Skip to content

Şafak 15: Raymond Lewis

Hiçbirimizin tanımadığı ama kimilerine göre Los Angeles'tan çıkmış en yetenekli basketbolcu...

vücuduna nba zehirini almış biri isen, bu oyunun çıkardığı nerdeyse tüm başarılı adamların hikayelerini az çok bilirsin. bir belgesel, makale, anekdot veya youtube videosu ile farklı görüşler de edinebilirsin. ancak her başarı hikayesine karşılık daha az bilinen birer ‘neredeyse’ hikayesi vardır. len bias veya earl the goat manigault gibi birçok isim, bütün yeteneklerine rağmen çeşitli nedenlerle son adımı atamaz. bu hikayelerden biri de, daha sonra okumak üzere kenara ayırdığım ve dağ gibi biriken eski makaleleri gezinirken karşıma çıkan, 70’lerin başında batı yakasını sallayan raymond lewis’e ait. hakkında o kadar büyük övgüler ve ilginç hikayeler okudum ki, yazıhane’nin yeni sezon öncesi gerisayımını fırsat bilip damarlarında aynı zehir dolaşanlarla paylaşmak istedim. baştan uyarayım, kendisine ait hiçbir video kaydı bulamadığım için çoğu insan gibi benim için de bir gizem olan bu kariyeri size anlatırken barry mcdermott’ın 70’lerde sports illustrated’ta ve paul feinberg’in 2000’lerde slam magazine’de yayınlanan makalelerinden, adına açılan websitesinden ve jerry tarkanian’ın runnin’ rebel isimli biyografisinden bir derleme yapacağım. sokakta herhangi bir sahada oynadıktan sonra kenarda dinlenirken, iyi bir oyuncu hakkında anlatılan hikayeleri dinler gibi okumanızı tavsiye ederim.

onu canlı seyretmiş birçok insana göre los angeles’ın çıkardığı en yetenekli basketbolcu olan raymond lewis, güney los angeles’ın vukuatlı watts mahallesinde büyür. çocukluğu boyunca neredeyse bütün boş vaktini evlerinin arka bahçesindeki potaya, dedesinin onun için taktığı lambanın da yardımıyla, gece – gündüz şut atarak geçirir. evlerinin yakınındaki verbum dei lisesi’nde henüz 16 yaşında bir öğrenciyken tüm los angeles’ta bilinen bir yıldız haline gelmeye başlar. lewis’le beraber sıkı bir spor geleneğinin yerleşeceği ve başta andre miller olmak üzere vernon maxwell, david greenwood ve roy hamilton gibi nba oyuncuları çıkaracak olan verbum dei, lewis’in okulda geçirdiği üç yıl boyunca toplamda 84-4’lük bir derece ile üç kez bölge şampiyonu olur. lewis genel rekabet seviyesinin çok üzerinde kaldığı için lise takımının koçu george mcquarn onun bazı maçlarda ilk beş dakika boyunca sayı atmasını yasaklasa da, lisedeki son iki yılında rahatlıkla bölgenin en değerli oyuncusu seçilir. üstüste üç şampiyonluğun ardından koç mcquarn, yıldız oyuncusu için la times’a şu sözleri söyler,

raymond 10. sınıfa giderken de olağanüstü yeteneklere sahipti ama son iki yılda daha zeki bir oyuncu haline geldi. topsuz oynamayı da öğrendi ve takım oyununa entegre olmayı başardı. ancak temelde, o bir birebir oyuncusu ve bu yeteneğinden yararlanmamak aptallık olurdu. müthiş bir driplingi, çabuk çıkardığı bir şutu, yumuşak bir bileği ve limitsiz bir menzili var. bunun yanında kendisine ve yeteneğine olan güveni tam. kullandığı herhangi bir şutta isabet kaydedebileceğini biliyor ve çoğu zaman da bunu başarıyor.

yaklaşık 1.87 boyunda hızlı bir guard olan raymond lewis, henüz liseye giden bir çocuk olsa da izleyen herkesi kendisine hayran bırakmaktadır. hatta los angeles’ın çıkardığı gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu olabileceği konuşulmaktadır. uzun yıllar utah ve ucla’de asistan koçluk yapan lewis’in eski takım arkadaşı donny daniels, eski günleri hatırladığında onun için, “isiah thomas’ın, allen iverson’ın, stephon marbury’nin yaptıklarını o 70’lerde yapıyordu.” diyor.

