Skip to content

Kathryn Bigelow: Seule Contre Tous

2012-13 ödül sezonunun en tartışmalı filmi "Zero Dark Thirty" gösterimde. Birisinin de şeytanın değil, zamanımızın en önemli yönetmenlerinden birisinin avukatlığını yapması gerekti...

““Zero Dark Thirty”nin yarattığı tartışmaları takip edemedim. Ama konu işkenceyse, James Cameron’la üç yıl geçiren bir kadına güvenirim.”

Kathryn Bigelow için hayal kırıklıklarıyla geçen ve korkunç derecede tartışmalarla alevlenen bir ödül sezonunun  belki de tek rahatlama anı, Altın Küre’de Amy Poehler’ın kendisiyle ilgili yaptığı bu espriydi. Yayınlanmadan önce ciddi bir ödül avcısı ve Oscar adayı olacağı tahmin edilen filmi “Zero Dark Thirty” sadece ödül koşusunda “Lincoln,” “Argo” ve “Silver Linings Playbook”un gerisinde kalmadı, üzerine Bigelow’a sağlı sollu ithamlar yöneltilmesine sebep oldu.

“Zero Dark Thirty” 11 Eylül’le başlayan ve Usame Bin Ladin’in yakalanmasıyla biten bir 10 yılı anlatıyor. Bigelow’un “The Hurt Locker”da da birlikte çalıştığı Mark Boal’un yazdığı hikaye aslında Bin Ladin’in öldürüldüğü 2 Mayıs 2011 tarihinden çok daha önce yazılmaya başlanmış. Ölüm haberi geldiği gün “Evet şimdi hikayemizin bir sonu oldu” demişler. “Zero Dark Thirty”yi izleyince anlayacaksınız ki gerçekten de filmin ağırlık merkezi finali değil. Zaten bildiğiniz bir sona giden süreci anlatıyor Bigelow ve Boal.

1134604 - Zero Dark Thirty

İşte o süreci anlatış biçimi Bigelow’un başına bela oldu. CIA’in Bin Ladin’e ulaşmak için işkenceyi kullandığını anlatınca topun ağzına dikildi. Ne büyük sürpriz! Amerikan devletinin önemli bir kısmı ajanların Bin Ladin’e ulaşmak için işkence yaptığını gösteren filmi lanetlediler. Onlara göre ABD istihbaratı Bin Ladin’e ulaşmak için hiçbir El Kaide üyesine işkence yapmamıştı! Senatör John McCain filmi “İğrenç şekilde gerçekdışı” olarak nitelendirdi ve filmin “işkencenin yakalamaya yardımcı olduğu konusunda insanları yanlış yönlendirdiğini” ekledi.1

Diğer kanattan gelen eleştiriler çok daha sertti. Bigelow’un işkenceyi mazur gösterdiğini, hatta giderek onun bayraktarlığını yaptığını iddia edenler oldu. Hatta Naomi Wolf The Guardian’a yazdığı bir yazıda Bigelow’u Leni Riefenstahl’a benzetecek kadar ileri gitti. “Riefenstahl gibi büyük bir sanatçısın. Ama artık işkencenin hizmetkarı olarak hatırlanacaksın,” diyordu Wolf2. Yine The Guardian’da yayınlanan açık mektubunda Slavoj Zizek “Zero Dark Thirty”nin 20 yıl önce yapılamayacak bir film olduğunu, günümüz için işkencenin normalleştirilme işlevi taşıyan bir yapıt olduğunu iddia etti.3

Hayır, Bigelow tarihin yanlış tarafında durmuyor. Ve evet, hem sağ, hem sol cenahı kızdıracak bir şey yapmış olmanız suçlu olduğunuz anlamına gelmiyor. Film konusunda mantıklı davranmayı başaran ender figürlerden Michael Moore’un dediği gibi “Zero Dark Thirty”nin ilk 45 dakikasını izleyip filmin işkenceyi yücelttiğini iddia edebilmek için vicdansız olmak lazım.4 Gerçek anlamda rahatsız edici bu bölümlerde Amerikan ajanları türlü işkence metodlarını uyguluyorlar. Bigelow’un yönetimi çelik gibi ve her zamanki soğukluğunda; klasik bir iyi adamlar-kötü adamlar ayrımına izin vermiyor. Ama taraf tutmanız gerekiyorsa iyi adamların Amerikalılar olmadığı ortada. Amerikan tarihinde görülmemiş derecede gizli belgelere ulaşma şansı verilen bir adam tarafından yazılan, Amerikan parasıyla Hollywood’da çekilen ve Amerika’nın son 20 yılındaki en önemli acısıyla yüzleşmesini anlatan filmde bunu yaptığı için teşekkürü hak ediyor Bigelow. Ama aksine kendisini işkenceyi yüceltme suçlamasıyla karşı karşıya buluyor. “Sanat yapanlar bilirler ki, bir şeyi göstermek onu sahiplenmek demek değildir. Öyle olsaydı, hiçbir sanatçı acımasız uygulamaları resmedemezdi, hiçbir yazar onları kaleme alamazdı ve hiçbir yönetmen dikenli konulara dalamazdı.” Doğru söze ne denir?

