Skip to content

Litvanya’ya Umut Getiren Adam

Zalgiris Kaunas, Euroleague'in an itibariyle en iyisi ama bu o kadar da önemli değil zira Litvanya'ya umut getiren bir adam var: Joan Plaza.

“Bir ay önce 4-0 yapacağımızı düşünen varsa elini kaldırsın.”1


Vladimir Romanov’un nasıl bir ruh hastası olduğunu Avrupa basketbolu ile biraz olsun ilginiz varsa gayet iyi biliyorsunuzdur. Yine de konuya uzaksanız, onu anlatmak için aklıma ilk aşamada gelen birkaç anekdot ve evet sadece ama sadece bir kısmı:

  • LKL 2010 finalleri sırasında, serinin üçüncü maçının ardından koç Darius Maskoulinas’ı yeterince çaba göstermediği gerekçesiyle kovdu. Koç bunu ertesi gün antrenman tesislerinden içeri alınmadığında öğrendi.
  • Kulüp başkanı Arvydas Sabonis, koç Ramunas Butaustas’ın kovulduğunu basından öğrendi.
  • Maçlardaki rotasyona, kimin kaç dakika oynaması gerektiğini koçlara dikte etmeye çalıştığı biliniyor, verilen çizelgeye uymayan koçlara maçtan sonra “Yarın sabah, odamda bekliyorum” mesajı iletiliyordu.
  • Geçtiğimiz sezon, herkesi silindir gibi ezip geçen CSKA Moskova’ya kaybedilen ilk maçtan sonra Ilias Zouros’u kovarken, teknik ekip seçimlerine, Zouros’un milli takımla meşgulken Zalgiris’e gerektiği kadar zaman ayırmayışını bahane etti. Yerine getirdiği Aleksandar Trifunovic ise birkaç yıl önce ezeli rakipleri Lietuvos Rytas’ın başındayken Zalgiris taraftarlarına orta parmağını göstermişti.
  • Katıldığı Acun Ilıcalı ile Yok Böyle Dans’ı kazanırken, oylarda sahtekarlık yaptığı iddiaları mevcut.
  • Litvanya sınırları dışında doğduğu için devlet başkanı olamıyor oluşunun acısını parti kurarak, parlamento seçimlerine girerek çıkarmaya çalıştı. Kaukenas ve Lavrinovic biraderleri de milletvekili adayı yaparken, seçim kampanyasına destek vermeyen Kalnietis’i takımdan ayrılmaya zorladı. Partisi 0.26% oy oranı ile sonuncu oldu.
  • İskoçya’da sahibi olduğu Hearts’ın teknik direktörünü 10 maçta 8 galibiyet almasına rağmen kovmak konusunda tereddüt etmedi.
  • Yine Hearts’ın başına İngilizce bilmeyen birini getirmekle, kadroları belirlemekle ve oyuncuların parasını ödememekle ilgili bir kaygıya sahip değilken, kendine aldığı yeni jeti insanların gözüne sokmak konusunda bir rahatsızlık yaşamadı.
  • İstikrarlı olarak ulusa sesleniş tadında yazdığı mektuplarda hakaret içermeyen bir cümlesine pek rastlanmıyor.2

Mad Vlad gibi fantastik bir figür kimseye bulaşsın istemezsiniz ama Zalgiris bunların içinde en çok uzak durmasını isteyeceğiniz yerlerden. Lietuvos Rytas’la olan rekabetlerine rağmen, mevzubahis Litvanya ise Zalgiris’in yeri ayrıdır. Vilnius’tan çok daha küçük Kaunas’ı Litvanya’nın başkenti zanneden insanlar da eminim ki sanıldığından çok daha fazladır. Ve hala, tarihin belki en özel Avrupa şampiyonluğunun sahibi olan takımdır Zalgiris, geleneksel bir kulüp olmaktan daha fazlasıdır.3


Herkes bana bu işi kabul etmemin delilik olduğunu söyledi.


Yıllardır süren koç enflasyonu sonrası Joan Plaza dedikoduları piyasaya düştüğünde insanlar hem şaşırmış, hem de gülmüştü. Plaza, disiplinli, kendi prensiplerine sıkı bir şekilde bağlı olan bir koçtu ve Romanov’un sirkinde yer almak için gerekli nabza göre şerbet vermek için ideal olmaktan çok uzak bir isim gibi görünüyordu. Ancak neredeyse birkaç hafta boyunca ardı arkası kesilmeyen dedikodulardan sonra bu işin olacağına ihtimal vermeyen benim gibi pek çok kişi oldukça şaşırmıştı. Joan Plaza nasıl olmuştu da çılgın sıfatının tasvir etme konusunda çok yetersiz kaldığı bu adamla çalışmaya ikna olmuştu.

