Skip to content

En Değerli Oyuncu(lar)

2014-15 sezonunun MVP karnesi.

MVP unvanı takıma değil, şahsa veriliyor. Oyuncunun tüm sezon boyunca göstermiş olduğu performans, esas kriter olmalı. Tabii takım sporlarında nihaî hedef kolektif başarı ve şampiyonluk olduğu için yalnızca bireyin istatistikleriyle manzaranın tamamını resmetmek de mümkün değil. MVP ödülünün cetveli yok. Tutarlı tahliller yapabilmek için rakamlara, alengirli hesaplara, cebir ve aritmetiğe, geometri ve nükleer fiziğe başvursak bile hakikat değişmiyor: El yordamıyla MVP’nin kim olduğuna karar veriyoruz. Bazen sezon boyunca cazibesine kapıldığımız hikayeler, bazen aklımızdan çıkmayan maçlar, bazen tüm sezonun akışını değiştiren haftalık ve aylık periyotlar tercihlerimizi etkiliyor.

MVP tartışmasının yalnızca 1 veya 2 isim ile şekillendiği senelerin aksine 2015’te pek çok aday var. Son düzlükte yalnızca birkaç isim tartışmaları domine etse de sezon boyunca her kafadan farklı ses çıktı, muhtelif hikayelerin rüzgarıyla muhtelif tercihler şekillendi, birbirine yakın performanslar MVP listelerinin hacmini genişletti.

5. Russell Westbrook

Westbrook kan ve kemikten değil, barut ve ateşten yaratılmış bir iblis. Vücudu parçalansa bile yoluna devam eden, uzak çağlardan günümüze gönderilmiş T800 model bir terminatör. Sahanın bir ucundan diğer ucuna volkan feyezanıyla püsküren, önüne çıkan fanileri moleküllerine ayıran bir doğal afet. Basketbol sahasında şimşeklerle kükreyen bir kıyamet.

MVP ödüllerinde takım başarısının kıstası benim için playofflar. Yıldız oyuncuların, takımlarını playofflara sürüklemiş olması kafi. OKC, Batı Konferansı’nın fantastik dinamikleri sebebiyle sezonu lotaryada bitirdi. Fakat Westbrook’un –çoğu zaman rakipleri, bazen bizzat kendisini alabora eden– akıl almaz enerjisi, sezonun en heyecan verici hikayeleri arasındaydı.

4. Chris Paul

Chris Paul sahadayken Clippers 100 pozisyon başına 115 küsür sayı atıyor (NBA birinciliğine denk gelir); Paul kenara gelince 95 küsür sayı (Sixers’ı saymazsak NBA sonunculuğuna denk gelir). İki istatistik arasında tamı tamına 20 sayı fark var. Harden’la beraber hücum rakamlarını böylesine kökten değiştiren yegane oyuncu Chris Paul. Üstelik küçük hacmine rağmen betona benzeyen vücudu ve keskin zekası ile rakipleri sürekli rahatsız eden bir savunmacı. Belli özellikleri ile overrated, belli özellikleri ile underrated olan Clippers kadrosunu, Batı Konferansı’nın vahşi sularında kâh dahiyane, kâh delişmen hamlelerle hedefe götüren, rotada tutan kaptan.

Uzun yıllardır sürekli MVP performansı göstermesine rağmen sezon sonu ödülleri tartışılırken kendisinden pek bahsedilmiyor. Yine bahsedilmeyecek. Geçmişte Kobe, LeBron, Durant gibi mega yıldızların gölgesinde kaldığı gibi 2015’te de Curry ve Harden gibi parlak hikayeler varken kendisine sıra gelmeyecek.

3. Anthony Davis

Anthony Davis 2014/15’te 30,8 PER ile oynadı. Bugüne dek NBA tarihinde yalnızca 3 oyuncu kendisinden daha yüksek ortalamayla sezonu tamamlamıştı: Wilt Chamberlain, LeBron James ve Michael Jordan. PER nihaî bir gösterge olamaz. Sahadaki performans tamamen rakamlara dökülemediği için belli arızaları da1 beraberinde getiriyor. MVP ödülü, PER (veya gelecekte kodlanacak başka bir istatistik) yarışması değil. Fakat tüm arızalara rağmen herhangi bir basketbolcunun 30 küsür PER ile oynamış olması, NBA tarihine geçecek kadar destansı bir sezon seyrettiğimiz anlamına gelir.

