Skip to content

Martta Kolej Başkadır

NCAA ekibi için Hoşbeş vakti.

1- NCAA Turnuvası eşleşmeleri belli oldu. Tablo üzerinden değerlendirme yapıldığında, şampiyonluk favoriniz kim?

İsmail Şenol: Şampiyonluk için tecrübe çok önemli. Bu yüzden hiper-yıldız adaylarına sahip Kentucky ya da North Carolina’nın şansı olduğunu düşünmüyorum. Thomas Robinson-Tyshawn Taylor önderliğindeki Kansas sürpriz yapabilir ama Tom Izzo yönetimindeki Michigan State’in bu sene şansı çok büyük. Hücumda sürekli hareket halinde olan MSU’da son sınıf öğrencisi Draymond Green ve iki numaradan devşirme oyun kurucu Keith Appling var. Adam adama savunmadan vazgeçmeyen, herkesin savunma ribaunduna destek verdiği, inatçı ve sert bir takım Michigan State. Hem de geçen yıllara oranla top kayıplarını azalttılar. Bu ayın başında Branden Dawson ön çapraz bağı sakatlığı geçirince şansları biraz daha azalmış gibi görünüyor ama konferans şampiyonluğunu kazanarak ne kadar hazır olduklarını gösterdiler. Çok sert ve pes etmeyen karakterlerden oluşan bir takım ve başlarında Tom Izzo var. Tek maçta herkesi yenebilirler.

Cem Pekdoğru: 1 numaralı seribaşlarına bakalım. Syracuse’u Jim Boeheim’ın imzası olan 2-3 alan savunmasını anlamlı kılan Fab Melo’yu kaybetmeden önce bile güvenilir bir turnuva takımı olarak görmüyordum. Ülkenin en derin kadrolarından biri ama maçlar kafa kafaya giderken kimin eline bakacaklarını bilemiyorlar. Pacers’taki Danny Granger gibi bu anlamda biraz Kris Joseph. Big Ten finaline genelde ancak göz ucuyla bakan komite, Tom Izzo’nun bu takımla yaptıklarını ödüllendirmekte hayli cömert davrandı. #1 payesinden ziyade, bahşettikleri New Orleans yolu tam bir kutsama. Fakat Izzo’nun elindeki oyuncu grubu, geçen sene ilk turda elenen takımı bile aratacak durumda. Yakalanan tüm kimyaya rağmen, arka alanda çok fazla güvenilir ele ve beyne sahip olmamak ve Keith Appling’e bel bağlamak başlarına iş açabilir.

Kentucky ve North Carolina ise beni Final-Four adına ikna eden 1 numaralar. Genelde Büyük Dans’ta tecrübeli takımlar ön plana çıkar, dört yılı devirmiş veteranlar çok kıymetlidir. Ama söz konusu olan bu düzeyde yeteneklerken, tüm bu genellemeleri yok saymak durumundayım. Hayalimdeki Kentucky-Ohio State finalinde ise, o tecrübe kartı yeniden oyuna dahil olabilir. Jared Sullinger geçen sezon Final-Four’un kapısından döndüğü o maçın kıyıda bıraktıklarını fazlasıyla kişisel almış durumda. Çok az kişiyi inandırabilmiş olsa da bence bu deneyim, erken profesyonellik kararını ertelemekteki birinci motivasyonuydu gerçekten de. O takıma savunma ve dış şut anlamında çok şey veren Lighty-Diebler ikilisinin kaybına rağmen hala savunmada hayatı nice kısaya zindan etmiş Aaron Craft ve beklentileri bu sefer karşılayacağına inandığım William Buford ile iyi yardımcılara da sahip. Thad Matta da bu işin üstesinden gelebilecek bir adam. Oyumu Bükeyler’e veriyorum.

Kubilay Kahveci: Fab Melo haberi gelmeden önce Syracuse ciddi ciddi sivrilmeye başlamıştı adaylarım arasında. Final Four yolları Batı’da Michigan State’inki kadar temiz olsa New Orleans’da derin kadroyla son kurşunu atıp sürpriz yapabilirler derdim ama Doğu’da durum o kadar kolay değil. Jared Sullinger’ın okuldan ayrılmadan önce1 Sweet 16’den fazlasını başarmak istediğine eminim. Kampüsün gördüğü en iyi üçlükçülerden Senyor Buford da benzer bir motivasyona sahip olacaktır. Kalbimin sesini dinleyerek Ohio State’i, New Orleans kapılarına dayandırıyorum ama oradan sonrası için mantık öne geçiyor.

