Skip to content

24 Saat NBA İnsanları

NBA'de bu akşam konferans yarı finalleri başlıyor. Hazır mısınız?

İlk tur ne zaman bitti? Her şey çok yakın gibi. Boston Celtics oyuncuları sevinçten zıplarken şu kanepedeydik. Uyku bastırmıştı, bir kahve yaptık. Zamanın durduğu anlardan biriydi. Sonra gözümüzü açtığımızda Doc Rivers mola aldı. Seri kaybedilmişti ve tek tek yıldızlarını oyundan çıkararak onlara sarıldı. Her şey o kadar yakın ki. Denver elenirken güneş açmıştı, sabah yeni başlıyordu. Rüzgarlı bir havada Bulls, Nets’i geçti. Şimdi herhalde bir akşam dinlenir, Aslı’yı kahve içmeye çağırırız dedik. Her şey çok yakın gibiydi. Fakat hayır, maçlar bitmedi. Bu akşam yenileri var. Aslı’nın da işi varmış. Mutsuz değiliz, her şey yolunda. Bu akşam önce Memphis Grizzlies – Oklahoma City Thunder ile dükkanı açacağız. Arkasından Indiana Pacers, New York Knicks’e konuk olacak. Arada Galatasaray ile Fenerbahçe maçlarını oynayacak, Twitter’da Amerikan spor yazarlarının NBA esprileri ile sakin, kendi halinde bildiğimiz sınıf arkadaşımızın küfürleri karışacak. Sonra bunlar da bitecek, anlar anı olacak ve geri dönüp her şeyin ne kadar hızlı geçtiğini düşüneceğiz.


(2) New York Knicks vs. (3) Indiana Pacers 

Detay: NBA tarihi kitaplarını açın, okumaya başlıyoruz. Çok fazla gerilere gitmeye gerek yok. En son play-off’ta 2000’de karşı karşıya gelen iki takımdan söz edeceğiz bugün. Belgeselini izlediniz, maçlarını da. Fotoğraflara baktınız, ara sıra tekrar fırına verilen yazıları okudunuz. Indiana ve New York. Reggie Miller ve Spike Lee. Hoosiers ve MSG kültü. Parks and Recreation ve Seinfeld. Hepsi bir şekilde kendi şehirlerini anlatıyor, hepsi bir şekilde birbirine karşı.

New York, ilk turda Amerikan sporları tarihinde en fazla rekabet ettiği kent olan Boston’ın karşısına çıktı. İçinde Doc Rivers takımlarını barındıran bütün seriler gibi drama dolu bir seriydi ve bir an uçurumun kenarına yaklaşsalar da 4-2 geçmeyi başardılar. Şimdi sıra 90’larda en fazla karşı karşıya geldikleri, en özel rekabetlerden birine tutuştukları takıma geldi. Azılı taraftarı Woody Allen olan bir takım olarak böyle hikayeleri seviyorlar. Bunu Spike Lee gibi daha sert, gösterişli anlatmayı seviyorlar.

Indiana Pacers ise bir yerde oynamayı bıraksalar kimsenin fark etmeyeceği bir seride Atlanta Hawks’u geçti. Beklenmedik ölçüde zorlandılar ve belki de bu işlerine yaradı. Lars von Trier’in dediği gibi karşınızdakini provoke ederseniz ona düşüncelerini en iyi şekilde açıklama fırsatı yaratırsınız. Atlanta, Indiana’yı zorladı ve son maç Pacers, neden buralarda olduğunu en iyi şekilde anlatan bir oyun oynadı. Vurup geçmek istiyorlardı. Daha fazlasını yaptılar.

Yıldızlar: Carmelo Anthony laneti yenecek mi? İlk tur öncesi herkesin kafasında bu soru vardı. Ligin en iyi skoreri, en çok forma satan starı, New York’u bazı akşamlar tek başına taşıyan adam kariyerinde daha önce dokuz kez play-off’ta mücadele etmiş, takımları bu seferlerin sadece birinde ilk turdan mutlu ayrılmıştı. Ün sizi takip eder. Eğer kariyeriniz boyunca baskının en arttığı noktada tükendiyseniz bu sizi takip edecektir. Carmelo için de öyle oldu. Celtics karşısında 3-0 öne geçmişlerdi. Bir maç her şeyi değiştirdi. New York’un kafası karıştı, Jason Terry çıldırdı, Paul Pierce ve Kevin Garnett doğru yerde sorumluluk aldı, Jeff Green müthiş formunu sürdürdü ve bir anda her şey yeni baştan başladı.

