Skip to content

NBA İftihar Tablosu

Yazıhane, 2012-2013 NBA sezonu ödüllerini dağıtıyor...

NBA’de sezon öncesi tahmin yapmanın en güzel yanı, sezon sonuna kadar tahmini yapanlar dahil herkesin bunları unutması. Biz yapmıştık, biliyoruz. Unuttunuz. Biz de unuttuk.1 Lâkin bu, sezon sonunda bir kez daha aynı topa girmemize engel olmadı. Bu sefer hissiyatlar yerini kanıtlara bıraktı, dilekler gerçeklerle çarpıştı ve LeBron James…

Bir saniye, spoiler vermiyoruz. Hemen aşağı inin, bakın bakalım. Yazıhane, 2012-2013 NBA sezonunda kimlere ödül dağıtmış? Son uyarı: Ödül törenine takım elbise giymeden gelmeyin, Hıncal Abi kızıyor.

Most Valuable Player
(L. James 6)

Sedat Koç, L. James (Sezon Öncesi Tahmini: K. Durant)

sezon öncesinde her ne kadar herkes gibi yarışın yakın olacağını düşünsem de, finali kaybetmenin verdiği motivasyonla kevin durant’in, sonunda şampiyon olup rahatlayan lebron james’e nispeten normal sezona daha fazla asılabileceğini tahmin edip fotofinişle 35 numarayı öne koymuştum. yakın bir yarış oldu, durant harika oynadı ve hatta james harden’ı kaybetmelerine rağmen galibiyet yüzdeleri daha da arttı ama lebron’un geçirdiği tarihi sezona karşı yeterli değildi. yine de durant’in bize izlettiği, kobe’nin 2006 sezonundan beri mvp olamayan en iyi normal sezon performansıydı.

geçen yaz kazandığı şampiyonluğun verdiği rahatlık aslında sadece kırılan bir başka zincir gibi, lebron için sanki bu oyunu daha kolay bir hale getirdi. 6 maç üstüste %60’la 30+ sayı atıp tarihe geçerek başlattığı miami’nin 27 maçlık nba tarihinin en uzun 2. galibiyet serisini bir kenara koyarsak, lebron james’in bu sezon en kötü oynadığı 10 maçtaki ortalamaları bile2 all-star rakamlarıydı. kariyerinin en az şut kullandığı sezonunda %56.5 ve %40.6 gibi fantastik şut ve üç sayı yüzdeleri ise örneği olmayan ve ceket ilikleten rakamlar.

Orkun Çolakoğlu, L. James (Sezon Öncesi Tahmini: K. Durant)

Sezon öncesinde Durant tahmini yaparken üç temel dayanağım vardı: Birincisi, son final serisinin kaybeden tarafı Thunder’ın Heat’e kıyasla normal sezonu çok daha büyük bir açlıkla oynayacağı ve daha iyi dereceyle bitireceği, ikincisi zaten “rahat” bir takım olan Heat’in bir son şampiyon ölçüsünde pek de iyi bir normal sezon performansı sergilemeyeceği ve üçüncüsü James Harden da gitmişken Durant’in sayı ortalamasını arttıracağı, üstelik bunu yüzdelerini düşürmek bir yana, yükselterek yapacağı… İlk yarı boyunca işler aşağı yukarı düşündüğüm gibi gitti, özellikle Miami bakımından.  Fakat sonra LeBron James neye sinirlendiyse oyunun ayarlar kısmına girip zorluk seviyesini “rookie” seviyesine indirdi ve geçen play-off’larda olduğu gibi çoğumuza önümüzdeki birkaç yıl boyunca NBA’in onun keyfine göre şekilleneceğini düşündürttü yine. Seri uzadıkça takımı daha konsantre oynamaya başladı, takım daha konsantre oynadıkça seri biraz daha uzadı ve Miami sadece NBA tarihiyle yarışmakla kalmayıp, geriden gelerek NBA birinciliğini aldı. Bu sırada OKC geçen seneki galibiyet yüzdesini geliştirdi ve Batı’da birinci oldu, Durant de 50-40-90 gibi çok saygın ve az üyeli bir kulübe girip sayı krallığında az farkla ikincilikte kaldı ama LeBron ve Miami’nin gölgesi bunları bile örtecek kadar büyüktü. Önemli bir detay olarak, Heat sezon içindeki Thunder’a karşı iki maçı da kazandı ve James her ikisinde de “bu alemin kralı benim” dedi. Sezonun büyük bölümünde olduğu gibi… Son beş yılda dördüncü defa ödül onun hakkı. Belki bir gün canı sıkılır ve başkalarına izin verir.

Alp Akbulut, L. James (Sezon Öncesi Tahmini: K. Durant)

Bu sene Durant’in götüreceğine inanıyordum ciddi ciddi. İki adama karşı olan sevgi seviyelerim arasındaki korkunç fark değildi bunu söyleten. Sıracılık faktörü devreye girer, Lebron her zamanki oyununu oynar, Durant ise birkaç bir şey katar kendine, oy verenlerin aklını çeler. Senaryo böyle ilerliyordu esasında. Durant oyununu ileri taşıdı, boyutlandırdı, MVP olabilmek için gereken bireysel istatistiklere ve takım derecesine ulaştı. Ancak son iki ayda öyle şeyler oldu ki, Lebron bir adım gerideyken, on beş adım öne geçti. Şu an tüm oyları alarak “unanimous MVP” olma ihtimali konuşuluyor. Durant’in tartışmada adı bile geçmiyor.