Tar Heels da Turanjlar’la benzer durumda. Henson’ın (sağlıklı) dönememesi durumunda işler çok zorlaşır. Onun yerine ilk beşe yerleşen McAdoo henüz ilk yılında, iyi de bir oyuncu ama sahaya koydukları Henson’ın yaptığı işlerden farklı. Turnuvadan hemen önce böyle bir -olası- değişiklik, ‘region’ın diğer tarafından gelen Thomas Robinson’ın iştahını kabartıyordur mutlaka.

Birkaç kere izledikten sonra Anthony Davis bandwagonına atlamadan karşısında durmaksa hiç kolay değil. Popüler olanın yüksek oranla upset yaşadığı günlere giriyoruz fakat bu sefer ben de onların tarafındayım. Kura ve tecrübe iki büyük sorun olarak görünüyor şu anda. Üçüncü turda UConn veya Iowa State’le karşılaşmak ilerisi için hazırlayıcı olur mu bilemem ama diğer bölgelerde çok daha kolay lokmalar var. Güney’de işler sarpa sarabilir. Üç freshman (Marquis Teague, Michael Kidd-Gilchrist, Anthony Davis), iki sophomoredan (Doron Lamb, Terrence Jones) oluşan ilk beş tecrübe olarak cılız kalsa da kadronun kalitesi kırmızı çizginin çok ötesinde Haşmet.

Can Birand: Aydemir Abi kadar katı değilim2 ama yine de NCAA turnuvalarını yıllardır takip eden birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: turnuvada mantık dışı olaylar hep olmuştur ve olmaya da devam edecek. İstediğimiz kadar istatistikleri çarpıştırıp sağlam teoriler kuralım, turnuvanın hep kendine has bir belirsizliği oluyor ve turnuvayı heyecanlı kılan önemli faktörlerden biri de bu. Tabloya baktığımızda Kentucky’nin yolu Final-Four’a kadar açık gözüküyor ancak konferans finalinde (Vanderbilt maçı) gördüklerimden sonra şüphelerim kuvvetlendi. Takım yine çok genç ve kritik anlarda cortlamaları bir Kentucky/Calipari klasiği olarak yine mümkün. Bunlara bir de Marquis Teague’in bekledikleri saha içi lideri olamamasını da ekliyor ve Kentucky şampiyon olamaz diyorum. Davis’in faul problemine girdiği senaryolarda ise daha erken elenmeleri bile söz konusu olabilir. Örneğin evladım Austin Rivers’lı (sevgili Kubilay Kahveci bir yerlerde gülümsüyor) Duke bile oturmamış savunmalarına rağmen Kentucky’nin başına iş açabilir.

Doğuda Dion Waiters gibi bir oyuncuyu benchten getirme lüksüne sahip çok derin bir Syracuse takımı var ama onlar da bana hiç güven vermiyorlar. Fab Melo’nun da ceza almasıyla ribaund zaafları iyice ortaya çıkacak. Topun değerini bilip baskıya karşı iyi pas yapan ve hücum ribaundlarına saldıran bir takımın Syracuse’u eleyeceğine inanıyorum. Diğer tarafta Tom Izzo hoca yine ısıran, topa basan cıva gibi bir Michigan State takımı yaratmış ama içimden bir ses bu yıl onların yılı olmayacak diyor. Benim turnuva öncesi şampiyon adayım, muhtemel Elite 8 eşleşmesinin (North Carolina – Kansas) galibi olacak. Cem Pekdoğru hiç hoşlanmayacak bu durumdan ama UNC’yi bu eşleşmede çok çok az da olsa önde görüyorum. Ne yapmış bu Harrison Barnes, vatanı mı satmış, hırsızlık uğursuzluk mu yapmış, ne yapmış?