Gözler Carmelo’ya çevrilmişti. Dördüncü maçta 35 şut kullandı, 10’unu soktu, 7’de 0 üçlük attı, 7 top kaybetti, 36 sayı buldu. Her yönden akıl sınırlarını zorlayan rakamlar. Beşinci maçta yine zorlandı. 24’te 8 saha içi isabeti. 22 sayı. Bu sefer top kaybı yok. Ama blok da yok, top çalma da. Sadece 2 asist var. Altıncı maç daha iyiydi. Bu sefer pas verdi. 5 asist çıkardı cebinden. Felsefesi paylaşmaktı. Daha sonra da takımı rahatlatmak. Celtics son çeyrek muhteşem geri dönüşle başını uzattığında yanıt veren oydu. Top kayıplarını, kaçırdıklarını, savunmada tutamadıklarını bir kenara bıraktı. 3 dakika kala önce zor bir el üstü oyunla skoru buldu. Sonra Raymond Felton ikili oyun sonrası savunmayı karıştırdı, Carmelo’yu boşa çıkardı, pası verdi. Melo ve üçlük! New York ikinci turda. Süperstarımız iyi başladı, kendini kaybetti, sonra kendini buldu. Bütün sezon olduğu gibi. Düz bir çizgi değil bu. İlerlerken yolunuzu kendiniz bulacaksınız.

Indiana Pacers’ta ise sorumluluk biraz daha parçalı bulutlu. “Parça” burada anahtar kelime. Paul George başrol. Fakat bazen yardımcı erkek oyuncu ile kadın oyuncunun da başrol gibi düşünülebileceği bir film bu. The Master’ı hatırlayın. Evet, Philip Seymour Hoffman ana karakterdi fakat kim Joaquin Phoenix’in esas adam olduğuna itiraz edebilir ki? Ya da Amy Adams’ı küçümseyebilir miyiz? Hayır. Pacers’ta da böyle. Bazen David West sırtına alıyor her şeyi. Bazen bilhassa da son periyotta George Hill geçiyor dümene.

Eşleşmeler: Carmelo Anthony insan olarak bir eşleşme problemi. Paul George için çok güçlü kalıyor, David West için çok hızlı. Pacers ligin en iyi savunması ama serinin en iyi oyuncusu rakip takımda ve onun karşısına koyacak tam bir silahları yok. Ayrıca New York’un en sevdiği şey hızlı oyunla rakibi bozmak. Çok basit. Top dolaştır, boş adamı bul, Melo’ya odaklanan savunma yetişmeden üçlüğü çak. Kağıt üstünde harika duruyor. Eğer Celtics serisinin başlarındaki gibi formda olurlarsa Pacers’ın işi de çok zorlaşır.

Yine de Indiana’yı yabana atmamak lâzım. Çok gözalıcı bir oyun oynamıyorlar ama Frank Vogel tüm NBA’de elindeki parçaları en yüksek düzeyde kullanan koç şu an. Hemen her isimden özellikle sertlik olarak bir noktada verim alıyor, yapının içinde bir yere oturtabiliyor. Atlanta Hawks karşısında son iki maçta gösterdikleri savunma düzeyi korkutucuydu. Ribauntlarda domine ettiler, boyalı alanı kararttılar ve deplasmanda ilk kez gerçek bir play-off takımı gibi göründüler. Atlanta da bütün boş şutları kaçırdı ve Pacers’ın ekmeğine yağ sürdü.

Pacers pota altı gerçekten çok güçlü. Roy Hibbert geçen yılki Miami Heat serisinden kalan sakatlık problemleriyle uğraştığı sezon başında çok eleştirilmişti. Hücumda felaketti ve bu savunmasını da etkiliyordu. Fakat sezon sonu ona iyi geldi. Akabinde ilk turda da kendini buldu. Neredeyse bütün istatistiklerini yükseltti. Bir dönem yüzde 37’lere kadar düşen saha içi şut isabetini düzeltti. Daha iyi faul atmaya başladı. Daha çok koşmaya başladı. Şimdi karşısında çok da parlak bir dönemden geçmeyen Tyson Chandler olacak. New York’un pota altında direniş göstermesi açısından çok önemli zira Pacers’ta sadece Hibbert değil, David West ve Tyler Hansbrough da rakibin canına okumayı başarıyorlar. George Hill ve Lance Stephenson da kendi pozisyonlarında çok sertler ve Knicks’in şuta bağlı, yumuşak, hızlı hücumunu dağıtmak için bütün yollara başvuracaklar.

