Skip to content

Şafak 7: Sil Baştan

Dwight Howard’ın ligin en iyi pivotu olduğu günler çok uzakta değil. NBA’e girdiği günden bu yana büyük bir değişim gösteren DH12, geçen sezon Lakers ile dibe vurmuştu. Houston, ona yeniden zirveye çıkma fırsatı veriyor.

Dwight Howard’ın benim hayatımda yeri büyük. Sıkı bir Atlanta Hawks taraftarı olarak şehrin yerel basınına damgasını vuran bu liseli çocuk hakkında yazdığım hikâye, kendi imzamla yazılı basında yer alan ilk yazıydı. Howard orta halli, muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak bir Hıristiyan lisesine giden, ilk arabası babasının 790 dolara aldığı Ford Taunus olan, paraya ihtiyacı olduğundan üniversiteyi atlayarak NBA’e giden sakin bir çocuktu. LeBron James’in bir sene önceki Hummer skandalı’ndan sonra1 bu çocuğun alçak gönüllü tavır ve davranışları çok sempatik gelmişti. Sadece bana değil, herkese. Bazen dinine fazla bağlı olması “NBA’in logosunda Jerry West yerine haç işareti olsun” gibi abuk söylemlere sebep oluyordu, ancak kendine “seçilmiş kişi” diyen bir önceki süper yıldızdan sonra ilaç gibi gelmişti.

Hayat çok ilginç. Yaklaşık 10 sene sonra gelinen noktada LeBron James “Benim burada olmamam gerekiyordu. Akron’dan çıkmış sıradan bir çocuğum” sözleriyle tevazu sınırlarını zorlayıp gönülleri fethederken, Dwight Howard kendisine tarihin en büyük pivotlarıyla birlikte anılma fırsatı veren Los Angeles Lakers’tan yeteri kadar ilgi gösterilmediği gerekçesiyle ayrılıyor…

Peki bu 10 sene içinde ne oldu da, Hıristiyan Lisesi’nden çıkan bu çocuk şimdilerde nefret edilen bir figür haline geldi?

İlk olarak babalık davaları tabii ki. Ligdeki ikinci yılında, Orlando Magic’in dans ekibinin bir parçası Royce Reed’den bir çocuğu oldu Dwight Howard’ın. Tamam, sonralarda “Basketbolcu Eşleri” reality show’unun bir parçası olarak hayatına devam eden Reed belki mağdurdan çok fırsatçı gibi görünebilir, ancak bu dini bütün imajıyla anılmaktan gurur duyan Howard’ın evlilik dışı bir çocuğu olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

Reed’e göre Dwight’ın yedi farklı kadından toplam sekiz çocuğu var. Reed’in haricinde bilinen gerçek Howard’ın altı çocuğu olduğu yönünde. İki eksik ya da fazla… Buradan çıkacak tek sonuç, Howard’ın hayattaki birinci konsantrasyonunun basketbol olmadığıdır.

O sonuç, tarihin en büyük pivotlarından Kareem Abdul-Jabbar’ın “Dwight olağanüstü bir sporcu ve inanılmaz atletik yeteneklere sahip ancak basketbolda sahada kullandığınız en önemli kas, kulaklarınızın arasında bulunandır. Dwight’ın basketbol zekası dominant bir oyuncu olmasının önündeki en büyük engel” sözlerine bir altyapı oluşturabilir.

Jabbar’ın haksız olduğunu söylemek mümkün değil. Stan Van Gundy’nin pick and roll temelli hücum anlayışıyla Orlando Magic’i NBA finaline kadar taşıyan bu adam, son dönemde iyi yaptığı işlere odaklanmak yerine, kendini bambaşka bir noktada görmekle meşgul. Lakers döneminde daha fazla sırtı dönük oynamak istediğini defalarca söyledi Howard.

