Skip to content

Kimsenin Tanımadığı Rekortmen

Draft döneminde adı fazla duyulmayan Virtus Roma'nın yeni transferi Somalili Faisal Aden'in kısa hikayesi.

Son zamanlarda basketbolda ses getirmek isteyen Afrika ülkelerinin ABD’de doğmuş veya yetişmiş “öz evlatlarını” ulusal takımlarına çağırmaya başladıklarına şahit oluyoruz. Bu formülü başarıyla uygulayan son ülke, Londra Olimpiyatları’na sürpriz bir şekilde elemeleri geçip katılan Nijerya oldu ki 12 kişilik kadronun sadece 2 kişisi basketbol altyapısını Nijerya’da almıştı. Kalan oyuncuların neredeyse tamamı Amerika’da doğup büyümüş, orada lise ve üniversiteye gitmiş oyunculardı.

NBA oyuncularının büyük bir kısmı Afrika kökenli Amerikalılardan oluşsa da bu oyuncuların büyük çoğunluğunun kara kıtayla bağları genetik olmaktan öteye gitmiyor. Afrika ülkelerinden sadece 4 tanesi (Senegal, Nijerya, Kamerun, Demokratik Kongo) NBA’e 2’den fazla oyuncu yetiştirebildi, onları da ne kadar kendi imkanlarıyla çıkartıp parlattıkları şüpheli. Şüphesiz ki Somali o ülkelerden biri değil. Hatta 1983’ten beri Afrika Şampiyonası’na bile katılamayan, basketbolla ilgili dünyaya hiçbir değer kazandıramamış bir ülke. Elbette 90’lardan günümüze dek süren iç savaşı ve halkın yaşadığı sıkıntıları düşünürsek bu son derece önemsiz bir ayrıntı olarak kalıyor. Ancak geçtiğimiz haftalarda benim başta hiç önemsemediğim, Türk basınının da çok fazla üzerinde durmadığı bir olay sonucunda Somali ve basketbol kelimeleri, ilk kez tüm dünyanın duyduğu bir cümle içinde bir araya geldi. Ruanda ile Somali arasında oynanan önemsiz bir Afrika Şampiyonası elemesi maçında Somali adına tam 59 sayı üreterek bu alandaki FIBA rekorunu efsanevi Brezilyalı Oscar Schmidt’ten alan Faisal Aden (ayrıca 10 ribaunt, 3 asist ve 7 top çalma1), takımının yenilgisini önleyemese de kendi adını Amerikan kolejlerini yakından takip etmeyenlere duyuruyordu.

Ama Aden’in hikayesi, sadece tüm ipleri elinde tuttuğu bir takımda meydanı boş bularak attığı 59 sayıdan fazlasını içeriyor. Hayatı Luol Deng’inkine çok benziyor aslında. Tüm yaşıtı Somalililer gibi o da savaşın gölgesinde dünyaya geldi. Ülkedeki iç savaş, durmaksızın akan kan, açlık ve kaos ortamı Aden’in çocukluğuna ve doğal olarak tüm hayatına damgasını vuracaktı. Merkezi hükumetin yıkılmasıyla ülkede savaş baş göstermiş, BM’nin de müdahalesiyle Somali halkı tam bir kaosun içine düşmüştü. Aden ailesinin hayatı güvende değildi, diğer milyonlarca Somalili gibi. Bu şartlarda daha fazla kalamadılar ülkede, Faisal 7 yaşındayken ABD’ye, San Diego’ya göç ettiler. Faisal’ın kendi ifadesiyle ayrıldıkları sırada durum çok daha kötüye gidiyordu, 1 hafta daha Somali’de kalsalar, ölmüş olabilirlerdi. Ama yeni dünyada da işleri kolay değildi. Ailede İngilizce bilen hiç kimse yoktu, yepyeni bir kültürün, bambaşka bir dünyanın ortasına düşmüşlerdi. Bu zor şartlarda, anne-babası ve 8 kardeşiyle birlikte hayata tutundu Faisal. Kuşkusuz bunda basketbolun büyük katkısı vardı. Lise yıllarında basketbol yeteneği, özellikle skorer kimliği dikkati çekti. New Mexico State Üniversitesi’nden kabul aldı, ancak Texas’ta son okuduğu lisenin akademik standartlarındaki yetersizlik nedeniyle NCAA tarafından burs kabul edilmedi. Bu nedenle Florida’daki Hillsborough Community College’a gitti. Orada önemli başarılara imza attı ve daha büyük çapta dikkatleri üzerine çekti. 2 yıl sonunda NCAA’e girebilirdi artık, Oklahoma State, Fresno State gibi okulların da tekliflerine rağmen Washington State’i tercih etti. Klay Thompson’ın yıldızı olduğu takımda kenardan gelerek takımın en skorer ikinci oyuncusu oldu. Son sezonundaysa Thompson’ın gidişine rağmen rolü fazla değişmedi, yine çoğunlukla kenardan geliyordu, ancak şut seçimleri ve oyun tarzı gözle görülür şekilde değişmiş, sabit bir şutör yerine takımın önde gelen bir oyuncusu gibi oynamaya başlamıştı, tüm şut yüzdeleri kayda değer bir biçimde yükselmişti. Hatta sakatlanmadan önceki hafta, Pac-12 konferansında haftanın oyuncusu seçilmiş, üst seviyelerde kenardan gelip anında skor yapacak şuursuz bir şutörden fazlası olabileceğinin sinyallerini vermişti (O hafta 3 maçta sırasıyla 18, 33 ve 24 sayı attı). Ama daha önce de sakatlık uyarısı vermekte olan, ağrı nedeniyle maç kaçırmasına neden olan sol dizi, onu yarı yolda bıraktı.