Sedat Koç: ucla’i bir kenara koyarsak, ncaa’e o dönem kablolu tv’de kolej maçlarının gösterilmesi ve cota-carter-jamison-okulaja-ndiaye beşli north carolina’yı izleyerek sarmıştım ve o günden beri tar heels favori kolej takımlarımdan biri. birbirine oldukça yakın takımların olmasına rağmen north carolina’yı bu yüzden bir adım öne koyuyorum.

sezon boyunca bazı önemli maçların sonunu getiremediler ve bu seviyede iyi birer ders oldu bu onlar için. oyununu oldukça geliştiren uzunları henson’ın sakatlıktan nasıl döneceği önemli. uzun kollarıyla pota altını iyi kapatıyor ve bu sene hücumda da biraz daha rahat gibi. kendall marshall sezon boyunca yaptığı gibi topu iyi dağıtırsa, diğer oyuncuların işini kolaylaştırıyor. hansbrough artık kampüste değil belki ama bir başka tyler, tyler zeller da çok iyi bir sezon geçirdi. ama asıl harrison barnes’ın turnuva performansını merak ediyorum. mvp adaylarından biri bana kalırsa.

2- 2012 konferans turnuvaları büyük sürprizlere sahne oldu. En çok dikkatinizi çeken konferans şampiyonu hangisiydi?

İsmail Şenol: İki okulun şampiyonluğu beni çok mutlu etti. ACC’yi kazanan Florida State ve A-10 şampiyonu St. Bonaventure. Ne yazık ki ilk turda karşı karşıya gelecekler ve bu biraz üzücü bir durum. Leonard Hamilton’ın takımı Florida State, hem Duke’u hem North Carolina’yı yenerek şampiyon oldu. Michael Snaer, Ian Miller ve Bernard James üzerine kurulu bir takım gibi görünseler de; hücumda ve savunmada birlikte oynamayı seven, izlemesi çok keyifli bir takım. Çok tecrübeliler. St. Bonaventure ise biraz daha farklı. Onların taktiği “topu Andrew Nicholson’a ver ve yolundan çekil” şeklinde oluyor. Yine de sürpriz olmaları yeterliydi.

Cem Pekdoğru: Detroit’teki baba-oğul hikayesi güzeldi, hem de hayli güçlü gözüken Horizon League’de Valpo’nun yoluna taş koyarak kazandılar. Vanderbilt’in SEC’deki yürüyüşü, hiç yoksa bu sene ilk turun ötesine gideceklerinin kanıtı. Big East turnuvası ise son yılların en acayip konferans turnuvalarından biri oldu, piyango Louisville’e çıktı. Ama hepsinden önce “Bu konferansta ‘geri kalanın en iyisi’ olmaktan fazlasını istiyoruz” sözlerinin altını Duke ve UNC’yi üst üste iki gece yenerek dolduran Leonard Hamilton’ın takımı Florida State’in önünde eğilelim. Bu iki takımı sezon içinde de yenmiş olmaları, tipik bir turnuva sürprizi ile karşı karşıya olmadığımızı da gösteriyor. Rakiplerin 1-2 gün içinde oyunlarını FSU’ya üstün gelecek şekilde ayarlamaları, çabuk adaptasyon göstermeleri hayli zor. Bu da onları yılın bu mevsiminde ağızlara sakız olan ‘turnuva takımı’ nosyonunun canlı karşılığı haline getiriyor.

Kubilay Kahveci: Aynı yıl içinde hem North Carolina’yı hem Duke’u ikişer kez yenen ACC şampiyonu Florida State ya da finalde Kentucky’i yenerek SEC’i alan Vanderbilt kadar gösterişli değildir ama tamamen duygusal nedenlerden dolayı Memphis’in aldığı C-USA turnuvasındaydı benim dikkatim. Calipari ve Tyreke Evans’ın ayrılışından sonra yükün altına giren Wesley Witherspoon iyi bir sezon geçirmişti 2009-10’da. Okuldaki üçüncü yılında dizindeki sakatlıklar bir üst seviyeye engel oldu. Açılış gecesindeki Belmont maçı sonrası “acaba” dedirtti ama sezon onun için, konferans içi maçlardaki bir iki parlak performans dışında, yine iyi değildi. Fakat yetenek zengini, kimya fakiri Memphis, çok da iyi geçmeyen bir normal sezona rağmen, pigme guard Joe Jackson ve finali 18- 3’le alan Will Barton sayesinde turnuvaya iyi giriyor.

