Skip to content

2010-11 Sezonu Şampiyonu Mekikspor’dur

Mekikspor olarak biz bunları da açıklamasını iyi biliriz yani, bizim sabrımızı taşırmasınlar.

Ağustos ayından beri eliniz alışmış, değil mi? Cumartesi sabahı uyandınız ve çayınızı kahvenizi içtikten sonra #FPL takımınızı kurmak üzere bilgisayar başına geçtiniz. Sonra,,, sonrası karanlık. Ve adı konmaz bir hüzün.

Bu akşamki Arsenal-Aston Villa FA Cup finali halen açık olan yaralarımıza bir tatlı pansuman yapacak evet, ama bu, el emeği göz nuru çok iyi yerlere getirmeye çalıştığımız #Fantasy takımlarımız çok iyi yerlere filan gelemeden bir Premier League sezonunun daha sona erdiği gerçeğini değiştirmiyor. Lafı dolandırmadan benim için sezonun kısa muhasebesi şöyle: Koca sezon boyunca oynadığı tüm resmi maçlarda sadece dört mağlubiyet alan Chelsea’nin menajeri Jose Mourinho, Aralık ayında Newcastle United’a karşı sezonun ilk mağlubiyetini aldıktan sonra gelen “bugün bir hata yaptınız mı” sorusuna, “ben bugün 11 hata yaptım” diye cevap vermişti ya; Mekikspor menajeri olarak geride bıraktığım 38 haftalık #FantasyPL performansımı “bu yıl 38×11 hata yaptım” diyerek özetleyebilirim.

Peki, sezona büyük umutlarla giren Mekikspor’un başarısızlığındaki tek sorumlu olarak beni ilan etmek ne derece doğrudur? Mekikspor üzerine sezon boyunca oynanan oyunları görmezden mi geleceğiz? Maçlarının yarısını Amerika’da yarısını Türkiye’de oynamak durumunda kalan, sezonun yarısında saat farklarıyla boğuşan, uzun uçak yolculuklarıyla yorulan bir menajer idaresindeki takımın bu hale gelmesinde sadece menajerin mi sorumluluğu vardır? Bugüne kadar sustuk ve bir şeylerin düzelmesini bekledik. Sabırla bekledik. Ama artık susmayacağız ve sorumlularla kamuoyu önünde hesaplaşacağız. Yani, biz bunları da açıklamasını iyi biliriz yani, bizim sabrımızı taşırmasınlar.

Ağustos: Normal Emre, Antrenmanı Sık Sık Durdurarak İstediklerini Yapamayan Oyuncuları Uyardı

2013-14 #FPL sezonunda lige renk katan ve zaman zaman göze hoş gelen bir futbol sergileyen Mekikspor, yeni sezona da umutlu girdi. Andre Schürrle’nin 25 pasın ardından gelen golüne ve elbette Manchester United’ın 1973’ten sonra ilk kez kendi sahasındaki bir açılış maçını kaybedişine sahne olan Ağustos ayındaki üç oyun haftasında sırasıyla 69-57-58 puan alan takım, ayı da globalde 23 bininci sırada kapatacaktı. Antrenmanda yüzler gülüyordu, oyuncular foto-muhabirlerine mekik pozları veriyordu. Kaptan seçimlerinde başarılı, Dier ile ikinci haftada 14 puan almış Mekikspor, Diego Costa ile uçuyordu. Nihayet geçtiğimiz sezonun meyveleri toplanmaya başlamıştı. Medya tabii ki rahat durmadı, bizim ağzımızdan çıkmayan sözlerle hedefleri de hemen revize etti! Sözüm ona yeni hedefimiz globalde sezon sonu ilk 50 bin, kupada da,,, eh işte gidebildiğimiz yere kadar olacaktı!

Eylül: Mekikspor’da Kolej Takımı Havası

Yeni gelen oyuncular takımla kaynaşmış, Rooney ve Fabregas gibi takımın tecrübelileri genç oyunculara ağabeylik yapıyor. Takım, Leicester’ın Manchester United’ı 5-3 yendiği, Aston Villa’nın Anfield’da kazandığı, Costa’nın yazmaya devam ettiği bu ay içinde yaptığı üç maçta inişli-çıkışlı bir grafik gösterse de (aslında sadece inişli: 75-57-32) ayı yine globalde 27 bin içinde bitiriyor, bu olumlu tabloya rağmen, kimlerden direktif aldığını bizim çok iyi bildiğimiz bazı medya mensupları, menajer Normal Emre’yi manidar bir öfkeyle topa tutuyordu. Neymiş efendim, Normal Emre 19 puan aldığı haftaya girerken Diego Costa’yı satıp Mario Balotelli’yi takıma dâhil etmiş! Neymiş efendim, yedek kulübesinde Lee Cattermole’a fazla tahammül etmiş! Neymiş efendim, Mekikspor’un yükselişi sahte bir yükselişmiş, kimseyi aldatmasınmış! Herkes hata yapar.