1971’de lise son sınıf öğrencisiyken yine okuldan arkadaşları ile oluşturduğu bir takımla los angeles’ın bütün iyi kolej ve sokak oyuncularının da yer aldığı bir turnuvaya katılıp, şampiyon olurlar. lewis ve arkadaşları, içlerinde ertesi sene boston celtics tarafından 10. sıradan draft edilecek ve kariyeri boyunca 1 kez şampiyon, 5 kez all-star olacak olan paul westphal’in de olduğu, dönemin seribaşı okullarından usc’nin 3 oyuncusunu barındıran bir takımı da yener. görgü tanıklarının anlattığına göre, lewis o maçta westphal’i sahadan siler. ucla, usc gibi okulların mezunlarının yanı sıra aau oyuncularının katıldığı ve lakers’ın da çaylaklarını yolladığı los angeles pro league’de oynamaya başlayan lewis, ilk maçta lakers’ın çaylaklarına karşı tek başına 52 sayı atıp maçı kazanır.

o yaz, los angeles’ın neredeyse bütün okullarının da aralarında yer aldığı, ülke genelinde yaklaşık 250 üniversite raymond lewis’e burs önerir. o zamanlar ncaa’in disiplin kuralları günümüzdeki kadar sıkı değildir. kolejler iyi lise oyuncularının kendilerini seçmesi için zaman zaman pahalı hediyeler veya kalın zarflar kullanmaktadır. lewis’in de henüz liseye giderken birçok menajer ve okula mavi boncuk dağıtıp pahalı hediyeler kabul ettiği söylenir. örneğin, louisiana’daki bir okul lewis ve lise takımından arkadaşlarının da gelip kampüslerini gezmesi için özel bir uçak gönderip, ailesi için bir ev de teklif eder. lewis yolculuğu bile kabul etmez, evinde olmak istemektedir. saha içinde durdurulamaz bir oyuncu olsa da, saha dışında bir o kadar utangaçtır. insanların önünde yemek yemekten nefret eder. yılın oyuncusu ödülünün verileceği törene sırf bu yüzden gitmez.

lewistarkanian

son 8 sezonda 7 kez şampiyon olan ucla ve efsane koçu john wooden da onun peşindedir. nadir olarak lise maçlarına oyuncu izlemek için giden wooden, henüz lise ikinci sınıfa giden lewis için bütün asistanlarıyla tribünde yerini alır ve onunla tanışmak için soyunma odasının önünde dahi bekler. ucla’in ezeli rakibi usc de bütün teknik kadrosuyla oradadır. ama lewis belki de alpha dog karakterini ortaya koyarcasına, 12 yılda 10 şampiyonluk kazanacak olan ucla’in ona yeterince serbestlik tanımayacağını düşündüğü oyun stilini beğenmemektedir. en güçlüye katılmaktansa onu devirmek niyetindedir. usc’yi de reddeden lewis’in, kolej basketbolunun en başarılı koçlarından biri olan efsanevi jerry tarkanian’ın başında olduğu bir diğer güçlü okul long beach state’e gitmesine kesin gözüyle bakılmaktadır. tarkanian, o dönem yazılı olmayan ilk beşte en fazla 3 siyahi oyuncu oynatma kuralını bozan ilk koçlardan biridir. elbette lewis’in de çok büyük bir yıldız potansiyeline sahip olduğunun farkındadır. kariyeri boyunca richie adams, lloyd daniels ve rafer alston gibi kimi oldukça sorunlu sokak basketbolu oyuncularıyla da çalışacak olan tarkanian, 10. sınıftan beri lewis ve annesiyle ailece görüşmektedir. tarkanian’in hayali ucla’i devirerek şampiyon olmaktır ve bunun gerçekleşmesi için watts’lı çocuğu elindeki eksik parça olarak görüyordur. lewis, long beach state’in yurduna taşınır ve tarkanian’ın anlattığına göre, o yaz new york’ta yılın oyuncusu seçilen ernie douse görüşmek için kampüse gelir. tarkanian, lewis’le douse’u tanıştırır. daha sonra ofisinde otururken lewis ve douse’un birebir maç yapmaya başladığını duyar, lewis 18-4 öndedir ve efsane koç maçı durdurur. tarkanian, lewis’in henüz lisede ismini kimse bilmiyorken dahi zaman zaman antrenmanlarına gelip kimi all-american oyuncularıyla birebir maç yaptığını ve hepsini rezil ettiğini, bu nedenle douse’u da parçalayacağını bildiğini ve douse’un new york’a dönen ilk uçağa atlayıp kaçmaması için buna izin vermediğini söyler.

