Skip to content

Yarım İş Yapmayın Abicim

2015 NBA Playoffları'nda perde temelde ciddi yapısal sorunları olan, oyunun iki tarafında dengesiz, form grafiği düşüşte iki takımla açılıyor.

Yeni yıla girmeden hemen önceye dönelim. Tarihler 29 Aralık. Toronto 24-7, Washington ise 22-8’lik dereceleri ile Doğu’da ilk iki sırada yer alıyorlardı. Takip eden üç buçuk ayda 103 maçın 54’ünü kaybettiler. Hayır, Aralık sonunda takımı derinden etkileyen bir sakatlık, saha dışı faktör vs olmadı.

İki takımın da güçlü yanları var elbette, o ilk iki aydaki toplam 46-15’lik bir dereceyi tesadüfen yapamazsınız. Ancak ciddi yapısal sorunları da var. Onu da 49-54’te gördük bol bol. Toronto sezonu hücum verimliliğinde 3., savunmada ise 23. sırada tamamladı. Washington ise savunmada 30 takım arasında 5. sırayı aldı. Hücumda ise 19. sırada kaldı. Böyle dev bir makas nadir görülür. Sonuçta oyunun iki tarafı birbirini destekleyen dinamiklere de sahipler. İyi hücum, savunmayı kolaylaştırır. Tersi de geçerli.

Daha şaşırtıcı olan; eldeki malzemeye bakınca Toronto’nun Lowry, DeRozan, Ross, Johnson gibi atletler ve Valanciunas gibi bir çember koruyucuyla kağıt üzerinde iyi bir savunma malzemesi var. İşin ilginci temelde aynı kadro geçen sene bu istatistikte ilk 10 arasındaydı. Keza Washington NBA’in belki de topla en hızlı oyuncusu Wall önderliğinde Pierce, Nene, Beal gibi silahlarla daha hücum takımı gibi duruyor. Ama parke üstünde olmuyor işte.

Başarısızlık ve hayalkırıklıkları ile yoğrulmuş yılların ardından geçen sene belli birer çekirdek kuran bu takımların sezona çok iştahlı ve yüksek çaba ile girmeleri şaşırtıcı değil aslında. Ama motivasyon 2 ay sonunda itici güç olmaktan çıkıp hayat rutinine dönünce, ufak tefek sakatlıklar gidişata sekte vurunca, yapısal eksiklikler bir tokat gibi çarptı yüzlerine. Bunları makyajlayabilecek koç desteği de gelmeyince iki takım da play-off’a aslında çok da ümitli girmiyor.

Neyse ki birbirleriyle oynuyorlar. Ve performans yelpazesinin bu kadar farklı uçlarında gezinen hücum-savunma performansları ile ne olacağını tahmin etmek güç. Seri bu kadar yakın olunca aslında genelde sahadaki en iyi oyuncu belirleyici olur. O oyuncu da John Wall. Keza artık eski kudretinden çok uzak olsa da yakın giden bir maçta son topu kullanma becerisi sayesinde Paul Pierce en az bir maçın kaderini değiştirebilecek kudrete sahip.

Avantaj bu durumda Washington’da olmalı ama sorun şu ki işler aslında göründüğü kadar yakın değil. Yani takımlar yakın da, maç değil seri oynanıyor. Fark asıl orada. Seri oynadığınız zaman taktik hazırlıkların, maçtan maça stratejik değişikliklerin önemi büyük. Orada da koç faktörü devreye giriyor. Dwane Casey belki şapkadan tavşan çıkartmıyor ama en azından Randy Wittman gibi ligin zayıf, üstelik son dönemde takımla olan ilişkileri de iyice bozulmuş koçlarından biri değil. Ayrıca üst üste oynanan maçlarda daha geniş kadroya sahip Toronto’nun fark yaratacak yeni bir isim çıkartma, ek katkı alma avantajı üstüne üstlük faul problemi/yorgunluk/sakatlık gibi faktörlere karşı sigortası var.

Baştan aşağı ilginç eşleşmeler var sahada. Pota altında atletizm+tank denklemi ile gidiyor ikisi de. Ve dış atış konusunda biraz sorunlular. Washington’da Nene+Gortat, Toronto’da Johnson+Valanciunas. Fakat Wizards tanklığı 4 numaradan, atletizmi 5 numaradan bulduğu, Raptors’da ise tersi olduğu için bol bol ters eşleşme görebiliriz. Valanciunas bu sezon sırtı dönük oyununu çok geliştirdi. Nene’yi itemez belki ama çok uzun kalır bu eşleşme değişimi olursa. Ters eşleşme, onu en iyi kullanana avantaj verir. Hücumu sıkıntılı Washington’a yarar eşleşme değişimi. Dış oyuncularda ise DeRozan ve Ross’un atletizmine yanıt vermesi çok zor Beal ve Pierce’ın. Çok daha gömülü, şutu riske eden bir oyun oynayacaklardır. Ross o alanda önemli aşama katetti. DeRozan maalesef. Ama Ross’un istikrarlı şut tehdidi olmasını beklemek biraz iyimserlik olur. Lou Williams’ın daha fazla kullanılması ihtimal ama o Jamal Crawford “Siz 9 Kişi Takılın Bana Karışmayın” Okulu’ndan birincilikle mezun olduğu için rolü ayrı. Belki Greivis Vasquez’i daha sık görebiliriz. Ne olursa olsun, kadro derinliği belli oranda bir esneklik veriyor Raptors’a. Washington’da ise kimden hangi gün tam olarak ne alacağını bilememek en büyük sorun. Buna en tecrübeli ve buraları en fazla oynamış, normal şartlarda en güveneceğiniz isim olan Pierce ve süperyıldız sınıfına çeyrek adımı kalan Wall da dahil. Bu yüzden hücum verimliliği yerlerde sürünüyor ya zaten. Wizards’ın tek alternatif dış opsiyonu Rasual Butler gibi.

Bütün rakamlar, bireysel performanslar aynı tabloyu veriyor sonuçta. Temelde ciddi yapısal sorunları olan, oyunun iki tarafında dengesiz, form grafiği düşüşte iki takım. Aradaki farkı evsahibi avantajı1, koç, kadro derinliği belirleyecek. Daha çok yama yapabilecek, tutunacak dal bulabilecek Toronto avantajlı. Burun farkıyla. Ama aslında hem seride hem de aslında her maçta, uygulama sonucu belirleyecek. Kötü haberse; iki takımın da mevcut yapılarla geleceği pek parlak değil ne yazık ki.

Tahmin: 4-3


  1. Toronto’nun Game of Thrones’un popülaritesini de arkasına alarak yarattığı “We the North” sloganı nefis. Zaten seyircisi de çok tutkulu.