Can Birand: Memphis doğru zamanda form tutuyor gibi, Tarik Black’in sakatlığı canları biraz sıktı ama arkalarına bir rüzgar aldılar orası kesin. Long Beach State çok iyi basketbol oynuyor, finalde Casper Ware’ın 33 sayı 6 asistiyle Big West’i kazandılar. Ancak bence en etkileyici şampiyonluk favorim UNC’yi eleyen Florida State oldu. FSU için Final Four yolu çok taşlı gözükse de3 şut ritmlerini bulduklarında ne kadar tehlikeli olabildiklerini gösterdiler.

Sedat Koç: florida state’in finallerin son iki gününde duke’ü ve north carolina’yı yenerek acc’yi kazanması en etkileyici olandı. bu formu devam ettirebilirlerse doğuda işleri karıştırabilirler.

3- Seribaşı takımları eleyip turnuvada sürpriz yapan takımlar her zaman çok dikkat çeker. İlk turda beklediğiniz bir hayal kırıklığı var mı? 2011 Butler ya da 2006 George Mason gibi bir “Sindirella Hikâyesi” bekliyor musunuz? 

İsmail Şenol: NC State çok dengeli bir takım. İlk beşteki tüm oyuncuların çift haneli sayı üretimi var. Scott Wood gibi sıradışı bir şutöre sahipler. Ancak tabii ki takımın yıldızı CJ Leslie. Bence ilk turda San Diego State’i geçmeleri çok olası. Aynı zamanda NBA’de fırsatını iyi kullanamayan Mike Montgomery’nin takımı California’nın da ilk turda Temple’ı geçebileceğini düşünüyorum. Topa öldürücü baskı yapıyorlar. Hücumdaysa sürekli hareket halinde, screen ve cut’larla oyunu açan ve guardların yaratıcılığıyla sonuca gitmek isteyen bir takım. Sindirella olursa, Wichita State veya New Mexico’nun Sweet 16 yapacağını düşünüyorum.

Cem Pekdoğru: İstatistik bilimine pek güveni olmayan biri konuşuyor, ama 5-12 eşleşmelerinin sıra dışı kaderiyle ilgili muhabbetlere bir sandalye de ben çektim. Sam Farha’nın farklı renkten 7-4 gelen her ele düşünmeden girmesi ve yüzde doksanını falan kazanması gibi bir şey bu. Kulağa hiç mantıklı gelmiyor ama inkar etmek de nafile. Gerçi öncesinde bir ön elemeyi geçmesi gerekecek ama California’nın Temple’ı elemesini bekliyorum mesela. Bu da takip eden turda bir Cal-Michigan eşleşmesi anlamına gelebilir ki, Son 32 düzeyi için çok ağır bir maç. Koçların kapışması da ayrı bir boyut katıyor. Casper Ware’in sırtında taşıdığı Long Beach State, komite hiç yüz vermemiş olsa da birkaç tur ilerleyebilir gibi.

Cinderella muhabbeti içinse bu sene en elverişli bölge Batı gibi gözüküyor. Michigan State’in bir 1 numara için çok fazla zayıf karnı var, oradaki Final-Four adayım Missouri de yenilmez falan değil. Benim en azından Sweet Sixteen için iddialı gördüğüm takımlarsa en zor bölge olan Güney’den: Xavier ve VCU. İki sene üst üste Cinderella hikayesi yazmak, en başta olayın doğasına aykırı. Yine de bunu yapabilen biri olmuştu. Brad Stevens… Geçen seneki ilk beşten dört parçayı kaybeden Shaka Smart, takımına hala o kadar karakterli bir top oynatıyor ki beni Final-Four için olmasa da, ilk hafta sonunun ötesine gidecek bir yolculuk için ikna etti. Özellikle Drexel’a karşı konferans finalini kazanma biçimleri çok etkileyiciydi. Xavier ise Tu Holloway ve Mark Lyons sayesinde belki Mizzou’dan sonra arka alanı en güçlü takım. Cincinnati derbisinde yaşananlar sonrası her şey kötüye gitse de efektif kısalar ve veteranlar Büyük Dans’ta çok önemlidir. Efektif veteran kısalar ise size maçlar alır.