2012 Ocak’ında Arizona Üniversitesi’yle oynanan maçın ilk yarısında sol dizindeki ön çapraz bağları kopan Aden, hem sezonu ve kolej kariyerini erken bitirdi, hem de draft öncesi antrenmanlarına katılma şansını kaçırarak en azından 2. turun sonlarında bir NBA takımı tarafından seçilme şansından mahrum kaldı. Zaten 40 dakikaya vurulan istatistiklerde sezonu konferansın en skoreri olarak bitirmişti, ancak daha önemlisi eskiden üçlük çizgisinden içeri pek girmeyen bir oyuncuyken (%89’luk serbest atış yüzdesine rağmen) bu son maçlarda içeri drive etmeye başlamış, serbest atış çizgisinde bol bol görünmüştü. Bu açıdan da bakıldığında sakatlık daha kötü bir zamanda gelemezdi.2

Tüm bahar ve yazı ameliyat sonrası rehabilitasyonuyla geçiren Aden, Ağustos ayında Belçika ligi takımlarından Leuven Bears ile anlaştı, ancak sağlık kontrollerini geçemediği için anlaşma resmiyet kazanamadı. Sonra NBA geliştirme ligi takımlarından Texas Legends ile antrenmanlara çıktı, ne var ki sezon başlamadan takımdan kesildi. Bu yılın Ocak ayını Somali ulusal takımında 2013 Afrika Şampiyonası elemelerinde geçirdi, ancak 7 takımlı grupta 4. sırayı alan takımını şampiyonaya götüremedi. Ve sonunda profesyonel kariyerine başlamak üzere İtalya’ya, ACEA Virtus Roma’ya geldi. Genç yaşına rağmen uzun hayat yolculuğunun Mogadişu, California, Texas, Florida ve Washington’dan sonraki durağı Roma oldu. Bu fırsatı değerlendirmesi, sakatlıktan uzak kalması ve oyununu olgunlaştırması halinde -bence Gary Neal örnek alması gereken isim- önümüzdeki yaz NBA’de bir takımda tutunma ihtimali var. İtalya Ligi’nde 5. sırada olan ve eski başarılı günlerini -diğer tüm İtalyan takımları gibi- mumla arayan Roma’da Aden’in neler yapacağını, özellikle mental olgunluk seviyesini merakla takip edeceğim. Hedef olarak potansiyelini %100 olarak gerçekleştirme, olabileceği en iyi oyuncu olmaya çalışmayı belirlemiş bir oyuncu için mental gelişimin en az fiziksel çalışma kadar değerli olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

  1. http://www.fiba.com/pages/eng/fc/news/colu/p/newsid/54791/arti.html []
  2. Sakatlanmadan önceki son maçlarıyla daha önceki maçların bir karşılaştırması: http://www.cougcenter.com/2012/1/24/2728675/wsu-cougars-basketball-faisal-aden-ken-bone []
[fbcomments]