Anthony Davis, etrafına dehşet saçan bir oyuncu. Yalnızca pota yakınlarında durması bile rakip guard’ların şut tercihlerini değiştiriyor. Bazıları turnikeye girmekten vazgeçip yay etrafına zorlama paslar veriyor, bazıları imkansız açılardan topu potaya atıyor, bazıları blok yiyerek gerisin geri uzaklaşıyor. Üstelik Davis, yalnızca iki senede şut mekaniğini düzelterek2 ligin en etkili hücumcuları arasına girdi. Orta mesafeden elit seviyede şut atabildiği için savunmaları kendine çekiyor, eğer boşluk bulursa potaya yönelerek smaçla pozisyonları bitiriyor.

Pelicans’ta sezon boyu sakatlıklar bitmedi (Anderson, Holiday, Gordon…). Davis’i takiben en ciddi katkıyı veren isim Tyreke Evans olmasına rağmen Batı Konferansı’nda playofflara kalmayı başardılar. Sezonu başından sonuna dek değerlendirdiğimizde Brow’un en iyi performans veren oyuncu olduğunu söylemek bile mümkün.

2. LeBron James

Medya hikayeleri sever, bilhassa Amerikan medyası. LeBron Heat formasıyla üstüste dört kere final oynadıktan sonra Cleveland’a, yani kendi evine dönerek basketbol camiasını adeta fethetmişti; gazeteler, televizyonlar, bloglar… Aklı başında herkes yeni kadronun doğum sancıları yaşayacağının farkındaydı ama içten içe LeBron’un bir mucize yaratmasını bekliyorduk. Tahmin edilen oldu; yeni oyuncular ve koçlarla beraber sezona yavaş başladılar, kadrodaki bariz gedikler kendini gösterdi (mesela top kullanma bağımlısı guardlar ve savunmayı toparlayamayan uzunlar), Kevin Love bir türlü hücumu dikte eden oyuncular arasında giremedi, koç kadrosunun merkezinde olduğu muhtelif dedikoduların ardı arkası kesilmedi… Ansızın bu eşsiz geri dönüş hikayesinin yaldızları dökülmüştü. En nihayet LeBron Aralık ayında iki hafta dinlenme kararı alınca dolaylı olarak tüm basketbol medyasının gözünde MVP yarışından çekilmiş oldu.

Cavs sezon boyunca kendisinden bekleneni veremedi. Fakat LeBron 28 Aralık’ta geri döndüğünden beri ligin en başarılı ikinci takımı Cavs. Hikaye albenisini kaybettiği için dikkat etmiyor olsak bile takaslardan sonra Batı’daki takımlara bile kök söktürebilecek bir yapıya kavuştular. Bu yapının her alandaki kaptanı da LeBron elbette. LeBron hâlâ gezegendeki en iyi basketbolcu ve her zamanki gibi MVP kalibresinde bir sezonu geride bırakıyor.

1,5. Stephen Curry

Golden State Warriors, rakiplerine 100 pozisyon başına 11,4 sayı fark atıyor. Hücum verimliliğinde ikinci, savunma verimliliğinde birinci sıradalar. 1995/96’da 72 maç kazanan Chicago Bulls’tan beri bu istatistik departmanındaki en parlak karneye sahipler. Mark Jackson Mike Malone devrinden beri olağanüstü savunmacılar (Bogut, Green, Iguodala…) üstüne inşa ettikleri müdafaayı zaten herkes biliyordu. Bu sezon yeni koç kadrosuyla beraber nihayet akıl almaz hücum potansiyelini de sahaya yansıtıyorlar ve elbette ki Stephen Curry hücumun en önemli parçası.

Curry, bir sezonda en fazla 3’lük isabet kaydeden oyuncu. 2014/15’te 286 3’lük atarak kendi rekorunu geliştirdi. Yalnızca birkaç salise boş kalırsa, mutlak bir hassasiyetle 3’lük yağmuruna dönüşebiliyor. Henüz yarısaha çizgisini geçtiğinde rakip takımın korkuyla Curry’nin peşinde koşmaya başladığını fark ediyoruz. İster köşede topsuz bekliyor olsun, ister dripling yapsın, ister perde kullansın, rakip savunmanın tüm dikkatini cezbediyor. Her an her yerden 3’lük atabileceği için rakiplerin PnR müdafaa alışkanlıklarını altüst ediyor mesela; tutarsız switch’ler, dengesiz tuzaklar, bîçare yardımlar…. Curry’nin kütleçekim kuvvetine kapıldıkları için telaşla koşuşturuyorlar ama hem Curry’nin, hem de 2015 model Warriors’ın müthiş pas yapabiliyor olması, rakiplerin daha da büyük gedikler açmasına sebep oluyor ve en nihayet müdafaalar altüst oluyor.