Kaan Kural, L. James (Sezon Öncesi Tahmini: L. James)

Eğer LeBron olmasaydı Chris Paul, Kobe Bryant, Tony Parker, Kevin Durant veya Carmelo Anthony MVP seçilebilirdi. Ve her biri de hak etmiş olurdu bu ödülü. Uzun yıllardır MVP için bu kadar çok sayıda oyuncunun çıtayı bu kadar yukarıya koyduğunu hatırlamıyorum. Rakipler iyiye gitti. Harika sezonlar geçirdiler. Hatta ligin ilk yarısında az farkla Kevin Durant ilk sıradaydı belki de. Ama LeBron James öyle bir düzeye çıktı ki neredeyse Shaq’ın 1999-2000 sezonu gibi bir übermensch portresi yarattı izleyenlere. Bir de Miami 27 maç kazanıp lig birincisi olunca karşısında ne argüman üretebilirsiniz ki. 27-7-7 gibi başka bir insan evladı yaptığında hakkında günlerce methiyeler sıralanacak istatistikleri zaten sıradanlaştırmıştı LeBron. Ama bu sene bu rakamların yanına %56.5 isabet gibi bir saçmalık ekledi. Yetmedi %40.6 ile üçlük attı. Alçak posttaki etkinliği ligin sayılı uzunlarında yok. Ama hepsinin ötesinde oyunu mental olarak çözdü. Daha önce hiç yapmadığı kadar oyuna hükmediyor artık. Ne zaman ağırlık koyacağını, ne zaman yavaşlayacağını o kadar iyi biliyor ki.

Tüm rakipleri 1 adım ileri çıkmış olabilir. LeBron zaten öndeydi ama bu defa 2 adım daha ileri attı.

Atlas Sepet, L. James

Zaten basketbol sahasında her istediğini yapabiliyordu. Fakat artık en doğru hamleyi tespit edebilen bir basketbolcuya dönüştü. Heat’in ihtişamlı hücumu (4,5 kısanın yay etrafına dağılıp alanı açması, mükemmel alan paylaşımının sonu gelmeyen bir pas akışıyla beslenmesi, topsuz hareketin ve pick&roll’lerin içiçe geçmesi…) LeBron James’in eşsiz yetenekleri etrafında şekilleniyor. Takımının hem hücumda, hem de savunmada en önemli kozu olan LeBron, 2011 Finalleri’ni takiben tarifi imkansız bir mental evrim geçirdi.3 NBA cemaatinin dilinden düşmeyen eğlenceli bir paralel evren senaryosu var: “Wilt (veya Shaq) yalnızca basketbola odaklansa Russell’dan daha büyük kariyere sahip olurdu.” LeBron James artık tüm yeteneklerini galip gelmek için kullanıyor. Lig tarihini tamamen değiştiren bir paralel evren projeksiyonuna şahit oluyor gibiyiz.

İsmail Şenol, L. James (Sezon Öncesi Tahmini: L. James)

Bazı oyuncuların bazı sezonları olur, istatistiklerine bakarak iç geçirirsin. 1961-62 sezonundaki Oscar Robertson veya Wilt Chamberlain, 1988-89’daki Michael Jordan bunlardan birkaçı. LeBron James’in geçirdiği sezon, gelecekte geriye bakıp “vay be, ne top oynamıştı” denilecek sezon oldu, anında tarihe geçti. 26.8 sayı-8 ribaund-7.3 asist-1.7 top çalma-0.9 blok-%57 saha içi-%41 üçlük-%75 serbest atış… Artık kimsenin şüphesi olmamalı LeBron ligin en dominantı, en iyisi, tarihin de en iyilerinden biri.

lillard-roy

Rookie of the Year
(D. Lillard 6)

Sedat Koç, D. Lillard (Sezon Öncesi Tahmini: A. Davis)

bu ödülün favorisi anthony davis aslında iyi bir sezon geçirmesine rağmen, lillard sezona o kadar iyi girdi ve daha önemlisi o kadar iyi devam etti ki, bu yılın en iyi çaylağının kim olduğu konusunda sanırım hepimiz hemfikiriz. düşük rekabet seviyesine sahip bir konferansta yer alan weber state gibi isimsiz bir okuldan gelip, en üst seviyeye daha kariyerinin ilk maçından itibaren adapte olması çok etkileyici. sezonun bitimine daha 8 maç kala ligin en iyi şutörü stephen curry’nin rekorunu kırarak, nba tarihinde çaylak sezonunda en fazla üçlük sokan oyuncu olması, lillard’ın ne kadar iyi bir yıl geçirdiğine dair güzel bir not. her ne kadar ligin en kötü benchine sahip olmalarının da etkisi olsa da, ligin yakın tarihinde sakatlıklardan çektikleri kadar hiçbir şeyden çekmeyen portland şehri için önemli bir detay, lillard’ın eğer kalan iki maçta da oynaması halinde, tim duncan’dan beri son 15 yıl içinde çaylak sezonunda sahada en fazla kalan oyuncu olacak olması.4 ama beni en çok etkileyen özgüveni oldu ki, deplasmanlarda daha iyi oynuyor ve hatta bu sezon 30+ attığı 5 maça bakılırsa 4’ünün miami, san antonio, denver ve golden state gibi playoff takımlarına karşı zor deplasmanlarda olduğu görülebilir.

lillard ve davis yüzünden arka planda kalsalar da, washington’dan bradley beal ve cleveland’dan dion waiters takımlarının geçirdiği çirkin sezonlara rağmen geri kalan çaylaklar arasında öne çıkanlar.

Orkun Çolakoğlu, D. Lillard (Sezon Öncesi Tahmini: A. Davis)

MVP ile birlikte tartışılması vakit kaybı gibi gelen iki ödülden biri. Son iki gündür PER istatistiğinin daha iyi olmasından yola çıkarak Anthony Davis’in ROY olması gerektiğini savunan bazı yazılar ortaya çıktı. PER’in bazen insanları ne kadar yanlış noktalara götürebileceğini gösteren önemli örneklerden biri oldu. Siz onlara uymayın! Davis büyük ihtimalle çok daha iyi bir kariyere sahip olacak ama bu sezonun en iyisi Lillard’dır.

Alp Akbulut, D. Lillard (Sezon Öncesi Tahmini: A. Davis)

Anthony Davis’in zorlanmadan yılın çaylağı olacağını söyleyenler fena şişti. Ben de içlerindeyim tabi. Sakatlıklardan dolayı tam ritm bulamadı belki ama Lillard’ın ödülü alacak olmasının sebebi Davis’in daha az oynaması değil kesinlikle. Sezonun ilk maçından “ben burdayım” diye bağırdı herif, bir daha da susmadı.

