Skip to content

“Em-Vi-Pi… Em-Vi-Pi…”

Yazıhane ekibi şimdi de 66 maçlık normal sezonun ödüllerini vermek üzere masa başında...

Yaz günlerinin sıcak sıkıcılığının üzerine gelen, işin devamlı yokuşa sürüldüğü lokavt görüşmeleri canımızı fazlasıyla sıkmıştı. Hatta artık Kasım’ın sonlarına geldiğimizde bu sezondan ümidini kesenlerin sayısı da epey fazlaydı. Fakat 26 Kasım’da gelen ve sabahın köründe mezdekeler eşliğinde kutlanan ilk anlaşma haberiyle 66 maçlık yeni bir sezon takvimi sürüldü ortaya. Ve bu hafta o takvimin son maçları oynanıyor. Sıkışık takvim çenemizi iyice düşürmüş olabilir, Yazıhane ekibi şimdi de 66 maçlık normal sezonun ödüllerini vermek üzere masa başında…

MVP

Kaan Kural: LeBron James (Miami Heat)
Kevin Durant dışında kimse bu sezon LeBron’a yaklaşamadı bile. Ancak istatistik olarak herkesten daha üstün olan LeBron’la aradaki farkı kapatıp öne geçmesi için bir diğer faktöre daha ihtiyacı vardı. Ligin sayı kralı olsa veya Oklahoma City’yi lig birinciliğine taşısa daha gerçekçi bir denge unsuru olabilirdi. Ancak LeBron hücum katkısı yanısıra bu sezon savunmada da gösterdiği performansla çok ayrı duruyor.

Alp Akbulut: Kevin Durant (Oklahoma City Thunder)
Buraya Lebron James yazarsam Kevin Durant’in epik bir play-off çıkararak finalde Miami’yi gömdüğü ve sonra bana dönüp kapak işareti yaptığı kabuslar geceler boyu peşimi bırakmayacak. Hangisi daha iyi bir sezon geçirdi, bilemiyorum. Lebron’un sonlara doğru biraz salması, KD’nin sayı krallığına iyice yaklaşması ve iki oyuncuya olan hislerimi teraziye koyunca Durant’e yürüyorum.

Cem Ünalan: LeBron James (Miami Heat)
Erik Spoelstra’nın cebinden, biraz da kadim dostu Chip Kelly’den çıkardığı yeni “pace and space” numarasıyla şahlanan James, All-Star arasından sonraki düşüşe rağmen sezon boyunca dünya dışı bir basketbol oynadı. Sene başında Wade’in yokluğunda verdiği mesajla zaten ödül için adını en başa yazdırmıştı. Yarışta rakip gösterebileceğimiz yegane isim olan Durant, kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor olmasına rağmen LeBron savunma farkıyla önde. Antipati farkı bile onu tam olarak geriye düşürmüyor.

Sedat Koç: Kevin Durant (Oklahoma City Thunder) & LeBron James (Miami Heat)
anlaşıldığı üzere, mango’da beklediğiniz kız arkadaşınız gibi, ben de karar veremedim. ikisi de harika geçirdi sezonu, ikisi de birbirlerine karşı oynadığı maçlarda da sahalarındaki maçları kazandılar. clutch anlarda durant’i bu sezon daha öne koyabiliriz belki ama son anlarda ısrarla top kullanmayı zorlamayıp, takım arkadaşlarına güvendiği için lebron’a birşey denmemeli. hatta o kadar eleştiriye rağmen kendi bildiğini oynamaya devam ettiği için de saygı duyuyorum. tıpkı tam tersi bir örnek olan kobe’ye duyduğum gibi.

İsmail Şenol: Kevin Durant (Oklahoma City Thunder)
1961-62 sezonunda Oscar Robertson 79 maçta 30.8 sayı, 12.5 ribaund ve 11.4 asist ortalamaları tutturdu ve bir sezonda triple-double yapan tek isim oldu. Aynı sezonu Wilt Chamberlain 50.4 sayı ve 25.7 ribaund ortalamalarıyla tamamladı. Peki en değerli oyuncusu kim seçildi dersiniz? Bill Russell. Bu yüzden LeBron James’in göz kamaştırıcı istatistikleri MVP ödülü için yeterli değil. Derrick Rose’un 26 maç oynamadığı Chicago Bulls Doğu Konferansı’nı lider bitiriyor. Üstelik LeBron dördüncü çeyreklerde sessiz kalırken, Kevin Durant1 geçtiğimiz haftaki Minnesota maçında olduğu gibi patlamalar yaşayabiliyor. Durant yedi dakikada 16 sayı atıp maçı kazanmıştı.