ZeroDarkThirty3

Filmin derdinin ve onun sinemasının ne olduğunu bilenler zaten fark etmişlerdir, Bigelow’un derdi propaganda yapmak değildir zaten. Onun filmlerinde hep ağır görevin altında sıkışan karakterler vardır. “K-19 Widowmaker”da Alexei Vostrikov’da tüm bir denizaltı mürettebatının sorumluluğuyla boğuşmanın kaygısını görürsünüz. “Point Break”te tek yapması gereken işi yapamayan Johnny Utah’ın haykırarak havaya ateş ediş sahnesi aklınızdan gitmez.5 “Zero Dark Thirty” de tüm soğuk atmosferinin altında Bin Ladin’in yakalanma öyküsü altında Maya’yı anlatsa da, ondan film boyunca göremediğimiz duyguyu baskın sahnesinden önce askerlerin yüzüne odaklanması, korktuğunu belli etmemek için şaka yapan Patrick’te (Joel Edgerton) gösteriyor. “Bence çok insani bir hikaye ve bir kararlılık öyküsü,” diyor Bigelow. “Hepimiz bir şeye inanmakla özdeşleşebiliriz – bir şeye öyle çok odaklanmak ki hayatınızda başka hiçbir şeye yer kalmayana kadar.” Maya da nedenini anlamadığımız, muhtemelen kendisinin bile anlamadığı kadar çok adıyor kendini bu hikayeye. Finalde zaten malumumuz olan son gerçekleştiğinde de yaşadığı şey duygu boşalımı, mutluluk değil, rahatlama değil, zafer değil. Tıpkı Bigelow’un hamasetten uzak durması, siyaseti değil süreci merkeze koyması, filmi bir zafer öyküsü olarak kurgulamaması gibi. Öyle olsa filmin en epik kısmı olabilecek yakalama sahnesinde Bin Ladin’i çaresiz bir adam olarak gösterip empatiye olanak vermez, ABD’yi işkenceci göstererek başını ağrıtmaz, zirveye de 11 Eylül sömürüsünü koyup seyircisini istediği noktaya getirirdi. Soğuk tavrıyla “Bunlar oldu, inkar mı edeceksiniz?” diyor ve hiç kimseyi kahramanlaştırmayarak “Zero Dark Thirty”deki operasyonu ve oraya gelen süreci idealize etmemeye özen gösteriyor.

“Point Break”i ilk defa izlediğim günden bu yana en sevdiğim yönetmenlerden birisi Kathryn Bigelow. Kendisinden önce tartışması gelen “Zero Dark Thirty”nin kendisine bakışımı zedeleyeceğinden de epeyi korkmuştum. Filmi, anlatımından durduğu yere kadar tam ondan beklediğim gibi bir iş olduğu için onu daha da çok sevdim. Ezberle karşı çıkışlara ve yalnız bırakılmasına da üzüldüm. Sizi bilmem ama Bigelow benim yönetmenlerimden birisi ve “Zero Dark Thirty” de çok verimli bir ödül sezonunda kimseye yaranmak için taviz vermeyişiyle iyi hatırlayacağım bir film.

“Yapması çok zor bir filmdi. Bu olay keşke tarihimizin bir parçası olmasaydı. Ama öyle.”

  1. http://www.guardian.co.uk/film/2012/dec/20/john-mccain-zero-dark-thirty []
  2. http://www.guardian.co.uk/commentisfree/2013/jan/04/letter-kathryn-bigelow-zero-dark-thirty []
  3. http://www.guardian.co.uk/commentisfree/2013/jan/25/zero-dark-thirty-normalises-torture-unjustifiable []
  4. http://readersupportednews.org/opinion2/276-74/15716-in-defense-of-zero-dark-thirty []
  5. http://www.youtube.com/watch?v=nY6PXoyNP1k []
[fbcomments]