kısa vadede şampiyonluk ihtimalini arttırmak isteyen bir takım, bu uğurda birkaç draft hakkını, bazı genç oyuncularını verebilir, bir anlamda geleceğinin bir kısmına ipotek koydurabilir. Brooklyn Nets ise bütün bunları aynı anda yaşıyor.

Öncelikle gerçekten de bu senenin en az izlenesi takımı bu. Ligin en kötü kadrosuna sahip Philadelphia’nın bile Jahlil Okafor-Nerlens Noel ikilisi ve yüksek tempo oyunuyla ilgi çekici bir tarafı var. Nets’te hiçbir şey yok! Ne potansiyelli ve genç bir kadro, ne şu an iddialı olabilecek bir ekip, ne göze hoş gelen basketbol, ne de draft hakları… Sonuncusu belki de en acısı. Kötü bir NBA takımını ve taraftarını avutan en önemli şey, o ızdırabın sonunda gelecek üst sıra draft seçimleriyken, Nets’in 2016 ilk tur hakkı Celtics’e gidecek, 2017’de ilk tur hakkı Celtics’inkinden daha yüksek sırada olması halinde (muhtemelen öyle olacak) anlaşma gereği değiştirilecek, 2018 ilk tur yine Celtics’e gidecek. Yazarken bir şey farkettim, Nets’i izlemek sadece Celtics taraftarları için hiç de keyifsiz olmayacak.

İlk beşte NBA standartlarında atletizmle haşır neşir tek oyuncu Thaddeus Young ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük atleti olsa bile tek başınayken bir anlamı yok. Yedeklerin bir bölümü atletizm konusunda ilk beş kadar acınası durumda değiller ama onların da başka önemli eksikleri var. Shane Larkin kısa boylu, bu nedenle çember yakınında bitirmekte çok zorlanıyor ve NBA kariyerinde henüz bunu telafi edebilecek seviyede şut atamadı. Markel Brown da aynı şekilde kendi pozisyonu için kısa ve hemen hiç dış şutu yok. Rondae Hollis-Jefferson’ın fiziği ve atletizm seviyesi harika gözüküyor ama o da şut atamıyor ve üstelik daha çaylak. Thomas Robinson ligdeki üç yılında dört farklı takımda oynadı; başka söz gerekmiyor.

Nets geçen sezon benzer problemlerle Doğu’da son sıradan da olsa play-off’a girmeyi başarmıştı. Bu kez neden başaramasınlar; Deron Williams gittiği için mi? O büyük bir kayıp değil ama Doğu’da geçen yıl altlarında kalan Indiana, Miami, Detroit, Charlotte, Orlando ve New York’un tümü bu sezon daha iyi. Geçmiş olsun.

hink-embiid

Philadelphia 76’ers (Geçen sezon: 18-64)

Gelen: Jahlil Okafor, JP Tokoto, Richaun Holmes, Nik Stauskas, Carl Landry, Kendall Marshall, TJ McConnell, Jordan McRae

Giden: Thomas Robinson, Luc Richard Mbah-a-Mouté, Jason Richardson

Rotasyon:

Wroten / Canaan / Marshall / McConnell / Wilbekin
Stauskas / Thompson / McRae / Tokoto
Covington / Grant / Sampson
Noel / Landry / Holmes
Okafor / Furkan

Başlangıçtaki plan yergiyi değil, takdiri hak ediyordu. Andrew Bynum fiyaskosu sonrası genel menajerliğe getirilen Sam Hinkie NBA’de kervanın yolda düzüleceğine değil, sıfırdan başlamak gerektiğine inananlardandı. İlk mühim icraatı, zayıf bir drafttaki altıncı sıra seçimi karşılığında elinde kalan en değerli adam olan Jrue Holiday’i paketlemek oldu. O hak kendisine Nerlens Noel’i getirdi ama Noel sakatlığı nedeniyle ilk bir yıl takımda oynayamayacaktı. Aynı draftta seçilen Michael Carter-Williams ise Yılın Çaylağı olmuştu.