DPOY

Kaan Kural: Tyson Chandler (New York Knicks)
New York geçen sezon savunma verimliliğinde lig 21.’siydi. Bu sezon 5. sıradalar. Tyson Chandler’ın bireysel savunma katkısı bir yana bu takımdaki savunma kültürünü değilştirmesi çok değerli. Kevin Garnett de hücumda oyun kurucu ne ise savunmada aynı işi savunma kurucu olarak yapıyor. Pivot pozisyonuna geçtikten sonra katkısı daha da arttı ama burun farkıyla, bir kültürü değiştirdiği için Chandler.

Alp Akbulut: Luol Deng (Chicago Bulls)
Nasıl en değerli oyuncu seçerken istatistiklere yansımayan, bireysel performansın üzerinde bazı güçleri kriter olarak alıyorsak, savunmada da aynı durum geçerli olmalı. Kötü takımda iyi oynamanın çok bir değeri yok ise, iyi savunma yapmanın değeri de görece düşük olmalı. Chandler, Howard, üzgünüm hacılar. Deng, savunmayı maç içerisinde belli dönemlerde maç kazandıracak bir silah olarak kullanabilen yegane takımın en iyi savunmacısı. Marc Gasol az bir farkla ikinci gelirken Lebron James’i de ayıp olmasın diye üçüncü yapıyorum.

Cem Ünalan: Tyson Chandler (New York Knicks)
New York Knicks bu sene iki sezonluk dizi çıkaracak dramaya ve hikayeye sahne olsa da her zaman aynı seviyede performans gösteren bir oyuncu vardı: Tyson Chandler. Sadece istikrarı değil, rakamları da yanında getirdi Chandler. New York savunma verimliliğinde 12. likten 5. liğe kadar yükseldi. Aynı şekilde maç başına verilen sayı da 105.7’den 94.6’ya kadar geriledi. Bu sene hiç “Tyson Chandler ve konrat sonrası performans” muhabbeti duymadığımızı da hatırlatalım.

Sedat Koç: Serge Ibaka (Oklahoma City Thunder)
bu sene ligtv’nin sponsorluğunda en sağlam defans oyuncusu adı altında verilecek bu ödül. ibaka ‘nın 3.6’lık blok ortalaması hiç gözardı edilmeyecek bir rakam. yardım savunmasında da kendini çok geliştirdi. her önemli şampiyonluk adayının pis işleri iyi yapan önemli bir parçası olmuştur. demokratik kongo’lu bir dpoy’ı vardı ligin, artık kongo cumhuriyeti’nden de bir tane neden olmasın?

bu departmanda, andre iguodala, tyson chandler ve luol deng’in de adlarının anılmasını hakeden birer sezon geçirdiğini söyleyelim.

İsmail Şenol: Tyson Chandler (New York Knicks)
New York Knicks geçtiğimiz sezon NBA’in en verimli savunma yapan takımları sıralamasında 21. sıradaydı. Bu sezonun istatistik tablosunda beşinci sıraya yükseldiler. Bu sadece Mike D’Antoni’nin takımdan ayrılıp Mike Woodson’ın göreve gelmesiyle açıklanabilecek bir durum değil. Tyson Chandler faktörünü de unutmamak lazım. Blok tehdidi, ribaundlardaki katkısı ve ikili oyun savunmasındaki desteğiyle New York’un sarkık liberosu oldu Chandler. Sırf bu değişim bile onun En İyi Savunmacı seçilmesi için yeterli.

COY

Kaan Kural: Tom Thibodeau (Chicago Bulls)
Derrick Rose’u neredeyse sezonun 3’te 2’sinde kullanamamasına, Luol Deng’in, Richard Hamilton’ın CJ Watson’ın uzun dönemli sakatlıklarına rağmen böylesine sıkıştırılmış bir sezonda takımından aynı konsantrasyon, aynı isteği alması ve lig birinciliğinde tutması çok büyük başarı. Bulls’un savunma verimliliğinde NBA birincisi olması da onun bu alandaki dehasını tekrar hatırlattı. Gregg Popovich’in bir kez daha yoktan oyuncu var etmesi, tüm yıldızlarını 30 dakikanın altında oynatıp, zaman zaman dinlendirip zirvede kalması takdiri hak ediyor. Üstelik Spurs’ü son iki senede savunma odaklı bir takım olmaktan çıkarıp hücum temelli bir takıma dönüştürmesi tek kelimeyle olağanüstü. Ligin hücum verimliliğinde ilk sırada Spurs. Ama yaşadığı kadro sıkıntıları nedeniyle burun farkıyla Thibodeau.