Kaan Kural, D. Lillard (Sezon Öncesi Tahmini: A. Davis)

Bu ödül için de çıta bayağı yükseğe kondu. Çok başarılı çaylaklar vardı bu sene. Uzun yıllar da adlarından bahsedeceğiz. Ama aynı LeBron gibi Lillard da çıtayı kimsenin ulaşamayacağı bir noktaya taşıdı. 19 sayı, 6.5 asist ortalamaları zaten nefis de esas şöyle bakalım. Kadroda LaMarcus Aldridge gibi ligin en önemli uzunlarından biri var, Nicolas Batum gibi maksimum kontrata yakın bir fiyat etiketli çok yönlü de bir yıldız. Bu sene en öne çıkan kimdi Portland’da? Tartışma bitmiştir.

Atlas Sepet, D. Lillard

Lillard all-star seviyesine gelse bile muhtemelen süper yıldız olamayacak. Hatta kendi draft sınıfının en iyi 2-3 oyuncusundan biri olup olamayacağı bile meçhul. Fakat sezon boyunca hem açık ara en iyi çaylak performansını verdi, hem de kolu kanadı kırılmış bir takımı taşıyabilecek kadar özel karaktere sahip olduğunu gösterdi.

İsmail Şenol, D. Lillard (Sezon Öncesi Tahmini: D. Lillard)

Sezon başında Damian Lillard’ın yılın çaylağı olacağını iddia ederken “takım taşıma tecrübesi var” ve “Lillard takımı için daha değerli bir oyuncu olacak” cümlelerini kurmuşum. İtiraf etmeliyim, bu kadarını ben bile beklemiyordum. Lillard sadece çaylaklar içinde değil, tüm NBA’de takımı için en çok anlam ifade eden oyunculardan biri oldu. Clippers için Chris Paul neyse, Portland için Lillard o. Takım taşıma tecrübesini Weber State gibi basketbol haritasında pek yeri olmayan bir takımla edinmişti. İlk profesyonel sezonunda Weber State’tekinden bile fazla asist ortalamasına sahip olması, onun ne denli bir lider olduğunun kanıtı. Sonuna kadar hak edilmiş bir ödül.

gasol-dpoy

Defensive Player of the Year
(M. Gasol 3, T. Duncan 1, R. Hibbert 1, J. Noah 1)

Sedat Koç, T. Duncan (Sezon Öncesi Tahmini: D. Howard)

blok, top çalma ve ribaund rakamlarının zaman zaman aldatıcı olduğu ve savunma oyuncularının bu istatistikleri kovalarken takım savunmasına zarar verebildiği, tamamen olmasa da kısmen katıldığım bir argüman. bu ödül için aslında net bir adayım olmasa da güçlü esen marc gasol rüzgarının beni tamamen ikna ettiğini söyleyemem. gasol ligin en iyi savunma takımlarından birinin merkezi olarak iyi bir sezon geçirse de, birebir savunmasının biraz abartılmaya başlandığını düşünmeye başladım ve ikna olmak için nba.com’un yeni ileri istatistik sayfasında biraz gezintiye çıktım. gasol’ün eşleşmelerinin çember altında %59.4, çembere 1.5 metre mesafe içerisinden ise %57.5 ile isabet bulduklarını gördüğümde oldukça şaşırdım, çünkü bu yüzdeler bu yıl savunmalarıyla öne çıkan roy hibbert, tim duncan, larry sanders, joakim noah ve serge ibaka gibi uzunların tuttuğu oyunculara nispeten çok daha yüksekti. zach randolph sayesinde savunma ribaundlarında da çok yorulmaması nedeniyle ispanyol’dan uzaklaşıp, bu bahsedilenleri bu yıl ondan daha iyi yaptığına inandığım tim duncan ve rezalet hücum performansıyla gölgelense de savunmada iyi bir sezon geçiren roy hibbert bana daha uygun gelmeye başladı. sonuç olarak da bütün bunları 36 yaşında yapıyor olması nedeniyle duncan’ı, sezon boyunca fantasy takımımı ağlatan hibbert’ın bir adım önüne koyuyor ve oyumu duncan’a veriyorum.

Orkun Çolakoğlu, M. Gasol (Sezon Öncesi Tahmini: D. Howard)

Savunma konusunda konuşurken “x oyuncunun içinde bulunduğu beşin 100 pozisyon başına yediği sayı ortalaması” gibi istatistikleri kullanmayı pek sevmiyorum. Takımın lig geneline ortalaması ve gözle görülenler bence daha önemli. Ve “Yılın Koçu”nda olduğu gibi burada da birçok aday (Joakim Noah, Marc Gasol, Tim Duncan, Mike Conley, Paul George, Roy Hibbert…) arasında kararsızlığa düşülebilir; özellikle de bu sezon. Memphis savunma verimliliğinde lig ikincisi ve her ne kadar Mike Conley ve Tony Allen’ın haklarını da vermek gerekse de, o savunmayı özel kılan başlıca parça Gasol. İşin ilginci, geçmişte bu ödülü kazanmış bütün uzunlar ribaund ve blok kategorilerinin en az birinde, çoğunlukla da ikisinde birden tepeye oynayan ortalamalar tutturmuşlardır ama Gasol, 8’in altındaki ribaund, 2’nin altındaki blok ortalamalarıyla onlardan biri de değil. O, temel istatistiklerde karşılığı olmayan işleri yapanlardan. “Marc Gasol… Görmeden anlayamazsınız…” Bu arada sezon başında hepimizin, hatta dünyanın favorisi olan Howard’ın geçen yılki ameliyatının etkilerini bu kadar uzun süre atamayacağını ve Lakers’ın yaşayacağı envai çeşit problemi kim tahmin edebilirdi?