Sonraki yıl draftta üçüncü sıradan seçti ve önceki yıl pivot almış olmasına rağmen, önünde kalan oyuncular içerisinde en büyük potansiyeli taşıdığına inandığı için yine bir pivotu, Joel Embiid’i seçti. Üstelik Embiid birkaç gün önce ayağından ciddi bir ameliyat geçirmiş olduğu ve sezonu başlamadan kapatmasından korkulduğu halde… Nitekim kapattı da. Bu arada dokuzuncu sıradan, en az iki yıl takıma katılmayacak Dario Saric seçildi, eldeki Thaddeus Young gibi tek tük kıymet gören parçalar ikinci tur hakları gibi bedellere karşılık gönderildi, bir sezon önce Yılın Çaylağı olan Carter-Williams bile, yukarılardan olması muhtemel gelecekteki bir draft hakkına karşılık gönderildi2 ve takım makyajlanmış D-League takımına dönüştü.

Üst üste iki pivot seçiminden ve Carter-Williams’ın da gönderilişinden sonra herkes 2015 draftında Sixers’ın bu kez üçüncü sıradaki ilk hakkıyla guard seçmesini bekliyordu. Birinci sırada gideceği bilinen Karl Towns’ın ardından, Lakers’ın da iki numarada Jahlil Okafor’u seçeceği tahmin edildiğinden, oyun kurucu D’Angelo Russell tam da istedikleri gibi Sixers’a kalacaktı. Ne var ki işler bu senaryoya göre yürümedi, Lakers son birkaç günde fikir değiştirerek Russell’a döndü ve Sixers, Fantasy NBA draftında B Planı olmadan tek bir oyuncuya kilitlenip, söz konusu oyuncu hemen önünden seçilen birisi gibi kalakaldı. Yaşayan bilir, o anda aceleyle ve gönlünüze yatmadan yaptığınız seçim, en verimsiz seçimlerinizden birine dönüşür. Profesyonel bir NBA takımıyla, bilgisayar başında, daha çok eğlenmek için oyuncu seçenleri karşılaştırmak doğru değil ama Sixers’ın durumunu buna benzetiyorum. Russell gittikten sonra muhtemelen okkalı bir küfür savurup, bir kez daha kalanların arasındaki en iyi olduğunu düşündükleri oyuncuya, takımın pozisyon ihtiyaçlarını gözetmeksizin yöneldiler.

Burada iki sorun var: Birincisi, her ne kadar takım yine bir iddia taşımasa da, kadrodaki pozisyon açıklarını bu kadar da gözardı etmenin, hem halihazırda elde bulunan hem de yeni seçilen oyuncular için sıkıntılı bir durum yaratması. Her ikisi de potaya yakın oynamayı tercih eden ve dışarıdan oynamak için yeterli menzile de sahip olmayan Noel ve Okafor’u yan yana oynamaya zorlamak, bu oyuncuların kendilerini daha kolay kontrol imkanı bulan savunmalara karşı bocalamalarına yol açacak. İkinci sorun da, Okafor’un kalanlar içerisindeki en iyi oyuncu olduğu konusundaki ciddi şüphe. Ne kadar iyi bir alçak post skoreri olursa olsun, ribaundlarda dominantlıktan epey uzak ve savunması sıkıntılı bir pivotun, hele bugünlerde bir takımda taşıyıcı olması zor. Bakınız, Al Jefferson ve/veya Brook Lopez.

Üstelik Embiid’den gelen haberler Sixers’ın durumunu daha da dramatik hale sokuyor. Şimdiden bu sezon da oynayamayacağı açıklandı ve geçen sezondan beri takımın onun profesyonelliğinden memnuniyetsizliği gizlenemez bir hal almış durumda. Geçen yıldan beri gözümüzün önünde oynayan Dario Saric bana hiç de bir NBA takımının en iyi ikinci ya da üçüncü oyuncusu olabilirmiş gibi gelmiyor. Kadrodaki diğer herkesin tavanı rol oyunculuğu. Tek teselli, Carter-Williams takasında kapılan Lakers draft hakkının, bu yıl ilk 3 içine düşmediği takdirde kullanılabilecek olması ve ilk 3’ün hemen yakınında bir yerlere iniş yapma ihtimalinin yüksekliği.