Soccer - UEFA Europa League - Round of 32 - First Leg - Liverpool v Besiktas - Anfield

Ekim: Mekikspor Taraftarları Oyunculara Baklava İkram Etti

Henüz Eylül ayında bir kısım medyada çıkan haberlerin kolej havası yakalamış Mekikspor’u etkilememesi düşünülemezdi. Genç bir takım olarak, her ne kadar bu tip haberlere aldırmamalarını telkin etsem de, oyuncularım bunlardan etkilendi. Yine de taraftarımızın da desteğiyle karakter koyarak, Southampton’ın Sunderland’e 8 gol birden attığı ve #FPL oyuncularını ihya ettiği, Chelsea’nin 2-0’lık Arsenal galibiyetinde Fabregas’ın eski takımına karşı bir de asist yaptığı, Agüero’nun Tottenham karşısında ikisi isabetli üç penaltı kullanıp dört gol attığı bu ay içindeki üç maçın ardından aldıkları 51-61-52 puanlarla globalde ilk 79 bin içinde kalmayı başaran oyuncularımı alınlarından öpüyorum. Yeni bir takım olduğumuzu, bize daha zaman tanınması gerektiğini, yüksek hedefler konmasının takımımızı olumsuz etkileyeceğini defalarca belirtmeme rağmen, medya yine birilerinin tetikçiliğini yapmaya devam ediyordu.

Kasım: Ara Transferde 1-2 Takviyeyle Bu Takım Güle Oynaya Global Şampiyonu Olur

QPR-Leicester City maçının devasa 52 rakamıyla bir maçta atılmış toplam şut alanında Premier League rekorunu kırdığı, sıkıcı Aston Villa’nın 25.311 biletli seyirciyle 1999’dan bu yana sahasındaki en küçük(!) kalabalığa karşı oynadığı, ligin geri kalanında coşacak Harry Kane’in yine Villa karşısında sonradan oyuna girip ilk golünü attığı, Manchester United’ın ilk deplasman galibiyetine -elbette- Arsenal önünde ulaştığı, yine Arsenal’in henüz sezonun başında Chelsea’nin 15 puan birden gerisine düştüğü Kasım ayının ilk oyun haftasında 100 puan alan ve hafta 1636.’sı olan Mekikspor, globalde dev bir sıçrama gerçekleştiriyor ve ilk 10 bin içine giriyordu. Kaptan Sanchez’in 32 puanının yanında, o haftanın nokta transferi Chambers da 18 puanlık dev bir katkı yapıyor, özellikle kaleci ve savunma hattından gelen puanlar Mekikspor’u uçuruyordu. Kasım ayının büyük bölümünde ilk 10 bin içinde yer alan Mekikspor, son hafta ince ince doğranması sonucunda globalde 14 bininci sıraya geriletiliyordu. Bu, Aralık ayında yaşanacakların da bir göstergesi olacaktı.

Aralık: Haakemler Adaletli Maç Yönetsin

Sezona harika bir giriş yapan Mekikspor’un ince ince kıyılmaya başlandığı ay, Manchester United’ın bir maçta atılan en az şut alanındaki takım rekorunu 3 ile kırdığı ama yine de Southamptın deplasmanında 2-1 kazandığı, Liverpool ve Sunderland’in Anfield’da 63 dakika boyunca kaleyi bulan tek bir şut atamadığı, Gareth Barry’nin 100. sarı kartına ulaşarak bir ilki gerçekleştirdiği Aralık ayıdır. 6 maçlık sıkışık takvimde 53-45-57-57-53-38 puanlık bir seriyle globalde 93 binlere geriletilen takımımız üzerinde oynanan oyunlara rağmen sükûnetimizi bozmuyor, hakemlerden sadece adaletli maç yönetmelerini istiyorduk. Bizim lehimize de hata yapmayın, gördüğünüzü çalın, basiretli olun, kimseden de korkmayın! Kupada isimsiz Cheers United’a 71-53 kaybedilen ve henüz ilk turda elenilen haftanın ardından, bu ayın son haftasındaki QPR-Crystal Palace maçında QPR’ın önünün kesilmesi, dolayısıyla kaptan Austin’in de sadece 4 puanda kalması sabrımızı taşıracaktı. Tabii ki medyadan yine çatlak sesler yükselmeye başlamıştı. Neymiş efendim, o hafta yedek kulübesindeki hiçbir oyuncum dakika almamış ve o yüzden de oynamayan Clyne’ın yerine değişiklik yapamamışım! Neymiş efendim, Lee Cattermole başkanın takımdaki adamı mıymış! Neymiş efendim, 15. oyun haftasında kaleci McGregor’dan 15 puan almasam çok daha gerilere düşermişim!