Kubilay Kahveci: Bracketıma bakıyorum, Midwest’te ilk tura4 3 upset sıkıştırmışım. #10 numarada atlanmaması gereken bir Robbie Hummel var. İlk turdaki St. Mary’s tam dişlerine göre fakat daha hikayeyi yazmaya Kansas’tan başlamak ağır gelebilir. NC State’i konferans turnuvasında izledikten sonra Son 32’ye yazarken çok düşünmedim. Lorenzo Brown ve CJ Leslie çok kaliteli iki sophomore. Lorenzo Brown iyi bir yıl daha geçirirse, seneye tablolarda ilk tura yazılır.

“Aman beyler, Florida’yı unutmayalım yoksa bizi tefe koyarlar. Yaz 7. sıraya Deyvidciğim.” Bu sözler Pazar günü, Woj misali kapısına kulak dayadığım komitenin seçkin üyeleriyle dolu odadan duyuldu. Cinderella hikayesi sayılmaz belki ama underseeded kalmış Florida’nın görece zayıf bölgeden Elite 8’e yürümesini bekliyorum. Daha ilerisi için iyi bir Bradley Beal ve bolca şansa ihtiyaçları var…

Can Birand: Harvard – Vanderbilt 5-12’sine dikkat diyorum. Vanderbilt kadro kalitesine rağmen hiç güven vermiyor. 66 sene sonra turnuvaya katılmaya hak kazanan Harvard bu maçı çok daha fazla ciddiye alıp bir sürprize imza atabilir. Bu adeta onların Superbowl’ları olacak. Hatta ben onların bir sonraki turu da geçebileceklerini düşünüyorum. Onun dışında özellikle Batı’da izlemeyi sevdiğim, göze hoş gelen basketbol oynayan tehlikeli takımlar var. New Mexico, Long Beach State ve Murray State takımlarını özellikle takibe aldım. Onun dışında yukarıda da belirttiğim gibi bu senenin Michigan State’in senesi olmadığını düşünüyorum, bence Memphis onları eleyebilir, sonra da Elite 8’e kadar yolları açık. Bracket’ımda işaretlemedim ama bir diğer ‘upset’ adayım da ilk turda Baylor’la eşleşen South Dakota State. Baylor’ın kadro kalitesi açık ara daha iyi olsa da bir türlü takım olamadılar ve rakipte Nate Wolters diye cevval bir point guard var, dikkat diyoruz!

Sedat Koç: takımın en iyi ribaundçusu ve blokçusu olan brezilyalı pivot fab melo’nun (basketlerden sonra pitbull gibi sevinmiyor) turnuvada yer almayacak olması, derin bir takım olduğuna sıkça değinilse de, doğunun seribaşı syracuse’ün savunmasını kötü etkileyebilir. bu nedenle doğuda bir okul sıyrılabilir. ismiyle flemenkçe eğitim verdiğinden şüphelendiren vanderbilt, uzun yıllar sonra sec’i, hem de kentucky’i yenerek kazandı ve kutlamalardan sonra tekrar odaklanabilirlerse, istikrarsız bir takım olsalar da, bir sürpriz potansiyelleri var. ilk turda rehavetle harvard’a takılıp flemenk de olabilirler tabi.

batıda long beach state sempati oyları ve sürprizlerin sihirli rakamı 12 numaralı seribaşı olmaları nedeniyle herkesin kıllandığı bir okul. izlemedim kendilerini ama bana göre batı sürprize açık bir konferans. onlar gibi memphis de underrated giriyor turnuvaya ve onlar da işleri karıştırabilir orada.

4- 2012 NCAA Turnuvası’nda gelecekte NBA yıldızı olacağını düşündüğünüz oyuncular kimler? Kimleri izleyelim?

İsmail Şenol: Prospect peşindeyseniz oturun Kentucky izleyin. İlk turda seçilmesini beklediğim beş oyuncusu var. Yeteneği üzerinden akan forvet Terrence Jones, savunma uzmanı atlet kısa forvet Michael Kidd-Gilchrist, büyük skorer iki numara Doron Lamb ve Atlanta Hawks’tan Jeff Teague’in kardeşi Marquis Teague. Tabii bir de draftın bir numarası Anthony Davis var. Sert, hücumda bazı sınırları da olsa çok iyi savunmacı, ribaundlarda çok iyi pozisyon alıyor, inatçı ve çalışkan… İzlemesi keyif veren bir oyuncu.