Alp Akbulut: Gregg Popovich (San Antonio Spurs)
Popovich’i değerlendirirken yalnızca bu seneye bakmak tam olarak yaptıklarını açıklamıyor aslında. Hem NBA’in değişen yapısına, hem kadrodaki yaşı ilerleyen yıldızların değişen fiziksel kapasitelerine yıllardır istikrarlı olarak uyum sağlamayı başaran bu dinamik San Antonio sisteminin mimarı olarak her sene bu ödülün adayıdır Pop. Ama bu sene biraz daha öne çıktı, keza kısa sezona çok uygun bir kadro yapısı olduğunu düşünmemiştik sezon başında ki, Popovich başka takımların yüzüne bakmayacağı adamlardan acayip acayip katkılar alarak Batı birinciliğine gidiyor.

Cem Ünalan: Gregg Popovich (San Antonio Spurs)
Yanılıyorsunuz, NBA’de ihtiyarlara yer var. Yine Spurs’ün sona erdiğini düşündüğümüz bir seneye girmiştik ancak onlar yarım maç farkla da olsa Batının tepesindeler. Pops, elindeki veteranların dakikalarını sezon boyunca dengeli tuttu, Ginobili’nin sakatlığının veya Duncan’ın yaşlılığının(?) elini bozmasına izin vermedi. Bu sürede Danny Green gibi bir oyuncuyu hayata döndürdü ama ondan daha önemlisi bu takım, parçalarından biri değişse bile halen yola tam gaz devam edecek gibi gözüküyor. Kesinlikle kariyerinin en yetkin sezonlarından biri.

Sedat Koç: Gregg Popovich (San Antonio Spurs)
popovich yine önemli parçalarını 5. vitese almadan harika götürdü sezonu ve play-off’a diri girmek bir kenara, batıyı lider bitirmek üzereler. geniş rotasyonla dakikaları öyle yaydı ki, en iyi üç oyuncusunun aldığı ortalama süre 28 dakika civarı. jefferson, leonard, green ve neal gibi yan parçalardan maksimum verim aldı. tom thibodeau’nun da rose ve hamilton’ın bu kadar maç kaçırdığı bir sezonu, miami’nin önünde götürmesinin oldukça sağlam bir argüman olduğuna katılıyorum ama daha geçen sene aldı o da zaten.

İsmail Şenol: Gregg Popovich (San Antonio Spurs)
NBA tarihinin gelmiş geçmiş en iyi dört numarası Tim Duncan artık 36 yaşında ve istatistiki olarak kariyerinin en iyi sezonlarından birini geçirmiyor. Takımda maç başına 32 dakika oynayan Tony Parker haricinde 30 dakika barajını aşan kimse yok. Buna rağmen Spurs her sene daha hızlı ve keyifli bir basketbol oynuyor. Temelleri sağlam ve her gün ileri gidiyorlar. Kawhi Leonard, Danny Green, Matt Bonner, Gary Neal ve hatta Patty Mills gibi oyunculardan kim bu kadar verim alabilir, bilmiyorum. Tek kelimeyle: Kusursuz.

6TH MAN

Kaan Kural: James Harden (Oklahoma City Thunder)
Fazla söze gerek var mı? Belki tek söylenmesi gereken Harden’ın kenardan geldiği halde ilk beş süresi alması olabilir. Maç başına 32 dakika oynuyor Harden. Ama bu ödülü almasına engel değil elbette.

Alp Akbulut: James Harden (Oklahoma City Thunder)
Tüm zamanların en bariz altıncı adam seçimlerinden biri. Ligin en iyi takımlarından birinin en iyi üç oyuncusundan biri maça yedek başlıyorsa, bu ödülü alması işin normalidir zaten.

Cem Ünalan: James Harden (Oklahoma City Thunder)
Kariyerinin en önemli ikinci ödülüne doğru gidiyor. İlki, TBJ’nin ona verdiği “NBA’in En İyi Hipsterı” ünvanıydı. Açık ara en önemli ve neredeyse tek aday. Sezon öncesi üzerinde çok konuşulan beklentileri doldurmayı başardı ve en verimli dış oyunculardan biri haline geldi: Saha içinden %49, üçlük çizgisinin gerisinden ise %39. Bunlar güzel rakamlar sevgili Ercan.

