Skip to content

İyi ki Doğdun Verdi

Sahnelerin kraliçelerinden Leyla Gencer'in 85. yaşının kutlandığı gün, opera tarihinin belki de en büyük devinin 200. doğumgünü.

Çavuşesku dönemiydi. Köstence’deydik babamla. Olduğumuz mekanda bir arya başlıyor, birçok Rumen ağlıyordu… Neden diye soran çocuğa, biricik kahramanı tek bir kelime söylemişti: Özgürlük! Esirler korosu mu ne söylüyormuş…

“Müziği bir günde dünyadan cennete indiren” besteciydi kimilerine göre Giuseppe Verdi. Tam iki asır önce Bussetto’da doğan notaların efendisinin yükselişi hiç de öyle kolay olmamıştı. Müzik dünyasında geç kabul edilmiş, ardından arkasına pek bakmamıştı.

Hayatı deseniz, o da zordu. Müzik dersi verdiği Margherita’ya deli gibi aşık olmuş, kısa sürede evlenmişti. İki çocukları oldu. İkisi de dünya üzerinde iki yıl nefes almamıştı. Karısı deseniz o da bebekleriyle öbür tarafta erken buluşmuştu. Yıkılmıştı, onu ikna edenler olmasa kim bilir müzikten erken kopacaktı…

Margherita’nın ölümünden iki yıl sonra yazdığı Nabucco’dan sonra ilahlaşmıştı. Hayatını sonradan birleştireceği Giuseppina Strepponi ile de böylece tanışmış, ünlü soprano galada sahne almıştı. Evet bugün dünyanın en büyük projelerinden birine adını veren bu operasının unutulmaz esirler aryası “Va, pensiero” onu yaşama bağlamıştı. Gerisi tufandı…

Maestro ilk döneminde 24 senede 24 operaya imza atıyordu. Başyapıtlar birbirini kovalıyor, kalbinden dökülenler beyinlerde çınlamaya başlıyordu. Kimseler alınmasın, kadınların tüy kadar hafif olduğundan bahseden La Donna e Mobile’den “işte ferahlık temizlik sizlere” birçok klasik arka arkaya geliyordu. Dev sonradan yavaşlıyordu.

Ölümsüz besteci 1868’de belki de hayatının en güzel gününü yaşamıştı. Taptığı şair Alessandro Manzoni ile olan buluşması, onun için unutulmazdı. Kaleminden dökülenlerle İtalya’nın birleşmesinde de tuzu bulunan Manzoni’nin 22 Mayıs 1873’te kilisede merdivenlerden düşerek hayatını kaybetmesi, Verdi’nin şaheserlerinden birine yol açmıştı. Bu ani ölümün insanlığı selamlayan meyvesi Requiem, tam bir yıl sonra San Marco Katedrali’nde icra edildiğinde baton sallayan da maestronun ta kendisiydi. Klavierkunst’un Taksim’i şenlendirdiği günlerde anmıştık onu ya neyse.1

Sonuna kadar üretiyordu Verdi. Otello’ya imza attığında 74, son operası Falstaff’ı bestelediğinde 80 yaşındaydı. 1897’de son eseri Stabat Mater’i bitiren dev, 1901’de son nefesini vermişti. Cenazesine 300 bin kişinin katıldığını iddia edenler bile mevcut.2

Operanın belki de en büyüğü bugün 200. yaşını kutluyor, Leyla Gencer’in 85’inin Google tarafından da anımsatıldığı 10 Ekim’de. Doğumgünü çocukları cennette buluşadursun,3 Aralık’ta dalya diyecek Parma’nın hangi adla kurulduğunu biliyor musunuz… Hayırsa hemen cevabını vereyim, Verdi Foot Ball Club! Evet mıntıkanın harika çocuğunun 100. doğum yılı için bir şey yapmak gerekirdi değil mi…

  1. http://www.yazihaneden.com/2013/06/bir-piyano/ []
  2. Kimileri İtalya tarihinin en kalabalık cenazesi diye yazsa da bugün ayakkabı markası olarak bildiğimiz Superga’ya çakılıp ölen Torino takımının cenaze törenine daha fazla insan katılmıştı. []
  3. http://www.youtube.com/watch?v=GMPvpdPqwJw []
[fbcomments]