Skip to content

NBA Finalleri: Her Şey Aydınlandı mı?

NBA Finalleri için yuvarlak masanın etrafındayız ve kafamız bu kez gerçekten çok karışık.

I imagine a line, a white line, painted on the sand and on the ocean, from me to you.

Bizim hayallerimizdeki beyaz çizgiler kumsalın ve okyanusun üzerine değil, muhtemelen akçaağaçtan bir parkenin üzerine çiziliyor. Çıktığı yerin hemen gerisine kendimizi değil Ray Allen’ın ayaklarını yerleştiriyoruz çizginin üzerine basmadığından emin olarak. Diğer ucunun ne tarafa doğru gittiği çok da ilgimizi çekmiyor. O sırada görkemli bir heykel gibi yükselmeye başlayan adamın parmaklarının ucundaki toptan ve bir saniyeden bile fazla sürmeyecek yolculuğundan önemlisi yok. Fileden gelen ses, kafa patlatıp yazdığımız onca cümleyi alt üst ediyor.

Vazgeçmedik, yine — aslında hiç olmayan — yuvarlak  masamızın etrafında toplandık. Elimizde geçen seneki finalden, normal sezondaki kapışmalardan ve yeni tamamlanmış playoff serilerinden tonla veri vardı. Her şeyi aydınlatabileceğimizi düşündük. Düşündükçe kafamız daha çok karıştı. Işık tutabildiğimiz yerler aşağıda, Ray Allen ya da bir başkasının birkaç saniye içinde darmadağın etmesini bekliyor.


1) Geçen yıla göre serideki en büyük farklılık ne olacak?

Orkun: Takım kadrolarına bakıldığında büyük bir farklılık yok. Miami Heat’in geçen yıldan tek eksiği Mike Miller ve onu da vazgeçilmez olmadığını düşündükleri için bırakmışlardı. “Ya tutarsa” imzaları Greg Oden ve Michael Beasley bir ara girdikleri rotasyonun epey dışındalar. San Antonio’nun ise geçen yaz bazı oyuncularla kontrat yenilemeyip transfer piyasasında aktif olması ya da sezon ortasında mühim bir takas yapmaları akla gelen senaryolardı ama ana rotasyona dışarıdan yalnızca Gary Neal’ın yerine Marco Belinelli’yi eklemiş olarak önümüzde duruyorlar.

Fakat iki takımda da her oyuncu geçen yıl finalde bıraktığımız noktada değil. Miami’de son iki yılın final serilerinin kahramanlarından Shane Battier kariyerinin finişine doğru zorlukla ilerliyor, Dwyane Wade geçen yıla göre ilk üç turda daha iyiydi, 2013 play-off’larında havlu sallayan Patty Mills artık değerli bir yedek, Boris Diaw hücumda çok daha tehlikeli… Ama en önemli fark, Spurs’ün Tony Parker’ın durdurulduğu ya da kenarda olduğu bölümler için artık alternatif, hatta zaman zaman ondan daha etkili bir silaha sahip olması. İsmi tanıdık gelecektir: Manu Ginobili. Geçen yıl hırpalanmış vücuduyla basketbolu bırakma vakti gelmiş gibi gözüken ve mucizevi beşinci maç dışında hiçbir şey yapamayan, 20 numaralı oyuncu.

Atlas: Playoff’larda ev sahibi olmak gerçek bir avantaj; yalnızca bir hurafe değil. Özellikle rol oyuncularının performansı yükseliyor; tanıdık salon ve şehir, her isabetli şutla beraber zafer naraları atan ve rakibin hatalarıyla dalga geçen taraftarlar, tezahürat ve sloganlarla fokurdayıp fışkıran hormonlar… Hele ki formatın tekrar 2-2-1-1-1’e dönmesi 2013’e kıyasla büyük fark.