Alp Akbulut, J. Noah (Sezon Öncesi Tahmini: D. Howard)

Bu ödül için aklımdan geçen tüm adaylar uzun. Arka alanda öyle çok öne çıkan bir savunma bakanı hatırlamıyorum. Zaten çembere daha yakın duran adam otomatik bir avantaj sağlıyor kendine. Bütün adaylarım uzun dedim, ancak gariptir bunların arasında sezon başı sürdirek favori gösterdiğimiz Howard yok. Kim var peki? Marc Gasol var, Tim Duncan var, Joakim Noah var. Üç ismi ayırmak pek kolay değil, rastgele bir tanesini yazdım diyebilirim.

Kaan Kural, M. Gasol (Sezon Öncesi Tahmini: D. Howard)

Howard bir türlü tam sağlığına kavuşamayınca bu ödül için herkese bir fırsat doğdu. Kısaların genelde burada şansı yok. Çünkü yeni NBA kurallarında zaten savunma yapmalarına izin verilmiyor, üstelik uzunlar çember savunduğu için onların sahanın bu tarafındaki rolü daha önemli. Joakim Noah ve Tim Duncan da fazlasıyla hak ediyor bu ödülü. Ama benim oyum Gasol’e. Ligin en önemli savunma takımlarından birinin belkemiği. Ama yaptıklarını rakamlarından anlamak zor. Blok yapmıyor pek. 1.7 öyle çok göz alıcı değil. Keza 7.8 ribaund neredeyse az bile denebilir. Ama mesele o değil. Gasol’ün savunması rakamlara değil pozisyon almaya dayalı. O doğru pozisyonda olduğu ve o koca cüssesiyle doğru yeri doldurduğu için rakipler kötü şut atıyor, blok tehdidi yaptığı için değil. Keza o doğru ribaund pozisyonu aldığı rakipleri uzak tuttuğu için Randolph armut gibi topluyor topları. Gasol göz alıcı, etkileyici değil. Sadece etkili ve verimli. Bu ödülün en büyük sorunu zaten kıyaslamaları rakamlara dökememek. Ama dikkatle izleyenler Gasol’ün ne yaptığını görebiliyor. İnanmıyorsanız rakiplerine sorun.

Atlas Sepet, M. Gasol

Savunmayı rakamlara dökmek imkansız ama istatistikî veriler önemli ipuçları verebilir. Mesela Marc Gasol sahadayken Grizzlies 100 pozisyon başına yalnızca 95.4 sayı yiyor. Asgari 20 dakika oynayan oyuncular arasında en iyi ikinci derece.5 Gasol’un dahiyane savunmasını idrak etmek için istatistiklere bakmak yeterli değil. Rakiplerin her bulduğu boşluk, göz açıp kapayıncaya dek Gasol’un devasa cüssesiyle kapanıyor. Gasol hem potaya devrilen uzunların, hem de topu taşıyan kısaların önünde durabiliyor. Adeta playoff eşleşmesi için hazırlık yapmışçasına rakibin her hamlesini fark edip reaksiyon gösteriyor. Hareket ettikçe Conley ve Allen gibi olağanüstü savunmacılar da hayalî iplerle Marc Gasol’e bağlıymışçasına hareket ediyorlar. NBA’deki savunma prensiplerinin değişmesi basketbolun evrimleşmesine yol açtı. Gasol kendi takımının savunma alışkanlıkları çerçevesinde bu evrimi en iyi süzebilmiş oyuncuların başında geliyor.

İsmail Şenol, R. Hibbert (Sezon Öncesi Tahmini: D. Howard)

Bu ödülü seçerken “takım iyi savunma yaptığı için mi oyuncu, yoksa oyuncu iyi olduğu için mi takım” sorusuna cevap bulmak zor. Savunma verimliliği istatistiklerinde Indiana Pacers, Memphis Grizzlies, Oklahoma City Thunder, San Antonio Spurs ve Chicago Bulls öne çıkıyor. Dolayısıyla bu takımlardan bir ya da ikişer kişinin aday gösterilmesini doğal karşılamak gerek. Roy Hibbert, Paul George, Tony Allen, Marc Gasol, Serge Ibaka, Thabo Sefolosha, Tim Duncan veya Joakim Noah isimlerini zikredenlerin karşı konulması zor argümanları olacaktır. Fakat Roy Hibbert, yaptığı liderlikle diğerlerinden bir adım daha öne çıkıyor. Paul George zaten iyi bir savunmacıydı, ancak Lance Stephenson’ın agresif bir savunmacı haline gelmesinde Hibbert’a olan güveni çok büyük. Mentör olarak Tim Duncan ile çalışmaya başladıktan sonra oyunundaki olgunluk gözle görülür derecede artan Hibbert, bu sezon yılın savunmacısı ödülünü hak ediyor.

jrjack

Sixth Man of the Year
(J. Jack 3, J.R. Smith 2, K. Martin 1)

Sedat Koç, J.R. Smith (Sezon Öncesi Tahmini: J. Terry)

clippers’ın o 17 maçlık etkileyici galibiyet serisinde takımın hücumunu taşıyan en önemli adamlardan biri olan jamal crawford, aynı zamanda lige en formda giren oyunculardan da biriydi ve all-star arası geldiğinde ödülün direkt favorisiydi. ancak sezonun geri kalanında başka bir seviyede oynamaya başlayan ve kariyer sezonunu geçiren jr smith’e pek ayak uyduramadı. bu yüzden smith, hafızalarda daha taze olduğu için de önde gözükse de, sezon boyunca anthony, stoudemire, chandler ve felton gibi 4 önemli oyuncusu toplam 100’e yakın maç kaçırmasına rağmen doğuyu 2. bitiren new york’un sahada en çok kalan adamı oldu ve play-off öncesi takımın özgüvenini hayli yukarı çıkaran 13 maçlık galibiyet serisinde harika oynadı.

smith ve crawford dışında, golden state’te savunmaların stephen curry’ye top aldırmamak için çabaladığı son çeyreklerde ipleri eline alan jarrett jack de iyi bir 6. adam sezonu geçirdi. sezon öncesi tahminim jason terry ise bradley ve rondo’nun sakatlıklarının boston’un guard rotasyonunda yarattığı boşluğa rağmen istikrarsız ve kötü bir yıl geçirip, bu ödülle aynı cümleye dahi giremedi.