birkaç sene önce çıkan biyografisinde lewis’e los angeles’ın çıkardığı en iyi oyuncu olduğunu söylediği bir bölüm ayırmış tarkanian, tavsiye ederim.

…allen iverson kadar hızlıydı, ancak daha uzun, daha büyük ve daha kuvvetliydi. şaka yapmıyorum. topu nasıl kontrol ettiğine inanamazdınız, topu göremezdiniz bile. onu ve dripling yeteneğini birebirde kimsenin savunabildiğini görmedim…

bu sırada devreye tarkanian’ın rakiplerinden, lewis’in bir başka hayranı olan la state koçu bob miller girer. la state aslında long beach state’ten de fakir bir okuldur ama koç miller emeklilik tazminatıyla lewis’e son model kırmızı bir corvette stingray alır ve nerdeyse lisedeki bütün takım arkadaşlarını da getirmeyi kabul ederler. tarkanian ise, lewis’in la state’e gideceğini araba kullanırken radyodan öğrenecektir.

ray-teammates

o zamanlar freshman (yani birinci sınıftaki) oyuncular, ayrı bir freshman liginde oynamaktadır. lewis sezonu %59 şut yüzdesi ile yaklaşık 39 sayı ve 7 asist ortalamalarıyla, ’75 draftında 1. sıradan seçilecek olan david thompson’ın önünde ülkenin en skorer freshman’ı olarak bitirir. ülkenin en kuvvetli freshman grubuna sahip olan ve 26 maçlık galibiyet serisine sahip olan ucla’i 15 sayıyla yenerler. lewis bu maçta 19/23 ile tam 41 sayı atar. iki gece üstüste neredeyse terlemeden önce 50, sonra 73 sayı atarak okul rekorunu iki kez kırar.

ikinci senesinde beklenen eşleşme gelmiştir. deplasmanda tarkanian’ın long beach state’i ile oynayacaklardır. o dönem tarkanian’ın long beach state’i ise münih olimpiyat oyunları için milli takımına seçilen all-american ed ratleff ve glenn mcdonald1 gibi oyunculara sahiptir. lewis belki de hayatının en kötü maçlarından birini çıkarır ve büyük bir farkla kaybederler. iyi bir savunmacı olarak bilinen ve lewis’i o akşam yavaşlatmayı başaran glenn mcdonald maçtan sonra, “bu maçı kazanmayı çok istedik çünkü koç tarkanian raymond’ı çok istemişti ve biz de ona bu takımın raymond olmadan daha iyi olduğunu kanıtlamak istedik” der. diğer long beach state oyuncuları da raymond lewis’in abartıldığına dair benzer açıklamalar yapar. ikinci maç la state’in sahasındadır. bu sırada long beach state 22-1’lik dereceyle ülke genelinde 3. sıraya kadar yükselmiştir ve ilk beşindeki dört oyuncu daha sonra nba’de oynayacaktır. lewis uzaklardan, köşelerden, tepeden, karşısına çıkan ikili, üçlü sıkıştırmaların üzerinden bulduğu isabetlerle, zaman zaman taraftarların arasına düşe kalka epik bir maç oynayıp, 54 sayı atarak maçı iki uzatmada kazanır. tarkanian’ın dediğine göre, uzatma sırasında ilk maçta kendisini durduran glenn mcdonald’a öyle ince bir numara çeker ki, mcdonald’ın bileğinde stres kırığı oluşur. izleyenlerin los angeles tarihinin en iyi kolej maçı olarak hatırladığı maçı canlı izleyenler arasında bulunan, michael jordan’la kobe bryant’ın bol sıfırlı nike ve adidas sponsorluk anlaşmalarının arkasındaki isim olan sonny vaccaro, izlediğinin tek bir maçta gösterilmiş en büyük performans olduğunu söyler.