“Herkes bana bu işi kabul etmemin delilik olduğunu söyledi. Avrupa’nın en iyi koçları arasında yer aldığına inandığım birkaç koçla konuştum, sonra Euroleague organizasyonundan biriyle de. Herkes bana Zalgiris’ten uzak durmamı söyledi ama bu benim için büyük bir mücadele. Gençken, pek çok farklı seviyede çalıştım. 6-7 yaşındaki çocuklardan en üst seviyedeki A takımlarına kadar basketboldaki her seviyede koçluk yaptım. İspanya’da birinci ligde çalışırken, her zaman İspanya dışında çalışmam gerektiğini düşünüyordum zaten. Avrupa’nın en iyi koçları içinde sadece kendi ülkesinde çalışmış herhangi birini tanımıyorum. Benim de aynı yoldan geçmem gerekiyordu. Açıkçası daha önce başka önemli bir fırsatla da karşılaşmadım ve Zalgiris benim için bu kapıyı açtı. Belki insanlar bunun en iyi seçenek olmadığını düşünüyor ama ben kendime güveniyorum. Ayrıca, ilk toplantıdan itibaren bu kulübün sahibi ile de şartlarımı ve kırmızı çizgilerimi açık açık konuştum. Eğer bunlara saygı duyulursa, burada iyi bir iş çıkarabilirim.”

Joan Plaza’nın Real Madrid’in başında son yıllarda en uzun süre kalmayı başaran isim olması bile aslında ziyadesiyle yeterli bir referans ona dair. Ancak, geçmişine bakıp bu belirsizliklerle dolu yolda bile ilerleyebileceğine inanmasını sağlayacak çok şeye sahip. Badalona gibi İspanya basketbolunu ayakta tutan, basketbol kültürünün başka bir seviyede olduğu bir yerde oyunculuk geçmişi olmamasına rağmen tırnağıyla kazıya kazıya yaptığı bir kariyeri var. Daha 13 yaşındayken başladığı bu macerada ilk baş antrenörlük deneyimini Real Madrid’de yaşamış, o konuma gelmiş ilk Katalan basketbol adamı aynı zamanda.


Oyuncular geçtiğimiz sezonlarda yaşadıklarını çok fazla kafaya takıyordu. Efes, Olympiacos ya da herhangi biri, kimle oynarsak oynayalım kaybedeceklerini düşünüyorlardı. Benim bulunduğum yerde böyle bir şey söz konusu olamaz.


Dürüst olmak gerekirse, oynattığı basketbola bu zamana kadar pek sıcak yaklaşmadım, bana hep biraz yavan geldi. Belki bundandır, işleri biraz daha yoluna koyabileceğini düşünsem de bu kadar büyük bir fark yaratabileceğini düşünmemiştim. Başaltı seviyesindeki takımlar için ideal bir isim olduğunu düşünsem de yüksek hedefleri olan takımlara uygun olduğuna pek inanmıyordum. Real Madrid sıkı ve istikrarlı bir takımdı ama Final-Four için gerekli adımı atabileceğini hissettirmiyordu bir türlü. Sevilla ile Eurocup finali oynarken elinde gösterişli bir kadro yoktu ve geçtiğimiz sezon Barcelona’nın Palau Blaugrana’da ligdeki 24 maçlık serisini bitiren takım olmasına rağmen, daha üst kalibre takımları yeterince tehdit etmiyorlardı sanki. Görüşlerimin 180 derece değişmesi için ise Plaza’nın Kaunas’taki birkaç haftası yetti. Zalgiris şu anda herkesten ötede başka bir oyun oynuyor, eldeki her silah ayrı ayrı müthiş bir şekilde optimize edilmiş, takım oyunu olarak da üst seviyede bir takım ortaya çıkmış durumda pek çok zorluğa rağmen. Euroleague’in en zor grubunun en iyi takımlarını deplasmanda teker teker geçerken kafanıza en çok takılan konu bu kadar kısa sürede bu kadar hızlı bir değişimin nasıl gerçekleşebildiği. Sürekli kaybetmeye alışmış bir takımı alıp bu noktaya getiren koçun en sık bahsettiği şey ise mentalite.