Cem Pekdoğru: Kentucky ve UNC ilk beşlerinin tamamını, hatta bazen kenardan gelenleri de. Sullinger’ı da duymuş olmalısınız, esaslı çocuk. Final-Four’da Thomas Robinson’la kapışmalarını görmek isterdim ama Kansas’a pek güvenmiyorum. Baylor ve Duke da bayağı yetenek ihtiva eden merkezler. Özel oyum da tahtalarda çok yüksekten uçmayan Vandy’nin Henrik Larsson tipi İsveçli forveti Jeffery Taylor’a gitsin.

Geride kalan Pac-12 sezonu boktanlıkta yeni bir seviyeye çıktı, benim takip ettiğim dönemde burayı gören bir başka elit konferans olmamıştı kolej basketbolu coğrafyasında. Ama tüm o keşmekeşteki en boktan şey Washington’ı ve dolayısıyla Tony Wroten’ı turnuvada izleyemeyecek olmak. “Faul sokamayan bir oyun kurucu, en nihayetinde de Nate Robinson’ın kuzeni” diyerek geçme, tanı!

Kubilay Kahveci: Yukarıda saydığımız Kentucky ilk beşi elbet kulağınıza gelmiştir zaten. O takımın rotasyondaki tek tecrübeli oyuncusu Darius Miller’a “Mart-Nisan ayları, gevşer gönül yayları” muhabbetinden dikkat. Thomas Robinson, Jared Sullinger, Harrison Barnes gibi isimleri sürpriz olmazsa ileriki turlarda da izleyebileceğiniz için ilk turlarda eve erken döneceklerden Jeremy “Bayhan” Lamb & Andre Drummond ikilisini kaçırmayın. Freshman sınıfından, Florida guardı Bradley Beal ve Baylor çocuğu Quincy Miller’ı bir de turnuvada görmek gerek. Ya da ikinci turda çürüklerin arasından iyilerini seçmek istiyorsanız Xavier oyun kurucusu Tu Holloway, evlat kontenjanından William Buford, ismiyle NBA 2K serisinde yaratılmış random oyuncuları hatırlatan, tezgahından bolca uzun çıkmış5 Georgetown’ın son mahsulü Henry Sims6 izleyebilirsiniz bolca vaktiniz ve kötü basketbola tahammülünüz varsa.

Can Birand: Öncelikle hemen belirteyim NBA’e gidecek oyuncular olmasa NCAA’i takip etmezdim. Turnuvanın ruhuna aykırı olacak belki ama beni kim kazanmış kim kaybetmişten çok kim ilerde NBA olur, kim olamaz bu sorular daha çok ilgilendiriyor. Yalnız turnuvayı izlemeden freshman oyuncular hakkında yorum yapmak sağlıklı olmaz (ve evet bunlara Anthony Davis de dahil). Daha detaylı çalışmalar yaptıkça bu fikirlerde muhakkak değişiklikler olacaktır ama şimdilik tuttuğum isim Harrison Barnes. Yıldız olur olmaz o ayrı ama ben geçen sene bir yerde okuyup çok beğendiğim bir karşılaştırma üzerinden gideceğim: Sean Elliott. Franchise player olmasa da NBA’de çok faydalı bir oyuncu olacağını düşünüyorum. Yukarıda da değinmiştim ama Barnes dışında muhtemel lotarya oyuncuları kadar ilgi görmeyen ve Syracuse’un dolu kadrosunda benchten gelip ortalama ancak 24 dakika süre alabilen Dion Waiters’a cızzz diyorum.

Sedat Koç: aslında bu draftın yetenek seviyesini hala çözebilmiş değilim. potansiyelleri yüksek gözüken oyuncular var ama soru işaretleri de hiç az değil. yine de turnuva performanslarını da görmek lazım.

lige girdiği gün “calvin booth yakışıklılık ödülü”nü greg oden’dan devralacak olan anthony davis’i mümkünse kız arkadaşınızla izleyin. bana güvenin. harrison barnes’ın çok iyi bir turnuva geçirmesini bekliyorum. bracket’ımda mvp. oyununa güzel bir şut eklese kidd-gilchrist gibi savunmayı seven bir oyuncunun tavanı değişebilir. sullinger’ın prkacin’i hatırlatan oldschool post oyunu her kuvvetli oyuncuda olduğu gibi onda da bir üst seviyede sean may olur mu sorularını etrafta tutuyor. ama dediğim gibi hiçbirine kesinlikle yıldız olur diyemiyorum. yine de liderliği seven oyuncuların ortalamadan fazla olduğu bir havuz var, o yüzden maçlar biraz ateşli geçecektir.