Kubilay: Geçen sene bu zamanlar parkede olan adamlarla bu sene sahaya çıkacaklar arasında büyük farklar olmayacak. Oyunda değişen şeyler — özellikle Spurs cephesinde — az değil. Ya da artık saçları ritimle dans eden bir Mike Miller yerine onun maskesini giymeye aday oyuncular türemiş olabilir. Fakat hiçbiri bu kadar yukarılara çıkmış iki takımın birkaç ince ayarla karşılık veremeyeceği problemler olmayacak. Tıpkı geçen sene olduğu gibi koçların kafalarında dönen tilkilerin, parmaklardan seken topların, çizgiye basan ayak uçlarının ve muhtemelen Ray Allen’ın belirleyici olduğu bir seri olacak. Ve yine muhtemelen, San Antonio Spurs’ün 2013’te ellerinden kayıp giden şampiyonluktan sonraki adanmışlığı en büyük farkı yaratacak. Duncan kariyer planını 2014 Haziranı’nda bitecek şekilde yaptıysa, son maç soyunma odasına önce giden taraf olmayı hayal etmiyordur. Yoksa sesini bile anımsayamadığımız bir adam trash talk yapmaya neden başladı?

Sedat: geçen yıl ile aradaki en büyük fark, ev sahibi avantajının miami’den san antonio’ya geçmiş olması. 90’ların sonundaki chicago – utah finallerinden bu yana ligde ilk defa iki sezon üst üste finalde aynı takımlar karşılaşacak. birbirlerini iyi tanıyorlar ve büyük değişiklikler de geçirmediler.

2) İki takımın birbirlerine karşı en önemli artısı ne?

Orkun: Miami’nin, dünyanın en iyi basketbolcusuna sahip olmalarını bir kenara bırakırsak, birçok takıma karşı olduğu gibi San Antonio’ya karşı da en büyük avantajı savunmada boğucu, hücumda yıkıcı olabilen atletizmleri. Hatta Spurs’ün en çok tadını kaçıran rakip tipi, pas trafiklerini tehdit eden ve onları çift pivot oynamaktan alıkoyan bu tip atletler.

San Antonio’nun artısı ise finale çok daha zor testlerden geçerek ve daha fazla sayıda hazır oyuncuyla gelmiş olmaları. Miami benzeri bir takımı daha yeni elediler. Savunmada her şekle girip her rakiple eşleşebiliyorlar ve bunu yaparken istedikleri gibi hücum etmeyi de sürdürebiliyorlar.

Atlas: Miami Heat, Chris Bosh’un 5 numara oynadığı line-up’larda LeBron’u post’a gönderince durdurulamaz bir hücum takımına dönüşüyor. 2013 Finalleri’nin neredeyse %80’inde LeBron sahadaki iki uzundan biri olarak oynadı ve Spurs kısalmak zorunda kaldı (kısa ve atletik 5’lerin Splitter&Duncan’a karşı neler yapabildiğini OKC serisinde de gördük). İki ortodoks uzunla zirve yapan Spurs savunması, Splitter’ın yerine giren oyuncularla aynı seviyeyi muhafaza edemiyor. Popoviç sezon boyunca pek çok farklı line-up deneyerek Heat’e karşı hazırlandı; Diaw’un post numaraları, çift oyun kuruculu kombinasyonlar, Belinelli ve Mills’in performansları… Fakat kısa 5’ler Spurs için değil, Heat için ideal senaryo. Battier formsuz olmasına rağmen Rashard Lewis, tamamen kısalmaksızın şutörlerle oynama imkanı verecek Miami’ye. Peki Popoviç, Lewis’i Splitter ile savunabilir mi? Lewis yerine Allen girince Diaw kimi savunacak? Leonard kaç dakika 4 numara oynayacak? Serinin en karışık düğümlerinden biri kısa 5’ler.

Serinin Gordion düğümü ise Parker’ın sağlık durumu. Heat’in ikili oyun savunmasını (blitzing) yıkabilmek için savunmacılara rağmen pas verebilen, üst üste perdeler kullanıp rakip rotasyonu girdaba sürükleyen veya perdeleri kullanmaksızın potaya yönelebilip rakibi tersyüz edebilen bir oyun kurucu lazım. Tony Parker belki de tüm ligde en etkili pick and roll oynayan guard.

Kubilay: Spoelstra’nın süregelen pozisyon tanımlarını dağıtan sistemi ve kısa beşlerinin playoff tarihinde eşsiz bir başarısı var. Big Three döneminde sadece bir playoff serisi kaybetti Heat ve kaybedilen o seride Spoelstra — belki de kucağına bırakılan yıldızlarla yeni şeyler denemeye çekindiğinden — Bosh’un yanına Joel Anthony ya da Haslem’i koyarak iki uzunla oynamaya uğraşıyordu. Nowitzki, Kidd ve ekibine güzel bir yüzük armağan edildi ve ardından sahadaki beşli kısalmaya başladı. Bir sonraki sezon finalinde, Oklahoma City karşısında Battier ikinci uzun olarak sahaya çıkıyordu. Henüz yenilmediler.