“Mental olarak değiştik öncelikle. Oyuncular geçtiğimiz sezonlarda yaşadıklarını çok fazla kafaya takıyordu. Efes, Olympiacos ya da herhangi biri, kimle oynarsak oynayalım kaybedeceklerini düşünüyorlardı. Benim bulunduğum yerde böyle bir şey söz konusu olamaz. İspanya’da çalışırken – Joventut Badalona, Real Madrid veya Sevilla – hedefimiz deplasmanda dahi her zaman kazanmaktı. Zalgiris gibi büyük bir kulüpte de bu böyle olmalı. Bu yüzden işin mental yönüyle çok uğraştık. Üzerinde durduğumuz pek çok konu olsa da en çok bu mentaliteyi değiştirmek için çaba sarf ettik.”


Benim tarzımda istikrar çok önemli, gerektiğinde Jeff Foote veya Lavrinovicler gibi 2.13’lük adamlar bile potadan 12 m uzakta savunma yapabilmeli. Eğer siz onlara tatmin edici bir neden vermezseniz bundan vazgeçeceklerdir.


Sonuçta mentalite dediğiniz şeyi değiştirmek de bir anda olmuyor, ortaya somut şeyler koymanız gerekiyor. Plaza, sıklıkla oyuncularının kendisine inandığından bahsediyor. Sahaya baktığınız zaman hayatının hiçbir döneminde böyle bir savunma çabası göstereceğine inanmadığınız Lavrinoviclerin show up için yarı sahaya kadar gelecek kadar çaba göstermelerini görmek bile yeterli. Kendisine bundan bahsedince şöyle açıklıyor durumu:

“Her zaman söylerim, benim bir sırrım yok, sihirli güçlerim yok. Elimden geldiğince adil olmaya çalışıyorum. Kadrodaki bazı oyuncular 35 yaşına yakınken bazıları 20’ye yakın. Ben onlara farklı davranmıyorum, asla! Her bir oyuncumdan aynı şeyleri istiyorum. Onlar da biliyorlar ki Amerikalılara Litvanyalılardan farklı davranmıyorum. Benim tarzımda istikrar çok önemli, gerektiğinde Jeff Foote veya Lavrinovicler gibi 2.13’lük adamlar bile potadan 12 m uzakta savunma yapabilmeli. Eğer siz onlara tatmin edici bir neden vermezseniz bundan vazgeçeceklerdir. ‘Koç bunu yapamam’, Bu kadar agresif oynayamam’, ‘Potadan bu kadar uzakta savunma yapamam’ diyeceklerdir çünkü pek çok koç uzunlarının pota altında kalıp blok yapmasını, orada bir tehdit oluşturmasını tercih eder. Bu gayet anlaşılabilir bir durum. Fakat, benim tarzım değil. Oyuncular sizin bilgi birikiminiz hakkında ikna olmalılar. Hazırlık döneminde bununla ilgili çok çalıştık. Onlara son beş yılda Avrupa’daki en iyi takımlara dair bir istatistik gösterdim. Hücumda başarılılar ama ondan daha da iyi savunma takımları aynı zamanda. Kendi sahalarında istikrarlılar. Son yıllarda Zalgiris sahasındaki çoğu Top 16 maçını kaybetti. Zalgiris gibi büyük bir takım için bu kabul edilemez. Bu yüzden, kendi sahamızda iyi oynamalıyız, orada kaybedemeyiz. Bunun için de iyi savunma yapmak zorundayız. Elbette, savunmada kimin kime hangi durumlarda nasıl yardım edeceğine dair bazı kurallarımız var ama asıl olan bana sahada yüzde yüzlerini verdiklerini göstermeleri, sadece hücumda değil.”


“Kaunas’ta arkamızda 16.000 kişi var her maç, başka takımların sahip olmadığı bir ayrıcalık. Bu bile tek başına her gün motive olmak için yeterli bir sebep.”