Ela

Yanlışlıkla Arsenalli olan kızım Ela James

Ocak: İyi Futbol Değil, Puanlar Önemli

Tam 33 gol atılan bir yılbaşına, Mourinho’nun kariyerindeki ikinci 5 gollü yenilgiyi getiren efsanevi Tottenham-Chelsea maçına, Gerrard’ın iki penaltı birden atarak Liverpool’u “Premier Lig’de 100 penaltıya ulaşan ilk takım” yaptığı Leicester beraberliğine, daha ay ortasında 15 asiste ulaşan Fabregas’ın dev yükselişine1 sahne olan Ocak ayındaki dört maçın üçünde birden 64 puan alan Mekikspor için artık güzel futboldan ziyade, spor basını ve hakemlere rağmen alınacak puanlar önem taşıyordu. Benteke’ye olan güvenimi alaycı ifadelerle sorgulayan basın, ilerleyen haftalarda “Benteke Real’de” manşetlerini hiç utanmadan atacaktı! Kaptanlardan alınan 4-6-4-20 puanlara rağmen Mekikspor yıkılmamıştı ve hala ayaktaydı. Ocak ayını da ilk 100 bin içinde bitirecektik. Basına, haakemlere, federasyona, her türlü iç ve dış düşmana karşı kenetlendik.

Şubat: 15 Adet Final Maçımız Var

Fazla kenetlenmiş olacağız ki, bu, takım üstünde çok ağır bir baskı oluşturdu. Arsenal’in 10 maçlık dönemde aldığı tek mağlubiyete, Joey Barton’ın tam yedi maç üst üste sarı kart görerek rekoru paramparça edişine, sezonun başından bu yana attığı 47 şutun ardından Mario Balotelli’nin en sonunda attığı bir gole, Louis van Gaal tarafından orta sahaya zincirlenen Wayne Rooney’nin kaleye isabetli şut atamadan 540 dakikayı tamamlayışına sahne olan Şubat ayı içinde oyuncularımı tanıyamaz hale gelmiştim. İdmanları birbirinden şık golleriyle kasıp kavuran Chadli, Defoe, Oscar, Lukaku gibi oyuncular, maçlarda ne yazık ki istediklerimi sahaya yansıtamayacaklardı. Sonra… “Kara 27” geldi. Kamuoyunun yarattığı korkunç baskıyı zaten omuzlayamayan takımım, 27. oyun haftasında kıtır kıtır doğrandı: Üç transfere ve -8 puana rağmen alınan brüt 25, net 17 puan, globalde 150 bininci sıraya düşüş ve soyunma odasında yaşanan matem havası. Oyuncularımı buradan ayağa kaldırmanın çok zor olacağını biliyordum. (Kaldıramadı)

Mart: Hocamıza Güveniyoruz

Bunu duyduğumda, ilk defa olarak “aha, sıçtık” diyecektim. Chelsea’nin Tottenham karşısında Lig Kupası’nı kazanmasıyla başlayan ve Tim Sherwood’un Aston Villa’yı ve Benteke’yi ayağa kaldırdığı, Chelsea’nin sadece bir adet ikinci yarı golü yediği, 12 maçlık süper bir dönemden sonra çöküşün başlangıcı olan maçta Steven Gerrard’ın Manchester United karşısında sadece 38 saniyede kırmızı kart gördüğü Mart ayı, 76-34-85 puanlar aldığımız ve ilk 161 bin içinde tutunduğumuz bir dönem olarak kayıtlara geçerken, benim de ilk ayrılık sinyallerimi yakacaktı. Her ne kadar “görevimin başındayım” diye tekrarlayıp dursam da; başarısızlık halinde Downing, Silva gibi ruhsuz oyuncuların değil, benim biletimin kesileceğini biliyordum. O ay Harry Kane’i kaptan yaptığım iki haftada getirdiği 30 ve 34 puanlarla eleştirilerin sesini az da olsa kısacaktık.