San Antonio o düzeni yıkmaya en çok yaklaşan takım oldu. Pozisyonların sözlük tanımına uyan iki uzundan vazgeçerek cevap verdiler. Birinin yerine sahaya giren Diaw, Heat’in sahte dört numaralarını savunmakta sıkıntı çekmediği gibi sırtına aldığını rahatça ezmeye başladı. Heat çözümü biraz daha kısalmakta buldu. Ray Allen içeri girince LeBron, Bosh’un yanına ikinci uzunluğa itildi. LeBron’u savunmak, yayın gerisinde durağan oynayan dört numaraları savunmaya hiç benzemediğinden Diaw’ın gücü ancak bir noktaya kadar yetmişti. Fakat bu kez o kadar etkileyici ve farklı bir ahenkle hücum ediyorlar ki ayak uydurmaya çalışan taraf onlar olmayabilir.

Sedat: san antonio hücumları, rakip savunmalar için adeta bir doktor kontrolü gibi geçiyor. “bastırınca acıyor mu, peki ya burası?” diyen bir fizik tedavi uzmanı veya soymaya girdiği evde duvarları tıklatarak kasanın yerini arayan bir hırsız gibi, rakip savunmanın zayıf noktalarını tespit ve teşhir edebiliyorlar.

miami’ye karşı başarılı olabilmek için öncelikle hücumda ne yapmanız gerektiğinin farkında olmanız gerekiyor. miami’nin, hücum eden takımların pas kanallarını mayın tarlasına çevirebilen, sürekli ve agresif bir yardım savunması var. top yeterince hızlı dolaşmazsa, gelen ikili sıkıştırmanın izin verdiği tek pas kanalına çaresizce atılan topları çalarak, diğer potada hızlı hücumlara dönüştüren tuzaklar hazırlayabiliyorlar.

iki takım da playoff boyunca farklı düzenlerde, kısa – uzun beşlerle oynayarak çeşitlilik yaratabilme kapasitelerini gösterdiler.  bu, ne koçlar ne de bizler için sürpriz olmayacak zaten serinin güzel tarafı da iki takımın kuvvetli yönlerinin birbirine meydan okuyor olması.

nekoyduray

3) Miami Heat için kilit oyuncu kim?

Orkun: 2010’dan beri belki her ciddi seride ya da maçta olduğu gibi yine Dwyane Wade. Wade bu sezon üçlük denemelerini iyice sınırlayıp, sürekli dinlendirilmesinin de desteğiyle pota civarında daha iyi bitirerek kariyerinin en iyi isabet oranı olan %55’i gördü. Ancak Spurs geçen yılki final serisinde de gördüğümüz gibi, potaya giden yolları kapayıp, özellikle Wade gibi tereddütte kalan oyuncuları şuta zorlama konusunda akıllı bir takım. Geçen yıl dizinin yarattığı sıkıntılar nedeniyle Chicago ve Indiana serilerini epey kötü geçiren Wade bu defa çok daha sağlıklı gözüküyor ama orta mesafeden iyi atmayıp, hatta yanına seri boyunca 4-5 üçlük sıkıştırmayıp sadece potaya giderek ihtiyaç ölçüsünde sayı bulması bu seride çok zor.

Atlas: Dwyane Wade fiziken ve aklen hazır olmadığında Miami Heat hücumu su kaynatmaya başlıyor. Eğer sürekli agresif oynamaz (cut’lar) ve hücum  akışının bir parçası olmazsa (paslar) alan paylaşımı çökebiliyor. Spurs geçen sene Wade’in her şutunu riske etmiş, boyalı alan haricinde hemen hiç ciddiye almamıştı.1 Strateji değişmeyecek. Fakat Wade bu defa daha sağlıklı görünüyor. Hem hücumda, hem savunmada azamî seviyede agresif olması şart.