Artan beklentilerle boğuşmak da başka bir zorluk, ama Plaza baskıyla nasıl baş edeceğini bilen biri. Daha da zoru takımın ayaklarının yere basmasını sağlarken, her güne de yeni bir motivasyon kaynağı ile başlayıp, bunu da takıma yaymak durumunda. Değiştirmeye çalıştığı mentaliteden dolayı belki de küçük enişte tadında iddialı açıklamalarını hiç eksik etmedi bu sezon beklenmedik şekilde. Ama onunla konuşurken, kararlılığının yanında ne kadar sakin ve hangi yolu izleyeceğini iyi bilen biri ile birlikte olduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz. Ne kadar şımarık hareket etse de Romanov servetini sıfırdan edinmiş biri. Beraber çalıştığı insanların yaptığı işe güven duyarken de tam bir aile şirketi sahibi gibi hareket edip, standart parametrelerden ziyade kişisel gözlemlerine göre hareket etmeye meyilli ve bazı söyledikleri tamamen de kullanışsız değil. Joan Plaza’nın şu ana kadar hiç görmediği kadar yüksek seviyede antremanlar yaptırdığından bahsediyor. İnsanların yıllar sonra ilk kez Zalgiris’in başında gerçek bir koç olduğunu düşünmek için sebepleri var.

“Diğer koçlar ne yapıyor bilmiyorum ama bu noktaya gelen kadar çok şeye katlandım ben. Sonunun ne olacağını düşünmüyorum açıkçası. İlk olarak bu takıma biraz istikrar, biraz düzen getirmemiz gerektiğini düşündüm. Burası son dört sezonda on farklı koçun çalıştığı bir yer. Burası son birkaç yılda en az 20-23 farklı oyuncunun görev yaptığı bir yer. Teknik ekipte de çok fazla değişiklik yaşanmış bir yer burası. Bu yüzden, ilerleyebilmemiz için önce belirli bir istikrarı sağlamak gerekiyordu. Ancak bu şekilde rekabetçi olup, rakiplerimizi yenebiliriz. Öte yandan mağlubiyetlere de hazır olmak durumundayız. Bu gece İstanbul’da kaybedebiliriz ama en azından savaşmalıyız. Bu akşam kaybetsem de oyuncularımla gurur duyuyor olacağım. Önemli olan maçın sonuna kadar maçın içinde olmak, her şeyini vermek ve bahanelere sığınmamak. Mesela geçen hafta oldukça kötü geçti bizim için, hiç bir arada tam kadro antrenman yapma şansı bulamadık. Ancak Zalgiris, Efes, Fenerbahçe, Real Madrid, Barcelona, Panathinaikos gibi büyük takımlar bahanelere sığınamazlar. Bütün ay boyunca sıkıntılarımız oldu. Önce Javtokas ve Klimavicius’un sakatlıkları, sonra Kalnietis’in ayrılışı, bu hafta da Lavrinoviclerin sakatlıkları vardı. Takımdaki genç oyuncular kariyerlerinde ilk kez bu kadar büyük bir sorumluluk almak durumunda kaldılar. Yine de kesinlikle bahane duymak istemiyorum. Kaybedersek kaybederiz ama mücadele ederek kaybedelim. Ancak bu şekilde yeni hedefler koyabilir ve yolumuza devam edebiliriz. Kaunas’ta arkamızda 16.000 kişi var her maç, başka takımların sahip olmadığı bir ayrıcalık. Bu bile tek başına her gün motive olmak için yeterli bir sebep.”


Takım sahibi ve sportif direktörün benden istediği ilk şey tamamen yerlilerden oluşan bir takım kurmak oldu.”


Zengin bir takım sahibi, sınırsız kaynaklar anlamına gelmiyor her zaman ve bu Zalgiris için özellikle bu sezon hiç de geçerli değil. Bütçelerinin azalmasının yanında geçen hafta oyunculara üç aydır para ödenmediği de ortaya çıktı.4 Yarattığı farkın önemi bütçe, sınırlı yerli pazarı gibi düşük bir esneklik sunan faktörleri düşününce daha da önemli bir hale geliyor.

