Skip to content

Twentieth Century Boy

Connecticut, Fr.
7-0 (2.13), C
Middletown, Connecticut (1993)

Henüz Michael Olowokandi ya da Kwame Brown esprilerinin yerini alacak kadar değil; ama kolejde biraz esip gürlemiş uzunların yarattığı aldatmacaya çabuk kanan takımların sonları iç karartıcı olmaya başladı. Hasheem Thabeet ve Greg Oden’ın arkasından giden ikili bugün NBA Finalleri’nde. Bucks yedi sene sonra Bogut’tan vazgeçmişken Deron ve Paul piyasanın en gözde oyuncuları. Bazıları sakatlıkların çizdiği senaryolar olsa da draft gecesi seçim yapacakların kafasını epeyce karıştıracak bir sahne var ortada. Bu konuda tereddütleri olanlar 28 Haziran akşamı kravatlarını daha erken saatlerde gevşetecek, üst düğmeler herkesten önce açılacak. “Franchise Big Man” miti Atlantik’in ötesinde hala tutuluyor olacak1 ve yöneticilerin yüksek rakımlı hayallerini süsleyen birçok oyuncu tabloda yazacak o gece.

Drummond o isimler arasında en kafa karıştırıcısı belki de. Lisede ülkenin en iyileri arasında gösterilirken Connecticut peşinden koşmaya başladı. Mezuniyetin ardından Wilbraham & Monson Academy’de hazırlık öğrencisi olarak takılıp kolej tercihini bir yıl ertelemeye karar verdi önce. Son şampiyon UConn sezon öncesi listelerde UNC, Kentucky ve Ohio State’in arkasına yazılmaya başladı haliyle. Fakat güz döneminin başlamasına bir hafta kala bir sabah Huskies kadrosuna, okula birkaç ay önce şampiyonlukla veda eden efsanenin forma numarasıyla Andre Drummond eklendi.

Connecticut, NCAA’in hoşuna gitmeyen birkaç olay ve düşük APR2 yüzünden üç burs hakkını kaybetmiş durumdaydı ve kalan 10 burs da okulun diğer sporcularıyla doldurulmuştu. NCAA gibi, çalınan her minarenin kılıfının hazır olduğu bir ortamda, sınıfının en gözde oyuncusunu ikna edip ona burs veremeyecek bir üniversite yok tabii ki. UConn da işleri kuralına uydurdu ve Michael Bradley’nin bursundan kendi isteğiyle feragat ettiği açıklandı. Kimsesizler yurdunda büyümüş bir çocuk, bursundan kendi isteğiyle neden vazgeçer? Gelen oyuncunun ‘season changer’ olması yaşananları daha masum gösterir mi? Liseyi henüz bitirmiş çocukların kazanmaktan önce kaybetmeyi öğrenmesi gerekirken başarısızlık neden ve kimler yüzünden bu kadar ayıp oldu? Tüm bunlar ve NCAA’in çirkinleşen diğer taraflarının bahsi apayrı bir yazının konusudur3 ama UConn bu işlere bulaşan ilk üniversite değil ve maalesef ki sonuncu da olmayacak.

Drummond kampüse kestirme olmayan yollardan geldi4 ama gelişiyle birlikte son şampiyon tekrar tepedeki dörtlünün yanına yazıldı.

Huskies’in sezon içi hikayesine girmeden önce ufak bir flashback:

Tar Heels, 2009’da Psycho T, Wayne Ellington, Ty Lawson ve takımın savunma bakanı Danny Green’in sırtında şampiyonluğa yürüdükten sonra bu dörtlü profesyonel olma kararı alınca, bir sonraki sezon NCAA Turnuvası’na katılma hakkı bile elde edememişti. O gün tarihe, “son şampiyon” apoletiyle çıkılan bir sezonda Mart’ı göremeyen dördüncü takım olarak geçmişlerdi.5 Hemen birkaç sezon önce tarihinin en parlak dönemini kazandığı back-to-back şampiyonluklarla yaşayan Gators, bir sonraki sezon efsane dörtlünün6 yerlerini Calathes, Speights gibilere bırakmasıyla aynı duruma düşmüştü.

Back-to-back şampiyonluk hedefiyle başlanan normal sezonun bitmesine günler kala UConn o takımların beşincisi olmamak için uğraşır durumdaydı. 2011’deki Şanlı Kemba Paşa Destanı olarak geçen efsane şampiyonluğun ardından komitenin insafıyla bir turnuva bileti geldi. Ama Huskies bilete dahil olan ilk yerli içkisini alıp erkenden ayrıldı davetten…

Baştan sona hayal kırıklığı olan bu sezona dönüp baktığınızda, UConn’a dair hatrınızda kalan birkaç şey olabilir. Jeremy Lamb’in açılış gecesindeki performansı ve onur kırıcı smacı mesela. Ya da yeni yılın ilk maçında Seton Hall’un alan savunması karşısında havlu atan takım ve Peter Dill’in eşsiz figürlerini7 unutmamış olabilirsiniz. Belki Jim Calhoun’un olmadığı dönemde dibe vuran oyuncuların Louisville karşısındaki içler acısı hali veya Big East turnuvasını tek başına almaya niyetli Shabazz Napier hafızanıza kazınmıştır. Evet, kafanızda tekrar canlanan sahnelerin hepsinde figüranları oynayan adam Drummond.