phil-porz-fish-knix

New York Knicks (Geçen sezon: 17-65)

Gelen: Kristaps Porzingis, Jerian Grant, Arron Afflalo, Robin Lopez, Kyle O’Quinn, Derrick Williams, Kevin Seraphin, Sasha Vujacic

Giden: Andrea Bargnani, Tim Hardaway Jr, Alexey Shved, Jason Smith

Rotasyon:

Calderon / Grant / Galloway
Afflalo / Vujacic
Anthony / Early / Antetokounmpo’nun tırt oyuncu olan abisi
Porzingis / Williams / Thomas
Lopez / O’Quinn / Seraphin

Amerikan spor medyasının da bazı ezberlere ve klişelere saplandığı oluyor. NBA için bunlardan en meşhurlarından biri, Knicks ve Lakers gibi takımların oyuncu yetiştirmeye vakitlerinin bulunmadığı, bu nedenle drafttan potansiyele bakmadan, derhal en çok katkıyı verecek oyuncuyu almaları gerektiği, hatta mümkünse draft haklarını da takasta kullanmalarının daha iyi olacağı üzerine. Sabredemezlermiş falan…

Tabii böyle salakça takım yönetimi olmaz ve Phil Jackson da bunun farkında. Bir zamanlar koç koltuğundayken, yöneticilerinden hep hazır oyuncuları talep etmiş olması ironik belki ama Jackson’ın neredeyse kariyerinin tamamında iddialı takımları çalıştırmış olması bunu anlaşılır kılıyor. Şimdiyse bir enkazı kaldırmaya çalışıyor ve “Knicks, Porzingis’i mi bekleyecek” gibi ukalalıklarla bu işin yürümeyeceğini iyi biliyor. Evet, gerekirse bekleyecek. Beklemekle kaçıracağı bir şey yok ki!

Bazılarının draftta Towns’ın ardından en büyük potansiyel ilan ettiği Porzingis’i, draftın yapıldığı salondaki New York’luların anlamsız ve şımarıkça protestoları arasında çekip almak Usta Jackson’ın yaz boyunca tek işi değildi. Beklendiği gibi LaMarcus Aldridge, DeAndre Jordan, Greg Monroe gibilerinin peşine düştü ve beklendiği gibi reddedildi ama hemen yedek planı devreye sokup, Doğu’da play-off için en azından yarışma ihtimali bulunan bir kadro oluşturmayı başardı. Kyle O’Quinn, Arron Afflalo, Derrick Williams, Kevin Seraphin gibi faydalı olması muhtemel oyuncular, bağlayıcı olmayan kontratlarla transfer edildi. Dört yıl için 52 milyon dolar alan Robin Lopez ise hem takımın en büyük ihtiyaçlarından birini karşılayacak, hem de gerektiği halde pek zorlanmadan takas edilebilir. Atlanta’ya nasıl yedirdiklerini anlamadığım Tim Hardaway Jr karşılığında 19’uncu sıra draft hakkı da onlara, büyük potansiyel taşımayan ama işte New York medyasının çok istediği gibi “oynamaya hazır” olan bir oyun kurucu yedeğini, Jerian Grant’i kazandırdı.

Bütün bu olumlu hamlelere rağmen, kadro play-off’a yeter mi? Bunu biraz Porzingis, biraz Derek Fisher’ın koçluğu, biraz bench katkısı, çokça da Doğu’daki diğer takımların durumu yanıtlayacak. Nets bölümünde de belirttiğim gibi, Doğu Konferansı eskiye göre çetin geçecek ve Knicks’in gelişimi, 82 maçın devamını görmeye yetmeyebilir. Yine de en azından geride kalan iki yıldaki gibi leş bir sezon geçirmeyecekleri kesin. Bu da bir şeydir.


  1. Hatta Celtics taraftarı Bill Simmons ekrana verilmediklerini zannederek seçimin anonsundan sonra sevinmiş ve canlı yayında yakalanmıştı – https://www.youtube.com/watch?v=jKgr0teW8F4
  2. Bence doğru yapıldı.