“Kulübün birinci önceliği neredeyse 12 kişinin de Litvanyalı olduğu bir takım yaratmaktı. Geçmişte bazı Amerikalı oyuncularla sıkıntılar yaşanmış.5 Takım sahibi ve sportif direktörün benden istediği ilk şey tamamen yerlilerden oluşan bir takım kurmak oldu. Bunu ya kabul edecektim ya da reddedecektim ama denemeyi kabul ettim en azından. Benim için iki katı bir zorluk bu. Avrupa’da bu seviyede sadece yerli oyuncuları ile oynayan bir takım yok. En azından yerliler arasında daha iyi oyuncuların transfer edilmesini istedim. Bazıları başka teklifleri kabul etti, öte yandan bütçemiz de geçen sezonun altında. Bu yüzden bu pek gerçekleşmedi. Diğer yandan belki yetenek olarak gerilemeyi ama daha iyi karakterleri takıma katmayı tercih ettik. Jordan Farmar ya da Terrell McIntyre gibi oyun planınızı ona göre inşa edebileceğiniz yıldız bir oyuncu istemedim. Takım kimyasına katkıda bulunacak oyuncuları tercih ettim. Sadece saha içinde değil saha dışında da bize yardımcı olacak oyuncular istedim. Takımı kurarken, transfer ettiğim oyuncuların eski koçlarıyla, aileleriyle hatta bazen kız arkadaşları ile bile konuşurum. Bana oyuncunun karakteri hakkında iyi bir bilgi sağlayacak kişilerle konuşmaktan usanmam. Daha pazarlanabilir, insanların seyretmekten keyif aldığı, bilet sattıracak oyunculara yönelmeye çalışılsa da kulüp yetkililerini belki gösterişli olmayan ama bir arada hareket eden, doğru mentaliteye sahip bir takım kurmaya ikna ettim.”


Biz Badalona’da oyuncuları zorlayarak, onları büyümeye, kendilerini geliştirmeye zorlarız.”


Plaza’dan beklentiler sadece sahada kazanmasından ibaret değil. Türlü zorluklarla uğraşıp sahada kazanan bir takım yaratmaya çalışırken, bir yandan da milli takımları hakkında çıldıran bir ülkenin belki de geleceğini şekillendiren işler yapması da isteniyor. Şanslılar ki Plaza bu iş için de çok uygun bir isim. Joventut Badalona’da Raul Lopez, Alex Mumbru, Rudy Fernandez, Real Madrid’de Sergio Llull, Pablo Aguilar, Bojan Bogdanovic, Nikola Mirotic, Sevilla’da Joan Sastre, Tomas Satoransky onun elinden geçen isimlerin bazıları. Litvanya’nın sadece üç milyonluk bir ülke olarak başardıklarından hayranlıkla bahsederken, genç oyuncular konusunda da ne kadar kararlı olduğunu belli ediyor.

“Benimle imzaladıklarında, benden bir sürü şey istediler. En çok endişelendikleri konu ise Zalgiris’i ve milli takımı temsil edecek yeni nesil Litvanyalı oyuncuların kalitesiydi. Arjantin, İspanya ve diğer pek çok ülke gibi kendi milli takımlarındaki oyuncuların da yaşlandıklarının ve genç oyuncular üzerine yoğunlaşmaları gerektiğinin farkındalar. Kariyerim boyunca pek çok genç yeteneğin üst seviye oyuncular olmasına yardım etmeye çalıştım. Biz Badalona’da oyuncuları zorlayarak, onları büyümeye, kendilerini geliştirmeye zorlarız. Sorumluluk verip, ilk beş başlatırız. Burada da benzer bir şeyler yapmaya niyetliyim. Oyuncuları sadece bir iki dakika oynatarak yukarı doğru itemeyiz. Üç farklı turnuvada oynuyoruz ve gençlerin de kendisini geliştirmek için yeterli dakika alacakları fırsatları var. Bir yandan da bu benim için yeni bir durum değil, sadece işin fazladan bir boyutu. Euroleague, VTB gibi zorlu liglerde mücadele ederken, onların da gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyorum. Bence yeterli yeteneğe de sahibiz. Tesislerimizde daha fazla çalışma imkanımız da var. Eğer onlar hazırsa, ben de onlara yardım etmeye hazırım.

Burada ne kadar kalacağım bilmiyorum, belki Christmas’a kadar belki de yaza kadar. Kulübün geçmişine baktığınızda bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Koçlar burada pek uzun kalmıyor. Ne olabileceğini düşünmeden işimi yapmaya çalışıyorum açıkçası. Buradaki hedeflerimden biri de Juskevicius, Lipkevicius, Kuzminskas, Foote, Delas gibi oyuncuların gelişmesini sağlamak, altyapılardaki oyuncuları da A takıma dahil etmek. Benim takımımda genç oyuncular kenardaki son adam olmadıklarını bilerek oynuyorlar.”


Barcelona’da doğup büyüdüm. FC Barcelona’da ne kadar büyük bir baskı olduğunu çok ama çok iyi bilirim. Ama Real’deki gibi değil.”