lewis sezonu yaklaşık 33 sayı ortalaması ile ülke genelinde ikinci bitirir. lewis’in bu yazı yazılırken yayınlanmış herhangi bir video görüntüsü olmadığı için anlatılan her hikayenin birebir doğru olamayacağı bir gerçek ama yine de bu onun hakkında inanılmaz hikayeler anlatılmasına engel değil. bir görgü tanığının anlattığına göre, la state zamanından bir maçta lewis sağ eliyle dripling yaparak yarı sahayı geçer, diğer eli formasının içine sokuludur. üçlü sıkıştırma gelir ve lewis driplingini kesip takım arkadaşına bounce pas atar. savunma bir anda topa yönelir ancak lewis topa adeta bir yoyo gibi spin verir ve top yere seker sekmez lewis’e geri döner. lewis şutu gönderir, topun girip girmediğine bile bakmadan arkasını dönüp savunmaya döner. şut girer. tasvir edilen hareket son yıllarda chris paul ve john wall gibi yıldız guardlar tarafından kullanılmaya başlanan yoyo dribble’ın görülen ilk arkeolojik kalıntıları olarak gösterilebilir.

raymond-lewis-slam-31

raymond lewis o yaz okuldan erken ayrılıp, nba draftına girmeye karar verir. nba’de ise ülkenin diğer ucundaki philadelphia 76’ers o sezon tam 73 maç kaybederek hala kırılamamış bir rekora imza atar. o yaz, draftın 1. sırasından da ’72 münih oyunlarında abd milli takımının yıldızlarından olacak ve finalde sovyetlere bugün hala tartışılan o unutulmaz maçı kaybedecek olan doug collins’i seçer. gm don dejardin, ilk turdaki diğer hakları ile de 18. sıradan lewis’i seçer. nba tarihinin draft edilen en genç oyuncu ünvanını alan lewis, hazırlık kampında oynanan antrenman maçında doug collins’e karşı ilk yarıda tam 60 sayı atar. bütün bunlar kendisini daha önce doğru dürüst izlememiş olan philadelphia basınının önünde olur. koç gene shue, collins’i daha fazla utandırmamak için maçın ikinci yarısını oynatmaz. lewis’in collins’ten çok daha iyi bir oyuncu olduğunu savunan yazılar çıkmaya başlar. koç shue’nin niyeti ise henüz çok genç olduğuna inandığı lewis’i daha fazla oturtarak daha yumuşak bir geçiş yapmasını sağlamaktır. collins’ten daha iyi bir oyuncu olduğunu düşünen lewis ise halihazırda imzaladığı bir kontrat olmasına rağmen, açgözlü menajerinin de telkinleriyle daha fazla para ister. philadelphia kabul etmez. lewis’in kafası atar ve antrenmanı bırakıp, menajeriyle beraber los angeles’a geri döner. tek başına çalışmaya devam eder ve aba liginden utah stars ile anlaşır. ancak ilk maçına çıkmasına kısa bir süre kala utah’a philadelphia’dan bir telefon gelir. lewis’in hala devam eden bir kontratı olduğu ve onu oynatacak her takıma karşı yasal yollardan haklarını arayacakları tehdidi, herhangi bir takımın onunla ilgilenmesini engeller. philadelphia’nın yeni gm’i pat williams ona bir şans daha verir ve güney kaliforniya’da yaz liginde oynayan bir takımda oynamasını ister. bir maç sırasında fast break’te boş olduğu halde takım arkadaşlarından pas alamaz, sinirlenir ve koşusunu bitirmeden salonun kapısından çıkarak gider ve geri dönmez. gm williams ona inanmayı sürdürür ve philadelphia’ya gelmesi için uçak bileti gönderir. gazetecileri de yanına alıp havalimanında onu karşılar. lewis uçaktan elinde incil, kolunda 1975’in abd güzellik yarışması birincisi ile iner. pat williams’ın iyi biri olduğunu ve artık tamamen basketboluna odaklanacağını söyler. antrenmanlara başlar ama eskisi gibi değildir, vücudu ona sırt çevirmeye başlamaktadır. krampları ve sırt problemleri olduğunu söylemektedir. çaylak guard lloyd “world” free’ye karşı zorlanır ve birkaç gün sonra bir kez daha “artık yeter, ben geri dönüyorum” der. philadelphia defteri artık kapanmıştır.