Kubilay: Seri başlarken x-faktör olmasını beklediğiniz adam, serinin sonundakiyle aynı kişi olmaz genelde. Lewis’e biçilen bu kaftan o yüzden biraz eğreti duruyor. Onun yapacağı katkının önceki senelerle bağdaştırılarak ne kadar önemli olacağı söyleniyor. Fakat bu durum artık beklenmeyen olmaktan çıkıyor. Lewis üçüncü maçı 7 üçlükle tamamladığında, yazarlar seri öncesi tahminlerinde o cümleleri arıyor olacak, “ben demiştim” diyebilmek için. Tarih bize ihtişamlı yıldızlarından başka birilerinin daha kahramanlıklarına ihtiyaç duyacaklarını söylüyor. Gözden kaçırdığımız birileri olabilir mi? James Jones? Ya da Battier geri döner mi?

Sedat: iki takım da doğal olarak rakiplerinin ağır silahlarını ritme sokmamak adına, daha az tehlikeli buldukları bazı oyuncuların savunmasını aksatmak zorunda kalacak ve iki takımın da yapıları gereği farklı oyuncuları ön plana çıkarabilme potansiyelleri var. Sahaya iyi yayılıp, topu hızlı çeviren iki takım izleyeceğiz ve bu şartlarda kimi rol oyuncularından seri boyunca sürpriz katkılar gelebilir. lebron’a gelen yardımlar ray allen, shane battier veya rashard lewis gibi yayın dışında bekleyen veteran şutörlerin iştahını açabilir.

dwyane wade artık eski “flash” wade olmasa da, geçen sezon finallerde hala vitesi arttırabildiğini göstermişti. şu ana kadar 2013 playofflarının üzerinde rakamlarla oynuyor, daha fazla serbest atış çizgisine gidiyor. san antonio onun potaya yaklaşmasını zaman zaman iyi engelliyor ama wade’in orta mesafe oyunu da hala yeterince tehlikeli.

4) San Antonio Spurs için kilit oyuncu kim?

Orkun: Geçen yıl efsanevi altıncı maçın gürültüsü ve yedinci maçın atmosferinde kaynayıp giden bir şey, Tony Parker’ın son iki maçta hareketliliğini epey sınırlayan sakatlığıydı. Parker OKC serisinin son maçının ikinci yarısında da ayak bileğindeki sorun nedeniyle oynayamadı. Cumartesiden beri daha iyiye gittiği söyleniyor ve ilk maçtan itibaren oynayacak ama eğer yine penetre edemez halde olursa Spurs hücumunun bir anda sıradanlaştığını görürüz. Ginobili’nin çıkışı büyük bir artı ama bu takımın en büyük silahı Parker.

Atlas: Spurs’un yedekleri normal sezonda maç başına en fazla sayı atan, asist yapan, savunma ribaundu alan takım oldu.2 Maç başına açık ara en fazla süre alan yedek grubu olamaları, verdiğim istatistiklerin yegane sebebi değil. 100 pozisyon başına en verimli oynayan (+9,1), en fazla asist yapan ve en yüksek yüzdeyle sayı atan bench’e sahipler. Popoviç belki de lig tarihinde dakika dağıtımını en iyi yapan koç. 2013/14 sezonunda her oyuncuyu sistem içinde hazır tutarak kendi kariyerinin opus magnum’una imza attı. Heat’in yedekleriyse Spurs’un aksine düşüşte.

Kubilay: Diaw. Spurs’ün farklı tipte rakiplere kusursuz uyumunu sağlayan en kritik parçalardan biri. 2013’te savunma eşleşmelerinde çok yönlülüğünü gösterip LeBron’un karşısına bile dikilmişti ve LeBron’un onu çözebilmesi epey zaman aldı. Bu kez savunma görevlerinin yanında, hücumun da ayrılmaz dişlilerinden. Hem LeBron’un karşısında kaldığı süreleri kotarmak zorunda hem de yıllardır imrendiren hünerli ellerini hücumun üzerinde tutmak zorunda.