Bir türlü istediğine ulaşamayan, koç enflasyonu konusunda Zalgiris’ten çok da aşağı kalmayan ve onun çok iyi tanıdığı bir yeri soruyorum koça, Real Madrid’i. Kötü bir kısır döngü desek dahi aslında bu takımın, niye bir türlü Euroleague’de son adımı atamadığına dair onun da düşüncelerine kulak vermek önemli.

“Real Madrid sadece en büyük takım değil aynı zamanda en büyük platform. Daha ayak basmadan kazanmanız gerektiği esprisi yapılır. Eğer sözleşmeyi imzalıyorsanız, kazanmanız bekleniyordur. Bu tip bir baskı hem heyecan verici, hem de çok zor. Koçlar bu mücadeleye hazırlıklı olmak zorundalar. Barcelona’da doğup büyüdüm. FC Barcelona’da ne kadar büyük bir baskı olduğunu çok ama çok iyi bilirim. Ama Real’deki gibi değil. Barça ve Real arasındaki fark sanırım şuradan geliyor. Real Madrid üzerindeki baskıyı, ülkenin güneyinden kuzeyine tamamı, tüm dünya yaratıyor. Herkes Real Madrid’i izliyor, Real Madrid’i konuşuyor. FC Barcelona’da ise baskıyı daha çok Barcelona şehri ve Katalonya yaratıyor. Elbette, dışarıdan insanların da Barça’dan beklentileri var ama Real Madrid gibi değil. En çok Avrupa şampiyonluğuna sahip takım olarak Real Madrid’in, Avrupa’nın en büyük kulübü olduğunu inkar edemeyiz. Herkes onların kazanmasını bekliyor, buna hazırlıklı olmalısınız. Orada geçirdiğim zamandan dolayı çok memnunum. Real Madrid tarihinin ilk Katalan koçuyum. Görevi aldığımda işler iyi gitmezse burada sadece birkaç ay kalabileceğimin farkındaydım.

Pek çok kupa kazandık, bazısı Real Madrid tarihinde ilk kez olmak üzere. ACB tarihinin en başarılı derecesine imza attık. Orada geçirdiğim zamandan sonra insanların benim tarzımı benimsediğini düşünüyorum. O zamanlar ilk kez tribünlere 15.000 kişiyi çekmeyi başarmıştık. Belki çok yüksek bir bütçemiz yoktu, şu andakinden 2-3 kat daha azdı ama elimizden geleni yaptığımızın herkes farkındaydı. Oyuncular da ileri gidiyordu. Çok takdir ettiğim oyunculardan bir tanesi Avrupa’nın en iyi oyun kurucularından Kerem Tunçeri’dir mesela. Ancak, aynı zamanda Sergio Llull gibi oyuncuları da hazırlamak durumundaydık. Keza Raul Lopez de vardı o pozisyonda. O zamanlar kimse onu tanımıyordu, ikinci ligden gelen bir oyuncu olarak. Onu Menorca ve Manresa’dan tanıyordum. Bir yandan şampiyonluk için mücadele ederken, onun da gelişimi için çok çalıştım. O dönemlerde çok farklı mağlubiyetler de almadık. İnsanlar yeni oyuncuları entegre ettiğimizi biliyordu. Nikola Mirotic gibi oyuncular yetişiyordu. Oradaki isimlerin hiçbiri paralı asker gibi değildi. Çok büyük bir baskı var ama eğer benim gibi tarzınıza inanıyorsunuz, üç dört yıl orada kalabilirsiniz. Galiba Real Madrid tarihinin en uzun süre çalışan üçüncü koçuyum. Belki her kupayı kazanmadık ama insanlar elimizden geleni yaptığımızı görüyordu. Söylediğim gibi, eğer kendinize güveniyorsanız ve baskıyla baş edebilirseniz, orada uzun yıllar kalabilirsiniz. Umarım Pablo Laso çok sayıda kupa kazanır orada.”


Benim yerime biri geleceği söylendiğinde, Messina veya Obradovic için kovulduğumun farkındaydım.”