verbum dei’de raymond’ın öğretmenliğini yapan rahip thomas james o dönemi,

philly’den döndüğü zaman yaşamını sürdürmeye çalışıyordu. nba’dekilerle uğraşabilmek için yeterince sofistike biri değildi. oraya uçmayı yeni öğrenen genç bir kartal gibi gitti ve kanatları kırık olarak geri döndü. burada etrafındaki insanlar, henüz liseye giderken onun bir nba yıldızı olduğunu düşündüler. o sade bir çocuktu. gereken tüm yeteneğe sahipti ama paylaşacak kimsesi yoktu. buna karşın, birçok insan onun başarısını kendisi için kullanmak istedi.

diye anlatıyor.

draftta onu seçen eski gm dejardin, görevinden ayrıldıktan sonra los angeleslı bazı işadamlarını organize ederek kariyerinin belki de en önemli yıllarını boş geçiren lewis’in geri dönüşü için bir fon yaratır. yaptığı hataların farkına vardığını söyleyen lewis, tek başına çalışıp, formunu bulmak için kendini hazırlar. knicks’in kampına katılır ama takım arkadaşlarıyla anlaşamaz ve knicks’in de zaten kalabalık bir guard rotasyonu vardır. kamp bitmeden en yakın havaalanını sormaya başlamıştır bile. knicks, lewis’i ikinci kamp kadrosuna da almaya niyetlidir ama o kararını vermiştir. dejardin, o sırada clippers’ın başında bulunan, lewis’in ve philadelphia’nın eski koçu shue’ya telefon açar. lewis’e bir şans daha tanınır ama her ne kadar geçmişinden pasajlar sunsa da, shue o eski lewis’i göremediğini söyler ve takımda tutmaz.

lewis ne nba’de, ne aba’de, ne de avrupa’da profesyonel bir maça çıkamaz ancak los angeles sokaklarında ismi yaşamaya devam eder. 1983’te, 31 yaşında iken bir yaz ligi maçında o zamana dek lakers’la iki şampiyonluğu olan ve savunmasıyla tanınan michael cooper2 ile eşleşir. son çeyreğini oynamadığı maçta lewis tam 63 sayı atar.

lewis, en büyük hatası olarak jerry tarkanian ve long beach state’i seçmemiş olmasını gösterir. babası da lewis’in parayı seçtiğini ancak onunla en çok ilgilenen kişinin tarkanian olduğunu söyler. yine de derisinin renginden dolayı aforoz edildiğine inanmaktadır. okuduklarımızdan ibaret olan bildiklerimiz, lewis’in günah keçisi aramayı bırakmadığı izlenimi verse de dönemin ırkçılık yönünden zor bir dönem olduğu bir gerçek. lewis’in bu duruşunu veya refleksini biraz daha iyi anlayabilmek için zamanın şartlarını biraz hatırlamak yardımcı olabilir. earl manigault ve harlem arasındaki ilişkiye paralel bir ilişki kurulabilir raymond lewis ve watts arasında.