Sedat Koç: James Harden (Oklahoma City Thunder)
herkesin hemfikir olduğuna eminim. en iyi altıncı adam ödülü bir kenara, harden heralde ligdeki her takımda rahatlıkla beş çıkabilir. ligdeki favori oyuncularımdan biri, fundamental olarak zaten ligin çok büyük kısmından daha iyi ve son zamanlarda topla bu kadar rahat şekilde, sahada sürekli doğru kararlar veren çok oyuncu yok. ha tam bunu yazarken fena nazar (ya da artest’in dirseği) değdi adamımıza, umarım birşeyi yoktur.

İsmail Şenol: James Harden (Oklahoma City Thunder)
Sam Presti şampiyonluk formülünü hayata geçirirken, James Harden için biçtiği rol belliydi: Kenardan gelip takımın oyun zekâsını artıracak, gerektiği zaman oyunu kuracak, tempoyu düzenleyecek, skor üretecek birisi. Harden bunların hepsini vermenin yanı sıra bir de pazarlanabilir sakallarıyla takıma ekstra bir katkı daha yaptı. Yılın Çaylağı ödülüyle birlikte tartışılmayacak bir ödül bu.

MIP

Kaan Kural: Ryan Anderson (Orlando Magic)
Yıldızlıktan süper yıldızlığa geçiş her zaman daha zorlu bir süreçtir. Bu açıdan Andrew Bynum’un gelişimi çok etkileyici. Ancak Anderson sadece “Howard var diye boş kalıyor orada da şutları sokuyor” denecek bir oyuncudan çıktı artık tamamen. Howard’ın yanında olmasına rağmen 7.6 ribaund ortalaması bunu anlatıyor yeterince. Sadece şutör olmakla yetinmeyerek oyununun diğer yönlerinde sergilediği gelişim çok büyük.

Alp Akbulut: Jeremy Lin (New York Knicks)
Geçen sezondan adını hatırlamamın tek sebebi adının güzelliği olan bu kardeşimizin bu sezon dünya çapında bir fenomene dönüşmesi “improve” tanımına uyuyor şüphesiz. Tüm olan biten çok kısa bir süreye sığdı diye başkasına oy vermek Lin’e haksızlık olacaktır, çünkü oynadığı kısa dönem New York’un tüm sezonuna etki etti ve şu an Carmelo toparladıysa, şehirde yoğun bir play-off heyecanı varsa, Miami’yi gözlerine kestirebiliyorlarsa, her şeyin tepetaklak gittiği ve lotaryaya doğru yuvarlandıkları o dönemde zembille inen Lin’e çok şey borçlular.

Cem Ünalan: Jeremy Lin (New York Knicks)
Warriors ve Rockets tarafından bütçede yer açmak için serbest bırakılmaktan, Madison Square Garden’da Lakers’a karşı verilen bir resitale. Kimsenin tanımadığı bir oyuncudan, 2012 sezonunun en önemli olayına. Bütün bu heyecan dalgasıyla ve Knicks’teki sürekli değişim rüzgarlarıyla Lin’in takıma ne kadar iyi geldiğini unuttuk. Nitekim, şu anda Steve Novak Wisconsin’da oturup peynir yemiyorsa bu biraz da Lin’in getirdiği “Kenarı yeniden keşfedelim” anlayışı yüzünden. Evet, Ryan Anderson, Greg Monroe veya Nikola Pekovic daha akılcı seçimler olarak gözüküyorlar, ancak Lin büyük bir hikaye yazdı ve bunun için ona bir şeyler vermemiz gerekli.

Sedat Koç: Jeremy Lin (New York Knicks)
hikayeyi tekrar anlatmaya gerek yok. geç girdiği sezonu, sakatlık nedeniyle erken bitirdiği için diğer adaylar kadar sahada kalamadı belki ama sezonun en büyük sürpriziydi. jeremy şans bulmaya başladığı sırada knicks son 13 maçının 11’ini kaybetmişti ve birkaç gün sonra melo ve amare’den sakatlık haberleri alacaktı. knicks’in bu dönemde melo’suz derecesinin 7-1, amare’siz ise 4-0. bu dönemde gelen seri, play-off bileti aranırken iksv kartı rolü oynadı.

jeremy’nin aleyhine elbette argümanlar üretilebilir ama bir hafta önce kardeşinin koltuğunda uyuyan bir adamken, bir hafta sonra game-winner atan bir ilk beş oyuncusuna ve son şampiyonun son çeyrekte en iyi savunmacısına devamlı yardım getirerek savunduğu bir adam haline geldi. gelişme kaydetmek budur bana göre.