Orkun Çolakoğlu, J. Jack (Sezon Öncesi Tahmini: J. Terry)

Yaklaşık iki ay önce cevabım çok daha net biçimde Jarrett Jack’ti ancak son bir buçuk ayda kısmen düşüş yaşadı. Yine de olmayan oyumu ona vermek isterim; farklı olmak için değil, diğer önemli adaylar JR Smith ve Jamal Crawford’a göre yüksek asist ortalaması, şut yüzdesi ve daha iyi savunmasından ötürü. JR’ın Knicks’in tekrar ayağa kalkışındaki payı çok etkileyiciydi ve bir an elim ona gider gibi oldu ama beni geri iten, gizli ilk beş oyuncusu gibi süre alan oyunculardan olması ve neredeyse 34 dakika ortalamayla oynamasıydı. Maç başına 30 dakikanın altında süre alan Jack daha hakiki bir altıncı adam gibi geliyor.

Alp Akbulut, J.R. Smith (Sezon Öncesi Tahmini: M. Ginobili)

Sezonun tamamına bakarak değerlendirme yapıldığı iddia edilse de, gerçekte sezonu daha iyi bitiren her zaman avantajlıdır. Oy verenlere bok atmak için söylemiyorum bunu, benim için de aynı durum söz konusu. İyi bitirmek, iyi başlamaktan daha önemlidir. Bu sebeple Jamal’ı ikinci sıraya yazmak zorundayım. Tüm zamanların en iyi ikincilerinden biri olabilir bu kategoride.

Kaan Kural, J. Jack (Sezon Öncesi Tahmini: M. Ginobili)

JR Smith fazlasıyla hak etti ödülü. Hele son 1 aydaki formu inanılmaz. Maç başına 17 sayı kenardan gelerek çok çok değerli. Hele ki yeni New York düzeninde. Ancak her ne kadar son 1.5 ayı öncesine oranla çok iyi geçirmese de bence Jack tüm sezon düşünülünce daha önde. Jack ilk beş başlamıyor belki ama maçları bitiriyor. Oyunun iki tarafını da çok iyi oynuyor, Curry’nin 2 numaraya geçmesini sağlıyor, gerekirse kendi atıyor ama çoğu zaman pozisyonu hazırlıyor. NBA’de 6. adamdan beklenti genelde kenardan gelip oyuna etki etmesi, değiştirmesi, büyük oranda da bunu skor yoluyla yapması. Smith bu açıdan Jamal Crawford’ın hemen önünde en iyi isimdi bu yıl. Ama Jack oyunun her yönüne verdiği katkıyla benim seçimim.

Atlas Sepet, J. Jack 

Jack’i diğer adaylardan ayıran, yalnızca kenardan gelip sayı atmak gibi belli bir vazifeye sahip olmaması. Warriors’un yapısını değiştiriyor; topu taşıma görevini üstlenerek Curry’nin skorere dönüşmesine imkan vermek, maç sonlarında oyun kurmak…6 Uzaylıların JR Smith’e beyin nakli yaptığı, Crawford’ın izolasyon batağına saplanmak yerine asist üstünden bol bol sayı ürettiği bir sezonda Jack’e oy vererek kozmik fırsatı kaçırdığımın farkındayım.

İsmail Şenol, K. Martin (Sezon Öncesi Tahmini: M. Ginobili)

Geçen yıl bu günlerde kimse James Harden’ın en iyi altıncı adam olduğundan şüphe etmiyordu. Takımdan ayrılmasının Oklahoma’yı çok aşağıya çekeceği ve Thunder’ın artık şampiyonluk adayı olamayacağı şüpheleri mevcuttu. Harden’ın yerine gelen Kevin Martin’in kariyeri boyunca hiç kenardan gelmemesi de soru işaretleri yaratıyordu. Ancak korkulan olmadı. Harden’dan çok farklı bir oyun tarzına sahip olsa da, Martin kenardan gelen skorer görevini iyi üstlendi. Saha içinden %45, maç başına ikiden fazla isabet bulduğu üç sayı çizgisinin gerisinden %43, faul çizgisinden de %89 ile şut attı. Kariyeri boyunca alışmadığı bir rolü bu kadar kısa süre içinde kabul edip bu kadar verimli oynaması ayrıca takdire şayan, ancak bunu ligin en iyi takımlarından birinde yapması ödüllendirilmeli.

hardenj

Most Improved Player
(P. George 2, J. Harden 2, G. Vasquez 2)

Sedat Koç, P. George (Sezon Öncesi Tahmini: K. Thompson)

oyunun doğası gereği her zaman olduğu gibi bu sezon da en çok talibi olan ama aday sayısı kadar önem arzetmeyen bir ödül bu. o yüzden oyunlarını veya rakamlarını geliştiren oyuncuların bunu sadece dakikalarını arttırarak mı, yoksa oyununa yeni bir şeyler katarak mı başardığı klişesine girmeyeceğim ve bu yüzden plaketi öne çıkan birbirine yakın adaylardan biri olan paul george’a gönderiyorum. granger’ın yokluğunda rakip savunmaların dikkatini üzerine çekmesi belki şut yüzdesinin biraz düşmesine neden olsa da, ciddi bir gelişim kaydetti ve all-star da seçilerek güzel bir sezon geçirdi. bir yandan her gece rakibin en önemli skorerini hayatından bezdirirken, oyunun diğer yönlerine de katkı verdi. lig genelinde üçlük isabeti ve top çalma sıralamalarında ilk 10’da yer alıyor ve 4-5 numaraları bir kenara koyarsak, ligde paul george’dan daha fazla ribaund alan iki tane oyuncu var. lebron james ve kevin durant.