Asıl merak ettiğim ise hala bu kısır döngüyü kırmak için Real Madrid’in niye çaba göstermediğiydi. Yıllardır Avrupa’da istediğini alamayan bir takım olarak büyük umutlarla getirdikleri Ettore Messina’nın gidiş şeklini unutmak mümkün değil özellikle.6

“Benim yerime biri geleceği söylendiğinde, Messina veya Obradovic için, ya da Avrupa’nın en iyi koçlarından biri için kovulduğumun farkındaydım. O zamanlar yeni bir başkan gelmişti ve en iyileri istemelerini anlıyordum. Ettore ve Zeljko, Avrupa’nın son yirmi yıldaki en iyi iki koçu. Neden en iyisini istediklerini anlamak zor değil. Ancak şurası da kesin ki Real Madrid’in tekrardan Euroleague’i domine edebilmesi için zamana ve sabretmeye ihtiyacı var. Böyle bir sabrı elde etmek ise Real Madrid’de çok zor. Oraya varmadan hazır olmak ve taraftarların ne istediğini bilmek zorundasınız. Her transfer ettiğiniz oyuncu en iyilerden biri olmasa da gelecekteki en iyilerden biri olmalı, kendisinden yıldız oyuncu performansı beklendiğini bilmeli. Çok fazla faktöre dikkat etmek durumundasınız. Messina dönemine dair tek açıklama bu benim açımdan. Ettore Messina, Zeljko Obradovic, Aito Garcia Reneses, David Blatt gibi en iyi koçlar var orada çalışabilecek, sahada yaptıklarına 100% inandığım isimler. Teknik olarak ne yapmaya çalıştıklarını ben bir koç olarak anlayabiliyorum ama taraftarlar değil. Başarılı olmak için bazı temelleri oturtmaya çalışıyorlar. Ancak medyanın, taraftarların baskısı, kulüp ve oyuncuların çevresindeki baskı çok yoğun. Ancak bana kimsenin arka çıkmadığı da doğru, Boza’nın asistan koçu olarak oraya gelmemden dolayı. Ayrıldığımda, bir gün tekrar Real Madrid gibi büyük bir camiada çalışacağımı söylemiştim, şu anda da Zalgiris’teyim.”


“Bir koç olarak kapasitenizin 100% farkında olmak, ne satacağınızı bilmek zorundasınız.”


Bu sezona da geçen sezon ve daha öncesindeki pek çok sezon gibi “O sene, bu sene” nidaları eşliğinde giren Real Madrid’in çılgın bir tempoda, şut seçimlerini, savunmayı geri plana attığı bu tarzla Euroleague’i kazanıp kazanamayacağı hatta bu gerçekleşirse trendleri değiştirip, bir nevi Zalgiris ’99 etkisi gösterip gösteremeyeceği bir başka merak konusu.

“Dışarıdan asıl amaçlarını, gerçekten ne oynamak istediklerini, antrenmanlarda ne yaptıklarını tahmin etmek zor. Ancak biz Zalgiris olarak şu anda Euroleague’in en skorer ikinci takımıyken aynı zamanda da en az sayı yiyen üç dört takımından biriyiz. Hücum pek çok maç kazanmanızı sağlar ama şampiyonluklar için iyi de savunma yapmak zorundasınız. Tutarlı bir yaklaşım gerekiyor. Elbette onlar da bunları en az benim kadar, hatta benden daha iyi biliyorlardır muhakkak. Güçlü oldukları alanda ilerlemeye çalışıyorlar. Onların yaklaşımı da bu şekilde belki, çok sayı atarak kupaları kazanmaya çalışmak ama açıkçası kazanabilirler mi bilmiyorum.

Öyle bir etkiyi herkes yaratmak ister, böyle bir şeyi hayal eder elbette. Şu an Polonya’da çalışan Zan Tabak gibi eskiden yardımcım olan asistan koçlarla bolca konuşuyoruz. Bir koç olarak kapasitenizin 100% farkında olmak, ne satacağınızı bilmek zorundasınız. Oyuncuları kandıramazsınız. Taraftarları kandıramazsınız. Söylediğim gibi sırlarım da yok, sihirli güçlerim de. Bu işe çok uzun süre önce başladım, 1977’de. Beraber çalıştığım Boza, Manel Comas, Aito gibi isimlerin de yardımıyla kendi felsefemi inşa ettim. Benim felsefem tutarlı, istikrarlı olmak yönünde. Bu görevdeki koça kalmış bir durumdur. Basketbol konusunda herkesin kendine göre bir felsefesi mevcut.”


“Beni şu anda örnek olarak göstermek kolay ama çok da doğru değil. İnsanlar iyi bir fırsat için 30 yıl beklememeliler.”