5- Kolej basketbolunda oyuncu ömrü kısa olduğu için antrenörler ön plana çıkar. En beğendiğiniz / turnuva performansını merakla beklediğiniz antrenörler hangileri?

İsmail Şenol: Öncelikle kolej basketboluna çok hakim olmayanlar için bir doz Syracuse tavsiye ediyorum. Jim Boeheim 1976 yılından bu yana takımın başında ve 2-3 alan savunmasından vazgeçmiş değil. NCAA ruhunu anlayabilmek için bir ‘Cuse maçı izlemek önemli. Florida State ile yıllardır aynı düzeni sürdüren “sert koç” Leonard Hamilton’ın beş son sınıf öğrencisiyle neler yapacağını görmek beni heyecanlandırıyor. Ancak tabii ki basketbol felsefesine hayran olduğum Tom Izzo’nun eksik Michigan State ile şampiyonluk koşusunu merakla bekliyorum.

Cem Pekdoğru: Kolej basketbolunu gönülden seven herkes gibi, ben de koç profilindeki değişimden rahatsızım. Eskiden iki farklı prototipten bahsedebiliyorduk. 1) Eline gelen topçulara işi iyi öğreten, ‘biz oyuncu değil insan yetiştiriyoruz’ düsturundaki Erol Altaca klasında eğiticiler ve 2) Odasında Sabah’ın verdiği 24 ciltlik Meydan Larousse serisi gibi dizilmiş oyun kitapları görebileceğiniz, tamamen kendi ürünü paternler geliştiren ve bunları amaca hizmet eden takımlar inşa edip uygulamaya koyan saha kenarı sihirbazları. Bugün birinci grubun nesli tamamen tükenmeye yüz tutmuşken, ikinci grubun temsilcilerine de hak ettikleri değer atfedilmiyor. John Calipari’nin başını çektiği ‘iş bitirici’ koçlar el üstünde tutuluyor ve buna geçiş teşvik ediliyor. En az maçların oynandığı 6 aylık bölümdeki beceriler kadar, geri kalan ‘ölü’ 6 ayda liseli gençleri ayartmaktaki beceriler de yüceltiliyor. Sean Miller’ın gelişimine bakalım mesela. Ya da bakmayalım da, bu ayrı bir yazı konusu olsun.

Big Ten, koç kalitesinin en yukarıda olduğu konferans olarak öne çıktı sezon boyunca. Izzo ve eski öğrencisi Tom Crean’i izlemek her zaman keyif, ama takımları zaten sezon içinde tavanlarını gördü ve bence turnuvada beklenti altında kalacaklar. John Beilein, imzası olan 1-3-1 alan savunmasıyla geçen sene az kalsın Duke’u eleyecekti. Bu sene ise -öngördüğüm senaryoda- bir başka saygın koç Mike Montgomery’yi geçebilirse, aynı şeyleri UNC karşısında test etme şansı bulacak. Daha önce isimlerini zikrettiğim Hamilton ve Smart, takımlarına en hakim gözüken ve 110% verimi hedefleyen koçlar. Iowa State ile rüya gibi bir sezonu geride bırakan, topçuluğunu da sevdiğim Fred Hoiberg’ü de yan gözle kesiyor olacağım.

Kubilay Kahveci: NBA kaçamağından önce Kentucky’nin başındayken gördüğü iki finalden sonra tek Final Four’u 2005’te Francisco Garcia’lı kadroyla gören Rick Pitino için harika bir ‘region’ var ortada. Batıyı kazanıp New Orleans’a uzandığı senaryolar onun kafasında da dönüyordur eminim. Hamleleri ve parkeye koyduğu oyun cezbedici olmayabilir ama bu senaryoyu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini merak ediyorum. Tahminlerime göre Sweet 16’deki Izzo-Pitino savaşı da harika olacaktır.