Kenar: Bu seriye dair her şey aynı zamanda kimliklerine dair her şeyi de döküyor. İlk beşler, koçlar, eşleşmeler, oyun stilleri kadar yedekler de bu kimliğin bir parçası. Belki de en büyük parçası.

New York Knicks hücumunun çıkışı ve düşüşü her zaman Carmelo’nun tekelinde değil. Bazen, hatta her zaman JR Smith de bunun aktörü oluyor. Klasik bir yedek değil, genelde ilk dakikalardan itibaren oyunun merkezinde oluyor ve rakibi dağıtan o Knicks serilerinin başlangıcı haline geliyor. Smaç, üçlük, imkansız şutlar. Pacers da bunun farkında. David West seri öncesi yaptığı açıklamada çok basit bir şeyden bahsediyor. “İki ismi, Carmelo’yu ve JR Smith’i kontrol altına almalıyız. Her şey onlarla başlıyor ve gerçek gücümüz olan savunmanın onları durdurabileceğini biliyoruz. Avantajlarımızı iyi kullanmalıyız.”

Bir şeyden daha bahsediyor David West. “Oyunu çirkinleştirmek.” Frank Vogel yönetimindeki Pacers’ı en iyi ifade eden söz bu galiba. Oyunu çirkinleştirmek. Bunun için uzağa gitmelerine gerek yok. Kenarda bekleyen bir adam onlara çok yardımcı olacaktır. Genelde ilk beşten Hibbert ve David West’in ona bıraktığı mirası iyi kullanan ve muhtemelen dünya üzerinde oyunu en iyi çirkinleştiren adam.  Evet, Tyler Hansbrough’yu size anlatıyorum. Mahinmi de pastaya bir mum dikecektir.

Sonuç: NBA son yıllarda başka bir yola doğru gitti. Takımlar kısalıyor, uzunlar değişiyor, üçlük oyunun merkezi oldu, savunmalar farklılaşıyor, herkes bir şekilde modaya tutunuyor. New York, Miami, Spurs, Thunder farklı şekillerde bu sistemi kendilerine monte etti. Indiana Pacers ise eski tip anlayışı savunan ekiplerden. 90’lar müziğini icra etmeyi seviyorlar. Aynısı olmasa da bir benzerini. Bu eşleşme de ismiyle müsemma, 90’lardan fırlayan bir eşleşme. Reggie Miller yok ama Pacers, New York’u sonuna kadar zorlayacaktır. Bir 7. maç görmeyi umuyorum. Carmelo’nun kaderini çizeceği bir 7. maç.

Tahminim 4-3 New York Knicks.

İnan Özdemir

ibaka-zach

(1) Oklahoma City Thunder vs. (5) Memphis Grizzlies

2011 playofflarında 7. maça giden sıkı bir batı yarı final serisi izleten thunder ve grizzlies’in, iki yıl sonra yine batı yarı finalinde eşleşmesi ideal bir rövanş senaryosu gibi gözüküyor. o sezon memphis playofflara 8.sıradan girmesine rağmen ilk turda batının 1 numarası san antonio’yu geçmiş ve nba tarihinde ilk turda 7 maçlık bir seride 1 numarayı eleyen ikinci takım (diğeri tarih kitaplarında 2007’deki golden state’li baron davis paşa’nın dallas’ı fethi olarak geçer) olarak tarihe geçmişti. üstelik bu tarihlerinde kazandıkları ilk playoff serisiydi. oklahoma city ise durant’in 39 attığı, westbrook’un ise triple-double yaptığı 7. maçı kazanmış1 konferans finalinde ise şampiyon dallas’a elenmişti. her iki takım da o seriden beri, koçlarına da sadık kalarak, galibiyet yüzdelerini istikrarlı olarak daha da arttırdılar ve daha da olgunlaştılar.

