Skip to content

Adele ve Pop Müzikte ‘Gerçeklik’

Grammy ödüllerinde Adele zaferini ilan ettikten sonra sosyal medyada “Gerçek müzik kazandı” naraları atmak epeyi prim yaptı. Sosyal medyada prim yapmak derken kastedilen Facebook’ta 8-10 like, Twitter’da 10-15 retweet kapmak oluyor tabii ki.

Evet, şüphesiz Adele muhteşem bir şarkıcı, sevilesi bir karakter, yaptığı albüm de şahane bir kayıt. “21” hiç kuşkusuz 2011’in albümüydü: Kişisel beğenilerden öte, tarihçi gözüyle 2011’e dönüp baktığınızda o seneyi en iyi tanımlayan kaydın bu olduğu tartışılmaz.

Ama Adele’e yüklenen “gerçek müzik” misyonu konusunda şüpheliyim. Kastedilenin piyasa koşullarına bakmadan, plak şirketinin masa başında tasarladığı bir “proje”nin değil, gerçek, kanlı canlı bir insanın başarısının Grammy’lerde tescil edilmesiyse, orada durmak gerekiyor. Geçen yılın en iyi albümü ödülünü evine götüren Arcade Fire da bir plak şirketi projesi miydi? Ya da bu ödülün geçmiş yıllardaki sahipleri Norah Jones, Ray Charles, Herbie Hancock, Alison Krauss & Robert Plant? Evet, belki onların tirajı Adele kadar güçlü değil diyeceksiniz ama hayır, Norah Jones da en az bu kadar satmıştı zaten. Ya da albüm ödülünü evine götürmese de geçmiş yılların Grammy’lerinde onurlandırılmış olan Alicia Keys’in, Amy Winehouse’un, Kings of Leon’un, Coldplay’in “gerçek müzik” yapmadığını, plak şirketi kuklası olduğunu mu iddia ediyoruz?

Aslında Adele kazanınca “gerçek müziğin” kazanmış sayılmasıyla asıl parmağın kime doğrultulduğunun ben de farkındayım. Hedef Beyonce’ler, Lady Gaga’lar, Rihanna’lar, Nicki Minaj’lar. Beyonce’nin ilk çıktığı aylarda “Crazy in Love”ı 2000’lerin en iyi pop şarkısı ilan edenler, Lady Gaga’nın popu yeniden tehlikeli ve yaratıcı hale getirdiğini söyleyenler şimdi Adele üzerinden “gerçek müzik” yaygarası yapıyorlar. (Rihanna’yı savunamayacağım ve kendisi konusunda en doğru tutumu İrlandalı çiftçi Alan Graham dedenin gösterdiğini1 düşünüyorum. Nicki Minaj mı? O kim? Hangi meslekle iştigal ediyor?)

Oysa pop müzik bir parça da rol olabilir. Nasıl Mike Leigh filmlerindeki gerçekçilik çarpıyorsa bizi, Robert Zemeckis’in hayal dünyasında gezinmekten de hoşlanabiliriz. Bazen Lady Gaga’nın (kendisinden 40 yıl önce David Bowie’nin yaptığı gibi) ırklar, cinsler, hatta türler üstü bir varlık olduğu rolünden keyif alabiliriz. Madonna’nın mega gösterileri bizi eğlendirebilir. Ve bazen Beyonce’nin şarkıları da dilimize takılabilir. Arkalarındaki destek bir plak şirketine ait olabilir, olsun. O derece sinizm penceresinden bakacaksanız Sex Pistols bile vizyoner bir adamın bir araya getirdiği dört adamdan fazlası değildi.

Beni yanlış anlamayın, Adele’le hiçbir sorunum yok. “Rolling in the Deep”in ilk dizesi başladığı anda ayaklarımı istemsizce yere vuruyorum, “Rumour Has It”i duyduğum anda ayağa kalkıp dans etmek istiyorum ve “Someone Like You” çaldığında yaşadığım duygulanım da bir düzine 14 yaşındaki kızın çarpışmasıyla elde edilebilecek kadar kuvvetli. Kızın “21”ın şarkılarını eski sevgilisinin arkasından yazmış olduğunu açıklıkla ifade edişinden ve şimdi aşkını doyasıya yaşamak için bir süre hayranlarından müsaade isteyişinden bile belli olabilecek “gerçek”liğini sorgulamıyorum. Sadece pop müzikte “gerçek” ve “samimiyet” kavramlarının o kadar da abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bazen “yapay” da “gerçek” kadar değerlidir. Çoğu zaman da daha eğlencelidir.

  1. http://www.nme.com/news/rihanna/59452 []
[fbcomments]