Orkun Çolakoğlu, G. Vasquez (Sezon Öncesi Tahmini: G. Davis)

Vasquez şu anda Memphis’in kadrosunda olsaydı ne kadar güç katardı? Ne alaka demeyin, daha iki yıl önce Grizzlies’deydi ve çaylak sezonunun ardından Hornets’a yollanmıştı. NBA’deki oldukça silik ilk sezonunun ardından maç başına 26 dakika bulunca geçen yıl da istatistiklerinde ciddi bir çıkış olmuştu ama esas etkileyici olan bu yıl yaptığı. Sonuçta ortalama bir NBA oyuncusu da iddiasız bir takımda 25-26 dakika aldığında en azından vasat seviyede istatistikler yakalayabilir ve bunun çok örneğini görmüşüzdür. Asist ortalamasını 5.4’ten 9’a çıkarmak ise, sayı ortalamasını 15’ten 25’e çıkarmak gibi. Üstelik onun asistlerinden beslenmesi beklenen en önemli iki takım arkadaşından Eric Gordon sezonun yarısını kaçırdı, Anthony Davis hem 18 maç kaçırdı hem de çaylaktı. Kendisi haricinde 23 dakika üstünde süre alan altı oyuncunun üçünün Robin Lopez, Al-Farouq Aminu ve Austin Rivers olduğu bir takımda maç başına 9 asist? Boru değil.

Alp Akbulut, J. Harden (Sezon Öncesi Tahmini: N. Batum)

Gereksiz bir ödül bu. Yıllarca tanımını tartıştık durduk, bir yere de varamadık. Sezon başı Batum ve Harden isimlerini vermiştim ve aynı paralelde düşünüyorum aslında. Batum başladığı gibi bitiremedi ve elendi. Harden ise MVP oyu alacak seviyeye kadar çıktı. Daha ne kadar gelişme gösterebilirdi ki? Altıncı adamlıktan birinci adamlığa yükselmek ve sil baştan kurulmuş bir takımı play-off’a taşımak çok sık gördüğümüz bir durum değil malumunuz.

Kaan Kural, G. Vasquez (Sezon Öncesi Tahmini: K. Thompson)

Normal şartlarda James Harden’a veririm bu ödülü. Her zaman yıldız seviyesinden süper yıldız seviyesine çıkışın iyi seviyeden yıldız seviyesine çıkıştan çok daha zor olduğunu düşünürüm çünkü. Ortalamadan iyi seviyeyi geçip yıldız seviyesine çıkıştan bile önde tuttuğum zamanlar olur. Aslında keşke toptan Houston Rockets’a verebilsek. Harden, Lin, Parsons, Ömer hepsi bu ödül için değişik seviyelerde aday çünkü. Bu yüzden favori gösterilen Paul George’un önünde tutuyorum Harden’ı.

Ancak bu sene bir oyuncu tüm dengeleri değiştirecek bir gelişim gösterdi. Greivis Vasquez geçen sene “NBA’de kalıcı olabilir mi?” diye sorgulanan, yedek guard olup olamayacağı tartışılan bir isimken asist krallığında 3. oldu tüm ligde. Başarısız bir takımda az sayıda anlamlı maç oynamak rakamları biraz aldatıcı kılar ama düşünün Ryan Anderson, Eric Gordon, Anthony Davis’li bir takımın en önemli oyuncusu oldu neredeyse. Bu tutunmaya çalışanlardan çok iyi seviyesine çıkmak demek ki benim gibi en tepedeki çok küçük değişikliklerin çok büyük fark yarattığını düşünenlere bile helal olsun dedirtiyor.

Atlas Sepet, J. Harden

Sezon başında Harden’ın yeteneklerini (özellikle pick&roll devri için süper yıldız potansiyeli) ve bu yeteneklerin Rockets hücumuyla birleştiğinde (yüksek tempo, 4 şutör, ardı arkası kesilmeyen high PnR’ler) alabildiğince parlayacağını zaten herkes biliyordu. Takasları takiben doğru adamın doğru zamanda doğru yere geldiğini söyleyenler vardı. Tabii potansiyeli performansa tahvil etmek kolay değil. Süper takımın üçüncü adamı olmakla playoff takımını sürüklemek arasında derin bir kur farkı var.

Harden ilk günden itibaren tüm beklentilerin ötesine geçti; yalnızca pas dağıtmak veya sayı atmakla açıklayamayacağımız bir kararlılıkla Rockets’ın cüretkar hücumuna hükmetmesi, süper altıncı adam seviyesinden MVP tartışmasına terfi etmesi… MIP ödülünün mükemmel bir tarifi yok; bana göre süt, sana göre çikolata olabiliyor. Ben zirvelerdeki gelişimi daha kıymetli gördüğüm için kendimi Houston’da esen rüzgarlara kaptırmayı tercih ettim.

İsmail Şenol, P. George (Sezon Öncesi Tahmini: P. George)

Uzun süre sonra aynı noktaya gelince fikr-i takip yapmak keyifli oluyor. “Geçen seneki 12.1 sayı-5.6 ribaund-2.4 asist ve 1.6 top çalmalık istatistiklerinin ne kadar üzerine çıkar bilinmez, ancak Pacers bu sezon konferans finali kovalayacak ve Paul George bu yükselişin liderlerinden biri olacak” diye savunmuşum kendimi. Gerçekten de öyle oldu, George’un şut yüzdesi düştü, ancak bunun ligin en iyi savunma takımının liderlerinden biri haline gelmesiyle de alakası var. Hem 17.4 sayı-7.6 ribaund-4.1 asist-1.8 top çalma ve 0.6 blok hiç de fena istatistikler değil, ne dersiniz?

karlg

Coach of the Year
(G. Karl 2, E. Spoelstra 2, G. Popovich 1, F. Vogel 1)

Sedat Koç, G. Karl (Sezon Öncesi Tahmini: G. Karl)

denver sezon başındaki zor fikstürün de etkisiyle 11-12 başladığı sezonu, 45-13 gibi çok iyi bir dereceyle toparladı. önce lawson’ın sakatlandığı, daha sonra gallinari’nin sezonu kapattığı son 25 maçlık periyot ise 22-3 ile geçildi ki, rotasyondaki oyuncular rolleri ne zaman büyütülse iyi reaksiyon verip, beklentileri karşıladı. genel olarak sezona bakıldığında george karl’ın kadrosundan maksimum verimi aldığını söyleyebiliriz. tahminlere baktığımda, 63-19 civarı bir sezon geçirirse erik spoelstra’nın da düşünülebileceğini yazmış olsam da george karl tahmininde bu kez sadık kalalım. yine de spoelstra’nın da bu sezon topu harika dolaştıran, basketbolu çok kolay gösteren miami hücumunun yaratıcılarından biri olarak en az karl kadar hakettiğini düşünüyorum. mark jackson ve frank vogel da yılın iyi iş çıkaran koçları arasında gösterilebilir.