1920’lerde güney eyaletlerde kendileri için gittikçe zorlaşan hayat koşulları yüzünden büyük bir afroamerikan nüfus kuzeye göç eder. 1940’lara gelindiğinde ise “büyük bunalım”ın ardından 2. dünya savaşı’nın yarattığı savaş ekonomisi ile artan savunma sanayisi istihdamının yarattığı ikinci bir göç dalgası, büyük bir afroamerikan nüfusu içinde los angeles’ın da bulunduğu batı yakası şehirlerine gönderir. ancak bu değişiklik los angeles’ta çok da iyi karşılanmaz, siyahi ve hispanik aileler şehrin belirli mahallelerine yerleştirilir. lewis’in büyüdüğü yer olan watts3 da bu mahallelerden belki de en önemlisi. nedeni ise o güne kadar los angeles’ta yaşanmış en büyük isyan olan 1965’teki watts isyanı’na ismini veren yer olması.

los angeles’ta da hayatın çoğu alanında ikinci sınıf muamele görmeye devam eden ve beyaz çetelerin belirlediği sınırların dışında ev tutmak ya da dolaşmak istediklerinde saldırıya uğrayan siyahilerin daha fazla örgütlenmeye başladığı bu dönemde kendi aralarında kurdukları crips veya bloods gibi çeteler, artık birbirleriyle çatışsalar da binlerce üyesiyle günümüzde de hala aktif. birçok isyanda olduğu gibi watts olaylarında da fitili yine bir polis şiddeti olayı ateşler. anlatılanlara göre, marquette frye isimli siyahi gencin kullandığı arabayı çeviren polisin, gencin alkollü olduğunu düşünmesi ve arabayı bağlamak istemesi üzerine bir arbede çıkar. frye’ın olay yerine gelen hamile annesinin de arbede sırasında hırpalandığı haberi kısa sürede watts çevresinde yayılır ve 6 gün sürüp, 34 ölü, 1000+ yaralı ve 3000+ gözaltıyla sonuçlanacak olan watts isyanı başlar. o dönem4 kült bir karakter olan polis şefi william h. parker’ın5 başında bulunduğu lapd, isyan karşısında etkisiz kalır ve ordunun sert müdahalesiyle watts isyanı bastırılır. bu sırada henüz 13 yaşında küçük bir çocuk olan raymond lewis ise olaylar sırasında dedesi ile oturdukları evin çatısında nöbet tutup, ellerinde hortumla yaklaşan alevleri söndürmeye çalışmaktadır.

raymond lewis’in, teninin renginden dolayı dışlandığını iddia etmesi, haklı olup olmadığını bilmesek de, hakkında yukarıda olabildiğince kısaltarak anlatmaya çalıştığım ortam gözönüne alındığında anlaşılabilir. yine de önüne gelen fırsatları çok iyi değerlendirdiği söylenemez.

lewis 2001 yılında bacağının kaptığı enfeksiyon yüzünden hastaneye kaldırılır. doktorların onu kurtarmak için bacağını kesmesi gerekmektedir ama o bir daha basketbol oynayamayacağını düşünür ve bunu kabul etmez. en sonunda ameliyatı kabul eder ama ameliyat sonrası bazı komplikasyonlar yüzünden, 48 yaşında, kimilerine göre los angeles’ın çıkardığı en yetenekli oyuncu, kimilerine göreyse nba’de oynayamamış en büyük oyuncu olarak hayata veda eder.


  1. ’76 finallerinde durum 2-2 iken daha çok savunmacı bir oyuncu olarak bilinmesine karşı 5. maçın 3. uzatmasında 8 sayı atarak celtics’e şampiyonluk getiren oyunculardan biridir.
  2. cooper 12 sezonluk lakers kariyerini, 5 kez nba şampiyonu, 1 kez yılın savunmacısı ve 8 kez de birinci ve ikinci savunma beşlerine seçilerek tamamlayacaktır.
  3. bugünkü nüfus yoğunluğuna bakıldığında bile mahallenin %62’sinin hispanik, %37’sinin siyahi ve sadece %0.5’inin beyaz olduğu görülebilir; http://maps.latimes.com/neighborhoods/neighborhood/watts/
  4. okuduysanız veya izlediyseniz l.a. confidential’da anlatılan dönem.
  5. 39 yıl görevde kalan william h. parker’ın bir dönem konuşma metinlerini hazırlayan polis memuru gene roddenberry mesleğini bıraksa da yazmayı bırakmaz ve star trek serisini yaratır. serinin ünlü karakteri mr. spock’ı ise eski patronundan esinlenerek ortaya çıkardığı söylenir.