Arsene Wenger

Nisan: İstediklerimizi Sahaya Bir Türlü Yansıtamıyoruz

Bazen ne yapsanız olmaz. Leicester City’nin Nigel Pearson liderliğinde müthiş bir çıkış yaparak ligde kalma tohumlarını ektiği, Charlie Adam’ın Stamford Bridge yarı sahasından fantastik bir gol attığı, Arsenal deplasmanındaki Liverpool’un 1994’ten sonra ilk kez devre arasına üç farklı yenik girdiği Nisan ayındaki dört hafta, Mekikspor için pek karanlık, pek umut kırıcı bir dönemdi… Üst üste yapılan transferlere rağmen takımın düşüşü sürüyor, ilk 100 bin hedefinden bile fersah fersah uzaklaşılıyordu (73-44-42-71). Murray, Vardy gibi Bank Asya oyuncularına saçılan milyonlar, kaptan seçimlerinde yapılan yanlışlar, takımda lider oyuncu bulunmaması gibi etkenler nedeniyle midir bilinmez; bir türlü istediklerimizi sahaya yansıtamıyorduk. Chelsea’nin Double Gameweek’i ile kapanan Nisan ayı sonunda, Mekikspor kendisine ancak 195 bininci sırada yer bulabiliyordu.

Mayıs: Gelecek Sezonun Planlamasını Yapıyoruz

Çılgın Sadio Mane’nin 2 dakika 56 saniye içinde yaptığı çılgın hat-trick’e, İngiltere’de son maçını oynayan Gerrard’a vedada 1960’lardan sonra en ağır yenilgisine Stoke City karşısında 6-1 ile ulaşan Liverpool’un yaşadığı bozguna2 ve elbette ki Chelsea’nin beş yıl aradan sonra dördüncü Premier League şampiyonluğuna ulaşmasına sahne olan Mayıs ayı içinde Mekikspor için formalite icabı oynanan dört maç daha… Her maç daha da artan zulüm… Bir türlü sona ermeyen 90 dakikalar… Genç oyuncu takviyeleriyle gelecek sezona bir projeksiyon sunması hedeflenen bu dört hafta, Mekikspor’u tüm sezonun en kötü sırası olan 270 bininci basamağa kadar savuruyor, sezon da böyle bitiyordu. Sezonun son haftası sonunda sezonun en kötü sırası…

Gerrard

Son Değerlendirme

Sezon boyunca 52 gol atabilen Liverpool oyuncularına fazla tahammül etmiş, hiçbir maçı 0-0 bitmeyen Manchester City oyuncularından yeterince yararlanmamış, haftalarca kadroda tutup 2 puana talim ettiğim Benteke’ye çıkış yaptığı noktaya kadar sabredememiş, sezon içinde birkaç haftalık dönemlerde parlayan oyuncuları hep inişe geçtiklerinde almış ve hatta kaptan yapmış, son 3 haftayı kalecisiz tamamlamış, wildcard’larımı erken kullanmış, sezonun ikinci yarısında en yakın arkadaşımla mikro bir rekabete kapılıp taraftarın gözünü boyamaya çalışmış olabilirim. Bunların hepsi kabulümdür. Peki ya geçen seneyi 700 bininci sırada bitirmiş takımı, TÜM ENGELLEMELERE RAĞMEN 270 bininci sırada tutmam? Peki ya tam da doğum yılım kadar toplam puan almış olmam? Tevez, Depay, İlkay gibi birkaç transferle bu takım çok iyi yerlere gelecektir. Görevimin başındayım! (Tazminat istiyor)

Yazıhane’de Neler Oldu?

Yazıhane Yazarlar Ligi’ni birinci bitiren Kubilay Kahveci’yi en içten duygularımla tebrik mebrik etmiyorum. Zira sezon boyunca auto-substitution’lardan nasıl 7’şer 8’er puanlar götürdüğünü yakından takip ettim. Son hafta Mekikspor’u geçerek ikinci olan Onur Erdem’i de aynı fair-play hisleri çerçevesinde tebrik mebrik etmiyorum, zira kendisi son hücumda 10 sayı öndeyken hala topu çembere gönderen basketçi misali bir tavır sergilemiştir.

Yazıhane Okur-Yazar Ligi’ni birinci bitiren Rejos Bafiers adlı takımın menajeri Gediz Mete’yi de tebrik mebrik etmiyorum. Sezona dört takımla birden girip Yazıhane ikinciliğini de alan arkadaşım Emek Ataman’ı ve takımını da ayrıca tebrik mebrik etmiyorum. Bu ligi 27. sırada bitiren Mekikspor gelecek sezon hepinize istisnasız en az 50 puan fark atacak ve globalde ilk 10 bin içinde yer alacaktır. Gel, 8 Ağustos, gel!


  1. Bu alandaki rekor Thierry Henry’de kaldı, zira Fabregas sezon sonunda 18 asiste ulaşabildi ve Henry’nin 20’sini geçemedi.
  2. Ligin en tuhaf golü. Sadece kaleci değil, herkes elini ayağını çekiyor: http://www.youtube.com/watch?v=R7fwI_1_oSI