İsmail Şenol: Ryan Anderson (Orlando Magic)
Jeremy Lin ve Nikola Pekoviç isimleri üzerinde çok durdum. Ancak gelinen noktada bu iki ismin “kendilerini geliştirdiklerini” söylemenin onlara haksızlık olacağını düşünüyorum. Lin ve Pekoviç sonunda hak ettikleri fırsatı buldular ve kendilerini gösterebildiler. Gelişmeden bahsedersek, Andrew Bynum ve Ryan Anderson ikilisi çok ön plana çıkıyor. Her ne kadar Orlando Magic beklentilerin çok altında kalsa da, Anderson özel bir sezon geçiriyor. Daha önce New Jersey’de yapabileceklerini göstermişti ancak bunları istikrarlı bir ilk beş oyuncusu olarak başka bir seviyeye taşıdı. Anderson sayesinde, Stan Van Gundy’nin sisteminde kimse Rashard Lewis’in iyi dönemlerini aramıyor.2

ROY

Kaan Kural: Kyrie Irving (Cleveland Cavaliers)
Eğer Rubio aynı çizgiyle devam etse ve Minnesota’nın saha içi komutanı olarak play-off’a gitse bu daha anlamlı bir yarış olabilirdi ama Irving gösterdiği süper yıldız potansiyeli ile Rubio’nun sakatlığı sonrası bu yarışta yalnız kaldı.

Alp Akbulut: Kyrie Irving (Cleveland Cavaliers)
Birinci sıradan seçilen adamın ilk senesinde beklentileri karşılaması alt sıralardan seçilenlere oranla daha önemlidir. Birkaç seneye iyi bir oyuncu olacağının ışığını vermesi yeterli değildir, hemen insanları etkilemeye başlaması gerekir. Hem istatistikleri, hem oynadığı oyun sezon boyu belli bir seviyenin altına düşmemelidir. Irving bu şartların hepsini yerine getirdi ve Rubio’nun yarıştan çekilmesiyle de gayet kolay bir seçim haline geldi benim için.

Cem Ünalan: Kyrie Irving (Cleveland Cavaliers)
2012 ödüllerinde Harden ile beraber görüş birliğine varılan tek isim. Ancak Rubio sakatlanmayıp Minnesota’sını Play-Off yarışında tutabilseydi en çok tartışılan ödül de bu olacaktı. İkisi o derece de yakın ve diğerlerinden o kadar öndeler. Bu draft sınıfın iki yıldız adayından biriydi ve öyle de oynuyor. Cavaliers artık onun alanı. Bu ödülün başka bir yere gitmesi beklenemez.

Sedat Koç: Kyrie Irving (Cleveland Cavaliers)
sınıfının lige en -ya da tek- hazır adamıydı sezon boyunca, gözüken istatistikler dışında clutch rakamları inanılmaz. son çeyreklerin ve uzatmaların son 5 dakikalarında, 5 sayı ve altı farkla giden maçlarda atılan sayıları 48 dakikaya yaydığımızda ligin en skorer oyuncusu irving. yine bu dakikalarda %67 ile üçlük, %54 ile de şut atıyor. bu sayıların çok önemli bir miktarı da asistsiz. linkteki tabloya bakarsanız, ligin elit skorerleriyle karşılaştırma yapıp rakamların ne kadar etkileyici olduğunu görebilirsiniz.

ricky rubio sezonu kapatmasa muhtemelen irving’in tek rakibi olabilirdi. ricky’nin dizini sakatladığı lakers maçına kadar minnesota .500 civarında dolaşan, playoff kovalayan bir takımdı. onsuz minnesota’nın derecesi sadece 5-18’te kaldı. pekovic ve love’ın bu kadar iyi birer sezon geçirmesinde chico’nun payı hayli fazla.

İsmail Şenol: Kyrie Irving (Cleveland Cavaliers)
Bu yıl öyle önemli bir çaylak sınıfı yoktu. Hatta süper yıldız seviyesinde bir oyuncu çıkabilecek mi, bilmiyorum. Ancak all-star potansiyeli olan birisini gördük, o kesin. Top hakimiyeti, bire birdeki yeteneği, skorer içgüdüsüyle Kyrie Irving, diğerlerinin birkaç adım önüne geçti. Henüz doğru kararlar verdiği söylenemez, ancak 20 yaşında ve kariyerinin ilk profesyonel yılını geçiren bir oyun kurucudan bunu yapmasını beklemek haksızlık olur.


  1. Durant, clutch istatistiklerinde Kyrie Irving ile birlikte ligin zirvesinde yer alıyor. http://www.82games.com/1112/CSORT11.HTM
  2. Senin iyi dönemlerini arıyorlar, Dwight!