işi biraz daha renklendirecek asıl konu ise, karanlık bir ara sokakta karşılaşmak istemeyeceğiniz iki isim, zach randolph ve kendrick perkins arasında. 2011’de oklahoma’da kaybettikleri serinin ilk maçından sonra kevin durant, maçı domine eden randolph’un ligin en iyi 4 numarası olduğunu ve onu durdurmanın ne kadar zor olduğunu söylemişti. randolph ise perkins’in çok yavaş olduğunu ve onu savunamayacağını, sadece faul yapabileceğini söyleyip fitili yakmıştı. zaman zaman güreşi andıran bir seri oynasalar da, aşırıya kaçmayıp sadece ikişer teknik faulle kendi standartları dahilinde sorumlu davranmışlardı. ama film bu sezonun henüz başındaki maçın sonunda kopmuş ve dikkatli dinlenildiğinde dünya barışından bahsetmedikleri anlaşılır bir şekilde ağız dalaşına girdikleri için atılmışlardı.2 atıldıktan sonra da hızlarını alamayan, soyunma odalarının bulunduğu koridorda tekrar yüzleşen randolph ve perkins’i araya giren polisler ayırabilmişti. ilk tur serilerinde randolph’un griffin’le, perkins’in ise garcia ve ömer aşık’la olan gergin anlarını hatırlatarak, seri boyunca gözucuyla bu ikiliye dikkat etmenizi öneririm.

westbrook’un bu takım için ne kadar önemli bir eksik olduğundan bahsetmeye pek gerek yok aslında, zaman zaman verdiği bazı yanlış kararlar biraz abartılsa da westbrook’un bu takımın karakterinde en az durant kadar önemli bir yeri vardı. onun boşluğunu doldurmaya çalışan reggie jackson, houston serisini gayet iyi götürdü aslında. özgüven konusunda pek sıkıntı yaşayan bir oyuncu değil ve oyun stili de westbrook’a yakın ama karşısında chris paul’e karşı hiç fena olmayan bir seri çıkaran mike conley olacak. memphis’in ligin en yavaş tempoda oynayan takımlarından biri olmasına rağmen, conley boşluğu sezdiği her an potaya gidebiliyor ve bunu son çeyreklerde de yapabileceğini chris paul karşısında gösterdi. memphis’in herkese sorun çıkaran gasol – randolph ikilisi, oklahoma karşısında da memphis’in en önemli avantajı. scott brooks, perkins’in süresini ister istemez arttırmak zorunda kalacak ve zaten iyi bir savunma takımı olan memphis karşısında hücumda biraz daha zorlanabilirler. yine de memphis’in bu seriyi kontrol edebilmesi için kevin durant’ı biraz da olsa yavaşlatmaları gerekiyor. tony allen, tayshaun prince ve hatta quincy pondexter gibi dış savunmacılar nöbetleşerek durant’ın gölgesi olmaya çalışacak. brooks, 4-5 olarak durant – ibaka’yı kullanıp en azından hücumda memphis’le eşleşme problemi de yaratabilir. kevin durant’ın sıcak kalması thunder için çok önemli, houston’a karşı onun sessiz kaldığı anlarda hücumda çok istikrarsız gözüktüler.

scott brooks’un westbrook’suz dönemi nasıl idare ettiğine dair net bir fikir oluşmadı kafamda henüz. bunun için memphis gibi daha ciddi ve sert bir rakip, bazı şeyleri daha iyi gösterecektir ama houston serisinde 5. maçta kendi sahasında son çeyrekte ömer aşık’a sürekli faul yaptırtarak çizgiye getirmesi bana göre felaket bir hareketti. takımının bütün ritminin bozulmasına neden oldu. lionel hollins ise ilk turda 0-2 geri düşmesine rağmen panik yapmadan takımını iyi yönetti ve bütün sezon oynadıkları oyunda ısrar ederek 4 maç üstüste kazandılar.

seri tahminim 6 veya 7 maçta memphis. playoff’ta ev sahibi avantajına sahip olmadan oynamaya alışıklar, zaten bu koşullarda çıktıkları son 3 serinin ikisini kazandılar, diğerini de bahsettiğimiz üzere 7. maçta oklahoma’ya kaybettiler. westbrook’un başına gelen şanssızlığın ardından batıda artık her sonuca açık bir yarış var ve memphis’in clippers karşısında oynadığı özgüveni yüksek, disiplinli oyun oklahoma’yı oldukça zorlayacak gibi duruyor.

Sedat Koç


  1. tarihte yedinci maçlarda triple double yapan diğer oyuncular; james worthy, scottie pippen, rajon rondo(2).
  2. http://www.youtube.com/watch?v=tW9jKHkEiwM