Steph Curry, normal sezon boyunca açık ara en iyi performans gösteren takımın en önemli oyuncusu. Rakipleri darmadağın eden muhteşem Warriors hücumunun merkezi.3 MVP ödülünü sonuna kadar hak etti. Bu yazıyı iki gün önce veya sonra yazsaydım ruh halime göre birinci sırayı Curry’e de verebilirdim. Hatta vermediğim için şimdiden pişman hissediyorum kendimi.

1. James Harden

Harden sezon boyunca 715 serbest atış isabeti kaydetti. Ligde 700 kere serbest atış kullanan başka oyuncu yok. Keza faul çizgisinden 550 kere isabet kaydeden başka bir oyuncu da yok. James Harden, Russell Westbrook gibi akıl almaz bir atlet veya Steph Curry gibi tarihe meydan okuyan bir şutör değil. Repertuarındaki muhtelif cinliklerle rakipleri alt eden, basketbolun bug’larını olabilecek en verimli şekilde kendi avantajına çeviren bir yıldız. Hatta pick & roll’ler, pota dibi atışlar, 3’lükler ve serbest atışlar ile şekillenen günümüz basketbolu için bir süperyıldız.

Rockets’ın sezon boyunca attığı sayıların %42’sinde Harden imzası var. Hiçbir derinliği olmayan Rockets hücumu, yalnızca Harden’ın varlığıyla elit seviyelere çıkıyor. Harden herky jerky numaralarla rakiplerini geçiyor, yay arkasında ve bilhassa köşelerde bekleyen arkadaşlarını buluyor, sürekli faul alıyor veya potaya gidiyor. Daryl Morey’nin kafasındaki verimlilik istatistikleri için biçilmiş kaftan. Modern basketbol için bir nevi peygamber. Muhtemelen birkaç sene sonra MIT’ye heykelini dikecekler ve Sloan Sports Analytics Conference’ta Harden kasetleri eşliğinde orgy’ler tertipleyecekler.

Sezon boyunca Rockets’ın iskeletin oluşturan tüm oyuncular (En başta sezonun yarısını kaçıran Howard; akabinde Beverley, Motiejunas, Jones…) sakatlıklar yaşamış olmasına rağmen Harden kaptanlığında saha avantajıyla playofflara girmeyi başardılar. Paralel evren senaryolarıyla basketbol teşhisleri yapmak gayr-ı ciddi ama Harden olmaksızın 2015 Rockets’ın Batı Konferansı’nda ilk 10 sıraya bile giremeyeceğini tahmin etmek zor değil.

2014/15 sezonu unutulmaz performanslara sahne oldu. Pek çok oyuncunun MVP olduğunu iddia etmek mümkün. Ödül muhtemelen Curry’e gidecek olmasına rağmen ben Harden’ın performansını, Curry’nin bile yarım adım önüne koyuyorum. Zaten tüm basketbolun verimlilik üstüne inşa edildiği bir devirde Harden’ın MVP ödülünü kazanması sürpriz değil.


  1. Müdafaa istatistiklerinin –nazaran– ilkel olması sebebiyle PER ortalamaları hücum oyuncularının lehine yükseliyor mesela.
  2. San Antonio’nun efsanevî şut koçu Chip Engelland‘ın yanında yetişen Kevin Hanson, Davis’e şut çalıştıran, bu genç süperyıldızın şut mekaniğini Z seviyesinden A seviyesine getiren isim.
  3. Mesela muhtelif MVP adaylarına -bilhassa Harden’a- kıyasla daha kısa süreler sahada kaldığını söylemek mümkün. Fakat Warriors, rakipleri sürklase ettiği için tam 16 kere son çeyreklerde kenarda oturdu Curry. Takım başarısı sebebiyle bir oyuncuyu cezalandırmak kabul edilemez. Hele ki takım başarısının ana parçası bizatihi Curry ise.