Sezon başında, onu koleje gitme kararına son anda iten şey neydi bilmiyorum. Ama NCAA Turnuvası’na kalan son birkaç bilet için çabalayacak bir takım hayaliyle seçim yapmadığı kesin. UConn kampüsünde bir yılda yaşananların herhangi bir oyuncunun gelişimi için gereken ideal ortama katkı sağlamadığı da… Bir yılını hedeflerinden çok uzakta bir takımda, öngöremediği bir ortamda geçiren ergenlik sivilcelerinden yeni kurtulmuş sıradan bir çocuğun beklenen davranışlarıyla örtüşüyordu Drummond’ın portresi. Problem şu ki ondan beklenenler sıradan bir sporcudan beklenenlerden çok daha ötesi. Bu yüzden bir yıllık muntazaman silik profilin sonucu, hakkında yazılan her yazıya iş ahlakı ve basketbol sevgisinin sorgulanmasıyla başlanması oldu. Kafalardaki soru işaretlerini silecek ufak bir kıvılcım bile gösterememiş olduğu doğru. Fakat bu hususta acımasızlaşmadan önce, mevzubahis adamın Damon Albarn’ın For Tomorrow’u söylemeye başladığı yılda doğduğunu unutmamak gerek.

Kolejdeki çaylak sezonunda enkazı sırtlayacak karakteri gösterebilse ismi Tekkaş’ın yanına yazılacaktı muhtemelen. Ancak bence vaziyet istisnai, bu konuda kesin yargılara varabilmek için daha uygun ortamlarda izlemekte yarar var. E zaten UConn’u şampiyon yapsa Real Madrid’de…

Kendisi de eleştirilere kulak asıyor ki erken biten sezondan hemen sonra Idan “The Hoops Whisperer” Ravin ile çalışmaya başladı.8 Idan özel antrenmanlarda işi biraz sıkı tutuyor, 10 kilo vermiş Drummond. Ayakları üzerinde diğer uzunlara göre daha hızlı hareket edebiliyordu zaten ama kaybettiği kilolarla törpülenmemiş hücum repertuarında ana silahı yüzü dönük oyunu olabilir.

Idan’dan parke dışı konular hakkında da epey tüyo almış gibi görünüyor.9 Draft Combine röportajları için ‘poker face’ cevabı çalışılmış ama %29’luk serbest atış yüzdesi sorusu sınava dahil olmayan konulardan galiba.10

“Some people may see me and think, ‘He’s too happy all the time. He’s not really serious.’ That’s just the person I am. I play serious all the time, but I always have a smile on my face. I’m not one to show my feelings. Basketball is like poker. You don’t show on your face how you feel at a certain time. I always smile and you never know how I feel. Some people don’t see that.”

Seçimi riskli kılan asıl mesele Drummond’ın sahada çok iyi yaptığı hiçbir iş olmaması. İlk farkedeceğiniz özelliği pozisyon bilgisi, ayak oyunları, ribaund sezgisi ya da savunma becerileri değil; kendisine bahşedilen fiziği ve atletizmi. 2.12 boyuna rağmen acayip atletizmiyle kariyerleri pek parlak ilerlemeyen kanatlı zamane uzunlarına epey benziyor. 2.29’luk kanat genişliğine ise Amerikanlar ‘freakish’ diyor, biz ‘ebeynamı’.

Hücumu da savunması da şekillenmemiş ham bir potansiyel var ortada. Hücum tarafında, fazla dış şutu olmayan bir Amar’e Stoudemire; savunma tarafında biraz daha akıllı ve daha iyi ribaundcu bir DeAndre Jordan tavan olarak duruyor. Kötü senaryoları düşündükçe aklıma Saer Sene’ler, Ike Diogu’lar geliyor; içim sıkılıyor.

College Basketball Stats

One-and-done uzunlar için hiç iyi bir fikir değil esasında. Drummond da en azından oyununa biraz daha karakter katabilmek için kolejde birkaç sene daha kalmalıydı. Fakat UConn gelecek sezon da cezalar yüzünden sıkıntıda olacak. Karşılaştığı rahatsız ortamdan sonra bir yılını boşa harcamamak için üniversite değiştirmek ya da drafte girmek arasında yaptığı seçim çok da sorgulanamaz.

Adettendir kristal küreye bakmak: 5. sıradan Sacto pas geçmez gibi geliyor. Portland’a kalırsa koşarak kaçsınlar; hem çocuğa, hem ülkemizde Konya bölgesine yerleşmiş milyonlarca Portland taraftarına yazık.


  1. Öyle ki – isim vererek rencide etmek istemiyorum ama – Marcin Gortat ile buna heves edenler var.
  2. Academic Performance Rate. “O ne lan?” diyenler için: http://www.cbssports.com/general/story/8239321
  3. Ya da bu konu hakkında Can Birand, Cem Pekdoğru ve Rasim Ozan Kütahyalı ile gündem yaratacak bir program yapılabilir.
  4. Bu arada yine kendi isteğiyle 15 numarayı bırakıp 12 numaralı formayı giyeceği açıklandı. “Alo ‘Dre, Kemba ben, 118’den aldım numaranı.”
  5. Bu istatistik turnuvanın 64 takıma çıkarıldığı ’85 yılı ve sonrası için geçerli.
  6. Joakim Noah, Taurean Green, Corey Brewer ve Al Horford.
  7. I want the moves like Peter.
  8. Melo, Arenas, Amare, J-Rich ve nicelerinin kafadaki sorunları çözmek için başvurduğu adres Idan Ravin. Kartviziti elden ele dolaşıyormuş ama Arenas’ı kurtarmaya o da yetmemiş herhalde…
  9. Manhattan’da antrenmandan sonra yapılacaklar konusunda yardımcı olmuş mudur, sanmıyorum…
  10. http://www.youtube.com/watch?v=aeSByhECZWw