Joan Plaza’nın hayatına dair ilginç anekdotlar oldukça fazla ancak en sıradışı olan bir yandan da yazar olması. Yayınladığı ilk romanı Litvanyaca’ya çevrildi bile ki bundan dolayı doğal olarak çok mutlu. İkinci romanının da önümüzdeki baharda İspanya’da yayınlanması bekleniyor. Bu tutkusu ve gelecekte onun kaleminden bir otobiyografi okuma şansımızı sorduğumda aslında kendi hayat mücadelesinin, hayat felsefesinin de detaylarını sunuyor.

“Kariyerimdeki bu noktaya ulaşana kadar çok şeye katlandım. Çok çalışmama rağmen bana Real Madrid’e gelene kadar şans veren olmadı. Şirketler ve diğer organizasyonlar beni konuşmacı olarak davet ediyor. Israrcı, pes etmeyen hayat mücadelemin diğer insanlara iyi bir örnek olacağına inanıyorlar. Asıl olansa sofraya yemek koymamız gerektiği, ailelerimizi geçindirmek zorunda olduğumuz. Aynı zamanda yaptığımız işten keyif almaya çalışmamız lazım. Havlu atmaya gerçekten yaklaştığım pek çok an vardı. ‘Yeterince para kazanmıyorsun’, ‘Tepede yalnız başınasın’, ‘Sana kimse inanmıyor’ dediler… Beni şu anda örnek olarak göstermek kolay ama çok da doğru değil. İnsanlar iyi bir fırsat için 30 yıl beklememeliler. Lastik değiştiriyor olabilirim, çünkü karnımı doyurmam lazım. Hapishanede çalışıyor olabilirim, çünkü karnımı doyurmam lazım.

Umuyorum ki Zalgiris, Real Madrid, Joventut Badalona, Sevilla gibi harika takımlarda çalışmaya devam eder, Avrupa’nın en iyi koçlarından biri haline gelebilirim. Böyle şeyleri herkes hayal eder ama bunları gerçekleştirenler konuşmak yerine eyleme geçenlerdir. Uzun yıllardır bu seviyede yurtdışında çalışan ilk İspanyol koç oldum. Ailemden 3.000 km uzakta olsam da en iyilerden biri olmak için bunu kabul etmeliydim. Bunu yaparken de kişiliğimin değişmesini istemiyorum. Ayrıca, etrafımdaki insanlara yardım etmek istiyorum, benim dışındaki insanların da mutlu olmasını istiyorum. Eğer bunu kişiliğimi değiştirmeden başarabilirsem, kendimi başarılı addedebilirim. Diğer koçlardan farklı biri olarak belki yaşlanınca tüm bu sorulara cevap vermek için kendi biyografimi yazabilirim.”

Romanov, Joan Plaza’yı da henüz kovmadan bu güzel takımı izlemeye çalışın, ondan sonra da bu adamı takip etmeye devam edin. Pişman olmayacaksanız.

  1. Zalgiris’in her yeni galibiyetinin bir öncekinden daha görkemli olduğu bu dönemde Kaunas’ta Milano’yu da geçtikten sonra Joan Plaza’nın basın toplantısını açtığı sözler. []
  2. Romanov hakaret-metre de mevcut, bu yazısında 17 kere “aptal”, 9 kere “gerizekalılar” demiş gibi… []
  3. Zalgiris’i sevmek için bir sebep daha. Geçen haftalarda CSKA ile VTB’de oynadıkları maç öncesi iki takımın efsaneleri çok keyifli bir gösteri maçı yaptı. Sabonis’in şu an dahi Valanciunas’tan daha iyi olduğunu ve Igor Koudelin’in hala sağ forvetten şuursuzca üçlüğe kalkıp, soktuğunu da görmek dışındaki en önemli anekdot topun sahibi olarak oyuna zorla kabul edilen Mad Vlad’e boş olmasına rağmen Zalgiris efsanelerinin inatla pas vermekten kaçınması ve salonda topu eline her aldığında yuhalanması. []
  4. Romanov’un bankası Ukio Bankas bir ay içinde değerinin dörtte birini kaybederken, sahip olduğu Sport1 TV kanalı da iflasın eşiğinde. Yine de kendisi siyasetçileri suçlayarak ve oyuncular için hazır yemek paketleri planladığını söyleyerek gündeme girmeyi başardı. []
  5. Sonny Weems’i unutun, Ty Lawson o iki ayın her günü yeni bir malzeme veriyordu medyaya. []
  6. http://www.yazihaneden.com/2012/03/sampiyonluk-yarinlara-kaldi/ []
[fbcomments]