Geçen yıl kariyerinin en kötü sezonunu geçirmesinin sebebi de bu. Hücumunun neredeyse yarısını post-up oyunları oluşturuyor. Ancak Howard o fiziğine rağmen post-up konusunda ligin en kötülerinden biri. Sırtı dönük oyunlarda pozisyon başına bir sayı bile çıkaramıyor Howard. Ne ayaklarını nasıl kullanacağını biliyor, ne savunmanın pozisyonunu değerlendirebiliyor, ne yardım okuyabiliyor, ne de takım arkadaşlarının yerleşimini görebiliyor. Velhasıl-ı kelam, Howard’a topu verdiğiniz sırada eğer çembere doğru hareket etmiyorsa, sayı üretme ihtimali çok az. Çok çok az.

howard-hakeem

Bu açıdan bakınca Houston Rockets, Howard için muhteşem bir tercih olabilir. Hatta, Howard’ın Rockets’a, Rockets’ın Howard’a olduğundan daha fazla ihtiyacı var. Takımda James Harden ve Jeremy Lin gibi ikili oyunları çok iyi yönlendirebilen iki guard bulunması işleri daha da kolaylaştırıyor. Doğru saha içi yerleşimiyle, Orlando Magic’te finale çıkan yapının bir benzeri burada kurulabilir.

Saha içi yerleşimiyle kastedilen Kevin McHale’in çılgın planı değil tabii ki. McHale, Türk sporseverlerin “Sergen’le Tümer yan yana oynar mı?” günlerinden bu yana en sevdiği sorunun farklı bir versiyonunu herkese sordurtmaya niyetli: “Ömer’le Dwight yan yana oynar mı?”

Oynamaz.

Kim bilir, McHale belki Rockets’ın Ralph Sampson ve Hakeem Olajuwon ikilisinden bu yana yeni kulelerini yaratmak istiyordur içten içe. Ancak kolejde orantısız güçle ortalığı dağıtan Olajuwon’ın nasıl bir oyuncu haline geldiğini unutmamak lazım. Pota altında sayısız karmaşık ayak hareketlerine sahip, saha görüşü ve pas yeteneği kusursuz olan, NBA tarihinin en iyi üç pivotundan biriydi Hakeem. Yaratıcılık konusunda sorun yaşamıyordu kısaca. Ömer ya da Dwight’tan bunu beklemek, en nazik ifadesiyle haksızlık.

Bunun yanında Rockets’ın ikili oyunlar üzerine dayandırdığı hücum sisteminde dışarıda yerleşen dört oyuncu bulunuyor. Ne Ömer ne Howard çemberden iki metreden daha uzak mesafeden tehdit oluşturuyor. Ömer ve Howard’ın yan yana oynaması birbirlerini engellemelerine de sebep olur.

Ki oyunun tek potada oynanmadığı malum.

Dört numarada dışarıdan oynamayı seven forvetlere karşı kimin savunmacı olacağı da bir başka soru işareti. Kevin Love, Dirk Nowitzki, Josh Smith, Ryan Anderson, Andrea Bargnani’lerin dünyasında dört numara savunması büyük bir sorun. Ömer ve Howard, iyi çember savunmacıları. NBA’in bu alanda en iyileri listesinde üst sıralarda yer alırlar ama topu yere vurabilen, şutör forvetlere karşı bu savunmayı yapabilecek oyuncular değiller.

Ancak McHale’in antrenörlük performansı genel menajerlik performansından daha iyi ve bu fikirden kısa sürede vazgeçeceği öngörülebilir. Bu da yazın takas olmak isteyen Ömer Aşık’ın bavullarını toplaması anlamına gelebilir.

Netice biraz karmaşık. Geçirdiği bel ameliyatından bu yana atletizmi düşüş gösteren, kendini olduğundan farklı gören, NBA’e geldiği günden bu yana saha dışında onlarca sorun yaşayan, karakteri büyük bir değişim gösteren Dwight Howard için hayata yeniden başlama şansı veriyor Houston Rockets. Eğer sağlığını tamamen kazanır, kafasını toplar ve iyi yaptığı işlere konsantre olursa ligin en iyi pivotu olabilir. Harden ve arkadaşlarının basketbolu tam ona göre.


  1. LeBron’ın annesi oğluna Hummer hediye etmiş ve amatörlük kuralları gereği para kazanması mümkün olmayan James’in bu arabayı nasıl aldığı tartışma konusu olmuştu.