Can Birand: Her ne kadar mantığı duyguların önüne alıp Shaka Smart’lı şanlı VCU’muzu ilk turda elesem de içten içe bir “acaba?” hissiyatı var. Gerçi geçen seneki kadronun yerinde yeller esiyor ama Boom Shaka-laka şapkadan bir tavşan daha çıkarır mı diye takımı takip edeceğiz. Hiç beğenmiyorum ama sosyal yönü kuvvetli hocalarımızdan John Calipari’nin (Kentucky) bu kadroyla neler yapacağını merak ediyorum. Aynı şekilde hazzetmediğim Bill Self’in (Kansas) de performansını merakla bekliyorum. Rick Pitino’lı Louisville’ın 45 skorlu maçlarını ise hiç merak etmiyorum, New Mexico veya Long Beach bunları yol yakınken elese tadından yenmez. Ulan çok heyecanlıyım be hadi başlasın bir an önce!

Sedat Koç: kolej basketbolunun izlenirliği çoğu zaman skalada kadın basketbolunun hemen üzerinde yer alır. bazen kendi kendinize ne yaptığınızı sorabilirsiniz maçları izlerken. genel yetenek seviyesi çok yüksek olmadığı için koçların oyuna etkisi daha yüksek oluyor. recruit ettikleri iyi oyunculara göre her sezon oyun planını değiştiren daha esnek koçlar olduğu gibi, kendi sisteminin devamlılığını esas alan koçlar da var. oynanan oyun daha amatör olduğu için, amatör ruh daha ön planda ve bu yüzden koçlar önemli birer figür haline geliyor.

bu kategoride en renkli isim olan izzo’nun michigan state’inin yolu pek kolay değil. batıda, turnuvaya biraz üzeri çoktan çizilmiş şekilde gelen memphis’in bu tip tek maçlık durumlarda başa bela olacak atletizmini ikinci turda karşısında bulabilir ya da sweet 16’de kampüste pek popüler olmasa da buranın en iyi bir kaç koçundan biri olan pitino’nun louisville’i ve konferans finalinde de iyi bir missouri’yle, belki eski öğrencileri brad pitt’i de maça getirebilirler, eşleşme ihtimali de yok değil.

güneyde calipari’nin kentucky’si ve coach k (the coach formerly known as krzyzewski)’in duke’ü konferans turnuvalarında hayalkırıklığı yaşadılar ve buraya mutlak final four hedefiyle geliyorlar. en büyük rekabet burada bana kalırsa. calipari henüz ikinci turda jim calhoun’un uconn’u ile karşılaşacak gibi. uconn sezon boyunca arka planda kaldı ama calhoun’un jeremy lamb ve andre drummond gibi iki potansiyelli oyuncusu var. iyi günlerinde onlarla oynamak istemeyebilirsiniz.

doğuda boeheim’ın syracuse’ü her turnuva izlenesi maçlar çıkartır. bu sene seribaşı olmalarına rağmen ilk beş pivotlarını kaybederek gelecek olmaları onları potansiyel bir upset kurban adayı yaptı. takılmaları halinde thad matta’nın ohio state’ine de dikkat. ortabatı’da ise roy williams’ın north carolina’sının ve bill self’in kansas’ının sürprize yer bırakmadan konferans finaline kadar gelmesi lazım. daha önce de söylediğim gibi williams’ın elinde en azından final four’a kalması gereken iyi bir takım var. şampiyon da olabilirler.

Adım Hıdır, Bracketım Budur

İsmail Şenol | Cem Pekdoğru | Kubilay Kahveci | Can Birand | Sedat Koç


  1. Geçen yıl da böyle diyorduk. Okula geri dönüp bizi yanıltmıştı.
  2. “Kimsenin bir basketbol turnuvası hakkında bir iddia yürütmek hakkına sahip değildir.”
  3. Muhtemel rakipler: Cincinnati, Ohio State, Syracuse.
  4. Bana göre ilk tur, onlara göre ikinci tur. Kısaca Son 64.
  5. Bazıları Sweetney gibi yontulmamış olabiliyor.
  6. Böyle yazınca beklentiler Patrick Ewing, Zo seviyesine falan çıkmasın. İkinci turdan bahsediyoruz.