Orkun Çolakoğlu, G. Karl (Sezon Öncesi Tahmini: D. Rivers)

Bu, her sezon hak edeni kişiden kişiye en çok değişebilecek, tartışmaya en açık, ama aynı zamanda çok da tartışmamak gereken ödül kategorisi. Her bir aday için farklı şartlar ve farklı beklentiler söz konusu. Zaten şampiyon olmuş bir takımı daha da geliştirmeyi başarabildiği için Erik Spoelstra da diyebilirsiniz, günün basketboluna epey aykırı bir kadro ve kuvvetsiz bir bench’le, en önemli skoreri birkaç maç dışında oynayamamasına rağmen takımını Doğu üçüncülüğüne taşıdığı için Frank Vogel da, savunmadaki direği olmasını beklediği adam sezonun büyük bölümünü kaçırsa da takımına yıllar sonra play-off yaptırdığı için Mark Jackson da, yepyeni bir kadroya ligin en verimli hücumlarından birini oynattığı için Kevin McHale de… Benim tercihim ise sadece şu oynadığı basketbolla başarılı olabilecek Nuggets’ı bu konuda uzmanlaştıran, kadrosunu hep geniş kullanan, büyük skoreri olmayan bir gruptan ligin en iyi hücum takımlarından birini çıkaran George Karl’a.

Alp Akbulut, E. Spoelstra (Sezon Öncesi Tahmini: L. Drew)

İyi bitirmenin önemini bir kez daha fark edeceğiz bu ödülde. En güçlü adaylar Spoelstra ve Karl, ikisi de yavaş başladı diyebiliriz. Sezonun başlarında absürt Larry Drew tahminimle ne kadar da akıllı gözüküyordum oysa? Mark Jackson’a yazık oldu asıl, gayet iyi iş çıkardı, ama sezonun ikinci bölümünde düşüşe geçen adama ödül koklatmazlar. Spoelstra’nın ısrarla pozisyonsuz beşlerinin arkasında durması ve sezonun sonlarına doğru da takımı mükemmeliğe yaklaştırması, yılın koçu olmak için yeterli sebepler gibi geliyor bana. Şampiyon takımlar genellikle bir sonraki sezon işin dalgasında olurlar ve galibiyet sayıları düşer. Miami ise 66 maç kazandı. 66’nın nasıl bir sayı olduğunu bilmeyenler NBA tarihine bir göz atsın.

Kaan Kural, F. Vogel (Sezon Öncesi Tahmini: G. Karl)

Karl harika bir iş çıkardı. İlk iki ay uçaktan inip otele gidilen 22 deplasmanlık saçma takvime rağmen takımın dağılmaması, daha sonra yakalanan hava, bir Litvanya takımı gibi koşmayı içgüdüsel hale getiren yıldızsız bir düzen. Ancak Frank Vogel’ın yaptığı biraz daha çarpıcı. Sezona felaket giren takımına yepyeni bir kimlik verdi. Savunmaya odakladı ve ligin en iyi savunma takımını yarattı. Ana skoreri Danny Granger’ı en olmayacak zamanda, kampın sonu sezonun hemen öncesinde kaybetti. O rolü paylaştırıp başta Paul George’a aslan payını verdi. Sezonun ikinci yarısında da hücumu ayağa kaldırdı. İki oyuncuya bakalım Biri George malum. All-Star oldu. NBA’in en çok yönlü yıldızlarından birine dönüştü. Hadi o bireysel gelişim olsun. Peki Hibbert? Hani ilk iki ay %40’la zor isabet kaydeden Hibbert. Önce savunmanın belkemiği yaptı. Şimdi ise toparlanan 2.18’lik dev, hücumda da iş yapıyor. Takımların gelişimini etkileyen çok faktör var. Ama Pacers’da hem takım bazında, hem bireysel bazda Vogel’ın etkisi her alanda net bir şekilde görülebiliyor.

Atlas Sepet, G. Popovich

Erik Spoelstra ve George Karl, hücum ve savunmanın aynı akışa bağlı olduğu bir sporda kadroları için en uygun stratejileri yaratmayı başardılar. Frank Vogel birkaç kadro değişikliğiyle NBA haritasını değiştirebilecek bir takım inşa etmekle meşgul. Woodson koçluk kariyerinde ilk kez takımı için ideal bir yapı oluşturmayı başardı (ve sonra kendi eliyle yıktı), Jackson, McHale… Bu sezon ödüle çok talip var ve Popovich her zamanki gibi önemli adaylar arasında. Tarihteki en iyi savunma takımlarından birini belki de gezegendeki en güçlü hücum makinesine dönüştüren Pop, sezon başında yine bazı değişiklikler yapmayı tercih etti. Duncan ve Splitter ikilisini esas beşine yerleştirerek hücumdan feragat etmeksizin savunma verimliliğini geliştirdi. Üstelik bunu yaparken zilyonlarca problemle mücadele ediyordu; yaşlılık ve sakatlık lanetlerinin işgal ettiği bir kadro, mükemmel bir titizlikle paylaştırılması gereken dakikalar, Ginobili gibi oyunu ansızın değiştirebilen bir ana parçanın verimsiz oynaması… Spurs playoff’lara soru işaretleriyle giriyor ama sezon boyunca yaptıklarıyla beni en çok etkileyen koç yine Popovich oldu.