Sedat: miami için benzer bir durum aslında san antonio için de geçerli. danny green, boris diaw gibi gözardı edilmesi sakıncalı olabilecek çok yönlü rol oyuncuları var. yine de ortada tony parker’ın sakatlığının ne durumda olduğu, hızından veya sürekliliğinden bir şey kaybetmesine neden olup olmadığı gibi büyük bir soru işareti var. ginobili ile yedek guardlar joseph ve mills’in, işlerin korkulduğu gibi gitmesi durumunda parker’ın yükünü biraz hafifletmeleri gerekiyor.

kişisel olarak en merak ettiğim oyuncu ise geçen sene lebron’un karşısında iyi bir seri geçiren ve herkese “bu çocuk gerçekten de iyi” dedirten kawhi leonard’ın oyunun her iki tarafında da seriye ne kadar ağırlığını koyabileceği.

5) Seri tahmininiz?

Orkun: Miami adına bir yıl öncesine göre fazla gelişme yok. Evet, Wade bu noktaya daha sağlıklı gelmiş gibi ama 2013 finallerinde de önceki turlara göre daha iyiydi ve şahsen artık Wade’in bu seviyede bir seri boyunca istikrarını koruyabileceğini sanmıyorum. Şutör forvet olarak ilk beşe yerleşen Rashard Lewis’in savunma zaafları Spurs tarafından fazla değerlendirilemese bile Battier’ye göre ciddi bir artı getirmeyeceği ortada. İki yıldır şampiyon olan bir takımın seviyesini hemen hemen koruyor olması çoğunlukla yeterlidir ve bu yıl üçüncüyü de kazanabilirler elbette. Ama geçen yıl şampiyonun ne kadar ufak farklarla belirlendiği, altıncı maçın nereden döndüğü ortada ve Spurs o takımdaki Cory Joseph’ın yerine Patty Mills’i, Ginobili, Diaw ve Splitter’ın yerine de daha iyi birer Ginobili, Diaw ve Splitter koydu. Ve bu yüzden az farkla geriden gelip bence az farkla öne geçtiler. Bu kez 4-2 Spurs diyorum.

Atlas: Doğu Konferansı ne kadar kötü olursa olsun Miami Heat çok güçlü bir takım. Son iki sezonda şampiyon oldular ve three-peat’e ulaşmaları mümkün. Fakat karşılarında basketbol tarihinde eşine pek rastlayamayacağımız kadar iyi hücum eden bir takım var. Spurs’un altı maç sonra şampiyonluğa ulaşması muhtemel.

Kubilay: Spurs, Batı Konferası’nı dağıtabilmek adına ceplerindeki tüm numaraları sergileyerek gelirken Miami yine bildiklerimizden farklı şeyler yapmadan burada. Biz de aslında sahip oldukları şeylerin bildiklerimizden fazlası olmadığı kaygısına kapılıyoruz. Doğu’da aşina olduğumuz yolun karşısında Spurs’ün ve Popovich’in yarattığı harikaları gördükçe tahminlerin ayarı da o yönde şaşmaya başlıyor. Fakat ben hala Miami’nin — üçüncü şampiyonluklarında bile — şapkadan çıkarabileceği yeni tavşanlar olduğuna inanıyorum.

2 – 3 – 2 düzeninden 2 – 2 – 1 – 1 – 1 formatına geçişin de genel kanının aksine saha avantajı olmayan tarafın işine yarayacağını düşünüyorum. NBA tarihinde, 2 – 3 – 2 formatında oynanan finallerde, evinde oynadığı üç maçı da peşpeşe kazanabilen üç takım var: 2004 Pistons ve 2006, 2012 Heat. Üç maç seyahat etmeden, kendi seyircinin önünde oynamak müthiş bir avantaj gibi görünse de NBA Finalleri’nde üç maçlık bir süreci fire vermeden atlamak hiç kolay bir iş değil. LeBron’u karşıma alıp tekrar muhattap olmak zorunda kalmamak için 4 – 2 Miami diyorum. Hayır aslında, hala kazansın istiyorum.

Sedat: bana göre playoffların en iyi basketbolunu oynadılar. kibirli değiller, tonla tecrübeleri var, ev sahibi avantajına sahipler ve geçen seneden kapanmamış bir hesapları var.  serinin mümkün olduğunca uzaması temennisi ile, 4-3 san antonio.


  1. 2013 Finalleri’nde Wade sahadayken Spurs 100 pozisyon başına +7,8 sayı attı.
  2. San Antonio geleneksel olarak hücum ribauntlarına pek önem vermez. Duncan lige girdiğinden beri takım halinde bu departmanda asla ilk 10’a girmediler.