İsmail Şenol, E. Spoelstra (Sezon Öncesi Tahmini: E. Spoelstra)

Gerçek bir süper yıldızı olmayan Denver Nuggets’ı Batı Konferansı’nda ilk üçe sokan George Karl’ın ne kadar başarılı olduğunu tartışmaya gerek yok. Ancak bence süper yıldızlarla dolu bir kadroyu idare etmek, favori konumda olmayan bir takımı idare etmekten çok daha zor iş. İnanmazsanız Mike D’Antoni’ye sorun. Şampiyonluğun ardından yıldızlarını aynı motivasyonda tutabilmek ve NBA tarihine geçen 27 maçlık galibiyet serisiyle Spoelstra bu ödülü hak etti.


All-NBA 1st Team

Sedat Koç: C. Paul, K. Bryant, K. Durant, L. James, T. Duncan
Orkun Çolakoğlu: T. Parker, K. Bryant, K. Durant, L. James, T. Duncan
Alp Akbulut: C. Paul, K. Bryant, K. Durant, L. James, T. Duncan
Kaan Kural: C. Paul, T. Parker, K. Bryant, K. Durant, L. James
Atlas Sepet: C. Paul, T. Parker, K. Durant, L. James, M. Gasol
İsmail Şenol: C. Paul, L. James, K. Durant, T. Duncan, M. Gasol

All-NBA 2nd Team

Sedat Koç: R. Westbrook, S. Curry, J. Harden, C. Anthony, M. Gasol
Orkun Çolakoğlu: C. Paul, S. Curry, J. Harden, C. Anthony, M. Gasol
Alp Akbulut: T. Parker, R. Westbrook, C. Anthony, B. Griffin, M. Gasol
Kaan Kural: S. Curry, J. Harden, C. Anthony, T. Duncan, M. Gasol
Atlas Sepet: R. Westbrook, K. Bryant, J. Harden, C. Anthony, T. Duncan
İsmail Şenol: R. Westbrook, K. Bryant, J. Harden, C. Anthony, B. Griffin

All-NBA 3rd Team

Sedat Koç: T. Parker, D. Wade, A. Iguodala, A. Horford, B. Lopez
Orkun Çolakoğlu: R. Westbrook, D. Wade, P. George, J. Noah, A. Horford
Alp Akbulut: D. Wade, J. Harden, P. George, L. Deng, A. Horford
Kaan Kural: R. Westbrook, D. Wade, P. George, J. Noah, A. Horford
Atlas Sepet: S. Curry, D. Wade, P. George, B. Griffin, T. Chandler
İsmail Şenol: T. Parker, S. Curry, D. Wade, P. George, A. Horford

All-Defensive 1st Team

Sedat Koç: M. Conley, P. George, L. James, T. Duncan, R. Hibbert
Orkun Çolakoğlu: M. Conley, P. George, J. Noah, T. Duncan, M. Gasol
Alp Akbulut: M. Conley, A. Iguodala, L. James, T. Duncan, J. Noah
Kaan Kural: M. Conley, P. George, J. Noah, T. Duncan, M. Gasol
Atlas Sepet: M. Conley, T. Allen, P. George, J. Noah, M. Gasol
İsmail Şenol: T. Allen, P. George, L. James, T. Duncan, R. Hibbert

All-Defensive 2nd Team

Sedat Koç: T. Allen, A. Iguodala, S. Ibaka, L. Sanders, M. Gasol
Orkun Çolakoğlu: C. Paul, L. James, K. Leonard, L. Deng, R. Hibbert
Alp Akbulut: C. Paul, P. George, L. Deng, S. Ibaka, M. Gasol
Kaan Kural: A. Bradley, T. Allen, A. Iguodala, S. Ibaka, L. Sanders
Atlas Sepet: A. Bradley, A. Iguodala, L. James, T. Duncan, Ö. Aşık
İsmail Şenol: T. Sefolosha, A. Iguodala, S. Ibaka, J. Noah, M. Gasol

All-Rookie 1st Team

Sedat Koç: D. Lillard, D. Waiters, B. Beal, A. Davis, A. Drummond
Orkun Çolakoğlu: D. Lillard, D. Waiters, B. Beal, A. Davis, A. Drummond
Alp Akbulut: D. Lillard, B. Beal, H. Barnes, A. Davis, A. Drummond
Kaan Kural: D. Lillard, D. Waiters, B. Beal, A. Davis, A. Drummond
Atlas Sepet: D. Lillard, D. Waiters, B. Beal, A. Davis, A. Drummond
İsmail Şenol: D. Lillard, D. Waiters, B. Beal, A. Davis, A. Drummond


  1. http://www.yazihaneden.com/2012/10/safak-dogan-gunes/
  2. %47.6 yüzdeyle 19.3 sayı, 8.7 ribaund, 5.2 asist.
  3. Mesela şut tercihleri. Zaten geçen sene post oyununu geliştirmiş, orta mesafeli şutları azaltmıştı. Bu sezon kariyerinde ilk kez elit seviyede 3’lük atıyor. Sebep yalnızca daha iyi şut atan bir oyuncuya dönüşmesi değil, verimli olduğu alanlara yönelmesi. 3’lüklerinin %80’inden fazlası spot-up veya perde sonrasında atılan şutlarla geliyor.
  4. öyle ki michael jordan’ı dahi geride bırakan büyük bir rakam bu.
  5. Lig genelinde birinci sıra, dakikalarının %85’ini Gasol’le oynayan Tony Allen’a ait. (Fakat off-court istatistikleriyle kıyaslayınca Gasol, Allen’ın da önünde.) Özellikle müdafaadan bahsederken sayısal labirentlere mahkum olmamak lazım ama alengirli istatistiklere kafayı takmış ve takım performanslarının da bu rakamlara etki ettiğini düşünenler için biraz daha kurcalıyorum; Duncan, Noah ve Ömer’in on-court istatistiklerini Spurs, Bulls ve Rockets’ın savunma rating’iyle kıyaslayınca hepsi Gasol’un arkasında kalıyor.
  6. Warriors’ın en verimli hücum eden beşlerini (birlikte asgari 50 dakika oynamış) karıştırınca, ilk beş sırada Jarrett Jack’li line-up’lara rastlıyoruz. Kısaların kombinasyonu daha da önemli; Jack-Curry-Thompson/Barnes 100 pozisyon başına Warriors ortalamasına kıyasla 4.5 sayı fazla atıyor.